Uzun soluklu kitap onerisi

sheanous

Decipat
Katılım
9 Nisan 2024
Mesajlar
1.330
Çözümler
8
Yer
Japonya, Kobe
İyi sosyaller herkese. 5 yıldan uzun süredir Japonya'dayım ve Türkiye'ye hiç uğramadım. Türkçe kitap okumayı gerçekten çok özledim ve Türkiye'den bir arkadaşımla anlaştım, istediğim 3-4 kitabı gönderecek bana. Türkiye'deyken genelde hep Sherlock Holmes ve Türk tarihi ile kitaplar okurdum. Ara sıra Nihal Atsız'ın Bozkurtlar denen romanı gibi şeyleri de okuyordum. Her şeyden önce bir tane Nutuk kitabı isteyeceğim, yanına da ek olarak Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili kitapları da eklemek istiyorum. Cumhuriyet'in ilk yılları veya İslamiyet öncesi Türklerle ilgili birkaç kitap arıyorum. Önerilerinize açığım, kendiniz okuyup "bu bayağı iyiydi, kesin okuman lazım" dediğiniz türde bir şeyler varsa almayı düşünüyorum. Ek olarak Sherlock Holmes okudum diye polisiye sevdiğimi falan düşünmeyin. Polisiye söz konusu olunca Sherlock’tan başka bir şey okumam ben asla, başkaları ilgimi çekmiyor. Sherlock’taki o olayların betimlenme şekli beni benden alıyordu, galiba onun için bu kadar çok sevmiştim.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Size iki farklı ideolojiden cumhuriyet tarihi kitabı önereyim. Taner Timur'un Türk Devrimi ve Sonrası ile Çağlar Keyder'in Türkiye'de Devlet ve Sınıflar. Dışardan bir gözle Türkiye tarihi okumak isterseniz de Feroz Ahmad'in kitaplarına bakabilirsiniz.
 
İyi sosyaller herkese. 5 yıldan uzun süredir Japonya'dayım ve Türkiye'ye hiç uğramadım. Türkçe kitap okumayı gerçekten çok özledim ve Türkiye'den bir arkadaşımla anlaştım, istediğim 3-4 kitabı gönderecek bana. Türkiye'deyken genelde hep Sherlock Holmes ve Türk tarihi ile kitaplar okurdum. Ara sıra nihal atsız'ın bozkurtlar denen romanı gibi şeyleri de okuyordum. Her şeyden önce bir tane nutuk kitabı isteyeceğim, yanına da ek olarak Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili kitapları da eklemek istiyorum. Cumhuriyet'in ilk yılları veya islamiyet öncesi türklerle ilgili birkaç kitap arıyorum. Önerilerinize açığım, kendiniz okuyup "bu bayağı iyiydi, kesin okuman lazım" dediğiniz türde bir şeyler varsa almayı düşünüyorum. Ek olarak Sherlock Holmes okudum diye polisiye sevdiğimi falan düşünmeyin. Polisiye söz konusu olunca Sherlock'tan başka bir şey okumam ben asla, başkaları ilgimi çekmiyor. Sherlock'taki o olayların betimlenme şekli beni benden alıyordu, galiba onun için bu kadar çok sevmiştim.

Dediğinizle alakasız olacak ama şunlara bakabilirsiniz.

Witcher serisi
Yüzüklerin Efendisi serisi.
Harry Potter serisi.

Ayrıca Japonya'da iseniz sanırım animelere biraz da olsa ilginiz vardır novel olafak the beginning after the end okuyabilirsiniz.
 
Japonya’da olmanın getirdiği o memleket hasretini, Türkçeye ve kitaplara olan özlemini çok iyi anlıyorum. Nutuk güzel bir seçim, Türk tarihi zaten insanı içine çeken bir deniz gibi... Ama müsaade edersen ben de sana bir kitap önerisinde bulunmak istiyorum. Öyle bir kitap ki, senelerce okusam da hâlâ içindekileri tam anlamışım diyemiyorum.


Ben de çok kitap okudum bugüne kadar. Romanlar, tarih kitapları, felsefeler... Ama gerçekten içime işleyen, yıllardır elime alıp her seferinde başka bir derinliğini fark ettiğim tek kitap Kur’an-ı Kerim oldu.


İnsan ilk başta şöyle düşünüyor: “Aynı kitabı yıllarca tekrar tekrar okumak mı?”
Evet, eğer o kitap Kur’ansa, gerçekten okunuyor. Çünkü o sadece bir metin değil, insanı insana anlatan, hayatı açıklayan, içindeki en derin sorulara usul usul cevap veren bir rehber.


Bazen bir ayetle gününü geçiriyorsun, bazen bir kelime bile seni sarsıyor.
Okudukça büyüyen, derinleştikçe insanı hafifleten bir kitap bu.


Elbette tarihimizi, geçmişimizi, kahramanlarımızı tanıyalım. Ama bir de asıl kendi içimize dönelim. Kökün, cevherin, özün nerede olduğunu gösteren bir yol arıyorsan, bir de Kur’an’ı kitap gibi okumayı dene. Belki de yıllar sonra kendine en büyük hediyeyi vermiş olursun.


Selametle kardeşim. Kitapların da, yolun da hayırla dolsun.
 
İyi sosyaller herkese. 5 yıldan uzun süredir Japonya'dayım ve Türkiye'ye hiç uğramadım. Türkçe kitap okumayı gerçekten çok özledim ve Türkiye'den bir arkadaşımla anlaştım, istediğim 3-4 kitabı gönderecek bana. Türkiye'deyken genelde hep Sherlock Holmes ve Türk tarihi ile kitaplar okurdum. Ara sıra nihal atsız'ın bozkurtlar denen romanı gibi şeyleri de okuyordum. Her şeyden önce bir tane nutuk kitabı isteyeceğim, yanına da ek olarak Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili kitapları da eklemek istiyorum. Cumhuriyet'in ilk yılları veya islamiyet öncesi türklerle ilgili birkaç kitap arıyorum. Önerilerinize açığım, kendiniz okuyup "bu bayağı iyiydi, kesin okuman lazım" dediğiniz türde bir şeyler varsa almayı düşünüyorum. Ek olarak Sherlock Holmes okudum diye polisiye sevdiğimi falan düşünmeyin. Polisiye söz konusu olunca Sherlock'tan başka bir şey okumam ben asla, başkaları ilgimi çekmiyor. Sherlock'taki o olayların betimlenme şekli beni benden alıyordu, galiba onun için bu kadar çok sevmiştim.

Yalnızız - Peyami Safa, kesinlikle okunmalı. Uzun soluklu olarak Anna Karenina olabilir.
 
Son düzenleme:
Size iki farklı ideolojiden cumhuriyet tarihi kitabı önereyim. Taner Timur'un Türk Devrimi ve Sonrası ile Çağlar Keyder'in Türkiye'de Devlet ve Sınıflar. Dışardan bir gözle Türkiye tarihi okumak isterseniz de Feroz Ahmad'in kitaplarına bakabilirsiniz.
Disardan bir gozle Turkiye tarihi kitabi ilgimi cekti acikcasi. Senelerdir Japonya'dayim ama Japonlar tam anlamiyla Turkiye'ye ve Turklere ne gozle bakiyorlar halen daha tam anlayamiyorum. Kitabin adina bakilirsa bunu anlamam da az cok yardim eder gibi geldi bana.

Dediğinizle alakasız olacak ama şunlara bakabilirsiniz.

Witcher serisi
Yüzüklerin Efendisi serisi.
Harry Potter serisi.

Ayrıca Japonya'da iseniz sanırım animelere biraz da olsa ilginiz vardır novel olafak the beginning after the end okuyabilirsiniz.
Yuzuklerin Efendisi ve Harry Potter filmlerini izlemistim sadece. Harry Potter kitaplarini okuma konusunda nedense biraz onyargiliyim ama Yuzukler Efendisi serisini okumayi dusunuyordum bir aralar.

Japonya’da olmanın getirdiği o memleket hasretini, Türkçeye ve kitaplara olan özlemini çok iyi anlıyorum. Nutuk güzel bir seçim, Türk tarihi zaten insanı içine çeken bir deniz gibi... Ama müsaade edersen ben de sana bir kitap önerisinde bulunmak istiyorum. Öyle bir kitap ki, senelerce okusam da hâlâ içindekileri tam anlamışım diyemiyorum.


Ben de çok kitap okudum bugüne kadar. Romanlar, tarih kitapları, felsefeler... Ama gerçekten içime işleyen, yıllardır elime alıp her seferinde başka bir derinliğini fark ettiğim tek kitap Kur’an-ı Kerim oldu.


İnsan ilk başta şöyle düşünüyor: “Aynı kitabı yıllarca tekrar tekrar okumak mı?”
Evet, eğer o kitap Kur’ansa, gerçekten okunuyor. Çünkü o sadece bir metin değil, insanı insana anlatan, hayatı açıklayan, içindeki en derin sorulara usul usul cevap veren bir rehber.


Bazen bir ayetle gününü geçiriyorsun, bazen bir kelime bile seni sarsıyor.
Okudukça büyüyen, derinleştikçe insanı hafifleten bir kitap bu.


Elbette tarihimizi, geçmişimizi, kahramanlarımızı tanıyalım. Ama bir de asıl kendi içimize dönelim. Kökün, cevherin, özün nerede olduğunu gösteren bir yol arıyorsan, bir de Kur’an’ı kitap gibi okumayı dene. Belki de yıllar sonra kendine en büyük hediyeyi vermiş olursun.


Selametle kardeşim. Kitapların da, yolun da hayırla dolsun.
Evet, 5 sene boyunca burada olunca insan buyudugu yerleri ozluyor. Psikolojik olarak cok daraliyor insan. Gecen eski esyalarimin arasinda Turkiye'den getirdigim Sherlock Holmes kitabini okudugumda icim cok rahatlamisti.

Ote yandan oneriniz icin tesekkur ederim. Evde Kur'an var ama hepsinin meali Uygurca. Uygurcayi zaten okumakta zorlaniyorum, ustune benim Uygurca konusabilecegim ortam sadece aile ile sinirli kaldigi icin Kur'an'in Uygurca mealini anlayamiyorum, kelime dagarcigim yetmiyor. Ailem cok dindar ve Ataturk karsiti oldugu icin en kolay getirebilecegim kitap o olsa gerek. Abim ateist oldugu icin evde zaman zaman dini tartismalar oluyor. Benim de dine karsi bakis acim oldukca degismeye basladi. Zira onca zaman bize "Islam" diye asilanan seyin aslinda ne kadar "sapitilmis" oldugunu farketmeye basladim. Ozellikle hadis bahanesiyle dinin ne kadar cok degistirildigini goruyorum. Kur'an'da Allah her seyi bizim anlayabilecegimiz derecede basit bir sekilde tum bu vahiyleri indirdigini soyluyor. Kur'an'i kendi dilinizde okuyun ve gercekten anlayin diyor. Namaz da hic oyle bize ogretildigi gibi anlatilmiyor Kur'an'da. Namaz esnasinda ayet okuyun bile demiyor. Sadece peygamber boyle gosterdigi icin biz de boyle yapiyoruz deniliyor. Ama eger Orta Asya'ya, Uygurlarin ve Ozbeklerin oldugu cografyaya bakarsaniz once farz, sonra dua, ardindan sunnet ve zikir falan yapilir. Turkiye'de ise farz-sunnet-zikir-dua seklinde. Herkes kendine uygun bir sekilde degistirmis. Kur'an'i biraz detayli okudugum da dolayli yoldan boyle yapmamiza da izin veriyor gibi. Herkes kendini nasil Allah'a yakin hissediyorsa oyle ibadet etsin oyle yasasin ama kesinlikle Allah'i anip sukur etsin demeye calisiyor gibi. Ama gunumuzde bize asilanmaya calisan Islam hic de oyle degil. Her seyi bir kurala sokup zorlama yapiliyor, eger Kur'an'da yeri olmayan sonradan koyulmus kurallara uymazsak gunahkar diye aniliyoruz falan.

Kisaca git gide baya kafam karisiyor din hakkinda. O yuzden Kur'an'in mealini okumak gibi bir planim kesinlikle var. Dedigim gibi, ailem cok dindar ve Ataturk karsiti oldugu icin surekli dini seylere kafa yormak, okumak falan bunaltiyor artik. Su bir kac yil icinde okuluma daha yakin bir yere tasinip tek basima yasamayi planliyorum, Kur'an'i da o zaman okumaya baslayacagim. Oneriniz icin, yazmaya zahmet ettiginiz icin cok tesekkur ederim.

Yalnızız - Peyami Safa, kesinlikle okunmalı. Uzun soluklu olarak Anna Karenina olabilir.
Yalniziz'a bir bakacagim. Anna Karenina'ya ise cok onyargiliyim. Bir ara bir sokak roportajini izlemistim, malum kitleden bir kisiye dunya klasigi kitaplaran sayar misiniz diye soruldugunda "anna qaranina bir anna qaranina iki anna qaranina uc" demisti. Gun o gundur Anne Karenina'ya cok onyargili bir sekilde bakiyorum :D.
 
Son düzenleme:
Dışarıdan bir gozle Türkiye tarihi kitabi ilgimi cekti açıkçası. Senelerdir Japonya'dayim ama Japonlar tam anlamiyla Türkiye'ye ve türklere ne gozle bakiyorlar halen daha tam anlayamiyorum. Kitabin adina bakilirsa bunu anlamam da az cok yardim eder gibi geldi bana.

Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter filmlerini izlemistim sadece. Harry Potter kitaplarini okuma konusunda nedense biraz onyargiliyim ama yuzukler efendisi serisini okumayi dusunuyordum bir aralar.

Evet, 5 sene boyunca burada olunca insan buyudugu yerleri ozluyor. Psikolojik olarak cok daraliyor insan. Gecen eski esyalarimin arasinda Türkiye'den getirdigim Sherlock Holmes kitabini okudugumda icim cok rahatlamisti.

Ote yandan oneriniz icin teşekkür ederim. Evde kur'an var ama hepsinin meali uygurca. Uygurcayi zaten okumakta zorlaniyorum, ustune benim uygurca konusabilecegim ortam sadece aile ile sinirli kaldigi icin kur'an'in uygurca mealini anlayamiyorum, kelime dagarcigim yetmiyor. Ailem cok dindar ve Atatürk karsiti oldugu icin en kolay getirebilecegim kitap o olsa gerek. Abim ateist oldugu icin evde zaman zaman dini tartismalar oluyor. Benim de dine karsi bakis açayım oldukca degismeye basladi. Zira onca zaman bize "İslam" diye asilanan seyin aslinda ne kadar "sapitilmis" oldugunu fark etmeye başladım. Ozellikle hadis bahanesiyle dinin ne kadar cok degistirildigini goruyorum. Kur'an'da Allah her seyi bizim anlayabilecegimiz derecede basit bir sekilde tum bu vahiyleri indirdigini soyluyor. Kur'an'ı kendi dilinizde okuyun ve gercekten anlayin diyor. Namaz da hiç oyle bize ogretildigi gibi anlatilmiyor kur'an'da. Namaz esnasinda ayet okuyun bile demiyor. Sadece peygamber boyle gosterdigi icin biz de boyle yapiyoruz deniliyor. Ama eger Orta Asya'ya, Uygur'larin ve ozbeklerin oldugu cografyaya bakarsaniz once farz, sonra dua, ardindan sunnet ve zikir falan yapilir. Türkiye'de ise farz-sunnet-zikir-dua seklinde. Herkes kendine uygun bir sekilde değiştirmiş. Kur'an'ı biraz detayli okudugum da dolayli yoldan boyle yapmamiza da izin veriyor gibi. Herkes kendini nasıl Allah'a yakin hissediyorsa oyle ibadet etsin oyle yasasin ama kesinlikle Allah'i anip sukur etsin demeye calisiyor gibi. Ama gunumuzde bize asilanmaya calisan İslam hiç de oyle degil. Her seyi bir kurala sokup zorlama yapiliyor, eger kur'an'da yeri olmayan sonradan koyulmus kurallara uymazsak gunahkar diye aniliyoruz falan.

Kisaca gitgide bayağı kafam karisiyor din hakkinda. O yuzden kur'an'in mealini okumak gibi bir planim kesinlikle var. Dedigim gibi, ailem cok dindar ve Atatürk karsiti oldugu icin surekli dini seylere kafa yormak, okumak falan bunaltiyor artik. Su birkaç yil icinde okuluma daha yakin bir yere tasinip tek basima yasamayi planliyorum, Kur'an'ı da o zaman okumaya baslayacagim. Oneriniz icin, yazmaya zahmet ettiginiz icin cok teşekkür ederim.

Yalniziz'a bir bakacagim. Anna Karenina'ya ise cok onyargiliyim. Bir ara bir sokak roportajini izlemistim, malum kitleden bir kisiye dunya klasigi kitaplaran sayar misiniz diye soruldugunda "anna qaranina bir anna qaranina iki anna qaranina UC" demisti. Gun o gundur anne Karenina'ya cok ön yargılı bir sekilde bakiyorum :D.

Her Hadis'i aynı saymayın.

Bir İsveç'li kötü birisi diye bütün isveçliler kötü mü olur?

Hadisler Kur'an'ı daha da detaylandırır.

Ayrıca cem meriç YouTube kanalına bakabilirsiniz İslam ile ilgili.

Ha bir de İslam'a inanıp Atatürk karşıtı olmak bana biraz mantıksız geldi Atatürk ile Din'in alakası nedir?

Hadis inkarcılarına şunu sorarım: Peygamber efendimiz Hz Muhammed(s. A. V) bize İslam'i daha detaylı anlatmak için geldi ve namaz kılmak gibi önemli şeyleri öğretti.

Hadisler değiştirilmiş, yanlış şeyler olsaydı Allah namaz gibi önemli konuları hadisler ile insanlara bildirmezdi.

Her hadis doğru olmayabilir bazıları hadis uyduruyor ama düzgün hadislere güvenebilirsiniz.
Sahih hadis de deniyor bunlara(güvenilir hadis anlamına geliyor)

Modern ateistler ise iki video izleyip oluyor hiç tartışmaya bile girmiyorum onlarla.

2015 yılında İngiltere'deki birmingham üniversitesi arşivlerinde bulunan bir el yazması parşömen, radyokarbon testiyle incelendi.

Bu test sonucunda, parşömenin yazıldığı derinin m. S. 568-645 yılları arasına ait olduğu ortaya çıktı.

Bu tarih aralığı, peygamber Efendimiz'in (sav) hayatıyla birebir örtüşüyor (peygamberi efendimiz (sav)571'de doğdu, 632'de vefat etti).

Yani bu ünv. Kuran'da olan birkaç sayfa veya ne kadarsa bu bölümün güncel kur'an ile harfi harfine aynı olduğunu doğrulamış.

Herhalde 600 küsur sayfanın kur'an'ın tamamını değiştirip bir buraya el atmamişlar diyecek yoktur 😅

Kur'an'ın değiştirilmemesi bile İslam'ın gerçekliğinin kanıtı çünkü bu kadar göz önünde olan bir kitap ve 1400 yıl önce değiştirilmeden olmaz.

Kur'an'ın mucizesi çok yeterki kendine objektif diyip İslam düşmanı insanları izlemeyin/takip etmeyin.

Neyse kitap önerisinden sapmayalım.
 
Son düzenleme:
Her Hadis'i aynı saymayın.

Bir İsveç'li kötü birisi diye bütün isveçliler kötü mü olur?

Hadisler Kur'an'ı daha da detaylandırır.

Ayrıca cem meriç YouTube kanalına bakabilirsiniz İslam ile ilgili.

Ha bir de İslam'a inanıp Atatürk karşıtı olmak bana biraz mantıksız geldi Atatürk ile Din'in alakası nedir?

Hadis inkarcılarına şunu sorarım: Peygamber efendimiz Hz Muhammed(s. A. V) bize İslam'i daha detaylı anlatmak için geldi ve namaz kılmak gibi önemli şeyleri öğretti.

Hadisler değiştirilmiş, yanlış şeyler olsaydı Allah namaz gibi önemli konuları hadisler ile insanlara bildirmezdi.

Her hadis doğru olmayabilir bazıları hadis uyduruyor ama düzgün hadislere güvenebilirsiniz.
Sahih hadis de deniyor bunlara(güvenilir hadis anlamına geliyor)

Modern ateistler ise iki video izleyip oluyor hiç tartışmaya bile girmiyorum onlarla.

2015 yılında İngiltere'deki birmingham üniversitesi arşivlerinde bulunan bir el yazması parşömen, radyokarbon testiyle incelendi.

Bu test sonucunda, parşömenin yazıldığı derinin m. S. 568-645 yılları arasına ait olduğu ortaya çıktı.

Bu tarih aralığı, peygamber Efendimiz'in (sav) hayatıyla birebir örtüşüyor (peygamberi efendimiz (sav)571'de doğdu, 632'de vefat etti).

Yani bu ünv. Kuran'da olan birkaç sayfa veya ne kadarsa bu bölümün güncel kur'an ile harfi harfine aynı olduğunu doğrulamış.

Herhalde 600 küsur sayfanın kur'an'ın tamamını değiştirip bir buraya el atmamişlar diyecek yoktur 😅

Kur'an'ın değiştirilmemesi bile İslam'ın gerçekliğinin kanıtı çünkü bu kadar göz önünde olan bir kitap ve 1400 yıl önce değiştirilmeden olmaz.

Kur'an'ın mucizesi çok yeterki kendine objektif diyip İslam düşmanı insanları izlemeyin/takip etmeyin.

Neyse kitap önerisinden sapmayalım.
Dediklerinizin tamamindan haberim var ama benim olaya bakis acim biraz daha farkli. Ama en sonda dediginiz gibi, konudan sapmayalim en iyisi. Kur'an ile ilgili ayri bir konu acacagim.
 
Disardan bir gozle Turkiye tarihi kitabi ilgimi cekti acikcasi. Senelerdir Japonya'dayim ama Japonlar tam anlamiyla Turkiye'ye ve Turklere ne gozle bakiyorlar halen daha tam anlayamiyorum. Kitabin adina bakilirsa bunu anlamam da az cok yardim eder gibi geldi bana.


Yuzuklerin Efendisi ve Harry Potter filmlerini izlemistim sadece. Harry Potter kitaplarini okuma konusunda nedense biraz onyargiliyim ama Yuzukler Efendisi serisini okumayi dusunuyordum bir aralar.


Evet, 5 sene boyunca burada olunca insan buyudugu yerleri ozluyor. Psikolojik olarak cok daraliyor insan. Gecen eski esyalarimin arasinda Turkiye'den getirdigim Sherlock Holmes kitabini okudugumda icim cok rahatlamisti.

Ote yandan oneriniz icin tesekkur ederim. Evde Kur'an var ama hepsinin meali Uygurca. Uygurcayi zaten okumakta zorlaniyorum, ustune benim Uygurca konusabilecegim ortam sadece aile ile sinirli kaldigi icin Kur'an'in Uygurca mealini anlayamiyorum, kelime dagarcigim yetmiyor. Ailem cok dindar ve Ataturk karsiti oldugu icin en kolay getirebilecegim kitap o olsa gerek. Abim ateist oldugu icin evde zaman zaman dini tartismalar oluyor. Benim de dine karsi bakis acim oldukca degismeye basladi. Zira onca zaman bize "Islam" diye asilanan seyin aslinda ne kadar "sapitilmis" oldugunu farketmeye basladim. Ozellikle hadis bahanesiyle dinin ne kadar cok degistirildigini goruyorum. Kur'an'da Allah her seyi bizim anlayabilecegimiz derecede basit bir sekilde tum bu vahiyleri indirdigini soyluyor. Kur'an'i kendi dilinizde okuyun ve gercekten anlayin diyor. Namaz da hic oyle bize ogretildigi gibi anlatilmiyor Kur'an'da. Namaz esnasinda ayet okuyun bile demiyor. Sadece peygamber boyle gosterdigi icin biz de boyle yapiyoruz deniliyor. Ama eger Orta Asya'ya, Uygurlarin ve Ozbeklerin oldugu cografyaya bakarsaniz once farz, sonra dua, ardindan sunnet ve zikir falan yapilir. Turkiye'de ise farz-sunnet-zikir-dua seklinde. Herkes kendine uygun bir sekilde degistirmis. Kur'an'i biraz detayli okudugum da dolayli yoldan boyle yapmamiza da izin veriyor gibi. Herkes kendini nasil Allah'a yakin hissediyorsa oyle ibadet etsin oyle yasasin ama kesinlikle Allah'i anip sukur etsin demeye calisiyor gibi. Ama gunumuzde bize asilanmaya calisan Islam hic de oyle degil. Her seyi bir kurala sokup zorlama yapiliyor, eger Kur'an'da yeri olmayan sonradan koyulmus kurallara uymazsak gunahkar diye aniliyoruz falan.

Kisaca git gide baya kafam karisiyor din hakkinda. O yuzden Kur'an'in mealini okumak gibi bir planim kesinlikle var. Dedigim gibi, ailem cok dindar ve Ataturk karsiti oldugu icin surekli dini seylere kafa yormak, okumak falan bunaltiyor artik. Su bir kac yil icinde okuluma daha yakin bir yere tasinip tek basima yasamayi planliyorum, Kur'an'i da o zaman okumaya baslayacagim. Oneriniz icin, yazmaya zahmet ettiginiz icin cok tesekkur ederim.


Yalniziz'a bir bakacagim. Anna Karenina'ya ise cok onyargiliyim. Bir ara bir sokak roportajini izlemistim, malum kitleden bir kisiye dunya klasigi kitaplaran sayar misiniz diye soruldugunda "anna qaranina bir anna qaranina iki anna qaranina uc" demisti. Gun o gundur Anne Karenina'ya cok onyargili bir sekilde bakiyorum :D.
Selam kardeşim, içten ve samimi cevabın için ben teşekkür ederim. Yazdıklarını dikkatle okudum. Açık yüreklilikle ifade edeyim, söylediklerinin çoğuna yürekten katılıyorum. Özellikle şuna çok sevindim: Sen Kur’an’ı kendin okuyup anlama yoluna girmişsin. Bu, çağımızda insanların en çok unuttuğu ama en çok ihtiyacı olan şey.


Gerçekten de bugün etrafımızda “İslam” diye yaşatılmaya çalışılan şeyin, Kur’an’daki hak dinle çoğu zaman uzaktan yakından alakası olmadığını görebiliyoruz. İnsanlar yüzyıllarca Kur’an’dan uzaklaştırılıp, onun yerine hadislerle, mezheplerle, uydurma rivayetlerle bir din inşa etmiş. Hatta öyle ki, Kur’an’dan açıkça farklı şeyler söylese bile “hadis” diye kabul edilmiş. Bu da insanların hem inancını karıştırmış, hem de Allah’a olan güvenini zedelemiş.


Ama Allah’ın gönderdiği kitap apaçık, sade, anlaşılır:
“Andolsun, biz bu Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünüp ibret alan yok mu?” (Kamer 17)
Bu ayet bile başlı başına gösteriyor ki Allah bizden anlamamızı istiyor, taklit etmemizi değil.


Senin de fark ettiğin gibi Kur’an’da namaz, oruç, ahlak, ibadet, Allah’a yönelmek gibi temel meseleler çok yalın bir dille anlatılıyor. Üstelik şekilcilikten uzak, öz odaklı. Kur’an asla zorlamıyor, tehdit etmiyor, baskı kurmuyor. Sadece çağırıyor ve “oku, düşün, anla” diyor.


Diğer taraftan, coğrafyalar değiştikçe ibadet şekilleri değişiyor demişsin ya… Bu da aslında Kur’an dışında referans alan her anlayışın kendi yorumunu dine yedirmeye çalıştığını gösteriyor. Oysa Allah “Size bu dini tamamladım” (Maide 3) diyor.
Yani dışarıdan bir şey katmaya gerek yok, sadece Kur’an yeter.


Senin şu anda yaşadığın kafa karışıklığı bence çok sağlıklı bir sürecin parçası. Çünkü artık taklitten kurtulup hakikati bulma niyetindesin. En güzeli de şu: Doğrudan Allah’ın kelamına başvuruyorsun. Bu, insanın Allah ile birebir iletişime geçmesidir ve arada hiç kimse olmadan konuşmaktır.


Eğer çevrendeki baskılar seni zorluyorsa sabret. Allah seni görüyor, biliyor. Sen doğru bir niyetle doğru bir yoldasın. Kendine yeni bir yaşam kurduğunda, Kur’an’ı kendi dilinde okumaya başladığında göreceksin ki bu kitap her satırında doğrudan seninle konuşuyor.


Unutma kardeşim:
Kur’an, indirildiği zaman da devrimdi, bugün de devrim.
Sen bu devrimi yüreğinde başlatmışsın bile.


Ayrıca çok önemli bir gerçeği daha hatırlatmak isterim:


Bugün birçok insanın “din” zannettiği şeyin temeli Kur’an değil; rivayetlere, hadislere, mezheplere dayanıyor. Oysa “rivayet” kelimesinin sözlük anlamı “söylenti”dir. Allah ise bize söylentilere değil, sadece kendi kelamına, yani Kur’an’a uymamızı emrediyor.


Kur’an apaçıktır, detaylıdır ve eksiksizdir:


“Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En'âm, 38)

“(Bu Kur’an) insanlar için açıklama, hidayet ve rahmettir.” (Ali İmran, 138)

Allah, hadisleri din edinmeyin diye defalarca uyarıyor:


“Artık bu sözden (Kur’an'dan) sonra hangi hadise inanacaklar?” (A'râf, 185)

“Sana bu Kitap indirildi ki; yalnız onunla uyarasın.” (En'âm, 19)

Ve çok net bir gerçeği bildiriyor:
Ahirette sadece Kur’an’dan sorumlu tutulacağız. Başka kitaplar, başka sözler, başka otoriteler değil.


“Andolsun, size bir Kitap indirdik ki öğüt ve uyarı ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiyâ, 10)

Dini yalnızca Allah’a has kıl!
Kur’an’ı yeterli görmeyen anlayışlardan uzak dur.
Mezhepler, tarikatlar, alim görüşleri, hadis kitapları… Bunlar sorumluluk değil, en fazla yorumdur. Ama sorgusuz sualsiz din edinilmemesi gereken şeylerdir.


Kur’an ise yaşayan bir hitaptır.
Her okuyuşta başka bir derinlik, başka bir nur açar.
Allah’ın bize doğrudan hitabıdır. Aracıya ihtiyacımız yok.


Selametle kal. Arayışın bereketli, yolun Kur’an üzere olsun

Dualarım seninle. Allah zihnine açıklık, kalbine huzur, yoluna ışık versin.

Her Hadis'i aynı saymayın.

Bir İsveç'li kötü birisi diye bütün isveçliler kötü mü olur?

Hadisler Kur'an'ı daha da detaylandırır.

Ayrıca cem meriç YouTube kanalına bakabilirsiniz İslam ile ilgili.

Ha bir de İslam'a inanıp Atatürk karşıtı olmak bana biraz mantıksız geldi Atatürk ile Din'in alakası nedir?

Hadis inkarcılarına şunu sorarım: Peygamber efendimiz Hz Muhammed(s. A. V) bize İslam'i daha detaylı anlatmak için geldi ve namaz kılmak gibi önemli şeyleri öğretti.

Hadisler değiştirilmiş, yanlış şeyler olsaydı Allah namaz gibi önemli konuları hadisler ile insanlara bildirmezdi.

Her hadis doğru olmayabilir bazıları hadis uyduruyor ama düzgün hadislere güvenebilirsiniz.
Sahih hadis de deniyor bunlara(güvenilir hadis anlamına geliyor)

Modern ateistler ise iki video izleyip oluyor hiç tartışmaya bile girmiyorum onlarla.

2015 yılında İngiltere'deki birmingham üniversitesi arşivlerinde bulunan bir el yazması parşömen, radyokarbon testiyle incelendi.

Bu test sonucunda, parşömenin yazıldığı derinin m. S. 568-645 yılları arasına ait olduğu ortaya çıktı.

Bu tarih aralığı, peygamber Efendimiz'in (sav) hayatıyla birebir örtüşüyor (peygamberi efendimiz (sav)571'de doğdu, 632'de vefat etti).

Yani bu ünv. Kuran'da olan birkaç sayfa veya ne kadarsa bu bölümün güncel kur'an ile harfi harfine aynı olduğunu doğrulamış.

Herhalde 600 küsur sayfanın kur'an'ın tamamını değiştirip bir buraya el atmamişlar diyecek yoktur 😅

Kur'an'ın değiştirilmemesi bile İslam'ın gerçekliğinin kanıtı çünkü bu kadar göz önünde olan bir kitap ve 1400 yıl önce değiştirilmeden olmaz.

Kur'an'ın mucizesi çok yeterki kendine objektif diyip İslam düşmanı insanları izlemeyin/takip etmeyin.

Neyse kitap önerisinden sapmayalım.


1. "Her hadis'i aynı saymayın" → Zaten sorun da burada.
Hadisler bir kitaba indirgenmiş, dinin temeli gibi sunulmuş. Oysa hangi hadisin gerçekten Peygamber'e ait olduğunu kim garanti edebilir? "Sahih" denilen hadislerde bile çelişkiler ve Kur’an'a aykırı içerikler var. Yani mesele “bazı hadisler uydurma” değil; kaynağının Allah değil, insan olması. Bu nedenle hadis dinin kaynağı olamaz.




2. “İsveçli örneği” → Bu bir mantık hatasıdır (benzetme hatası).
İnsanlar bireydir, ahlaki ya da siyasi olarak iyi-kötü diye genellenemez. Ama hadislerin güvenilirliği meselesi bilimsel ve ilmi bir konudur.
Hadisler, vahiy değildir. Peygamberin vefatından 200-300 yıl sonra toplanmıştır. O dönemde “uydurma hadis furyası” olduğunu bizzat hadisçilerin kendisi itiraf eder.




3. “Hadisler Kur’an’ı detaylandırır.” → Kur’an kendisini “detaylı”, “açıklayıcı” ve “hiçbir eksiği yok” olarak tanımlar.


"Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık." (En'âm 38)
"Kur’an insanlar için açıklamadır." (Ali İmran 138)

Detaya hadisle muhtaç bir kitap ilahi olabilir mi?
Kur’an, apaçıktır. Ona bir "açıklayıcı" daha eklemek, Kur’an’ı yetersiz görmek olur. Bu, Allah'ın kitabını eksik sanmakla eşdeğerdir (ki bu büyük bir iddiadır).




4. “Peygamber dini açıklamak için geldi” → Hayır, Kur’an’a göre o sadece bir “tebliğci” ve “örnek”.


"Peygamberin görevi sadece tebliğdir." (Maide 99)
"Sana düşen sadece tebliğ etmektir." (Ra’d 40)
"Andolsun, size kendinizden bir resul geldi. Size Allah’ın ayetlerini okuyor..." (Tevbe 128)

Peygamber'in görevi Kur’an’ı yaşamak ve öğretmektir. İslam’ın “detayları” diye sunulan şeylerin çoğu Kur’an’da yoktur çünkü Allah bunları dinin parçası saymamıştır.




5. “Namaz Kur’an’da yok, o yüzden hadislere muhtacız” → Bu çok yaygın ama temelsiz bir iddiadır.
Kur’an’da:


  • Salat (namaz) kavramı,
  • Rekât düzeni,
  • Secde, kıyam, rükû,
  • Sabah, akşam, ortanca vakit,
    gibi birçok bilgi zaten var. Üstelik Allah Kur’an’da “ayetlerimi dinleyin, anlamaya çalışın” diyor; başka kitaplara yönelin demiyor.

Namazın şekli kültürden kültüre farklılık gösterir, bu da dinin evrenselliğini engellemez. Kur’an’ın istediği şey “kalpten gelen bir ibadet”, robotik bir tekrar değil.




6. “Sahih hadislere güvenebilirsiniz” → Sahihliği kim belirliyor?
Buhari, Müslim gibi kitapların yazımı Peygamber'den 200-250 yıl sonra olmuştur.
Ayrıca “sahih” hadislerin içinde bile:


  • Kur’an’a zıt,
  • bilimsel gerçeklere aykırı,
  • ahlaken sorunlu,
    ifadeler vardır. (Örneğin: kadın akıl eksikliği, eşek ve köpeğin namazı bozması vb.)

“Allah’tan başka hangi hadise inanacaklar?” (A’râf 185)
Bu ayet çok net. Allah, sadece Kur’an’ı rehber edinmemizi istiyor.



7. "Kur’an değişmedi, mucizedir." → Katılıyorum. Ve bu da Kur’an’ın tek kaynak olması gerektiğini ispatlar.
Eğer Kur’an değişmeden korunmuş ve bu bir mucizeyse, neden ek kaynaklara ihtiyaç duyalım?
Hadisler korunmamış, eklenmiş, çıkarılmış, uydurulmuş. Hangisi “mucize kaynak” gibi davranılmalı?




8. “Atatürk ve din” → Bu yazıda konu dışı ama şunu ekleyeyim:
Atatürk bir peygamber değil, bir lider. Din onunla ölçülmez. Ama dini liderlere değil Kur’an’a göre değerlendirmek gerekir. Kur’an merkezli düşünen herkes dinin siyasete ve şahıslara alet edilmemesi gerektiğini bilir.


Ek olarak şunu da eklemek isterim:
2015 yılında İngiltere'deki Birmingham Üniversitesi arşivlerinde bulunan bir Kur’an parşömeni, karbon testine tabi tutuldu. Sonuçlar, bu parşömenin yazıldığı derinin Miladi 568-645 yıllarına ait olduğunu gösterdi.


Bu tarih, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yaşadığı dönemle birebir örtüşüyor (571-632). İncelenen metin, günümüzde elimizde bulunan Kur’an’la harfi harfine aynıydı.


Bu da Kur’an’ın 1400 yıldır tek bir harfi bile değişmeden geldiğinin bilimsel kanıtıdır. Allah’ın vadettiği gibi:


📖 “Şüphesiz zikri (Kur’an’ı) biz indirdik, onun koruyucusu da biziz.” (Hicr 9)

Kur’an hem tarihi hem ilahi olarak korunmuş tek kitaptır.
 
Son düzenleme:
Selam kardeşim, içten ve samimi cevabın için ben teşekkür ederim. Yazdıklarını dikkatle okudum. Açık yüreklilikle ifade edeyim, söylediklerinin çoğuna yürekten katılıyorum. Özellikle şuna çok sevindim: sen Kur'an'ı kendin okuyup anlama yoluna girmişsin. bu, çağımızda insanların en çok unuttuğu ama en çok ihtiyacı olan şey.

Gerçekten de bugün etrafımızda “islam” diye yaşatılmaya çalışılan şeyin, kur'an'daki hak dinle çoğu zaman uzaktan yakından alakası olmadığını görebiliyoruz. İnsanlar yüzyıllarca kur'an'dan uzaklaştırılıp, onun yerine hadislerle, mezheplerle, uydurma rivayetlerle bir din inşa etmiş. Hatta öyle ki, kur'an'dan açıkça farklı şeyler söylese bile “hadis” diye kabul edilmiş. Bu da insanların hem inancını karıştırmış, hem de Allah'a olan güvenini zedelemiş.

Ama Allah'ın gönderdiği kitap apaçık, sade, anlaşılır:
“andolsun, biz bu Kur'an'ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünüp ibret alan yok mu?” (kamer 17)
Bu ayet bile başlı başına gösteriyor ki Allah bizden anlamamızı istiyor, taklit etmemizi değil.

Senin de fark ettiğin gibi kur'an'da namaz, oruç, ahlak, ibadet, Allah'a yönelmek gibi temel meseleler çok yalın bir dille anlatılıyor. Üstelik şekilcilikten uzak, öz odaklı. Kur'an asla zorlamıyor, tehdit etmiyor, baskı kurmuyor. sadece çağırıyor ve “oku, düşün, anla” diyor.

Diğer taraftan, coğrafyalar değiştikçe ibadet şekilleri değişiyor demişsin ya… bu da aslında kur'an dışında referans alan her anlayışın kendi yorumunu dine yedirmeye çalıştığını gösteriyor. Oysa Allah “size bu dini tamamladım” (maide 3) diyor.
Yani dışarıdan bir şey katmaya gerek yok, sadece kur'an yeter.

Senin şu anda yaşadığın kafa karışıklığı bence çok sağlıklı bir sürecin parçası. Çünkü artık taklitten kurtulup hakikati bulma niyetindesin. En güzeli de şu: doğrudan Allah'ın kelamına başvuruyorsun. bu, insanın Allah ile birebir iletişime geçmesidir ve arada hiç kimse olmadan konuşmaktır.

Eğer çevrendeki baskılar seni zorluyorsa sabret. Allah seni görüyor, biliyor. Sen doğru bir niyetle doğru bir yoldasın. Kendine yeni bir yaşam kurduğunda, Kur'an'ı kendi dilinde okumaya başladığında göreceksin ki bu kitap her satırında doğrudan seninle konuşuyor.

Unutma kardeşim:
kur'an, indirildiği zaman da devrimdi, bugün de devrim.
Sen bu devrimi yüreğinde başlatmışsın bile.

Ayrıca çok önemli bir gerçeği daha hatırlatmak isterim:

Bugün birçok insanın “din” zannettiği şeyin temeli kur'an değil; rivayetlere, hadislere, mezheplere dayanıyor. Oysa “rivayet” kelimesinin sözlük anlamı “söylenti”dir. Allah ise bize söylentilere değil, sadece kendi kelamına, yani Kur'an'a uymamızı emrediyor.

Kur'an apaçıktır, detaylıdır ve eksiksizdir:

Allah, hadisleri din edinmeyin diye defalarca uyarıyor:

Ve çok net bir gerçeği bildiriyor:
ahirette sadece kur'an'dan sorumlu tutulacağız. başka kitaplar, başka sözler, başka otoriteler değil.

Dini yalnızca Allah'a has kıl!
Kur'an'ı yeterli görmeyen anlayışlardan uzak dur.
Mezhepler, tarikatlar, alim görüşleri, hadis kitapları… bunlar sorumluluk değil, en fazla yorumdur. Ama sorgusuz sualsiz din edinilmemesi gereken şeylerdir.

Kur'an ise yaşayan bir hitaptır.
Her okuyuşta başka bir derinlik, başka bir nur açar.
Allah'ın bize doğrudan hitabıdır. Aracıya ihtiyacımız yok.

Selametle kal. Arayışın bereketli, yolun kur'an üzere olsun.

Dualarım seninle. Allah zihnine açıklık, kalbine huzur, yoluna ışık versin.

1. "her Hadis'i aynı saymayın" → zaten sorun da burada.
Hadisler bir kitaba indirgenmiş, dinin temeli gibi sunulmuş. Oysa hangi hadisin gerçekten Peygamber'e ait olduğunu kim garanti edebilir? "sahih" denilen hadislerde bile çelişkiler ve Kur'an'a aykırı içerikler var. Yani mesele “bazı hadisler uydurma” değil; kaynağının Allah değil, insan olması. bu nedenle hadis dinin kaynağı olamaz.



2. “isveçli örneği” → bu bir mantık hatasıdır (benzetme hatası).
İnsanlar bireydir, ahlaki ya da siyasi olarak iyi-kötü diye genellenemez. Ama hadislerin güvenilirliği meselesi bilimsel ve ilmi bir konudur.
Hadisler, vahiy değildir. peygamberin vefatından 200-300 yıl sonra toplanmıştır. o dönemde “uydurma hadis furyası” olduğunu bizzat hadisçilerin kendisi itiraf eder.



3. “hadisler Kur'an'ı detaylandırır.” → kur'an kendisini “detaylı”, “açıklayıcı” ve “hiçbir eksiği yok” olarak tanımlar.

Detaya hadisle muhtaç bir kitap ilahi olabilir mi?

Kur'an, apaçıktır. Ona bir "açıklayıcı" daha eklemek, Kur'an'ı yetersiz görmek olur. Bu, Allah'ın kitabını eksik sanmakla eşdeğerdir (ki bu büyük bir iddiadır).



4. “peygamber dini açıklamak için geldi” → hayır, Kur'an'a göre o sadece bir “tebliğci” ve “örnek”.

Peygamber'in görevi Kur'an'ı yaşamak ve öğretmektir. İslam'ın “detayları” diye sunulan şeylerin çoğu kur'an'da yoktur çünkü Allah bunları dinin parçası saymamıştır.



