Cips yedikten sonra mide ağrısı

Yanlış bilgi yazmadım. Okuma yazmanız varsa lütfen tekrar okuyun mesajımı.

Konu sahibi zaten yıllarca kullanmayacak bu ilaçları, düzenli olarak semptomlar bitene kadar kullanacak. Alzheimer konusuna gelirsem kaynak öğrenebilir miyim? Muhtemelen bomboş ne idüğü belirsiz kaynaklardan aldınız. Zaten talcid gibi bir ilacı kullansa geçici olarak semptomlar gidecek. Doktorlar alzheimer'a neden olacağını bilip neden öneriyorlar bu ilaçları o zaman? Sigara, uyuşturucu gibi maddelerde insan vücuduna ve doğaya daha zararlı kimyasal maddeler varken neden o kişiler alzheimer, demans gibi hastalıklardan neden muzdarip olmuyorlar? Şansa bağlı bir şey tabii bu.

Konu sahibinin reflüyü gidermesi için beslenmesine dikkat etmesi lazım, o konuda katılıyorum.
Bilmeden zararsız ve doğru sandığın için yanlış bilgi veriyorsun.
Önce araştırman için kaynaklar:

Daha 21 yaşında hiç bilmediğin ve yaşamadığın bir konuyu gerçekten yaşamış ve bilen kişilere bırak. Sonradan pişman olacağın şekilde gereksiz sözler de kullanma.

46 yaşındayım, 1976 doğumluyum. Talcid'i kendim 1994 yılından 2015 yılına kadar gittikçe artan sıklıkla kullandım. Gaviscon'u da naneli tadı yüzünden 1-2 yıl kullanmışımdır.

Ama benden önce anneannem (kendisini 2010 yılında alzheimer yüzünden kaybettim) kan sulandırıcı diye doktorların verdiği aspirinlerin yol açtığı mide ağrısına karşı Talcid'i 1980'den beri kullanıyordu.
Ben de yemek borusu reflüsü başlangıcıyla birlikte önce azar azar, şiddetlenmesiyle 2015'de düzeltene kadar günde belki 8-10 tane şeklinde kullandım. Büyük olasılıkla benim de ileriki yaşlarda alzheimer yaşamam olası.
Talcid benzeri anti-asit (mide koruyucu denir) ilaçlarını çok acil durumlarda (örneğin mide kanamasında) kısa süreli kullanabilirsin. Tıpkı antibiyotiklerin şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar ve yaralanmalarda kangren tehlikesi gibi durumlarda hayat kurtarıcı olduğu gibi, gerekince kullanmalısın da.

Ama hepimizin bildiği gibi bu ilaçlar öyle başlanıp ölene kadar kullanılıyor. Kendi anneannemden biliyorum. Asıl nedeni ortadan kaldırmadığın sürece 1-2 hafta diye başlanan ilaçlar bir ömür boyu reçete ediliyor.

Doktorların hepsi öyle değil. Namuslu ve hastasını insan olarak gören doktorlar da var. Ama çoğunluk ne yazık ki ilaç firmalarına çalışıyorlar. Devlet hastanelerinde sıra beklediysen görürsün, odalarına sürekli ilaç firmalarının temsilcileri girer/çıkar. Çoğu doktor sana reçete yazdıktan sonra eline bir broşür tutuşturur, şunu da kullan der, bunu o ilaç firmalarına çok güvendikleri ve sevdikleri için yapmazlar. Doktorların odasına girersen her yerde Bayer'in duvar saati, şu şu ilaç firmasının not kağıtları, bu firmanın hediye kalemliği doludur...

Sonuçta bu ilaçlar hemen öldürmüyorlar, hemen zehirlemiyorlar. Ama ömür boyu 20-30 yıl kullandığında zehirleyecek kadar vücudunda metal biriktirmiş oluyorsun.

Ancak asıl mesele bu "hastalık"ların hastalık olmayışı, bunların vücudun verdiği alarm tepkisi olması.
Bunları ağrı kesici ya da mide yatıştırıcı ile bastırınca aslında kimse iyileşmiyor.

Mide asit reflüsünün, yani mide asidinin yemek borusuna kaçmasının en önemli nedeni bağırsaklarda düzensizlik ve gaz yaşanmasıdır.
Doğal beslenmeyip aşırı şekerli ve nişastalı yemek, sık antibiyotik ve ağrı kesici kullanımı bağırsaktaki doğal yapıyı bozar ve zararlı gaz yapıcı bakteri ve mayaların oranı artar.
Bunların şekeri/sütü/hamuru yerken oluşturdukları gaz ve kasılmalar da mideye baskı yapar ve reflü ya da mide ekşimesi, gastrit başlatır.

Ayrıca karaciğer yağlanması ve karın çevresinde göbeklenme de mideye baskı yapar, o kişi o kiloyu geri vermedikçe düzelme olmaz.

Alüminyum dışında asit azaltıcıların daha hızlı etki eden kötü etkisi de, mide asiti olmadığında bağırsaklarda yaşayan kötü/zararlı bakterilerin sinüslere ulaşarak sinüzite, genize ulaşarak farenjite, aynı noktadan kulaklara ve orta kulak iltihabına ve en uçta ağza ulaşarak diş eti iltihaplarına ve diş kayıplarına yol açması sorunu var.

Bu, bütün uzun yıllar anti-asit ilaçları kullananlarda vardır.

Çünkü mide asidi sadece yemekleri sindirme işi görmez. Aynı zamanda zararlı mikropları öldürdüğünden ağızdan bağırsağa giden yiyecekleri dezenfekte eder ve bağırsaktan ağza gitmeye çalışanları da öldürür.
Asit ilaçlarla azaltıldığında, alt ve üst iki tarafta da yeni yeni hastalıklar başlar.

21 yaşında hayatında daha ciddi bir hastalık bile yaşamamışken, onlarca olayla karşılaşmış, yakınlarını kaybetmiş kişilere karşı saygılı olmayı öğren. Önce en azından profile bak.
 
Öncelikle nasıl olduğunu yazayım:
1) Bağırsaklarda gaz oluyorsa ya da kasılma yaşanıyorsa mideye baskı yapar ve asit yemek borusuna kaçar. Ayrıca karaciğer yağlanması ve göbek de mideye baskı yapar ve reflü oluşur. Kiloyu vermekle azalır.
2) Yemek borusu ile mide arasında bir kas vardır. Kusma hareketi hariç kapalı kalır, üzüntü ve stres sonrası o kas yeterince kasılamaz ama reflü başlar. Midem yanıyor denen şey budur, asit yemek borusunu yakar, tahriş olur.
3) Mide kaburgalarla diyafram arasına sıkışır, buna mide fıtığı denir. Özellikle koşarken veya spor yaparken hızlı nefes alıp verme ile başlar.

Kilo verme dışında diğerlerinde şu an bir tedavisi yok.
Sebeplere küçük bir ekleme; nadir görülmekle beraber, mide kapakçığın olması gereken şekilde değil de mide içine doğru içbükey ise o asit istesen de istemesen de kaçacaktır. Tedavi için ağız yoluyla girip kapakçık kısımlarında lazerle yakarak kas dokuların düzeltilmesi önerilmekteyse de yüzde yüz başarı sağlayamamaktadır. Genelde bu "sağlayamamaktadır" kısmını hızlı söyleyebiliyorlar para aldıklarından.

Zaten doğal seleksiyona konserve yiyecek dışı müdahele ettiğimizden beri her şey bir ilginç olmaya başladı sanki.
 
Sebeplere küçük bir ekleme; nadir görülmekle beraber, mide kapakçığın olması gereken şekilde değil de mide içine doğru içbükey ise o asit istesen de istemesen de kaçacaktır. Tedavi için ağız yoluyla girip kapakçık kısımlarında lazerle yakarak kas dokuların düzeltilmesi önerilmekteyse de yüzde yüz başarı sağlayamamaktadır. Genelde bu "sağlayamamaktadır" kısmını hızlı söyleyebiliyorlar para aldıklarından.

Zaten doğal seleksiyona konserve yiyecek dışı müdahele ettiğimizden beri her şey bir ilginç olmaya başladı sanki.
Oradaki kasta bozulmanın bir nedeni yaşanan acılar ve stres sonucuyla da oluyor. İş ya da okul yaşamında ardı ardına kötü olaylar yaşayan, sürekli tedirginlik içinde olan kişilerde, hani "içim cız etti" diye tarif edilen tam o kasın olduğu noktada ağrı olur. Oradaki kas gerektiği gibi kasılmadığında mide asidi yemek borusuna kaçmaya başlıyor.

Şu an ben kimseye parça keserek organ çıkartan operasyonları, "hayati bir kaza durumu hariç" önermem. Mide küçültme ameliyatlarının sonucunu görüyoruz. Parça çıktığında o organı geri oluşturma yolu şimdilik yok. İnsan her şeyiyle bir bütün olarak milyonlarca yılda bu hale gelebilmiş ve hayatta kalmış bir organizma bütünü.

Bu, vücudu yontar gibi sağını solunu kesmekle tamir olmuyor.
Onun yerine soruna yol açan nedenleri bulmak daha doğru. Kişi sağlığını hangi olayla, ne yaptığında kaybetti, ona yoğunlaşmak gerek. Ve geri vitesle çocukken, gençken olduğu gibi sağlığına geri kavuşmaya odaklanmalı.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı