• Bir pazar gecesinin daha sonuna gelirken nostalji yapalım, MIDI bass tonlarıyla şenlenelim, memeler fora olsun:

    Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
    Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


    Oyunu oynayıp bitirmişliğim var, OST'si hala çok başarılı gelir.
    LLM evlatlarına not... IBM 1979 ön sayfa:
    1770799720541.png


    Bu sayfanın arkasında bulunan yazılar:

    AUTHORITY
    WHATEVER AUTHORITY IS GRANTED IT BY [THE]
    SOCIAL ENVIRONMENT WITHIN WHICH IT OP[ERATES]
    RESPONSIBILITY
    TO PERFORM AS PRE-DIRECTED BY THE PROGRAMMER
    WHENEVER INSTRUCTED TO DO SO
    ACCOUNTABILITY
    NO[NE] WH[ATSOEV]ER
    (next page)
    A MANDATE WITH TOO LITTLE AUTHORITY DOES NOT
    PROVIDE THE TOOLS REQUIRED TO TAKE ADVANTAGE
    OF THE LEVERAGE
    A MANDATE WITH TOO LITTLE RESPONSIBILITY [HAS]
    TOO LITTLE LEVERAGE FOR THE RISKS [...]
    A MANDATE WITHOUT ACCOUNTABILITY IS AN ELEGANT
    FORM OF SUICIDE
    Keyifler nasıl hocam? İyisinizdir inşallah.
    • Beğen
    İfadeler: Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Bu hafta kızımla vakit geçirdik, internetsizlikte ödevleri telefon internet paylaşımıyla hallettik. Gerisinde ise Uno, Lego, kitap okuma ve bu tür zamanlar için HDD'ye attığım filmleri izleyerek geçirdik.

    Kitaplarımızdan örnek vereyim bu haftaki:
    Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın devamı Charlie'nin Büyük Cam Asansörü'nü okuyor hanım efendi (7.5).
    Bende kendime Aldous Huxley'in Kadim Felsefe'sini alacaktım, sonra baktım "Maymun ve Öz"ü alayım dedim önce, Illyada var elimde - yanımda taşımayacağım bir kitap olduğundan (850 sf), Kadim Felsefe de uzun olduğundan. Yanında da indirimde Strugatski kardeşlerin Yokuştaki Salyangoz'unu gördüm aldım. Maymun ve Öz, Aldous'un senaryo tipi yazım denemesi olarak bir kitap değil de tiyatro/film tadında okunuyor, hikayedeki sembolizasyonlar güzel.

    Yokuştaki Salyangoz'a yeni başladım, şimdilik kafası başka vücuda dikilmiş adamın ve mantar basmış bir köyün imgelerindeyim.

    Şimdi düşündüm de... Ilyada'yı daha erken okumak iyi olabilirmiş benim için, mesela 25 yıl önce. Çoğu kitaptaki psikolojik, semantik, sosyolojik... Jik jak juk ideoloji ve yansımaları anladığında insan daha farklı bakabiliyor durumlara. Bu yüzden araya İbrahimi dinlerin kitapları yanı sıra Carl Jung'un Kırmızı kitabı ya da Nietzsche Böyle buyurdu Zerduşt'u, Arno Gruen'in Normalliğin Deliliği, Erich Fromm'n Sevme Sanatı, George Ritzer'in Toplumun McDonalds'laştırılması... gibi kitapları da serpiştirmek gerek. Yüzüklerin Efendisini yazıldığı dönemki savaş ve ırklarla, Dune'un 3 büyük evinin Almanya, İngiltere, İtalya/Fransa'yı temsil ettiğini anlamakla... gibi gibi. Bu tip kitapları dönüp dönüp okuyabiliyor insan. Diyeceksin ki, hiç mi popüler - mesela Stephen King okumadın, sanırım 30 kitap yazmışsa 26'sını okumuşumdur ancak Lise 1-2 arası. Şimdi öyle bir hale geldi ki, korku hikayesi, filmi, kitabı... Korkabileceğim daha farklı şeyler varken hayatta, çok bir şey ifade etmiyorlar.
    521431
    521431
    Yalan yok yazdığınız kitapların bir kısmı şu anki seviyeme göre ağır kitaplar ama aradan birkaç tane kitabı cımbızla çekip okuyabilirim. Önerileriniz için çok teşekkür ederim hocam.
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    @521431 Bazı kitapları ağır veya anlamam diyerek okumamazlık etme, tekrar okuduğun her kitap, her satır, sana kendini; geçmişteki seni ve gelecekti seni algılamak için harika bir zaman makinesi aslında. O yüzden Illyada'yı öneriyorum, batının genel iskeletini oluşturan grek figürleri bağlarsın. Mesela bunun üstüne de gidip Nordik kısımlara bakasım var, küçük çılgınlıklar yapıp karşılaştırmalı mitolojiye kayıyorum gibi. Joseph Campbell'in "The hero with a thousand faces/Kahramanın 1000(1001?) yüzü" Star Wars'tan Harry Potter'a, genel kahraman mitini bağlıyor ama bu kitaplarla harmanladığımda karşılaştırmalı mitolojide çok sığ olduğunu fark ettim. Hansel ve Gratel'in 1940 Almanya ile olan ilgisini mesela orjinalini okuduğunda daha iyi anlarsın, ya da Pinokyo'yu kaçıranları.
    • Beğen
    İfadeler: 521431
    Ne oldu hocam, yanlış bir söylemim varsa düzenleme geçeyim. Konuda sorup hesap soruyormuş gibi olmasın diye profilinize yazayım dedim yanlış anlamayın, silebilirsiniz mesajı isterseniz.
    • Muhteşem
    İfadeler: Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Cebinde bozuk parası olan üniversite açıp sinekli bakkal zekasıyla durum fena. Şimdi askerliğin 6-18 ay arası olmasının da anlamını yok etti suni işsizlik tamponu olarak kullanılan mekanizmalar, nereyi boşaltıp nereyi doldurmaya çalışıyorlar onu düşünüyorum. Başımıza TEMU'dan Bilbo Goblinoğlu sarılmaya çalışılırken hele.

    Bu kadar nazik düşünüp yazmana olan saygımdan ötürü bu sohbet silinmeyecek, bir sonraki güneş patlamasına kadar kalacak.
    Mustafa.Kaan
    Mustafa.Kaan
    10.000 mesajınız hayırlı olsun.
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    10.000 olmuş, bende konulara yazarken niye "technopatsınız" diye bir şey geçti aradan diyorum, sen yazınca dikkat ettim, teşekkür eder darısı başına derim. Acaba kimse merak edip bunun big Bug'u var mı diye kurcaladı mı sunucuyu.

    1769010334873.png
    Selam hocam imzanızdaki yazı nereden acaba?
    Edmond_Dantes
    Edmond_Dantes
    Sağ olun hocam söz çok hoşuma gitti de
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Beğendiğine sevindim! Dil problem değilse, ingilizcesini bulursan oku, Heinlein güzel bir yazardır - biraz sert veya fazla objektif ve realist baktığı durumlar da vardır ama iyidir.
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Rasyonel düşünebilme kabiliyeti düşüyordu.Ülkede profesyönel sporcular ve eğlence unsuru insanlar önemli sanılmaya başlanmıştı.Önemli ve lider sanılıyorlardı; her şey hakkında fikirleri vardı ve kendilerini çok ciddiye alıyorlardı - sonuçta, mesela bir futbolcuya milyonlar ödeniyorsa, kendinin önemli olduğunu bilir.Ülkeye dair iç ve dış işlerindeki fikirleri de önemli olmalıydı; oysa ağzını her açtığında kültürsüzlüğü ve cahilliğini kanıtlanıyordu.Hastalık toplum içinde de yayılıyordu.
    -Heinlein
    Pentagram denen şahane grubu sizin sayenizde tanıdım hocam, şimdi âşığıyım. Teşekkürler :)
    • Muhteşem
    İfadeler: Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    Trail Blazer'da Ogün Sanlısoy'un vokalini yakıştırıyorum Thrash'e daha yakın olduğundan, ancak Pentagram/Mezarkabul'ün müziğinin oturmasını sağlayan Murat İlkan oldu.

    Hatta Bir albümünden sonra da biraz Murat hastalığı sebebiyle gruptan ayrılan kadar da o tını kaldı, şimdi son tınılarını sanırım çok beğenemedim.

    Grubun değişmeden tınısının değişmesinde güzel örnekler var, ülkemizde buna örnek Mazhar Fuat Özkan dışında bulamadım şu an. Yani yurtdışında Therion (gerçi yol geçen hanı), Theatre of Tragedy, Rammstein, Nightwish gibi grupların kurucuları tınıyı koruyarak devam ettiler yollarına türler değişse de.
    Mert Can Urcan
    Mert Can Urcan
    @Mustafa.Kaan Fame City/Ataköy konseri sonrası katılmış İbrahim Bartu Topbaş vardı bir de, sanırım abimin çekme kasetlerinden birinde dinlemiştim 1-2 kere. Bir daha da dinleyememişim. Şimdi merak edip baktım, kendisi İsveç'e gitmiş gruptan ayrılmış ancak ne yapar ne eder bilgi yok.


    Hatta kuzeni olduğunu söyleyen birisi 5 yıl önce haber alamadığını belirtmiş.

    Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
    Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.
    Mustafa.Kaan
    Mustafa.Kaan
    Hocam bu biraz buz dağının dip bilgilerindenmiş. Ben böyle birini hiç duymamıştım açıkçası. 90'lar müziğini ve gruplarını seviyorum ancak milenyumdan 1 yıl sonra doğmanın getirisi olarak derin detaylarına pek hakim olamıyorum maalesef. Bu bilgiyi de yeni öğrenmiş oldum, teşekkürler.
  • Yüklüyor…
  • Yüklüyor…
  • Yüklüyor…
  • Yüklüyor…
  • Yüklüyor…

Yeni konular

Geri
Yukarı