WolreaG
Kilopat
Daha fazla
- Sistem Özellikleri
- RX 570, 8 GB RAM, i5-4590
- Cinsiyet
- Erkek
Merhaba, 18 yaşındaki bir gencim ve bu hayatta sorunum çok oldu; umut olsun, sabır olsun bende çok hızlı tükenmeye başladılar. Gaza basınca arabanın 90’dan 100’e çıkması kafamdaki süreden daha uzun sürünce bile sinirleniyorum, o dereceye geldim. Ya da markette sıra beklerken önümdekilerin tahminimden daha çok şey almaları nedeniyle daha uzun beklemek sabrımı taşırıyor.
Tabii bunların olmasının bir sebebi var. Ben çok sabırlı, umutlu birisiyim. Küçükken psikolog olacaktım, herkesin düşüncelerini düzeltecektim; bunun için sabır lazım ve umut da lazım. Gerçekten arkadaşlarımın, dostlarımın derdini dinlerdim; internetten bulduğum dertli kişilere yardım ederdim, yaşım 12’yken. Ama büyüyünce bu azaldı. Ben kekeme birisiydim ve çok yere gittim, çok şey denedim, çok kitap okudum. İki yıl boyunca her gün aksatmadan, günde üç saat sesli kitap okuyordum; bazı kelimeleri heceleyerek, bazılarını tekrarlayarak. Bu yüzden okuduğum bütün kitapları anlayamadan okudum, bu teknikleri yapmam gerektiği için. O zamanlar güzel gidiyordu; o ses Türkiye’ye katılan kekeme arkadaşın kendini tanıttığı gibi, konuşurken normal insanın %30’u kadar konuşmayı başarmıştım. Ama iki yılda bana bu yetmedi. Bunu yaptığımda 14–16 yaşları arasındaydım. 2190 saat kitap okudum iki yılda; ben 91 gün kitap okudum sadece ve burada sabır kalmadı, umut kalmadı. Sadece bir hafta akraba ziyaretine gittim ve her şey sıfırlandı. Zaten kekemelik merkezlerinde “aksatmadan okuyacaksın” deniyordu. İki yılda %30 olduysa, dört yılda %60 olacağı ne malumdu? Bir de gün içinde nefes egzersizi, insanlarla yavaş konuşmaya çalışmak, insanlarla tanışmaya çalışmak gibi çalışmalar yapıyordum her gün. Bana deseler ki: “Oğuz, 10 yıl boyunca her gün nefes egzersizi yap ve her gün iki saat sesli kitap oku; bunu her gün yapmak zorundasın ama sonunda kekemeliğin tamamen çözülecek,” cümle bitmeden kabul ederdim. Ben belirsizliğe gelemiyorum.
Çalışırken bile ustama sorarım: Bugün kaç iş var, saat kaçta gelecek diye. Belirsizliğe gelemiyorum; çünkü gelecek kişi gelmezse ya da gelse bile onun işini düzgün yapmıyorum, bir kusur bırakıyorum, ne kadar yapmamam gerekse de. Çünkü bunaldım bu durumdan. Kitap okumaktan bunaldım. Hatta geçen haftalarda konu açtım; kitap okurken uykum geliyor diye, gerçekten geliyor. Okumak istemiyorum. Kitabı elime aldığım an başım ağrıyor. Yeğenlerim kitap okunmasını dinleme yaşlarındalar ve ben de okuyorum kitabı ama işkence çeker gibi okuyorum. Kitabın verdiği baş ağrısı var; sonra kitabı kusursuz okumak zorundayım. Çünkü çocuklar nasıl duyarsa öyle konuşur, benim yüzümden saçma sapan konuşmalarını istemem diyerek tüm gücümü oraya veriyorum. Bunlar bile benim için zor. Okulda da zorlanırdım zaten. Ayrıca peltek olup R ve S harflerini diyememek beni bitiren noktalardan birkaçı. Allah’a çok şükür aklım yerinde, vücudumda bir sorun yok ama “neden bir nokta üzerinden üzerime geliyorsun?” diye sormadım değil geceleri. Kekemelik, pelteklik ve harfleri diyememek çok iyi bir üçleme. Bunlara katlanma sebebiyle okulda olsun, sokakta olsun umudum kalmadı, sabrım da. Çabalamaktan nefret eder oldum. Bu yüzden arkadaşım da kalmadı. Eskileri kaybetmemek için uğraşıyorum aslında; uğraşmıyorum da, yazarlarsa yazıyorum. Hayata karşı umudum ailemle mutlu bir pazar akşamı; bu kadar. Kısaca yazmak istedim ama beceremedim, 3200 karakter diyor…
Tabii bunların olmasının bir sebebi var. Ben çok sabırlı, umutlu birisiyim. Küçükken psikolog olacaktım, herkesin düşüncelerini düzeltecektim; bunun için sabır lazım ve umut da lazım. Gerçekten arkadaşlarımın, dostlarımın derdini dinlerdim; internetten bulduğum dertli kişilere yardım ederdim, yaşım 12’yken. Ama büyüyünce bu azaldı. Ben kekeme birisiydim ve çok yere gittim, çok şey denedim, çok kitap okudum. İki yıl boyunca her gün aksatmadan, günde üç saat sesli kitap okuyordum; bazı kelimeleri heceleyerek, bazılarını tekrarlayarak. Bu yüzden okuduğum bütün kitapları anlayamadan okudum, bu teknikleri yapmam gerektiği için. O zamanlar güzel gidiyordu; o ses Türkiye’ye katılan kekeme arkadaşın kendini tanıttığı gibi, konuşurken normal insanın %30’u kadar konuşmayı başarmıştım. Ama iki yılda bana bu yetmedi. Bunu yaptığımda 14–16 yaşları arasındaydım. 2190 saat kitap okudum iki yılda; ben 91 gün kitap okudum sadece ve burada sabır kalmadı, umut kalmadı. Sadece bir hafta akraba ziyaretine gittim ve her şey sıfırlandı. Zaten kekemelik merkezlerinde “aksatmadan okuyacaksın” deniyordu. İki yılda %30 olduysa, dört yılda %60 olacağı ne malumdu? Bir de gün içinde nefes egzersizi, insanlarla yavaş konuşmaya çalışmak, insanlarla tanışmaya çalışmak gibi çalışmalar yapıyordum her gün. Bana deseler ki: “Oğuz, 10 yıl boyunca her gün nefes egzersizi yap ve her gün iki saat sesli kitap oku; bunu her gün yapmak zorundasın ama sonunda kekemeliğin tamamen çözülecek,” cümle bitmeden kabul ederdim. Ben belirsizliğe gelemiyorum.
Çalışırken bile ustama sorarım: Bugün kaç iş var, saat kaçta gelecek diye. Belirsizliğe gelemiyorum; çünkü gelecek kişi gelmezse ya da gelse bile onun işini düzgün yapmıyorum, bir kusur bırakıyorum, ne kadar yapmamam gerekse de. Çünkü bunaldım bu durumdan. Kitap okumaktan bunaldım. Hatta geçen haftalarda konu açtım; kitap okurken uykum geliyor diye, gerçekten geliyor. Okumak istemiyorum. Kitabı elime aldığım an başım ağrıyor. Yeğenlerim kitap okunmasını dinleme yaşlarındalar ve ben de okuyorum kitabı ama işkence çeker gibi okuyorum. Kitabın verdiği baş ağrısı var; sonra kitabı kusursuz okumak zorundayım. Çünkü çocuklar nasıl duyarsa öyle konuşur, benim yüzümden saçma sapan konuşmalarını istemem diyerek tüm gücümü oraya veriyorum. Bunlar bile benim için zor. Okulda da zorlanırdım zaten. Ayrıca peltek olup R ve S harflerini diyememek beni bitiren noktalardan birkaçı. Allah’a çok şükür aklım yerinde, vücudumda bir sorun yok ama “neden bir nokta üzerinden üzerime geliyorsun?” diye sormadım değil geceleri. Kekemelik, pelteklik ve harfleri diyememek çok iyi bir üçleme. Bunlara katlanma sebebiyle okulda olsun, sokakta olsun umudum kalmadı, sabrım da. Çabalamaktan nefret eder oldum. Bu yüzden arkadaşım da kalmadı. Eskileri kaybetmemek için uğraşıyorum aslında; uğraşmıyorum da, yazarlarsa yazıyorum. Hayata karşı umudum ailemle mutlu bir pazar akşamı; bu kadar. Kısaca yazmak istedim ama beceremedim, 3200 karakter diyor…