5. “namaz kur'an'da yok, o yüzden hadislere muhtacız” → bu çok yaygın ama temelsiz bir iddiadır.
Kur'an'da:

  • salat (namaz) kavramı,
  • rekât düzeni,
  • secde, kıyam, rükû,
  • sabah, akşam, ortanca vakit,
    Gibi birçok bilgi zaten var. Üstelik Allah kur'an'da “ayetlerimi dinleyin, anlamaya çalışın” diyor; başka kitaplara yönelin demiyor.

Namazın şekli kültürden kültüre farklılık gösterir, bu da dinin evrenselliğini engellemez. Kur'an'ın istediği şey “kalpten gelen bir ibadet”, robotik bir tekrar değil.



6. “sahih hadislere güvenebilirsiniz” → sahihliği kim belirliyor?
Buhari, müslim gibi kitapların yazımı peygamber'den 200-250 yıl sonra olmuştur.
Ayrıca “sahih” hadislerin içinde bile:

  • Kur'an'a zıt,
  • bilimsel gerçeklere aykırı,
  • ahlaken sorunlu,
    İfadeler vardır. (örneğin: Kadın akıl eksikliği, eşek ve köpeğin namazı bozması vb.)



7. "kur'an değişmedi, mucizedir." → katılıyorum. Ve bu da kur'an'ın tek kaynak olması gerektiğini ispatlar.
Eğer kur'an değişmeden korunmuş ve bu bir mucizeyse, neden ek kaynaklara ihtiyaç duyalım?
Hadisler korunmamış, eklenmiş, çıkarılmış, uydurulmuş. Hangisi “mucize kaynak” gibi davranılmalı?



8. “atatürk ve din” → bu yazıda konu dışı ama şunu ekleyeyim:
Atatürk bir peygamber değil, bir lider. Din onunla ölçülmez. Ama dini liderlere değil Kur'an'a göre değerlendirmek gerekir. Kur'an merkezli düşünen herkes dinin siyasete ve şahıslara alet edilmemesi gerektiğini bilir.

ek olarak şunu da eklemek isterim:
2015 yılında İngiltere'deki birmingham üniversitesi arşivlerinde bulunan bir kur'an parşömeni, karbon testine tabii tutuldu. Sonuçlar, bu parşömenin yazıldığı derinin miladi 568-645 yıllarına ait olduğunu gösterdi.

Bu tarih, peygamber Efendimiz'in (selamünaleyküm. V.) Yaşadığı dönemle birebir örtüşüyor (571-632). İncelenen metin, günümüzde elimizde bulunan kur'an'la harfi harfine aynıydı.

Bu da kur'an'ın 1400 yıldır tek bir harfi bile değişmeden geldiğinin bilimsel kanıtıdır. Allah'ın vadettiği gibi:

Kur'an hem tarihi hem ilahi olarak korunmuş tek kitaptır.

Hadisler ile ilgili şu videoya bakabilirsiniz.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Uzun uzun yazmışsınız teşekkürler.

Sahih hadis dediğimiz hadisler zaten çelişki, yanlış bilgi, vb. sizin saydığınız ve diğer şeyleri içermediği için sahih olur.

Hadisler'i ayırmak lazım uydurulan ve uydurulmayan.

Ayrıca İsveç'li örneğini verme sebebim şu birisi gidiyor uydurulan bir hadis okuyup hadisler yanlış diyor.

Peygamber efendimiz (sav) bize dini öğretmek için geldi, şöyle düşünün bir konu anlatımlı kitap'mı daha iyi anlatır size yoksa bir öğretmen'mi?
Kur'an insanların Müslüman olması için yeterlidir, öğretmen'se bize kitapta olan şeyleri daha da detaylı anlatır.

Daha fazla mesaj yazmayacağım konu dışına çıkıyoruz çünkü.

Araf 185 de hadis değil söz olacak hadis ve söz aynı değildir.

1. “peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının.”
(Haşr suresi, 59:7)

Bu ayet, Peygamber'in söz ve uygulamalarının bağlayıcılığına delil olarak kabul edilir.

2. “ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin...”
(Nisa suresi, 4:59)

Burada açıkça hem Allah'a hem Peygamber'e itaat emredilmiştir. Sadece Kur'an'a değil, sünnete de bağlanmayı ifade eder.

3. “o kendi hevâ ve hevesinden konuşmaz. O (söyledikleri), ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir.”
(Necm suresi, 53:3-4)

Bu ayet, Peygamber'in sözlerinin vahiy kaynaklı olduğuna işaret eder.

Düşünün mekke veya Medine'de yaşıyorsunuz ve Hz Muhammed (sav) döneminde ve Müslüman ona inanan birisiniz onun bir konudaki fikirleri ve sözleri dünyalar'dan daha değerlidir yani bir konuda bir şey söylediği zaman yüzlerce kişi yazar ve ileri neslilere geçirir.

Kur'an'da peygamber Efendimiz'in sözünün ne kadar önemli olduğu söylenmiştir.

Ayrıca üstte söz kısmını hadis diye yazmanız güvenimi size karşı kırdı o ayet o dönemki inanmayanların sözleri içindi ve hadis olarak geçmiyordu.

Eğer sizin dediğiniz gibi olsaydı hadisler insanları yanlış yerlere yöneldirseydi ( doğru olanlardan bahsediyorum uydurma değil ) peygamber efendimiz hadislerin ileri neslilere gitmesini istemez ve Sahabeler'e söylerdi bunları paylaşmayın diye.

Günümüzde nasıl yemek kültürü gibi sıradan bir şey bile gelmişse o dönem'de tek bir sözü dünyalar'dan daha değerli olan peygamber Efendimiz'in sözleri hayli hayli gelir.

Hadislerin doğruluğu şöyle anlaşıyor temel mantık olarak bir hadisi 5-10 kişi yazmıyor 100 lerce kişi yazıyor videoda bir program ile gösteriyor bunu, 100 kişinin çoğunluğunu doğru olarak kabul ediliyor çünkü o dönem hadis aktaran insanlar ne kadar büyük bir sorumluluk altında olduğunu biliyor ve çok dikkat ediyor.

Yemek yerken yazıyorum yazım yanlışı vb. olursa kusuruma bakmayın.

@Xpecial

O kendi hevâ ve hevesinden konuşmaz. O (söyledikleri), ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir.”
(Necm suresi, 53:3-4)

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin...”
(Nisa suresi, 4:59)

Bu ikisi Hadisler'in doğruluğunu zaten doğruluyor.

Nisa suresi 59 ayet

Necm süresi 3-4 ayet.

Haşr suresi 7 ayet.

Ayetlerin sonunda hazan 59 ve 53 sayılarını takmayın ayetleri yapay zekadan aldığım için kendisi hata yapmış.
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı