Kesinlikle, insanın kendine böyle bir kötülük yapmaması lazım. Her türlü argümanı geçtim; Tanırya inanmak ve onun emirleri doğrultusuna göre hareket edip mükafat kazanmak iyidir, inanmayıp ceza almak kötüdür. İnsan ise iyiyi seçme odaklıdır. En basiti bu yani.Bir yaratıcıya inanmamak belki de en kötü seçim.
Yine En'am suresi 2. ve 3. ayetlerde Allah'ın ecelimizi belirlediğini, ne yapıp yapmadığımızı söylüyor.
İmam Maturidi'ye kadar da "kader" "ölçü" olarak meal edilmiştir. Yazgı ya da belirlenmişlik, farklı bir olgudur. Ayrıca konu ile ilgili olarak, "şae" fiilinin de anlamında bozulma olduğu ifade edilmektedir. "Allah'ın onayı" manasından "Allah'in istemesine" cevrilmiştir. Yaratılıp bitmiş bir hususun mevcut olmadığı, yaratmanın devam ettiği seklinde yorumlar da mevcuttur ki o vakit henüz var olmayanın bilinirliği ya da bilinmezliği hakkında da bir sorun mevcut olmayacaktır.
En'am 148 bu hususta bazı işaretler barındırır ki müşrikler "Allah dileseydi biz böyle olmazdık" derler, buna karşın onlara bunun "yalan ve zan" olduğu söylenir.
Hem yüce yaratan yaptığımız her şeyi bilecek, hem de bizi seçimlerimizle baş başa bırakacak. Zaten biliyorsun. Bizi nasıl seçimlerimizle baş başa bırakabilirsin?
Bak sonra da "Allah, kusursuz değil." deyince kızıyorsunuz. Bilinmek istemesi nedir? Neden bilinmek istiyor? Bu da benim yarattığım "Dağ evi problemi"ne çıkıyor.Bir yaratıcıya inanmamak belki de en kötü seçim.
İnsanın yaratılış gayesi Allah'ın bilinmek istemesinden ötürüdür.
Bilimle, araştırmayla herşey de Allah bilinmek istemiştir. Allah sadece şekli ibadetler istememiştir.
Yarattıklarını da başıboş bırakmamıştır.
Örneğin bir arabayı ele alalım. Kendi kendine bir araba oluşma şansı nedir? Sıfırdır.
İnsan gibi mükemmel yaratılmış bir canlının da bir yaratıcı vardır. Bu tesadüflerle açıklanacak kadar basit ve sığ değildir. Kendinize basite indirgeyerek bu kötülüğü yapmayın.
Yine En'am suresi 2. ve 3. ayetlerde Allah'ın ecelimizi belirlediğini, ne yapıp yapmadığımızı söylüyor.
Bir araba bile kendi kendine var olamıyorsa arabadan çok daha karmaşık ve kudretli bir varlık nasıl kendi kendine var olabiliyor? Belki o araba da ezeli ve ebedidir? Böyle deyip hemen kaçabiliyoruz değil mi?Örneğin bir arabayı ele alalım. Kendi kendine bir araba oluşma şansı nedir? Sıfırdır.
Mükemmel bir şey nedir? Mükemmelin birden fazla tanımı vardır. Mesela dışarıdan müdahale gerekmeksizin kendi varlığını idame ettirebilen bir şey mükemmeldir. İnsan dışarıdan enerji almadan varlığını sürdürebilir mi? Hayır, o zaman bu tanıma göre mükemmel değil.İnsan gibi mükemmel yaratılmış bir canlının da bir yaratıcı vardır.
Sıradan bir tesadüfe indirgenecek kadar da basit ve sığ değil ateizm felsefesi.Bu tesadüflerle açıklanacak kadar basit ve sığ değildir.
Dediğini doğru olarak varsayarak ilerlemek istiyorum;Sadece orada değil, pek çok ayette sürenin belli olduğu yazıyor. Ve yine pek çok ayette de verilen bir zamandan bahsediyor. Yalnız bu mevzu; yapılacakların, tercihlerin belirlenmişliği ile alakalı bir anlam ihtiva etmiyor.
Bu konu hakkında da yorum yapmak istiyorum.Ayrıca konu ile ilgili olarak, "şae" fiilinin de anlamında bozulma olduğu ifade edilmektedir.
Zaten insanın hayatı boyunca baştan sona doğru Allah ne yapacağını biliyor. Bu da zaten önceden belirlenen bir senaryoyu oynamak gibi. Şöyle örnek vereyim : Otomattan bir su alacaksın mesela parayı verdin numarasına tıkladın ve aldın. Şimdi suyu kendi isteğinle almış gibi gözüküyorsun ama Allah zaten önceden yazmış, yani kendi seçiminle değil kaderin öyle yazıldığı için alıyorsun. Burada da çelişki başlıyor işte.Neden bir çelişki olsun ki. Seçim ve kaderi biz birbirinin zıttı olarak görüyoruz ve anlamlandırmaya çalışıyoruz. Sen seçim yapıyorsun, yaptığın seçim sonucunda tanrının takdiri gerçekleşiyor. Mesela sen arabayı bir adamın üstüne kırdın, bu senin seçimin; yaptığın seçim yüzünden adam öldü. Bu da takdir. Belki tam açıklayamadım, dilimin döndüğünce yardım etmek isterim.
O yaratan ise, zaman ve mekandan münezzeh ise, bilmesi zorunludur.
Evrensel olarak nitelendirilen bir kitapta anlam bozulması olmaması lazımdır.
Evet şu kaleminde bir yaratıcısı varsa bla bla bla.Bir yaratıcıya inanmamak belki de en kötü seçim.
İnsanın yaratılış gayesi Allah'ın bilinmek istemesinden ötürüdür.
Bilimle, araştırmayla herşey de Allah bilinmek istemiştir. Allah sadece şekli ibadetler istememiştir.
Yarattıklarını da başıboş bırakmamıştır.
Örneğin bir arabayı ele alalım. Kendi kendine bir araba oluşma şansı nedir? Sıfırdır.
İnsan gibi mükemmel yaratılmış bir canlının da bir yaratıcı vardır. Bu tesadüflerle açıklanacak kadar basit ve sığ değildir. Kendinize basite indirgeyerek bu kötülüğü yapmayın.
İnançta var olan "KADER ÇELİŞKİSİ" kısmına da katılıyorum. Hem yüce yaratan yaptığımız her şeyi bilecek, hem de bizi seçimlerimizle baş başa bırakacak. Zaten biliyorsun. Bizi nasıl seçimlerimizle baş başa bırakabilirsin?