ahmetdemir72
Centipat
- Katılım
- 16 Mart 2024
- Mesajlar
- 33
Daha fazla
- Cinsiyet
- Erkek
Hafıza sarayı yöntemiyle İngilizce kelime ezberleme.
Hafıza sarayı yöntemiyle İngilizce kelimeleri nasıl ezberleyebileceğinizi anlatacağım; ancak bu yöntemi her dil için uygulayabilirsiniz. Bu anlattığım yöntemi daha çok YDS, YDT gibi dil sınavlarına girecekler için anlatıyorum. Çünkü bu sınavlarda önemli olan okuduğunu anlamadır. Konuşma kısmında ise bu yöntemi çok tavsiye etmiyorum. Eğer amacınız okuduğunu anlama ise rahatlıkla kullanabilirsiniz. Konuşma kısmında ise ekstra şeyler yaparak yine denemek isteyenler deneyebilir.
1) ilk önce belirlediğiniz İngilizce kelimeler için Türkçeye benzeyen çağrışımlar bulacaksınız. Mesela ben burada 3 tane kelime üzerinden her şeyi anlatacağım. Benim kelimelerim:
(Consult = danışmak, başvurmak; halt = durmak, durdurmak; abide = kurala uymak)
2) şimdi belirlediğimiz bu kelimeler için ya okunuşuna benzeyen ya da Türkçe telaffuzuna yakın çağrışımlar bulacağız.
Mesela “consult” kelimesi için çağrışım “con sultan” olsun.
“Halt” kelimesi için ekstra bir çağrışım bulmaya gerek yok; zaten Türkçede “ne halt yedin sen” şeklinde bir kullanım var. O yüzden çağrışım direkt “halt” olarak kalacak.
Son kelime olan “abide” için çağrışımımız “abi de” olsun.
Şimdi bu hâliyle saçma görünüyor değil mi? İşte biz bu saçma olan çağrışımları yazacağımız hikâyede öyle bir senaryo içinde kullanacağız ki artık mantıklı bir hâl alacak.
3) bulduğumuz her kelime için, akılda kalıcı ve sizin en çok sevdiğiniz alanlarla ilgili hikâyeler yazacaksınız. Ama bunun altını çiziyorum: Kesinlikle sevdiğiniz konular ve alanlar olsun. Çünkü sevdiğiniz bir şey olursa kolay kolay unutmazsınız. Burada mantıklı bir hikâye yazmaya gerek yok; hatta saçma olması daha akılda kalıcı olur.
Şimdi ben, size anlatmak amacıyla her kelime için bir hikâye yazacağım. Ama dediğim gibi, siz kendiniz sevdiğiniz bir senaryo kurun. Bu oyun, futbol vb. her şey olabilir; yeter ki ilginizi çeken bir şey olsun.
Abide= şimdi gözlerinizi kapatın ve bir oda hayal edin. Odanın sağ tarafında, gece saatlerinde işten eve dönen bir adam var. Kimsenin olmadığı İstanbul'un dar sokaklarından birinde tek başına eve doğru yürüyor. Karanlıkların içinde bir anda adamın önünü iki tane serseri kesiyor. Adamı duvara doğru itiyorlar. Adam,
“Hey, siz serseriler de kimsiniz böyle?” diye söylenince, serserilerden biri diyor ki:
“Şş… bize abi de, bu sokağın kurallarına uyacaksın eğer buradan geçmek istiyorsan.”
Adam, “ne kuralı, ne saçmalıyorsunuz?” deyince serserilerden biri,
“Aslanım, bizim kurallarımız var. Onlara uymak zorundasın,” diyor.
Halt= odanın ilerleyen kısmında Galatasaray sahasında bir maç vardı.
Galatasaray–fenerbahçe maçının son dakikalarıydı. Galatasaray 1-0 öndeydi. Son dakikada rakip sahaya ilerleyen Fenerbahçe'li oyuncu durdurulamayınca, Galatasaray kaptanı defans oyuncusuna bağırdı:
“Hey, ne halt yiyorsun? Neden onu durdurmadın? Neden durdurmak yerine öylece duruyorsun?”
Consult= odanın son kısmında con isimli bir bilim adamı, uzun süredir üzerinde çalıştığı zaman makinesini nihayet bitirdi ve bir deneme yaptı. Con kendini bir anda Osmanlı imparatorluğu döneminde, yavuz sultan Selim'in sarayında buldu. Deneme işe yaramıştı ama bir sorun vardı: Nasıl geri döneceğini hesaba katmamıştı.
Başına gelenleri sarayda güvendiği adamlardan birine anlattı. Adam dedi ki:
“Con, sultana danışmalısın. Bu konuda ona başvursan daha iyi olur.”
Gördüğünüz gibi, her kelime için önce bir çağrışım bulduk ve o çağrışımları hoşumuza giden hikâyelerde kullandık. Siz bir metinde bu kelimeleri gördüğünüzde artık aklınıza önce çağrışım, sonra hikâye ve o hikâyede kullandığınız Türkçe anlam gelecek.
Mesela bir metinde “consult” kelimesini gördünüz. Çağrışımı olan “con sultan” aklınıza geldi. Sonra “saraydaki adam con sultana danışmalısın” cümlesini hatırlayıp,
“Ha, bunun anlamı danışmak, başvurmaktı,” diyeceksiniz.
Dil sınavına çalışıyorsanız sakın gidip günde onlarca kelime ezberlemeye kalkmayın. Bir süre sonra sıkılırsınız. Bunun yerine günde 10 kelime çalışın. Haftada 70, ayda yaklaşık 300 kelime eder. Bu şekilde yapmak daha sağlıklıdır. Beyin bu kelimeleri yavaş yavaş sindirir.
Her gün diyelim ki 10 kelime ezberlediniz; o günkü kelimeleri bir odada, ertesi günkü kelimeleri ikinci odada canlandırın. Kısaca belirli kelime gruplarını aynı odada toplayarak daha düzenli çalışabilirsiniz. Ben burada “oda” diyorum ama siz saray, okul, iş yeri, ev gibi farklı mekânlar da seçebilirsiniz. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış.
Bu kelimeleri bu şekilde öğrendikten sonra artık metinlerde ve örnek cümlelerde bol bol okuyun. Çünkü şu an kelimenin anlamını direkt hatırlamıyorsunuz; çağrışım ve hikâyeyi bir köprü olarak kullanıyorsunuz. Yani kelimeyi görüyorsunuz → çağrışımı hatırlıyorsunuz → hikâye geliyor → anlam aklınıza geliyor.
Bu belki 3–5 saniye sürer ama sınavda böyle düşünme lüksünüz yok. O yüzden kelimeleri bol bol metin içinde görün. Bir süre sonra çağrışıma ve hikâyeye gerek kalmadan kelimenin anlamı direkt aklınıza gelir. Yani yavaş yavaş o köprüleri ortadan kaldırmanız lazım.
Hatta yazdığınız hikâyeleri yapay zekâya verip resim çizdirebilirsiniz. Bu sayede görsel hafızayı da kullanmış olursunuz. Hafıza sarayının farklı yöntemleri vardır ama bence bu şekli daha etkilidir.
Son olarak, her kelime için ayrı ayrı hikâye yazmak yerine 5 ya da daha fazla kelimeyi tek bir hikâyede de kullanabilirsiniz. Ancak bazen kelimelerin anlamları birbirinden çok farklı olur. Bu durumda hepsini tek bir hikâyede birleştirmek zor ya da zaman alıcı olabilir. O yüzden bazı durumlarda her kelime için ayrı hikâye yazmak daha hızlı ve pratiktir bu yöntem herkes için uygun olmayabilir bunu öğrenmek için deneyin ve görün.
Hafıza sarayı yöntemiyle İngilizce kelimeleri nasıl ezberleyebileceğinizi anlatacağım; ancak bu yöntemi her dil için uygulayabilirsiniz. Bu anlattığım yöntemi daha çok YDS, YDT gibi dil sınavlarına girecekler için anlatıyorum. Çünkü bu sınavlarda önemli olan okuduğunu anlamadır. Konuşma kısmında ise bu yöntemi çok tavsiye etmiyorum. Eğer amacınız okuduğunu anlama ise rahatlıkla kullanabilirsiniz. Konuşma kısmında ise ekstra şeyler yaparak yine denemek isteyenler deneyebilir.
1) ilk önce belirlediğiniz İngilizce kelimeler için Türkçeye benzeyen çağrışımlar bulacaksınız. Mesela ben burada 3 tane kelime üzerinden her şeyi anlatacağım. Benim kelimelerim:
(Consult = danışmak, başvurmak; halt = durmak, durdurmak; abide = kurala uymak)
2) şimdi belirlediğimiz bu kelimeler için ya okunuşuna benzeyen ya da Türkçe telaffuzuna yakın çağrışımlar bulacağız.
Mesela “consult” kelimesi için çağrışım “con sultan” olsun.
“Halt” kelimesi için ekstra bir çağrışım bulmaya gerek yok; zaten Türkçede “ne halt yedin sen” şeklinde bir kullanım var. O yüzden çağrışım direkt “halt” olarak kalacak.
Son kelime olan “abide” için çağrışımımız “abi de” olsun.
Şimdi bu hâliyle saçma görünüyor değil mi? İşte biz bu saçma olan çağrışımları yazacağımız hikâyede öyle bir senaryo içinde kullanacağız ki artık mantıklı bir hâl alacak.
3) bulduğumuz her kelime için, akılda kalıcı ve sizin en çok sevdiğiniz alanlarla ilgili hikâyeler yazacaksınız. Ama bunun altını çiziyorum: Kesinlikle sevdiğiniz konular ve alanlar olsun. Çünkü sevdiğiniz bir şey olursa kolay kolay unutmazsınız. Burada mantıklı bir hikâye yazmaya gerek yok; hatta saçma olması daha akılda kalıcı olur.
Şimdi ben, size anlatmak amacıyla her kelime için bir hikâye yazacağım. Ama dediğim gibi, siz kendiniz sevdiğiniz bir senaryo kurun. Bu oyun, futbol vb. her şey olabilir; yeter ki ilginizi çeken bir şey olsun.
Abide= şimdi gözlerinizi kapatın ve bir oda hayal edin. Odanın sağ tarafında, gece saatlerinde işten eve dönen bir adam var. Kimsenin olmadığı İstanbul'un dar sokaklarından birinde tek başına eve doğru yürüyor. Karanlıkların içinde bir anda adamın önünü iki tane serseri kesiyor. Adamı duvara doğru itiyorlar. Adam,
“Hey, siz serseriler de kimsiniz böyle?” diye söylenince, serserilerden biri diyor ki:
“Şş… bize abi de, bu sokağın kurallarına uyacaksın eğer buradan geçmek istiyorsan.”
Adam, “ne kuralı, ne saçmalıyorsunuz?” deyince serserilerden biri,
“Aslanım, bizim kurallarımız var. Onlara uymak zorundasın,” diyor.
Halt= odanın ilerleyen kısmında Galatasaray sahasında bir maç vardı.
Galatasaray–fenerbahçe maçının son dakikalarıydı. Galatasaray 1-0 öndeydi. Son dakikada rakip sahaya ilerleyen Fenerbahçe'li oyuncu durdurulamayınca, Galatasaray kaptanı defans oyuncusuna bağırdı:
“Hey, ne halt yiyorsun? Neden onu durdurmadın? Neden durdurmak yerine öylece duruyorsun?”
Consult= odanın son kısmında con isimli bir bilim adamı, uzun süredir üzerinde çalıştığı zaman makinesini nihayet bitirdi ve bir deneme yaptı. Con kendini bir anda Osmanlı imparatorluğu döneminde, yavuz sultan Selim'in sarayında buldu. Deneme işe yaramıştı ama bir sorun vardı: Nasıl geri döneceğini hesaba katmamıştı.
Başına gelenleri sarayda güvendiği adamlardan birine anlattı. Adam dedi ki:
“Con, sultana danışmalısın. Bu konuda ona başvursan daha iyi olur.”
Gördüğünüz gibi, her kelime için önce bir çağrışım bulduk ve o çağrışımları hoşumuza giden hikâyelerde kullandık. Siz bir metinde bu kelimeleri gördüğünüzde artık aklınıza önce çağrışım, sonra hikâye ve o hikâyede kullandığınız Türkçe anlam gelecek.
Mesela bir metinde “consult” kelimesini gördünüz. Çağrışımı olan “con sultan” aklınıza geldi. Sonra “saraydaki adam con sultana danışmalısın” cümlesini hatırlayıp,
“Ha, bunun anlamı danışmak, başvurmaktı,” diyeceksiniz.
Dil sınavına çalışıyorsanız sakın gidip günde onlarca kelime ezberlemeye kalkmayın. Bir süre sonra sıkılırsınız. Bunun yerine günde 10 kelime çalışın. Haftada 70, ayda yaklaşık 300 kelime eder. Bu şekilde yapmak daha sağlıklıdır. Beyin bu kelimeleri yavaş yavaş sindirir.
Her gün diyelim ki 10 kelime ezberlediniz; o günkü kelimeleri bir odada, ertesi günkü kelimeleri ikinci odada canlandırın. Kısaca belirli kelime gruplarını aynı odada toplayarak daha düzenli çalışabilirsiniz. Ben burada “oda” diyorum ama siz saray, okul, iş yeri, ev gibi farklı mekânlar da seçebilirsiniz. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış.
Bu kelimeleri bu şekilde öğrendikten sonra artık metinlerde ve örnek cümlelerde bol bol okuyun. Çünkü şu an kelimenin anlamını direkt hatırlamıyorsunuz; çağrışım ve hikâyeyi bir köprü olarak kullanıyorsunuz. Yani kelimeyi görüyorsunuz → çağrışımı hatırlıyorsunuz → hikâye geliyor → anlam aklınıza geliyor.
Bu belki 3–5 saniye sürer ama sınavda böyle düşünme lüksünüz yok. O yüzden kelimeleri bol bol metin içinde görün. Bir süre sonra çağrışıma ve hikâyeye gerek kalmadan kelimenin anlamı direkt aklınıza gelir. Yani yavaş yavaş o köprüleri ortadan kaldırmanız lazım.
Hatta yazdığınız hikâyeleri yapay zekâya verip resim çizdirebilirsiniz. Bu sayede görsel hafızayı da kullanmış olursunuz. Hafıza sarayının farklı yöntemleri vardır ama bence bu şekli daha etkilidir.
Son olarak, her kelime için ayrı ayrı hikâye yazmak yerine 5 ya da daha fazla kelimeyi tek bir hikâyede de kullanabilirsiniz. Ancak bazen kelimelerin anlamları birbirinden çok farklı olur. Bu durumda hepsini tek bir hikâyede birleştirmek zor ya da zaman alıcı olabilir. O yüzden bazı durumlarda her kelime için ayrı hikâye yazmak daha hızlı ve pratiktir bu yöntem herkes için uygun olmayabilir bunu öğrenmek için deneyin ve görün.