Özür dileme, istemiyorum. Özür dilenecek şeyler yazmasaydın burada. 23 yaşındayım, kendimden büyük ya da küçük; kimseye burada hakaret etmedim ben. Düşünerek yazmaya çalışıyorum. Direkt olarak yazmıyorum, karşı tarafı kırabilir mi, diye bakıyorum yazılarıma. Sadece bana kasıtlı olarak yazman affedilir şey değil.
Herkesin parmak izi aynı mı? Hayır. Resmen yazınla hakaret ettin bana. Ben yine karşılık vermedim. Sorun ne? Kalp kırmak basittir, lakin kazanması bir o kadar zor. Bir bardak kırıldığı zaman eskisi gibi olmuyor. Artık özür dileme, kalp kırıldı mı? Kırıldı. Geri dönüşü yok.
İnsan ol, diye yazarken düşünecektin. Ben asla bunu yazmazdım. İnsan ol, ne demek? Ne desem boş artık. 23 yaşındayım, evet ama gelip de kimseye bunu yazmadım. Zoruma gidiyor.
Birçok kitap okuyorum ki... Burada yazım ve noktalama işaretlerine dikkat ederek yazayım diye. Karşılığında hakaret yiyorum. Olacak şey değil. Asla özrünü kabul etmiyorum. Kimseye hakaret etmiyorsam, karşıdaki kişinin de hakaret etmemesi gerekir bana.
Ne kadar çok özür dilesen de boş. İster bundan ders çıkar ya da çıkarma. Bu sana kalmış bir şey... Artı şunu yazacağım: Laf, dayaktan beterdir. İşte bu sözü unutma. Her okudukça o yazdığın yazıları, canımı yakıyor. Bunu asla unutmayacağım.