İslam'da ödül ve ceza hakkında ne düşünüyorsunuz?

Katılım
17 Aralık 2019
Mesajlar
9.661
Makaleler
3
Çözümler
66
Hakim din görüşünde öğretilen ana konulardan biri; bu alemin, var olacak sonsuz alem öncesi bir sınav olduğu ve bizim burada yaptıklarımız neticesinde ahiret gününde değerlendirileceğimizdir. Bu kısma kadar itiraz edilebilecek bir nokta yoktur. Fakat sorunlu kısım, bu değerlendirme sırasında eğer bazı ritüelleri yerine getirmişsek işlediğimiz günahların cezasını belli bir süre için çekeceğimiz ve hesabı kapattıktan sonra ödüllendirileceğimizin anlatılmasıdır. Bu durum, toplum içinde inanan bireylerin bir kısmı tarafından da kabul görmektedir. Lakin Allah’ın kelamında yeri olmayan ve hak dine büyük zarar veren noktalardan biridir. Bu tehlikeli anlayış insanların işlediği günahların üstünü örtme konusunda kullanılmaya ve insanın kolayı seçmeye yatkın olması sebebiyle nefsi ile olan savaşında lakayt davranmasına vesile olmaya açıktır. Bu öğreti ile yetişmiş herhangi bir bireyin hayatı boyunca çevresindeki hiçbir insana yardımı dokunmadan sadece belli bir dilde, idrak etmediği kelimeleri tekrarlayıp şekli ibadetler yaparak ya da kendini aç bırakarak sonsuz hayatın nimetlerinden faydalanabileceğini düşünmesine yol açabilir. Daha vahim noktalarda sadece bahsi geçen ritüelleri yerine getirmenin önemsendiği, ilahi kelamın asıl işaret ettiği noktaların üzerine düşünülmeyen, hakkaniyet adı altında haksızlığı yol bellemiş bir topluluk peyda olabilir. Hatta kötü niyetli kişiler bunu güç ve iktidar heveslisi bireyler üstünde bir araç olarak kullanabilir. Bu örneklerin uygulanmış halleri için hayatı gözlemlemek yeterlidir. İnsanın kendine göre anladığı ve anlattığı hatta uydurduğu burada hüküm sürerken, hak terazisi işleyip karar verildikten sonra dönüşü olmayan yola dair rahman ve rahim olan Allah der ki;

İman edip salih ameller işleyenlere gelince işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. (Araf 42)

Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur. (Tevbe 72)

İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalırlar. (Bakara 39)

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Araf 36)

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz. (Enbiya 47)

Görmedin mi kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanları ki, aralarında hükmetmesi için Allah'ın kitabına davet olunurlar da sonra onlardan bir zümre yüz çevirir. Ve onlar kaçınan kimselerdir.Bu da onların: “Sayılı bir kaç gün dışında cehennem ateşi bize dokunmaz. ” demeleri sebebiyledir. Yaptıkları iftira dinleri hakkında kendilerini aldatmıştır. (Ali İmran 23-24)

Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? –Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez- Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” (Bakara 80)
 
Son düzenleme:
Hakim din görüşünde öğretilen ana konulardan biri; bu alemin, var olacak sonsuz alem öncesi bir sınav olduğu ve bizim burada yaptıklarımız neticesinde ahiret gününde değerlendirileceğimizdir. Bu kısma kadar itiraz edilebilecek bir nokta yoktur. Fakat sorunlu kısım, bu değerlendirme sırasında eğer bazı ritüelleri yerine getirmişsek işlediğimiz günahların cezasını belli bir süre için çekeceğimiz ve hesabı kapattıktan sonra ödüllendirileceğimizin anlatılmasıdır. Bu durum, toplum içinde inanan bireylerin bir kısmı tarafından da kabul görmektedir. Lakin Allah’ın kelamında yeri olmayan ve hak dine büyük zarar veren noktalardan biridir. Bu tehlikeli anlayış insanların işlediği günahların üstünü örtme konusunda kullanılmaya ve insanın kolayı seçmeye yatkın olması sebebiyle nefsi ile olan savaşında lakayt davranmasına vesile olmaya açıktır. Bu öğreti ile yetişmiş herhangi bir bireyin hayatı boyunca çevresindeki hiçbir insana yardımı dokunmadan sadece belli bir dilde, idrak etmediği kelimeleri tekrarlayıp şekli ibadetler yaparak ya da kendini aç bırakarak sonsuz hayatın nimetlerinden faydalanabileceğini düşünmesine yol açabilir. Daha vahim noktalarda sadece bahsi geçen ritüelleri yerine getirmenin önemsendiği, ilahi kelamın asıl işaret ettiği noktaların üzerine düşünülmeyen, hakkaniyet adı altında haksızlığı yol bellemiş bir topluluk peyda olabilir. Hatta kötü niyetli kişiler bunu güç ve iktidar heveslisi bireyler üstünde bir araç olarak kullanabilir. Bu örneklerin uygulanmış halleri için hayatı gözlemlemek yeterlidir. İnsanın kendine göre anladığı ve anlattığı hatta uydurduğu burada hüküm sürerken, hak terazisi işleyip karar verildikten sonra dönüşü olmayan yola dair rahman ve rahim olan Allah der ki;

İman edip salih ameller işleyenlere gelince işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. (Araf 42)

Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur. (Tevbe 72)

İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalırlar. (Bakara 39)

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Araf 36)

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz. (Enbiya 47)

Görmedin mi kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanları ki, aralarında hükmetmesi için Allah'ın kitabına davet olunurlar da sonra onlardan bir zümre yüz çevirir. Ve onlar kaçınan kimselerdir.Bu da onların: “Sayılı bir kaç gün dışında cehennem ateşi bize dokunmaz. ” demeleri sebebiyledir. Yaptıkları iftira dinleri hakkında kendilerini aldatmıştır. (Ali İmran 23-24)

Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? –Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez- Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” (Bakara 80)
Belirli bir süre cezanın yahut sınırsız cezanın da özünde kaynağı niyettir. Belirli bir süre ceza çekip çıkarım mantığını kuranla, günahı bu mantığı kurmadan işleyen arasında fark vardır. Bu farkın ayırt edicisi Allah'tır. Bu fark üzerinden İslam'ın direği olan namazı "hayatı boyunca çevresindeki hiçbir insana yardımı dokunmadan sadece belli bir dilde, idrak etmediği kelimeleri tekrarlayıp şekli ibadetler" olarak tanımlamak hatadır. Hakeza orucu da "kendini aç bırakmak" olarak tanımlamak hatadır.

Kastınızı anlıyorum. Verdiğiniz mesaj, verdiğiniz örnekler göz ardı edildiğinde doğrudur lakin hatalı olanı İslam'ın direği olan namazı ve İslam'ın şartı olan orucu küçümseyerek açıklamak bana göre büyük bir yanlıştır.
 
İslam'ın direği olan namazı ve İslam'ın şartı olan orucu küçümseyerek

Maksadım bu değildi. Namazın ve orucun gereklerinin sadece açlık veya kişinin nefsine etki etmeyen tekrarlarda sıkışmasının bir eleştirisi olarak kurmuştum ama yeteri kadar belli edememişim sanırım.

Niyet pek tâbii ki önemlidir. İnsanın niyetini bilebilecek olan ise, her şeyin sahibidir. Bizim değerlendirebileceklerimiz ameller ile sınırlıdır ki onda da zandan ziyade, oluşlar ve etkiler üzerinden hareket etmek elzemdir.
 
Belirli bir süre cezanın yahut sınırsız cezanın da özünde kaynağı niyettir. Belirli bir süre ceza çekip çıkarım mantığını kuranla, günahı bu mantığı kurmadan işleyen arasında fark vardır. Bu farkın ayırt edicisi Allah'tır. Bu fark üzerinden İslam'ın direği olan namazı "hayatı boyunca çevresindeki hiçbir insana yardımı dokunmadan sadece belli bir dilde, idrak etmediği kelimeleri tekrarlayıp şekli ibadetler" olarak tanımlamak hatadır. Hakeza orucu da "kendini aç bırakmak" olarak tanımlamak hatadır.

Kastınızı anlıyorum. Verdiğiniz mesaj, verdiğiniz örnekler göz ardı edildiğinde doğrudur lakin hatalı olanı İslam'ın direği olan namazı ve İslam'ın şartı olan orucu küçümseyerek açıklamak bana göre büyük bir yanlıştır.
Nesi yanlış? Bilmediğin dilde kelimeler fısıldamak aklında nasıl bir anlam yaratıyor? Oruç da aynı şekilde, sağlıklı da değil ayrıca.
 
Nesi yanlış? Bilmediğin dilde kelimeler fısıldamak aklında nasıl bir anlam yaratıyor? Oruç da aynı şekilde, sağlıklı da değil ayrıca.
Söyleyen bilmez, bilen söylemez. Bilmediğin dilde kelimeler fısıldamak diye küçümsediğiniz için anlamamanız gayet doğal. Oruç da sağlıktan öte ibadettir. Ek olarak insan için sağlıklıdır. Orucun sağlıksız olduğunu iddia edeni ilk defa görüyorum.

Maksadım bu değildi. Namazın ve orucun gereklerinin sadece açlık veya kişinin nefsine etki etmeyen tekrarlarda sıkışmasının bir eleştirisi olarak kurmuştum ama yeteri kadar belli edememişim sanırım.

Niyet pek tâbii ki önemlidir. İnsanın niyetini bilebilecek olan ise, her şeyin sahibidir. Bizim değerlendirebileceklerimiz ameller ile sınırlıdır ki onda da zandan ziyade, oluşlar ve etkiler üzerinden hareket etmek elzemdir.
Sizi anlıyorum. Cevabımdaki maksat üstte cevap yazan arkadaşa benzer kimselere kapı aralamamak içindi. Yazınız için teşekkür ederim. Allah razı olsun.
 
Söyleyen bilmez, bilen söylemez. Bilmediğin dilde kelimeler fısıldamak diye küçümsediğiniz için anlamamanız gayet doğal. Oruç da sağlıktan öte ibadettir. Ek olarak insan için sağlıklıdır. Orucun sağlıksız olduğunu iddia edeni ilk defa görüyorum.


Sizi anlıyorum. Cevapbımdaki maksat üstte cevap yazan arkadaşlara benzer kimselere kapı aralamamak içindi. Yazınız için teşekkür ederim. Allah razı olsun.
Saatlerce aç ve susuz kalmak sağlıklı değil, kortizol yükseltir en basitinden. Düzenli ve dengeli beslenmek sağlıklıdır.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı