Atatürk dönemi din politikalarının ve İslam'a etkilerinin zararları nedir?

  • Konuyu başlatan lieys
  • Başlangıç Tarihi
  • Mesaj 535
  • Görüntüleme 16.413
Tek başına bir şey yapamaz

Yani? Orduya karşı tek başına mı durmalıydı?

Ezanda bize verilmiş bir çağrıdır kutsaldır yani.

Cahillik bu işte. Bunların hepsini yazdınız, ben de cevapladım. Niye aynı şeyleri söyleyip bana dediklerimi tekrarlatıyorsunuz?

Bu ülkede ilk şeriat vardı

Yoktu. Kabul edin artık, Osmanlı yıkıldı, Türkiye olduk biz artık.

Kalanı aynı boş laflar.
 
Bu ülkede ilk şeriat vardı siz sonradan laiklik getirdiniz eğer birisi başka bir ülkeye gitmeliyse bu sizsiniz bence çünkü sonradan gelen sizsiniz.

Bu ülkede ilk şeriat vardı ama nasıl bir şeriattı onu biraz daha açarsanız güzel olur ayrıca zaten Atatürk ülkenin başına geçmeden önce bize sözde şeriatçı Osmanlı'dan kalan toprakları da söylerseniz çok daha iyi olur.
 
Yani? Orduya karşı tek başına mı durmalıydı?

Şu Atatürk olmasaydı şu an şöyle olurdun kısmına diyorum Atatürk tek başına o kadar büyük bir şey yapamaz şehitler sayesinde şu an varız o şehitler de Müslüman'dı ve dinleri gereği Allah'ın hükümleri olmalıydı şu an şehitler bu durumu görseydi hakkını helal eder miydi sizce?
 
Şu Atatürk olmasaydı şu an şöyle olurdun kısmına diyorum Atatürk tek başına o kadar büyük bir şey yapamaz şehitler sayesinde şu an varız o şehitler de Müslüman'dı ve dinleri gereği Allah'ın hükümleri olmalıydı şu an şehitler bu durumu görseydi hakkını helal eder miydi sizce?
Bu ülkede ilk şeriat vardı siz sonradan laiklik getirdiniz eğer birisi başka bir ülkeye gitmeliyse bu sizsiniz bence çünkü sonradan gelen sizsiniz.
Müslüman mısın bilmiyorum ama ezan kutsaldır nasıl Allah rahmet eylesin diyorsak ve tanrı rahmet eylesin demiyorsak ezanda bize verilmiş bir çağrıdır kutsaldır yani.
Ezanın kutsal olduğunu hâlâ anlamadınız bakın herkes imanlı bir Müslüman değil zira namaz gibi dinin en temel şeyini yapmayan insanlar kendine Müslüman dediği bir çağ'dayız o yüzden sen kendine Müslüman diyorsun diye Ezan'a karışamazsın.
Kral sen Allah mısın? Şehitlerin müslüman olduğunu nerden biliyorsun? Müslüman olsalar bile haklarını helal edip etmeyeceklerini nereden biliyorsun?
Ezan Türkçeye çevrilemez, yasak mı yazıyor Kur'an'da yoksa sen bir yerlerden mi sallıyorsun?

Pantolonun çadıra dönüşmesine gerek yok sen bakarsan günah(istemeden, yanlışlıkla da dahil)kuran'da böyle geçer siz 3 milyon kere okuduğunuzdan gözünüzden kaçmış herhalde.

Konuyu sapıtıp bana sapik dediniz.

Açık giyinmeyide anlamadım gitti abazalar size bakmasın istiyorsanız kapalı giyinin bu kadar basit.
Ayriyeten sen Almanya'ya mı gitmeyi düşünüyordun sanırım öyle bir konu açmıştın; gittiğin zaman bu konu hakkında ne yapmayı düşünüyorsun? Gidip o ülkede de bas bas bağıracak mısın şeriat istiyorum diye yoksa sesin soluğun buraya mı?
Çok saçma sapan şeyler söylemişsin yine.
 
Kral sen Allah mısın? Şehitlerin Müslüman olduğunu nereden biliyorsun? Müslüman olsalar bile haklarını helal edip etmeyeceklerini nereden biliyorsun?
Ezan Türkçeye çevrilemez, yasak mı yazıyor kur'an'da yoksa sen bir yerlerden mi sallıyorsun?

Ayrıyeten sen Almanya'ya mı gitmeyi düşünüyordun sanırım öyle bir konu açmıştın; gittiğin zaman bu konu hakkında ne yapmayı düşünüyorsun? Gidip o ülkede de bas bas bağıracak mısın şeriat istiyorum diye yoksa sesin soluğun buraya mı?
Çok saçma sapan şeyler söylemişsin yine.

1-) Osmanlı'nın son dönemlerinde insanların büyük çoğunluğu Müslüman idi.

2-) bu kutsal bir şeydir o yüzden onu değiştirmek hakaret sayılır.

3-) göçmen olarak gittiğim ülkede ülkenin yönetimi için konuşmak haddime olmaz vatandaş olduktan sonra belki ama Türkiye için şu an konuşabilirim.
 
1-) Osmanlı'nın son dönemlerinde insanların büyük çoğunluğu Müslüman idi.

2-) bu kutsal bir şeydir o yüzden onu değiştirmek hakaret sayılır.

3-) göçmen olarak gittiğim ülkede ülkenin yönetimi için konuşmak haddime olmaz vatandaş olduktan sonra belki ama Türkiye için şu an konuşabilirim.

Dostum peki Suriye veya Afganistan'daki şeriattan kaçıp Türkiye'ye gelip şeriat isteyen sizin tayfa hakkındaki görüşlerini paylaşır mısın?
 
Dostum peki Suriye veya Afganistan'daki şeriattan kaçıp Türkiye'ye gelip şeriat isteyen sizin tayfa hakkındaki görüşlerini paylaşır mısın?

Aynı şeriat değil biri yalandan yapılmış şeriat adı altında diktatörlük.

Diğeri kuranın anayasa olması.
 
Şu Atatürk olmasaydı şu an şöyle olurdun kısmına diyorum Atatürk tek başına o kadar büyük bir şey yapamaz şehitler sayesinde şu an varız o şehitler de Müslüman'dı ve dinleri gereği Allah'ın hükümleri olmalıydı şu an şehitler bu durumu görseydi hakkını helal eder miydi sizce?
Arkadaşım, önce Nutuk’u oku. Tarihini öğren. Osmanlı’nın neden yıkıldığını anla ki, vatana ve millete gerçekten faydan dokunsun.
Eğer İslam inancına sahipsen, ana dilin ne ise oturup Kur’an’ı oku. Zamanın ve merakın varsa, diğer İbrahimi dinlerin kitaplarını da incele. Çünkü din, akıl ve tarih birlikte okunmadığında yalnızca şekilsel bir inanç hâline gelir.


Atatürk’ün zekâsı, eğitimi ve öngörüsü olmasaydı bugün sen, ben, biz olmazdık. Anadolu, tıpkı bugünkü Ortadoğu gibi; 6–7 küçük devletçikten oluşan, birbirine düşman, sürekli savaşan bir coğrafya olurdu.
Atatürk, yalnızca bir asker değil, aynı zamanda bir medeniyet tasarımcısıydı. Silah arkadaşları elbette cesur ve fedakârdı; ama onun sahip olduğu vizyon bambaşka bir seviyedeydi.


Kurtuluş Savaşı halkla birlikte kazanıldı. Halkı motive eden güç, o dönem manevi duygulardı: şehitlik, inanç, vatan sevgisi… O şartlarda “iman gücüyle savaşmak” kaçınılmazdı.
Ancak çağ değişti. Soğuk Savaş’tan sonra, inançla veya duyguyla savaş kazanmak imkânsız hâle geldi. Artık cepheler tankla değil, teknolojiyle; mermiyle değil, bilgiyle çiziliyor.


Atatürk bunu yüzyıl önce gördü.
Devletin ancak akıl ve bilimle ayakta kalabileceğini biliyordu. Bu yüzden devrimler yaptı — çünkü akıl ve bilimi sadece yönetim biçimine değil, topluma, kültüre ve hayata yerleştirmek istiyordu.


Batı’yı tek bir anda başlayan bir olgu olarak görmek yerine, oradaki dönüşümü bir zincir olarak anlamak daha doğru: coğrafi keşiflerin yarattığı küresel etkileşim, Rönesans’ın sanat ve öğrenimde açtığı kapılar, Reformasyon/Protestanlık’ın dinî ve toplumsal sarsıntıları, Kopernik ve sonraki bilim insanlarının getirdiği yeni evren tasavvuru, bilimsel devrimin yöntemsel değişiklikleri, ardından gelen Fransız Devrimi’nin politik fikirleri ve Sanayi Devrimi’nin ekonomik ve teknolojik dönüşümleri — tüm bu halkalar birbirini besleyerek modernleşmeyi oluşturdu.
Atatürk, işte bu zincirin Türkiye’de de kurulması gerektiğini gördü; geride kalan kurumları ve zihniyetleri yenileyerek o boşluğu kapatmayı hedefledi.


Bugün hâlâ bazıları “şeriat gelsin” diyor.
Buyursun, kim gönderiyorsa şeriatı o getirsin.
Elinden tutan mı var?


Ama unutmayın:
Bir ülke, akıl ve bilimi terk ettiğinde, önce kendine olan inancını, sonra bağımsızlığını kaybeder.
Atatürk’ün en büyük mirası, sadece bir toprak parçası değil; o toprak üzerinde düşünebilen, sorgulayabilen, aklını kullanan bir millet bırakma arzusuydu.
 
Arkadaşım, önce nutuk'u oku. Tarihini öğren. Osmanlı'nın neden yıkıldığını anla ki, vatana ve millete gerçekten faydan dokunsun.
Eğer İslam inancına sahipsen, ana dilin ne ise oturup Kur'an'ı oku. Zamanın ve merakın varsa, diğer İbrahim'i dinlerin kitaplarını da incele. Çünkü din, akıl ve tarih birlikte okunmadığında yalnızca şekilsel bir inanç hâline gelir.

Atatürk'ün zekâsı, eğitimi ve öngörüsü olmasaydı bugün sen, ben, biz olmazdık. Anadolu, tıpkı bugünkü Orta Doğu gibi; 6–7 küçük devletçikten oluşan, birbirine düşman, sürekli savaşan bir coğrafya olurdu.
Atatürk, yalnızca bir asker değil, aynı zamanda bir medeniyet tasarımcısıydı. Silah arkadaşları elbette cesur ve fedakârdı; ama onun sahip olduğu vizyon bambaşka bir seviyedeydi.

Kurtuluş Savaşı halkla birlikte kazanıldı. Halkı motive eden güç, o dönem manevi duygulardı: Şehitlik, inanç, vatan sevgisi… o şartlarda “iman gücüyle savaşmak” kaçınılmazdı.
Ancak çağ değişti. Soğuk savaş'tan sonra, inançla veya duyguyla savaş kazanmak imkânsız hâle geldi. Artık cepheler tankla değil, teknolojiyle; mermiyle değil, bilgiyle çiziliyor.

Atatürk bunu yüzyıl önce gördü.
Devletin ancak akıl ve bilimle ayakta kalabileceğini biliyordu. Bu yüzden devrimler yaptı — çünkü akıl ve bilimi sadece yönetim biçimine değil, topluma, kültüre ve hayata yerleştirmek istiyordu.

Batı'yı tek bir anda başlayan bir olgu olarak görmek yerine, oradaki dönüşümü bir zincir olarak anlamak daha doğru: Coğrafi keşiflerin yarattığı küresel etkileşim, rönesans'ın sanat ve öğrenimde açtığı kapılar, Reformasyon/Protestanlık’ın dinî ve toplumsal sarsıntıları, kopernik ve sonraki bilim insanlarının getirdiği yeni evren tasavvuru, bilimsel devrimin yöntemsel değişiklikleri, ardından gelen Fransız Devrimi'nin politik fikirleri ve sanayi Devrimi'nin ekonomik ve teknolojik dönüşümleri — tüm bu halkalar birbirini besleyerek modernleşmeyi oluşturdu.
Atatürk, işte bu zincirin Türkiye'de de kurulması gerektiğini gördü; geride kalan kurumları ve zihniyetleri yenileyerek o boşluğu kapatmayı hedefledi.

Bugün hâlâ bazıları “şeriat gelsin” diyor.
Buyursun, kim gönderiyorsa şeriatı o getirsin.
Elinden tutan mı var?

Ama unutmayın:
bir ülke, akıl ve bilimi terk ettiğinde, önce kendine olan inancını, sonra bağımsızlığını kaybeder.
Atatürk'ün en büyük mirası, sadece bir toprak parçası değil; o toprak üzerinde düşünebilen, sorgulayabilen, aklını kullanan bir millet bırakma arzusuydu.

Sende bir kere kuranı okusaydın şeriat'ın bilime önem verdiğini bilirdin.
 
Sende bir kere kuranı okusaydın şeriat'ın bilime önem verdiğini bilirdin.
Sanırım 30 defa okudum. Ayrıca Mitoloji ve Dinler Tarihi konularında çoğunlukta olan , iki oda büyüklüğünde bir kütüphanem var.
Dediğim gibi, sen de önce Kur’an’ı, ardından Yeni ve Eski Ahit’i oku.
Sonra bilimin ne olduğunu ve nasıl işlediğini öğren.
En sonunda, din ve inanç sistemlerinin neden bilimle yan yana gelemeyeceğini anlayacaksın.
Tabii bu, bir zeka meselesidir.
Unutma, bu durum yalnızca İslam’a özgü değil; tüm İbrahimi dinler için geçerlidir.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı