İngilizce nasıl geliştirilir?

Falith

Femtopat
Katılım
21 Aralık 2025
Mesajlar
38
Ben eskiden YouTube, Instagram, Discord gibi platformlardan ingilizce öğrenmiştim, o zamanlar hiç bilmeme rağmen basit konuşabilecek kadar ingilizce seviyem oldu. Şu anda da internetten araştırma yaparken kaynak sıkıntısı çekmemek için ingilizce dokümantasyonlar falan okumam gerekiyor, ama şu an 1-2 sene önceki ingilizce seviyem ile şu anki tamamen aynı, bu zamana kadar da gelişmediği için şaşırmaya başladım.

Sadece kelime olarak bir sürü C1 seviyesinde kelime bile biliyorum, ama okuduğumu anlama ve konuşma bilgim nedense çok düşük.

Mesela bazen bazı dokümantasyonlar oluyor, kelimelerin %90’ını anlıyorum, ama nedense genel okuyunca anca yarısını anlıyorum.

Şu an test yapmadım, ancak B1 seviyesinde olduğumu düşünüyorum, bu böyle gelişmemeye devam mı edecek?
 
Altyapını doldurduğun alanda konuşabiliyorsun anlayabiliyorsun, ama eksik olan bir kısım geldiğinde altyapında birikim olmadığı için bocalıyorsun.

Yaptığın test senin sadece gramer bilgini ölçer. Bu da gramer yani dil bilgilsi kurallarını bildiğinde B1/C1 gibi etiketleme yapar. Halbuki nativelik böyle bir şey değildir. Dil bilgisi işin matematiği ama realite tamami ile altyapının ne kadar dolduğu ve bunu ne kadar kullanabildiğin ile alakalı.
Şu an dilbilgisi konusunda uzman birisi gelse, şu yazdıklarımın içinden geçer bir sürü hata bulur ama dilbigisine takılıyor muyum? Hayır. Kendime acaba türkçede b1 miyim c1 miyim gibi bir teste tabi tutuyor muyum? Hayır. Türkçe c1 den şu kadar b1 den bu kadar kelime biliyorum diyormuyum? Hayır. Türkçede bulunan bütün kelimeleri biliyor muyum? Hayır. Ama bağlamdan çıkarabiliyorum çünkü altyapım çok ama çok dolu. Sende bu şekilde ingilizcede alt yapını dolduracaksın ve doldurduğun altyapını kullanacaksın.

Speaking üzerinden ilerlemişsin. Speaking üzerinde genelde belli bir alanda konuşursun. Çevreni, dilin konuşulduğu ortama çeviremezsen spontene konuşmalardan mahrum kalırsın ve hep aynı alanda konuşmaya iter ve bu da konfor alanından çıkamamana sebep olur.

Bunun çözümü reading ve listening de bolca farklı farklı alanlarda okumalar dinlemeler yapmaktan geçiyor. Bizler farkında olmasakta, bebeklikten itibaren sürekli farklı ortamlara gider o ortamlardaki konuşulan diyologlara okumalara(okul bunun örneği, istesekte istemesekte bolca reading ve writing yaparız) maruz kalırız ve ve kelime dağarcığımız gelişir. Bunu anadilimizde başlarda speaking üzerinden sonra speaking listening reading ve writing üzerinde yapmaya devam ederiz, ingilizce de böyle bir lüksümüz yok ise, reading ve listening üzerinden bu ortamı oluşturmamız gerekiyor.

Yani kıssadan hisse hergün 10/20 sy kitap okuyup dizi/yotube video izleyeceksin. Nasıl uygulayacağın burada. Seviyene göre uyarla. Kelimelerin %90'unu anlamak genelin anca yarısını anlamak reading eksikliğinden kaynaklanıyor. Reading yaptıkça düzelecek.
 
Altyapını doldurduğun alanda konuşabiliyorsun anlayabiliyorsun, ama eksik olan bir kısım geldiğinde altyapında birikim olmadığı için bocalıyorsun.

Yaptığın test senin sadece gramer bilgini ölçer. Bu da gramer yani dil bilgilsi kurallarını bildiğinde B1/C1 gibi etiketleme yapar. Halbuki nativelik böyle bir şey değildir. Dil bilgisi işin matematiği ama realite tamami ile altyapının ne kadar dolduğu ve bunu ne kadar kullanabildiğin ile alakalı.
Şu an dilbilgisi konusunda uzman birisi gelse, şu yazdıklarımın içinden geçer bir sürü hata bulur ama dilbigisine takılıyor muyum? Hayır. Kendime acaba türkçede b1 miyim c1 miyim gibi bir teste tabi tutuyor muyum? Hayır. Türkçe c1 den şu kadar b1 den bu kadar kelime biliyorum diyormuyum? Hayır. Türkçede bulunan bütün kelimeleri biliyor muyum? Hayır. Ama bağlamdan çıkarabiliyorum çünkü altyapım çok ama çok dolu. Sende bu şekilde ingilizcede alt yapını dolduracaksın ve doldurduğun altyapını kullanacaksın.

Speaking üzerinden ilerlemişsin. Speaking üzerinde genelde belli bir alanda konuşursun. Çevreni, dilin konuşulduğu ortama çeviremezsen spontene konuşmalardan mahrum kalırsın ve hep aynı alanda konuşmaya iter ve bu da konfor alanından çıkamamana sebep olur.

Bunun çözümü reading ve listening de bolca farklı farklı alanlarda okumalar dinlemeler yapmaktan geçiyor. Bizler farkında olmasakta, bebeklikten itibaren sürekli farklı ortamlara gider o ortamlardaki konuşulan diyologlara okumalara(okul bunun örneği, istesekte istemesekte bolca reading ve writing yaparız) maruz kalırız ve ve kelime dağarcığımız gelişir. Bunu anadilimizde başlarda speaking üzerinden sonra speaking listening reading ve writing üzerinde yapmaya devam ederiz, ingilizce de böyle bir lüksümüz yok ise, reading ve listening üzerinden bu ortamı oluşturmamız gerekiyor.

Yani kıssadan hisse hergün 10/20 sy kitap okuyup dizi/yotube video izleyeceksin. Nasıl uygulayacağın burada. Seviyene göre uyarla. Kelimelerin %90'unu anlamak genelin anca yarısını anlamak reading eksikliğinden kaynaklanıyor. Reading yaptıkça düzelecek.
Hocam testlere takılmadan yani gramer seviyemize takılmadan A1'den okuma yaparak mı başlamalıyız? Ben mesela test yapmadım B1 seviyesinde olduğumu düşünüyorum ama native olmak için bunun pek bir önemi yok anladığım kadarıyla. Anadili İngilizce kitaplar okumak ve günlük hayatta konuşabilmek istiyorum. Seviye seviye okuma yaparak ve dizi film, video izleyerek gramerimiz de istediğimiz seviyeye gelir mi? Yani demek istediğim gramer ayrı çalışılması gereken bir şey mi?
 
Hocam testlere takılmadan yani gramer seviyemize takılmadan A1'den okuma yaparak mı başlamalıyız? Ben mesela test yapmadım B1 seviyesinde olduğumu düşünüyorum ama native olmak için bunun pek bir önemi yok anladığım kadarıyla. Anadili İngilizce kitaplar okumak ve günlük hayatta konuşabilmek istiyorum. Seviye seviye okuma yaparak ve dizi film, video izleyerek gramerimiz de istediğimiz seviyeye gelir mi? Yani demek istediğim gramer ayrı çalışılması gereken bir şey mi?
B1 seviyesinde aldığınız bir kitabı çeviri yapmadan okuduğunuzda yarısından çoğunu anlayabiliyor iseniz A1 den başlamanıza gerek yok.

Gramer araç olmalı amaç değil. Zorlandığınız kısımlarda gramere dönebilirsiniz elbette. Eğer birisi sıfırsa elbette gramerden başlamalı.Okul hayatında gramerde belli bir seviyeye gelen artık pratik yapmalı.

Örnek olarak reading yaparken aş.daki gibi bir cümleye denk geldiniz ve anlamadınız.
would I be willing to change just for him cümlesini chatgptye çevirttiniz.
  • would I be willing → ister miydim / razı olur muydum
  • to change → değişmeye
  • just for him → sadece onun için

    Şimdi illa bunu anlamak için alttakini öğrenmeye gerek var mı?

    “be willing to” yapısı:​

    be willing to + verb→ bir şeyi yapmaya gönüllü olmak
Gramer de size bu şekilde anlatacaklar belki bunun bir ismide vardır ama zaten siz cümleyi anladınız ve geçtiniz bitti. Tekrar ettikçe aklınızda kalacak. Tekrar ettikçe buradaki kelimeleri bir hikaye ile öğrendiğinizde kelimeleri pasif bir şekilde öğrenmiş olacaksınız kelimeler hissiyatınıza geçecek.Yani ezberlemeye çalışmayacaksınız. Anladınız ve geçtiniz bu kadar. İki kere okunması gerektiği için bir kitapta önce çeviri ile sonra çevirisiz. İşte bunu yapıncada tekrar etmiş olacaksınız.

Aynı zamanda tekrar ettikçe yapıyı ister istemez inceleyeceksiniz ki zaten bu hem gramerinizi hem cümlenin manasını anlamanıza sağlıyacak ve buna benzer cümleler geldikçe çevirmeye ihtiyacınız kalmayacak. Hatta gramer konularının adlarını bile bilmeyeceksiniz. Ne önemi var ki zaten. Ama şunu unutmayın bir kaç tane kitap okuyarak bir kaç tane video dizi izleyerek olmayacak.

Nativelere go nun past tense ni sorunca bilemiyorlar.
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


too much, too many arasındaki fark mesela
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.
 
B1 seviyesinde aldığınız bir kitabı çeviri yapmadan okuduğunuzda yarısından çoğunu anlayabiliyor iseniz A1 den başlamanıza gerek yok.

Gramer araç olmalı amaç değil. Zorlandığınız kısımlarda gramere dönebilirsiniz elbette. Eğer birisi sıfırsa elbette gramerden başlamalı.Okul hayatında gramerde belli bir seviyeye gelen artık pratik yapmalı.

Örnek olarak reading yaparken aş.daki gibi bir cümleye denk geldiniz ve anlamadınız.
would I be willing to change just for him cümlesini chatgptye çevirttiniz.
  • would I be willing → ister miydim / razı olur muydum
  • to change → değişmeye
  • just for him → sadece onun için

    Şimdi illa bunu anlamak için alttakini öğrenmeye gerek var mı?

    “be willing to” yapısı:​

    be willing to + verb→ bir şeyi yapmaya gönüllü olmak
Gramer de size bu şekilde anlatacaklar belki bunun bir ismide vardır ama zaten siz cümleyi anladınız ve geçtiniz bitti. Tekrar ettikçe aklınızda kalacak. Tekrar ettikçe buradaki kelimeleri bir hikaye ile öğrendiğinizde kelimeleri pasif bir şekilde öğrenmiş olacaksınız kelimeler hissiyatınıza geçecek.Yani ezberlemeye çalışmayacaksınız. Anladınız ve geçtiniz bu kadar. İki kere okunması gerektiği için bir kitapta önce çeviri ile sonra çevirisiz. İşte bunu yapıncada tekrar etmiş olacaksınız.

Aynı zamanda tekrar ettikçe yapıyı ister istemez inceleyeceksiniz ki zaten bu hem gramerinizi hem cümlenin manasını anlamanıza sağlıyacak ve buna benzer cümleler geldikçe çevirmeye ihtiyacınız kalmayacak. Hatta gramer konularının adlarını bile bilmeyeceksiniz. Ne önemi var ki zaten. Ama şunu unutmayın bir kaç tane kitap okuyarak bir kaç tane video dizi izleyerek olmayacak.

Nativelere go nun past tense ni sorunca bilemiyorlar.
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


too much, too many arasındaki fark mesela
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.

Bize okulda öğrettikleri sistem tamamen ezbere dayalı ve insanı İngilizce'den soğutuyor. Ortaokulda okuldaki İngilizce'si en iyi olan çocuk olarak söylüyorum lisede de sınıfta en iyilerdendim. Öyle bir öğretiyorlar ki sanırsınız nativeler her kuralı biliyor ona göre dikkat ederek konuşuyor. Teşekkür ederim.
 
Bize okulda öğrettikleri sistem tamamen ezbere dayalı ve insanı İngilizce'den soğutuyor. Ortaokulda okuldaki İngilizce'si en iyi olan çocuk olarak söylüyorum lisede de sınıfta en iyilerdendim. Öyle bir öğretiyorlar ki sanırsınız nativeler her kuralı biliyor ona göre dikkat ederek konuşuyor. Teşekkür ederim.
Bu gramer odaklı öğretimlerde oluyor. Bizde türkçenin gramerini iyi bilmiyoruz ama bunu bizde önemsemiyoruz. Ancak yeni türkçe öğrenmiş birisi de da lar öyle mi yazılır diyebilir. Çünkü o kural odaklı öğreniyor.

Bunun full halini bulamadım.
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Buradaki kişide, ben türkçeyi kursta öğrendim ama kursta öğretilen ile sokakta konuşalan farklı diyordu.
Aynı şekilde ingde cefr seviyesindeki kitaplarda geçen dil ile nativelerdeki dil farklı olur. O yüzden cefr seviyesinde B2'ye kadar hızlıca gelip(B2 den en az 10 tane kitabı iki kere okuyarak %70-80'ini anlayacak noktada olmaktan bahsediyorum) artık nativeler için yazılmış kitaplara geçilmeli. İşte çocuk türkçeyi öğrendikten sonra nativelerle dolaşa dolaşa artık kültürüde öğreniyor. Dil ile kültürü de öğrendiğin an artık nativesin.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı