İnsanın hata yapması doğal ya da her zaman için olası bir durumdur. Faydasal bakış ile yolu çizmek gerekirse; hatalar yapılır, çıkan sonuca göre, eksiklikler ya da nedenler üzerine düşünülür ve belirlenir, bunların bertarafı için yapılabileceklere bakılır, düzeltmek için harekete geçilir, onarılabiliyorsa onarılır, onarılamıyorsa da en azından hatanın tekrarlanması tehlikesinin bir miktar önüne geçilmiş olur. Bu yol, insanın da öğrenme faaliyetine etki edeceği için bilginin artmasına vesile olacaktır. Lakin hayat içinde durum pek de bu şekilde değildir. Hata yapılır, önce fark edilmemesi için uğraşılır, fark edilirse sorumluluğu üzerimizden atabilmek için gayret gösterilir, oldu bizim yaptığımız ortaya çıktı, bu hatayı meşru bir zemine oturtmak ve sanki hata yapmamanın hiçbir yolu yokmuş izlenimi vermek için bahaneler üretilir. Neticede aynı hatalar, mütemadiyen tekrarlanır ve aynı döngü ısrarla uygulanmaya devam eder. Hata saklanırken, sorumluluktan kaçarken, bahaneler üretilirken bir sürü emek harcanmıştır ama ortada herhangi bir esere rastlanmamaktadır. Hatta hasbelkader yapılmış eserlerin tahribine de vesile olunmaktadır.
Emek harcanacak ve harcanan emek hiçbir şeye etki etmeyecek, hatta geriye gitmeye bile vesile olacaksa bu çabaya ne gerek vardır? Anlaşılması güç kısım da burası. Korunma iç güdüsü müdür? Korku mudur? Muhtemeldir, lakin cepten yememize vesile olacak ve sonuç pek de değişmeyecekse, bunlar da herhangi bir şey ifade etmemektedir. Çünkü ısrarlı tekrarlarımız sayesinde korktuğumuz sürekli başımıza gelmektedir ve gelecektir.
Emeği ve zamanı işlevsel hale getirip hataları kazanca çevirmek bir tarafta dursun. Ne bardak mı? Hangi bardak? Yok ya hu ne ben kıracağım? Haaa hatırladım, tam masaya koyuyordum ki evin kapısı çaldı, aceleyle açmaya giderken kapıya kolum takıldı, elimden düştü. Hepsi, o kapıyı benim kolumun geçeçeği güzergaha konumlandıran mimarın suçu.
Emek harcanacak ve harcanan emek hiçbir şeye etki etmeyecek, hatta geriye gitmeye bile vesile olacaksa bu çabaya ne gerek vardır? Anlaşılması güç kısım da burası. Korunma iç güdüsü müdür? Korku mudur? Muhtemeldir, lakin cepten yememize vesile olacak ve sonuç pek de değişmeyecekse, bunlar da herhangi bir şey ifade etmemektedir. Çünkü ısrarlı tekrarlarımız sayesinde korktuğumuz sürekli başımıza gelmektedir ve gelecektir.
Emeği ve zamanı işlevsel hale getirip hataları kazanca çevirmek bir tarafta dursun. Ne bardak mı? Hangi bardak? Yok ya hu ne ben kıracağım? Haaa hatırladım, tam masaya koyuyordum ki evin kapısı çaldı, aceleyle açmaya giderken kapıya kolum takıldı, elimden düştü. Hepsi, o kapıyı benim kolumun geçeçeği güzergaha konumlandıran mimarın suçu.