Sizin durumunuzda, işi yapanın ne kadar kazandığından çok, o işi yapmak isteyen kişinin ne kadar ihtimalle iş bulabildiğine bakmanız gerekir bana göre. Ayrıca benim tanıdığım; hem devlette hem özel sektörde aynı anda çalışan, aynı zamanda özel ders veren İngilizce ve Almanca öğretmenleri var. İkisi de oldukça yüksek meblalar kazanıyor; tabii bu yoğunluk nedeniyle kendilerine pek zaman kalmıyor, orası ayrı bir konu.
Batıda Almanca okumanın, turistler ve üniversite ortamı dışında çok büyük bir katkı sağlayacağını sanmıyorum. Hatta büyük ihtimalle tüm eğitim hayatınız boyunca en fazla 1–2 almanla konuşursunuz. Tabii Erasmus gibi programlara katılmazsanız. Ki bu tür programlara doğudaki üniversiteler de sahip.
Batıda okumak, Boğaziçi Üniversitesi gibi diploması son derece geçerli ve sizi doğrudan öne çıkaracak bir yerde olmadığı sürece; diploma ve iş bulma konusunda size çok büyük bir katkı sağlamayacaktır. Elbette batıda işinize yarayacak bağlantılar kurma ihtimaliniz daha yüksektir, ancak bu da biraz kişiye ve şansa bağlıdır.
Almanca okumak, İngilizcenizi doğrudan geliştirmez. Sadece gramer yapılarının benzerliği, İngilizce öğrenmenize dolaylı bir katkı sağlar. Ancak her iki dili de ayrı ayrı çalışmak zorunda kalırsınız.
Bahsettiğim sınav konusuna gelecek olursak; İngilizcenin IELTS sınavı olduğu gibi, Almanca'nın telc sınavı, Japonca'nın ise jlpt sınavı vardır. Bu sınavları yüksek puanlarla geçmeniz, o dili bildiğinize dair sertifika almanızı sağlar ve bu sertifikalar dünyanın neredeyse her yerinde geçerlidir.
Bu noktada “o zaman Almanca okur, IELTS'e girerim; hem İngilizce sertifikam olur hem de istediğim bölümü okumuş olurum.” diye düşünebilirsiniz. Bu ilk bakışta mantıklı gibi görünse de, Alman Dili ve Edebiyatı gibi bölümlerin zorlukları nedeniyle pek de mantıklı değildir. Ben de başta böyle yapmayı düşünmüştüm açıkçası. Ancak üzerine kafa yorduğunuzda, İngilizce okuyup sonradan Almanca gibi dillerin sertifikalarını almanın daha mantıklı olduğunu görüyorsunuz. Çünkü iş imkânları daha fazladır ve istediğiniz ikinci ya da üçüncü dili öğrenmeseniz bile, çok daha kolay iş bulma şansına sahip olursunuz.
Şu an sizi anlayabiliyorum; ailenizle aynı şehirde olmak istemiyorsunuz ya da doğuda kalmak istemiyorsunuz. Açıkçası ben de istemezdim. Size tavsiyem; eğer yapabiliyorsanız mezuna kalıp batıda iyi bir İngilizce Öğretmenliği'ya da İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü tutturmanız ve oradan devam etmenizdir. Eğer mezuna kalma şansınız yoksa ve mutlaka doğudan çıkmak istiyorsanız, batıda Almanca seçip sonradan IELTS gibi sertifikalar almaya çalışabilirsiniz; ancak bu, çok yoğun ve disiplinli bir çalışma gerektiren bir yoldur.
(Yarın 800 sayfalık kitabın tamamından sorumlu olduğum bir sınavım var ve yarım saatimi bu yazıya harcadım

)