Umut ve sabırın hızlı tükenmesi

WolreaG

Kilopat
Katılım
1 Şubat 2022
Mesajlar
5.327
Makaleler
4
Çözümler
4
Yer
İzmir
Daha fazla  
Sistem Özellikleri
RX 570, 8 GB RAM, i5-4590
Cinsiyet
Erkek
Merhaba, 18 yaşındaki bir gencim ve bu hayatta sorunum çok oldu; umut olsun, sabır olsun bende çok hızlı tükenmeye başladılar. Gaza basınca arabanın 90’dan 100’e çıkması kafamdaki süreden daha uzun sürünce bile sinirleniyorum, o dereceye geldim. Ya da markette sıra beklerken önümdekilerin tahminimden daha çok şey almaları nedeniyle daha uzun beklemek sabrımı taşırıyor.


Tabii bunların olmasının bir sebebi var. Ben çok sabırlı, umutlu birisiyim. Küçükken psikolog olacaktım, herkesin düşüncelerini düzeltecektim; bunun için sabır lazım ve umut da lazım. Gerçekten arkadaşlarımın, dostlarımın derdini dinlerdim; internetten bulduğum dertli kişilere yardım ederdim, yaşım 12’yken. Ama büyüyünce bu azaldı. Ben kekeme birisiydim ve çok yere gittim, çok şey denedim, çok kitap okudum. İki yıl boyunca her gün aksatmadan, günde üç saat sesli kitap okuyordum; bazı kelimeleri heceleyerek, bazılarını tekrarlayarak. Bu yüzden okuduğum bütün kitapları anlayamadan okudum, bu teknikleri yapmam gerektiği için. O zamanlar güzel gidiyordu; o ses Türkiye’ye katılan kekeme arkadaşın kendini tanıttığı gibi, konuşurken normal insanın %30’u kadar konuşmayı başarmıştım. Ama iki yılda bana bu yetmedi. Bunu yaptığımda 14–16 yaşları arasındaydım. 2190 saat kitap okudum iki yılda; ben 91 gün kitap okudum sadece ve burada sabır kalmadı, umut kalmadı. Sadece bir hafta akraba ziyaretine gittim ve her şey sıfırlandı. Zaten kekemelik merkezlerinde “aksatmadan okuyacaksın” deniyordu. İki yılda %30 olduysa, dört yılda %60 olacağı ne malumdu? Bir de gün içinde nefes egzersizi, insanlarla yavaş konuşmaya çalışmak, insanlarla tanışmaya çalışmak gibi çalışmalar yapıyordum her gün. Bana deseler ki: “Oğuz, 10 yıl boyunca her gün nefes egzersizi yap ve her gün iki saat sesli kitap oku; bunu her gün yapmak zorundasın ama sonunda kekemeliğin tamamen çözülecek,” cümle bitmeden kabul ederdim. Ben belirsizliğe gelemiyorum.


Çalışırken bile ustama sorarım: Bugün kaç iş var, saat kaçta gelecek diye. Belirsizliğe gelemiyorum; çünkü gelecek kişi gelmezse ya da gelse bile onun işini düzgün yapmıyorum, bir kusur bırakıyorum, ne kadar yapmamam gerekse de. Çünkü bunaldım bu durumdan. Kitap okumaktan bunaldım. Hatta geçen haftalarda konu açtım; kitap okurken uykum geliyor diye, gerçekten geliyor. Okumak istemiyorum. Kitabı elime aldığım an başım ağrıyor. Yeğenlerim kitap okunmasını dinleme yaşlarındalar ve ben de okuyorum kitabı ama işkence çeker gibi okuyorum. Kitabın verdiği baş ağrısı var; sonra kitabı kusursuz okumak zorundayım. Çünkü çocuklar nasıl duyarsa öyle konuşur, benim yüzümden saçma sapan konuşmalarını istemem diyerek tüm gücümü oraya veriyorum. Bunlar bile benim için zor. Okulda da zorlanırdım zaten. Ayrıca peltek olup R ve S harflerini diyememek beni bitiren noktalardan birkaçı. Allah’a çok şükür aklım yerinde, vücudumda bir sorun yok ama “neden bir nokta üzerinden üzerime geliyorsun?” diye sormadım değil geceleri. Kekemelik, pelteklik ve harfleri diyememek çok iyi bir üçleme. Bunlara katlanma sebebiyle okulda olsun, sokakta olsun umudum kalmadı, sabrım da. Çabalamaktan nefret eder oldum. Bu yüzden arkadaşım da kalmadı. Eskileri kaybetmemek için uğraşıyorum aslında; uğraşmıyorum da, yazarlarsa yazıyorum. Hayata karşı umudum ailemle mutlu bir pazar akşamı; bu kadar. Kısaca yazmak istedim ama beceremedim, 3200 karakter diyor…
 
Ağlamayı bırakıp para kasmak lazım. Köppek gibi çalışıp iyi bir hayat elde etmek lazım. Deli gibi spor yapıp fit olup karı kız tavlamak lazım.

Hayata bir kere geliyoruz ve şahsen Tanrı'lara inanmıyorum. Düzgün yaşamak çok önemli. Herhangi bir şeye bahane bulup üzülmeyi bırakmak lazım.

Türkiye iğrenç bir ülke olmaya gidiyor, çözüm olarak almancı manita yaptım kendisini sürekli aşağılayan, güzel olduğuna inanmayan efsanevi bir kızla tanıştım. Bayağı asosyaldi. Eski sevgilisi aldatmış. Yedinci ayımıza giriyoruz şu an. Bir iki ay içinde evleneceğim daha 18 olmama rağmen. Kendisini seviyorum kullanma gibi bir amacım yok fakat bu kararın hayatımı değiştireceğine inancım tam.
Bir de istediğim üniversiteye gidip diş hekimliğini bitirirsem tadından yenmeyecek.

Tabii bunların olmasının bir sebebi var. Ben çok sabırlı, umutlu birisiyim. Küçükken psikolog olacaktım, herkesin düşüncelerini düzeltecektim; bunun için sabır lazım ve umut da lazım. Gerçekten arkadaşlarımın, dostlarımın derdini dinlerdim; internetten bulduğum dertli kişilere yardım ederdim, yaşım 12'yken. Ama büyüyünce bu azaldı. Ben kekeme birisiydim ve çok yere gittim, çok şey denedim, çok kitap okudum. İki yıl boyunca her gün aksatmadan,
Çalışırken bile ustama sorarım: Bugün kaç iş var, saat kaçta gelecek diye. Belirsizliğe gelemiyorum; çünkü gelecek kişi gelmezse ya da gelse bile onun işini düzgün yapmıyorum.

Bence hayat kaliteni düşüren komplekslerden vazgeçmeye çalış. Güzel arkadaşlar edinebilirsin bu çok işe yarıyor.
 
Yazdığın tüm şeylerin ortak sorununu tek bir cümlede söylemişsin zaten. Peltek olmandan R ve S harflerini söyleyememekten bahsetmişsin. Bence dışarıya karşı olan öfkenin sabırsızlığının vesaire tüm sorunların sebebi aslında bu nokta. Kendinde bunu kusur olarak görüyorsun ve bu yönünde dolayı içten içe bir isyandasın. R leri söyleyemediği için herkesden çok sevilen ve sempatik görünen ek olarak bir çok insandan daha fazla arkadaş çevresine sahip bir kaç arkadaşım var bilmeni istedim. Bunları düzeltmek için birşeyler yapmak istiyorsan veya yapılması gerektiğine inanıyorsan tabiki yap, fakat bunlarla yaşamanın normal olabileceği düşüncesinide aklından çıkarma. Sadece burnu büyük diye dalga geçilen bir arkadaşımın burun estetiğini yaptırabilmek için bilerek burnunu kırdığını biliyorum. Ameliyat ve estetikten 10 gün sonra ne dedi biliyor musun? Keşke yapmasaydım. Sebebini sorduğumda değmezmiş dedi. Başkalarının benim için ne dediği veya düşündüğü için kendime zarar verip olan şeyi değiştirdim dedi. Bakış açını değiştir bence.
 
Ağlamayı bırakıp para kasmak lazım. Köppek gibi çalışıp iyi bir hayat elde etmek lazım. Deli gibi spor yapıp fit olup karı kız tavlamak lazım.

Hayata bir kere geliyoruz ve şahsen Tanrı'lara inanmıyorum. Düzgün yaşamak çok önemli. Herhangi bir şeye bahane bulup üzülmeyi bırakmak lazım.

Türkiye iğrenç bir ülke olmaya gidiyor, çözüm olarak almancı manita yaptım kendisini sürekli aşağılayan, güzel olduğuna inanmayan efsanevi bir kızla tanıştım. Bayağı asosyaldi. Eski sevgilisi aldatmış. Yedinci ayımıza giriyoruz şu an. Bir iki ay içinde evleneceğim daha 18 olmama rağmen. Kendisini seviyorum kullanma gibi bir amacım yok fakat bu kararın hayatımı değiştireceğine inancım tam.
Bir de istediğim üniversiteye gidip diş hekimliğini bitirirsem tadından yenmeyecek.



Bence hayat kaliteni düşüren komplekslerden vazgeçmeye çalış. Güzel arkadaşlar edinebilirsin bu çok işe yarıyor.
Hocam köpek gibi çalışınca bile iyi hayat olmayabiliyor. Türkiyedeyiz maksimum ne olabilir. Spor için zaman lazım çalışınca nasıl spor yapıcaz :D Hocam siz topu iyi dama atmışsınız Alman bularak. Onla evlenir Almanyada yaşarsın mis olur. Siz şanslı duruyorsunuz bana gülmedi hayat. Ve kekemelik farklı hocam hayatını etkiliyor mesela markete gidiyon bişey nerede diye sorucan soramıyorsun neden kekeliyorsun ara ara dur ararken için içini yiyor falan diye diye bitiyor insan. Kendini yiyen bir canlı gibi yürümeye çalıştıkça kendini yiyorsun, olduğun yerde kalmak en azından bitmene engel oluyor.
 
Hocam köpek gibi çalışınca bile iyi hayat olmayabiliyor. Türkiyedeyiz maksimum ne olabilir? Spor için zaman lazım çalışınca nasıl spor yapacağız :D hocam siz topu iyi dama atmışsınız alman bularak. Onunla evlenir Almanya'da yaşarsın mis olur. Siz şanslı duruyorsunuz bana gülmedi hayat. Ve kekemelik farklı hocam hayatını etkiliyor mesela markete gidiyorsun bir şey nerede diye sorucan soramıyorsun neden kekeliyorsun ara ara dur ararken için içini yiyor falan diye diye bitiyor insan. Kendini yiyen bir canlı gibi yürümeye çalıştıkça kendini yiyorsun, olduğun yerde kalmak en azından bitmene engel oluyor.

Kekemeliğin konuşma egzersizleri var diye biliyorum. Hayata bir kere geliyorsun bunu unutmayarak yaşamak lazım. Şu anda çamurun içinde bomboş debelenmek yerine çıkmak için çare aramak lazım. Kendini motive edip kendini geliştir birkaç ay sonra bana ne olmuş diye inanamazsın kendini.

Son olarak spor yapıp fit olduktan sonra kötü bir yüz bile kızların ilgisini çekiyor. Kekemeliği şirin bulan milyonlar var. Sana tavsiyem yabancı bul sende.
 
Yazdığın tüm şeylerin ortak sorununu tek bir cümlede söylemişsin zaten. Peltek olmandan R ve S harflerini söyleyememekten bahsetmişsin. Bence dışarıya karşı olan öfkenin sabırsızlığının vesaire tüm sorunların sebebi aslında bu nokta. Kendinde bunu kusur olarak görüyorsun ve bu yönünde dolayı içten içe bir isyandasın. R leri söyleyemediği için herkesden çok sevilen ve sempatik görünen ek olarak bir çok insandan daha fazla arkadaş çevresine sahip bir kaç arkadaşım var bilmeni istedim. Bunları düzeltmek için birşeyler yapmak istiyorsan veya yapılması gerektiğine inanıyorsan tabiki yap, fakat bunlarla yaşamanın normal olabileceği düşüncesinide aklından çıkarma. Sadece burnu büyük diye dalga geçilen bir arkadaşımın burun estetiğini yaptırabilmek için bilerek burnunu kırdığını biliyorum. Ameliyat ve estetikten 10 gün sonra ne dedi biliyor musun? Keşke yapmasaydım. Sebebini sorduğumda değmezmiş dedi. Başkalarının benim için ne dediği veya düşündüğü için kendime zarar verip olan şeyi değiştirdim dedi. Bakış açını değiştir bence.
Sizi bir yerden hatırlıyorum çok eskidende konuma yazmıştınız ve çok yardımcı olmuştunuz. Hocam dediğiniz çok doğru kendime olan öfkem bunların hepsi, psikolojik destek almam lazım belkide ama devlet dinlemiyor özele de bir görüşme için 2 bin lira veremem çok pahalı. Aslında benim yakındığım olay konuşmamın kötü olması. Peltek olmak ve harfleri diyememek pastanın üzerindeki mumlar. Hani konuşmaya çalışıyorsun ve peltekliğinde denk gelince barut oluyor. Bakış açımı nasıl değiştireyim hocam bu yani güzellik değil veya fiziki bir eylem değil. Hayat bu bendeki problem hayatın ortasında var olan şey konuşmak. İnsan konuşan bir varlık ve konuşamayınca... İçimdekileri size diyebilsem kaçarsınız bu çocuk deli diyip şikayet edersiniz beni.

Kekemeliğin konuşma egzersizleri var diye biliyorum. Hayata bir kere geliyorsun bunu unutmayarak yaşamak lazım. Şu anda çamurun içinde bomboş debelenmek yerine çıkmak için çare aramak lazım. Kendini motive edip kendini geliştir birkaç ay sonra bana ne olmuş diye inanamazsın kendini.

Son olarak spor yapıp fit olduktan sonra kötü bir yüz bile kızların ilgisini çekiyor. Kekemeliği şirin bulan milyonlar var. Sana tavsiyem yabancı bul sende.
Hocam konumun ortalarında bahsettim 2 yıl her gün okudum fayda olmadı diye. Belki yanlış okudum bilmiyorum ama çabalamak yordu. Hayata bir kere geliyorum diyip hiç çabalamadan yemek içmekte olmuyor. Hayata bir kere geliyorum düzgün birisi olmalıyım mutlu iyi bir konumda olmalıyım diyen kişiyim bence, bence diyorum bilmiyorum çünkü. Yabancı nerden bulacaz hocam ben ingilizce bile bilmiyorum. :D
 
Merhaba, 18 yaşındaki bir gencim ve bu hayatta sorunum çok oldu; umut olsun, sabır olsun bende çok hızlı tükenmeye başladılar. Gaza basınca arabanın 90’dan 100’e çıkması kafamdaki süreden daha uzun sürünce bile sinirleniyorum, o dereceye geldim. Ya da markette sıra beklerken önümdekilerin tahminimden daha çok şey almaları nedeniyle daha uzun beklemek sabrımı taşırıyor.


Tabii bunların olmasının bir sebebi var. Ben çok sabırlı, umutlu birisiyim. Küçükken psikolog olacaktım, herkesin düşüncelerini düzeltecektim; bunun için sabır lazım ve umut da lazım. Gerçekten arkadaşlarımın, dostlarımın derdini dinlerdim; internetten bulduğum dertli kişilere yardım ederdim, yaşım 12’yken. Ama büyüyünce bu azaldı. Ben kekeme birisiydim ve çok yere gittim, çok şey denedim, çok kitap okudum. İki yıl boyunca her gün aksatmadan, günde üç saat sesli kitap okuyordum; bazı kelimeleri heceleyerek, bazılarını tekrarlayarak. Bu yüzden okuduğum bütün kitapları anlayamadan okudum, bu teknikleri yapmam gerektiği için. O zamanlar güzel gidiyordu; o ses Türkiye’ye katılan kekeme arkadaşın kendini tanıttığı gibi, konuşurken normal insanın %30’u kadar konuşmayı başarmıştım. Ama iki yılda bana bu yetmedi. Bunu yaptığımda 14–16 yaşları arasındaydım. 2190 saat kitap okudum iki yılda; ben 91 gün kitap okudum sadece ve burada sabır kalmadı, umut kalmadı. Sadece bir hafta akraba ziyaretine gittim ve her şey sıfırlandı. Zaten kekemelik merkezlerinde “aksatmadan okuyacaksın” deniyordu. İki yılda %30 olduysa, dört yılda %60 olacağı ne malumdu? Bir de gün içinde nefes egzersizi, insanlarla yavaş konuşmaya çalışmak, insanlarla tanışmaya çalışmak gibi çalışmalar yapıyordum her gün. Bana deseler ki: “Oğuz, 10 yıl boyunca her gün nefes egzersizi yap ve her gün iki saat sesli kitap oku; bunu her gün yapmak zorundasın ama sonunda kekemeliğin tamamen çözülecek,” cümle bitmeden kabul ederdim. Ben belirsizliğe gelemiyorum.


Çalışırken bile ustama sorarım: Bugün kaç iş var, saat kaçta gelecek diye. Belirsizliğe gelemiyorum; çünkü gelecek kişi gelmezse ya da gelse bile onun işini düzgün yapmıyorum, bir kusur bırakıyorum, ne kadar yapmamam gerekse de. Çünkü bunaldım bu durumdan. Kitap okumaktan bunaldım. Hatta geçen haftalarda konu açtım; kitap okurken uykum geliyor diye, gerçekten geliyor. Okumak istemiyorum. Kitabı elime aldığım an başım ağrıyor. Yeğenlerim kitap okunmasını dinleme yaşlarındalar ve ben de okuyorum kitabı ama işkence çeker gibi okuyorum. Kitabın verdiği baş ağrısı var; sonra kitabı kusursuz okumak zorundayım. Çünkü çocuklar nasıl duyarsa öyle konuşur, benim yüzümden saçma sapan konuşmalarını istemem diyerek tüm gücümü oraya veriyorum. Bunlar bile benim için zor. Okulda da zorlanırdım zaten. Ayrıca peltek olup R ve S harflerini diyememek beni bitiren noktalardan birkaçı. Allah’a çok şükür aklım yerinde, vücudumda bir sorun yok ama “neden bir nokta üzerinden üzerime geliyorsun?” diye sormadım değil geceleri. Kekemelik, pelteklik ve harfleri diyememek çok iyi bir üçleme. Bunlara katlanma sebebiyle okulda olsun, sokakta olsun umudum kalmadı, sabrım da. Çabalamaktan nefret eder oldum. Bu yüzden arkadaşım da kalmadı. Eskileri kaybetmemek için uğraşıyorum aslında; uğraşmıyorum da, yazarlarsa yazıyorum. Hayata karşı umudum ailemle mutlu bir pazar akşamı; bu kadar. Kısaca yazmak istedim ama beceremedim, 3200 karakter diyor…
İnsan, yüzyıllardır devleşmenin, çağdaşlaşmanın baskısını taşıyor. Ve bu baskı bazı bireylerde ters tepebiliyor.
Topluma göre sorun olan ancak normal bir kavram olan kekemeliğin hayatına bu kadar etki etmesine anlam veremedim. Ancak sorunun kekemelik olmadığını sen de biliyorsun. Sorunun senin sonuç alamadığını hissetmen ki bu doğru olabilir. Hayatta her zaman sonuç alacağız diye bir şey yok sonuçta insanız her detayımızın mükemmel olması imkansız. Psikolojik olarak bu kadar baskı hissetmen senin başarını engelleyen şey. Senin önündeki "kekemelik" dediğin şey sahte bir engel, hatta çok sahte.
Hiç düşündün mi "Ya kekemeliği dert etmeyi bıraksam?"
Düşündüysen bile bunu eyleme geçirebildin mi bırakabildin mi?
Bırakamadın çünkü biliyoruz ki bu o kadar kolay bir şey değil. Çok fazla aşk, dram, ihanet romanı okumuşsun hayatta amacın var ama gerekçen yok. Gerçekten psikoloji okumandaki tek engel kekemelik mi yoksa arkasında yatan diğer sebep var mı varsa ne?
Sürekli çalışmak herkesin kaldırabileceği bir şey değil. Arkadaşım yok diyorsun bu çok büyük bir problem. Yalnızlığını aşmalısın. Kekemeliği kafana takmanın sebebi de "şaka yapıyorum alınmıyorsun de mi?" adı altında geçen espriler. Konuşma yapıyorsun okuyacağın cümle birkaç r harfi barındırıyor. Sınıftan biri çıkıp r harflerini v diye okuyor ve bir kahkaha.
Bir şey anlatırken kekeliyorsun aynısını yapıyorlar ve kahkaha.
Çektiğin şeyler normal değil. Anlıyorum ve ben bu tür şeyleri yaşasaydım ne olurdu bilemiyorum.
Ama sana bu tür şeylerin neyi verdiğini biliyorum, azim.
Sen savaş,kaç durumunda kaçan biri değil savaşan birisin. Ancak o kadar çok savaşmışsın ki artık sana yapılanları savaşmak için yeterli görmüyorsun. Üzerine bir de yalnızsın azimli olmayı koşullamışsın. Biri seninle uğraşınca akşam gelen o çalışma isteği gitmiş hayatından sıkılmışsın.
Çözümünü bilemem seni tanımıyorum. Belki bir kadın belki bir gaye...
 
Şahsım da kekeme biri olarak, bunu kabaca tutukluluğa çevirmeyi başardım. Ama genel olarak hayatın her aşamasında red yedim, sadece özel ilişkilerden bahsetmiyorum. Asker olmak istedim, kekemelik var olmaz dendi elendim. Özel güvenliğe kadar düştüm onda da aynı sonuç. En son cebime para girsin dedim, kıçı kırık market bile müşterilerle konuşurken takılıyorum diye, mağazadan mağazaya transfer ettiler. Dayanamayıp en son ben çıktım. Hayattaysam aileme bakmam gerektiği için, hiçbir şeyi takmamayı öğreneli uzun zaman oluyor. İmkan dahilinde sevdiğin işi yapabileceksen, yukarıda diğer arkadaşların yazdığı gibi hayat bir yerde rayına oturuyor hem madden hem de vicdanen.
 
İnsan, yüzyıllardır devleşmenin, çağdaşlaşmanın baskısını taşıyor. Ve bu baskı bazı bireylerde ters tepebiliyor.
Topluma göre sorun olan ancak normal bir kavram olan kekemeliğin hayatına bu kadar etki etmesine anlam veremedim. Ancak sorunun kekemelik olmadığını sen de biliyorsun. Sorunun senin sonuç alamadığını hissetmen ki bu doğru olabilir. Hayatta her zaman sonuç alacağız diye bir şey yok sonuçta insanız her detayımızın mükemmel olması imkansız. Psikolojik olarak bu kadar baskı hissetmen senin başarını engelleyen şey. Senin önündeki "kekemelik" dediğin şey sahte bir engel, hatta çok sahte.
Hiç düşündün mi "Ya kekemeliği dert etmeyi bıraksam?"
Düşündüysen bile bunu eyleme geçirebildin mi bırakabildin mi?
Bırakamadın çünkü biliyoruz ki bu o kadar kolay bir şey değil. Çok fazla aşk, dram, ihanet romanı okumuşsun hayatta amacın var ama gerekçen yok. Gerçekten psikoloji okumandaki tek engel kekemelik mi yoksa arkasında yatan diğer sebep var mı varsa ne?
Sürekli çalışmak herkesin kaldırabileceği bir şey değil. Arkadaşım yok diyorsun bu çok büyük bir problem. Yalnızlığını aşmalısın. Kekemeliği kafana takmanın sebebi de "şaka yapıyorum alınmıyorsun de mi?" adı altında geçen espriler. Konuşma yapıyorsun okuyacağın cümle birkaç r harfi barındırıyor. Sınıftan biri çıkıp r harflerini v diye okuyor ve bir kahkaha.
Bir şey anlatırken kekeliyorsun aynısını yapıyorlar ve kahkaha.
Çektiğin şeyler normal değil. Anlıyorum ve ben bu tür şeyleri yaşasaydım ne olurdu bilemiyorum.
Ama sana bu tür şeylerin neyi verdiğini biliyorum, azim.
Sen savaş,kaç durumunda kaçan biri değil savaşan birisin. Ancak o kadar çok savaşmışsın ki artık sana yapılanları savaşmak için yeterli görmüyorsun. Üzerine bir de yalnızsın azimli olmayı koşullamışsın. Biri seninle uğraşınca akşam gelen o çalışma isteği gitmiş hayatından sıkılmışsın.
Çözümünü bilemem seni tanımıyorum. Belki bir kadın belki bir gaye...
Merhabalar kekemelik gerçekten normal bir şey olabilir ama bir insan konuşurken zorlanınca veya karşıdaki kişiyi fazla bekletince otomatik olarak geçmişten gelen yargılar geliyor göz önüne. Kekemeliği dert etmeyi nasıl bırakacağım ki? Ben bir şeyi dert etmeyi bırakamadım hiç, bilgisayarım mı kötü direkt değiştirdim şartlar ne olursa olsun biraz daha dayanayım veya aman boşver diye bişey yapamadım hiç. Aslında roman okumadım ama filmler izledim ve internette gördüklerim etki etmiş olabilir ve psikoloji okumuyorum, okumak isterdim gerçekten ama ben sanayide bir meslek yapıyorum.
Evet sürekli çalışmayı kaldırmaya çalışıyordum ama başaramıyordum hiç, bu konuşma sorunu yüzünden hiçbir etkinliğimin sonunu getiremedim; spor, gitar kursu, futbol gibi gibi. Evet o şakaların altında ezilip durdum ve hep güçsüz oldum hayatım boyunca bu yüzden birisi hep savunurdu beni ne kadar geç olsada. R'ler konusunda haklısınız kelimede çok az karşımıza çıkıyor ama dediğim gibi bir olay yaşanınca üzerine bunlar gelince insan neden olarak bunları buluyor.
Azim denen şeyi nasıl var edebilirim bilmiyorum. Disiplin ve azim bende çok az bulunuyor. Dediğiniz gibi çok savaştım bu sorunla ve artık kabul etmek istiyorum böyleyim ben diye ama benliğim istemiyorda. Mesela şuan çalıştığım işte 4. seviyedeyim neden 10. seviye yani ustamın seviyesine gelemeyeyim; arabam bir Alman markası ve neden o markanın daha iyi bir modeli olmasın diye diye hep kendime yarış koyarım, aslında yarıştan ziyade hayata tutunma çabası olabilir bu. Çünkü gerçekten boş birisiyim, işe gider işten eve gelir akşam konsolumla oynarım ve uyurum. Genel olarak hayatıma nasıl çözüm bulabilirim bilmiyorum ama kendimi düzeltmeyi çok isterim. Bu arada erkeğim.

Herkesin hayattan beklentileri, arzuları veya hedefleri var. "Şunu gerçekleştireyim benim için yeterli" diyenler gibi benimde var ve ben ailemle beraber akşam çay içerken normal bir şekilde babamla siyaset konuşmayı istiyorum. Çok basit bir şey belki insanlar için ama ben siyaset hayatıma girdi gireli bu günü bekliyorum ve siyaset hakkında bilgilerimi babama sunmak onla kavga etmek belkide kazanmak için yaşıyorum diyebilirim. Herkesin hayat beklentisi farklı benimde düzgün konuşarak bunları yapmak...
Şahsım da kekeme biri olarak, bunu kabaca tutukluluğa çevirmeyi başardım. Ama genel olarak hayatın her aşamasında red yedim, sadece özel ilişkilerden bahsetmiyorum. Asker olmak istedim, kekemelik var olmaz dendi elendim. Özel güvenliğe kadar düştüm onda da aynı sonuç. En son cebime para girsin dedim, kıçı kırık market bile müşterilerle konuşurken takılıyorum diye, mağazadan mağazaya transfer ettiler. Dayanamayıp en son ben çıktım. Hayattaysam aileme bakmam gerektiği için, hiçbir şeyi takmamayı öğreneli uzun zaman oluyor. İmkan dahilinde sevdiğin işi yapabileceksen, yukarıda diğer arkadaşların yazdığı gibi hayat bir yerde rayına oturuyor hem madden hem de vicdanen.
Hocam siz benden büyüksünüz ve siz hayatın bir kısmını yaşamışsınız. Özellikle askere kekemeyiz diye gitmeme diye bişey var mı? Ben param olsa bile 6 ay gidicem diyen kısımdanım ve konuşmam engel olursa gerçekten hayal kırıklığına uğrarım -belki o zaman mutlu olabilirim- Hayat bir yerde rayına giriyor ama düzgün konuşmayı önemsemiyor musunuz hocam? Ben şarkı söylerken çok rahat konuşurum her kekeme böyle ve 'şarkı söylerkenki akışkan konuşmamı normal bir sohbette düşündüğümde garip oluyorum bu mümkün olabilir mi bu büyü mü diye', bunu gerçekleştirmek istiyorum bu yüzden. Bu dediğimi çok küçükken yazmıştım bir kağıda. Yıldızlara ulaşmak gibi bir şey benim için konuşabilmek.
 
Hocam köpek gibi çalışınca bile iyi hayat olmayabiliyor. Türkiyedeyiz maksimum ne olabilir. Spor için zaman lazım çalışınca nasıl spor yapıcaz :D Hocam siz topu iyi dama atmışsınız Alman bularak. Onla evlenir Almanyada yaşarsın mis olur. Siz şanslı duruyorsunuz bana gülmedi hayat. Ve kekemelik farklı hocam hayatını etkiliyor mesela markete gidiyon bişey nerede diye sorucan soramıyorsun neden kekeliyorsun ara ara dur ararken için içini yiyor falan diye diye bitiyor insan. Kendini yiyen bir canlı gibi yürümeye çalıştıkça kendini yiyorsun, olduğun yerde kalmak en azından bitmene engel oluyor.
Bunların hepsi birer bahane özünde. Köpek gibi çalış, olmuyorsa olmasın. Sen yeter ki çalış. Olup olmadığına köpek gibi çalıştıktan sonra karar verirsin. Ailenle yaşıyorsun diye tahmin ediyorum. Ailenle yaşıyorsan para biriktirmesi kolay. Hep kendi negatif özelliklerine odaklanmışsın. Eskiden nasıl eksik yönlerini gidermeye çalışıyorsan yine aynı şeyi deneyeceksin. Gerekirse dil terapistlerine, bu alanda isim yapmış kişilerle görüşeceksin. ''Bana gülmedi hayat'' düşüncesiyle bir halt edemezsin ama söyleyeyim. Kendinde kusur ararsan binbir türlü şey bulursun
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni mesajlar

Geri
Yukarı