Kuran-ı kerim kendisi ile çelişiyor mu?

6-9 yaşlarındaki birisinin rızasını ne kadar geçerli sayabiliriz emin değilim. Hatırladığım kadarıyla bir arkadaş carpitarak aisenin 18 falan olduğunu öne sürüyordu, siz en azından çocuk oldugunu kabul ediyordunuz. Ona rağmen bu yaşta rızası olabilecegini düşünüyorsanız üzülürüm.

12-13 yaşındaki çocuğun ozentilikten başka fikri olamaz. O mafya baba tripleri de, suçlu hareketleri de ozentinin eseri. Hiçbirinin kendine ait fikri, yaşam felsefesi yok. Bu yaşta cinayet işleyen biri yetişkin ile aynı cezayı almalı, çünkü bir çocuk ne kadar isterse istesin cinayet işleyecek kadar kötülesemez. Sen cinayet islediysen çocukluktan istisnai olarak çıkıp, canavara donusmussundur. Bu yaşta iliskiye başlaması ise yine yetişkin falan olduğunu göstermiyor tabii ki. Sadece ergenliğin getirdigi doğal olarak hisler.

Ben hiçbir zaman "çocuk" olduğunu kabul etmedim. Cevap için açtığım konuda, 9 yaşında olsa bile "çocuk evliliği" olmadığını, 18 yaşında olsa bile "çocuk evliliği" olmadığını anlatmaya çalıştım. Sorumu geçiştirdiniz ama. Eğer kendi kararlarını veremeyecek yaşta olsaydı sizce kocasının ağzından çıkan her kelimeyi yazıp, davalarda hakim olup, ordu yönetebilir miydi? Sizce de çizdiğiniz imaja ters değil mi bu durum?

İşte sorun burada başlıyor. Yetişkinle aynı cezayı alamaz çünkü 18 yaş altını "çocuk" diye kabul ediyoruz. Bu kabulün kaynağı nedir, neye göre 18 bilmiyorum. Bana göre çocukluk ergenliğin başlaması ile biter. 12-14 arası ergenlik başlangıcı olduğunu düşünürsek 12-14 aralığına inmeli. Bu durum kendini daha da belli edecek zira ortaokullu kızlar bile makyaj yapıyor, crop-şort giyip dışarı çıkıyor. Dışarıdan baktığınızda ortaokulda okuyan bir öğrenci olduğunu anlamanız neredeyse imkansız. 30 gösteriyorlar. Fıtrattan uzak, yaşlarımızı heba eden bu kabullerin ve sistemlerin temelsiz ve yetersiz olduğunu fark etmemiz gerekiyor.

İlişkiye girme yaşının 12-13'e inmesi, bu yaştaki insanların yetişkinler gibi giyinip makyaj yapmaları, suç işlemeleri, ailelerini dinlememeleri ve kendi kararlarını kendileri vermeleri "18" kabulünün hatalı olduğunun, bana göre, en net kanıtıdır.

Her ikinizinde haklı olduğu haksız olduğu konular var fakat @Eldrithc hocam benim kafa yapıma daha çok uyuyor eldrithc hocamın dediği gibi bir tık laf çarpıtma işi sizde var adam peygamber diyor Allah diyor siz türke türkçülüğe götürüyorsunuz işi ne alakası var.
 
Sünnilik hak olmayan, hipokrasinin en uç noktalarında gezen, en az şiilik kadar İslam'dan uzaklaşmış bozuk bir mezheptir. Ve hem bu mezhebin savunucuları hem de modernleştirmek için eleştirenleri de bu bataklığa batmıştır. İslam dini için gerçek şudur: Kuran korunmuştur ve hadis korunmamıştır. Daha sahabeler yaşarken bizzat kendileri Hz Muhammed'in ağzından yalanlar aktarmaya başlamış ve her nesilde bu yalanlara yenileri eklenmiştir. En kuvvetli hadis alimi denilen imam buhari bile peygamberden 200 yıl sonra yaşamıştır yazdığı söylenen sahihi buharinin yazılı en eski kaynakları da kendisinden 200 yıl sonrasıdır. Hadisi geçtim bu süreç boyunca farklı sahihi buhari nüshaları çıkmış, farklı nüshalarda farklı anlamlar üretilmiştir. Hz. Muhammed'in sözleri ve eylemleri elbette Müslüman'lar için bağlayıcıydı fakat bugün en sağlam denilen hadis bile bağlayıcı değildir ve olamaz çünkü her zaman yalan olma ihtimali var. Hz Muhammed'in veda hutbesinde(ki bu bile ayrı komedi her bir rivayette ayrı şeyler söylüyor, her yerde paylaşılan o uzun metin tamamen sahte bu farklı rivayetler birleştirmeye ve bazılarını gidermeye çalışan yeni bir rekonstrüksiyon aslında) irad ettiğinin aksine davranıp, mübarek naaşı soğumadan Medine hükümdarı kim olacak kavgasına düşen, kızının elinden mirasını alan en sonunda kendi aralarında halifelik kavgasına düşüp birbirlerini katleden bu çöl araplarına bir azizlik bahşedebilmek için sünniler saçma sapan akıl yürütmeleri kullanıp saçma sapan hadisler uydurmuştur çünkü hadisler var demek için yapılması gereken kurbandır çünkü. Çünkü insanlar daha ilk halkadan şüphe ederse sonrakileri hiç bakmaz.
 
Sünnilik hak olmayan, hipokrasinin en uç noktalarında gezen, en az şiilik kadar İslam'dan uzaklaşmış bozuk bir mezheptir. Ve hem bu mezhebin savunucuları hem de modernleştirmek için eleştirenleri de bu bataklığa batmıştır. İslam dini için gerçek şudur: Kuran korunmuştur ve hadis korunmamıştır. Daha sahabeler yaşarken bizzat kendileri Hz Muhammed'in ağzından yalanlar aktarmaya başlamış ve her nesilde bu yalanlara yenileri eklenmiştir. En kuvvetli hadis alimi denilen imam buhari bile peygamberden 200 yıl sonra yaşamıştır yazdığı söylenen sahihi buharinin yazılı en eski kaynakları da kendisinden 200 yıl sonrasıdır. Hadisi geçtim bu süreç boyunca farklı sahihi buhari nüshaları çıkmış, farklı nüshalarda farklı anlamlar üretilmiştir. Hz. Muhammed'in sözleri ve eylemleri elbette Müslüman'lar için bağlayıcıydı fakat bugün en sağlam denilen hadis bile bağlayıcı değildir ve olamaz çünkü her zaman yalan olma ihtimali var. Hz Muhammed'in veda hutbesinde(ki bu bile ayrı komedi her bir rivayette ayrı şeyler söylüyor, her yerde paylaşılan o uzun metin tamamen sahte bu farklı rivayetler birleştirmeye ve bazılarını gidermeye çalışan yeni bir rekonstrüksiyon aslında) irad ettiğinin aksine davranıp, mübarek naaşı soğumadan Medine hükümdarı kim olacak kavgasına düşen, kızının elinden mirasını alan en sonunda kendi aralarında halifelik kavgasına düşüp birbirlerini katleden bu çöl araplarına bir azizlik bahşedebilmek için sünniler saçma sapan akıl yürütmeleri kullanıp saçma sapan hadisler uydurmuştur çünkü hadisler var demek için yapılması gereken kurbandır çünkü. Çünkü insanlar daha ilk halkadan şüphe ederse sonrakileri hiç bakmaz.
Hadisler iddia ettiğiniz gibi 200 yıl sonra uydurulmamış, ilk günden itibaren hem "sahifeler" halinde yazılmış hem de güçlü bir hafıza geleneği ve "isnad" (senet) sistemiyle zincirleme olarak taşınmıştır. İmam Buhari, bu zincirleri muazzam bir bilimsel titizlikle (cerh ve tadil) kayda geçirmiştir. Buhari nüshaları arasındaki farklar, anlamı veya hükmü değiştirmeyen, kâtiplerden kaynaklı minik detaylardır, ana metin sapasağlamdır.

Hz. Peygamber'in (s.a.v.) vefatından sonraki süreç, naaşa saygısızlık değil, O'nun en büyük emaneti olan Ümmet'in birliğini korumak ve kaosu engellemek adına Ashab'ın aldığı hayati bir sorumluluktur. Ayrıca unuttuğunuz devasa bir çelişki var: "Sahabeler yalancıydı, güç düşkünüydü" diyorsanız, o Sahabelerin toplayıp bize ulaştırdığı Kuran'a nasıl güveniyorsunuz? Postacıya güvenmiyorsanız, getirdiği mektuba da güvenemezsiniz.

Sizin düştüğünüz hadissiz çukur, aklı naklin önüne geçiren, Peygamber'i devreden çıkarıp dini kendi heva ve hevesine göre yorumlayan, herkesin ayrı telden çaldığı ve asla cemaat olamayacak savruk bir yapıdır. Bizim rehberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) yaşantısıdır, sizin rehberiniz ise kendi öznel yorumlarınızdır.
 
Hadisler 200 yıl sonra uydurulmuştur demedim. Hadisler gerçektir, Müslüman'lar için bağlayıcıdır. Sıkıntısı bunların doğru olmayacağını bilememektedir. Bunu aslında Müslümanlar da bildiğinden hadis diye bir ilim geliştirerek yalan hadisleri kuvvetli hadislerden ayırt etmeye çalışmıştır. Tabii ki başaramamışlar kimisinin güvenilir ravi dediğine diğeri sahtekar demiş, kiminin sahih dediğine öbürü mevzu demiş, birinin mürsel dediğine öbürü senedli demiş. İmam buhari hadisleri fıkıh konularına göre ayırmayı akledince kitabı meşhur olmuş. Ardında da öğrencileri gelmiş. Kütübü sitte denilen uydurma şey 700 yıllık ve hatta hala üzerinde bir fikir birliği yok, Malikilere göre 6. kitap muvatta mesela.

Sünniliğin içindeki küfür bu işte. Adamlara sorsan peygamberlerden başka günahsız yok. Ama hatalarını ve günahlarını söylersin: İşte efendim ashabı kiram efendimiz Müslümanlar bölünmesin diye, böyle suçlar işlemişler aman İslam yükselsin diye. Şiilerin 12 masum imamına laf edip 124 bin puta inanmak nereden baksan bak akıl tutulması. Hz Muhammet ölemez öldü diyen varsa kılıcımla böleceğim diye krize girmiş bir Ömer var ama medinelilerin halife seçtiklerini duyunca hemen toparlanıyor ve kankisini halife seçtiriyor. Eminim İslam içindir ensardan halife çıksaydı şu an İslam yoktu(!) Ama nedense mesele emeviler olunca bu hoşgörü yok. Hz. Osman'ı öldürenler, karşı çıkanlar arasında da ashab var ama ben aman Osman'ı öldürenlere kötü demeyin içinde ashab efendimiz var diyen Sünni alim görmedim. Ama Ali'yle savaşanlar olunca ashab efendimiz muaviye, doğru karar verenlere 2 sevap, yanlış bilenlere 1 sevap falan.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı