Sürprizbozan Bilinmeyen iki isekai reankasyon animesi önerilerim

Bu konuda spoiler olduğundan sürprizbozan olarak işaretlenmiştir. Spoiler olmadığını düşünüyorsanız konuyu rapor edebilirsiniz.
Saijaku Tamer wa Gomi Hiroi no Tabi wo Hajimemashita

MyAnimeList'teki izleyen kişi sayısına baktığımda şaşırdığım ancak oldukça güzel ve kaliteli, pek keşfedilmemiş bir isekai olduğunu söylemeliyim. Açıkçası böyle bir şey pek beklemiyordum. Benim kişisel tavsiyem, eğer isekai izleyen birisiyseniz kesinlikle ilginizi çekecek bir anime olduğudur. Light novel'inin ve mangasının Türkçe çevirilerini bulamadım, siz aramadan önce ben aradım, yoktu. Eğer varsa da ben bulamadım.

Kişisel görüşlerimden birisi, MyAnimeList'te kesinlikle daha çok izlenme sayısına sahip olmayı hak eden animelerden olmasıdır. İsekai sektörünün kendini tekrarlayan ve artık sıkıcı, öngörülebilir animeler çıkardığı bu dönemde oldukça başarılı bir yapım olduğunu düşünüyorum. Beni fetheden kısmı, hikayenin ilk giriş kısmı, yani MC'nin hikayesi. Spoiler vermeyeceğim, fakat klasik isekailer gibi bir başlangıcı olduğunu söylersem biraz yalan söylemiş olurum, kafanızda daha çok bir karışım canlansın.

Trailerı sizin için buraya bırakıyorum.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Ascendance of a Bookworm(Animenin İngilizce adını koydum, orijinal adı çok uzundu)

Aynı şekilde bu anime de MyAnimeList'te daha fazla izlenme sayısına sahip olması gerektiğini düşündüğüm bir animedir. Bu animenin orijinal uyarlamasının Türkçe baskılı kitaplarını bulmak mümkün ama çok eski bir seri olduğu için orijinal bir Türkçe kopya veya orijinal bir Japonca kopya bulabileceğinizden şüpheliyim. (Bunu benim gibi novel koleksiyonu yapan arkadaşlara ithafen söyledim.)

Bunun haricinde, bildiğimiz isekailerden tamamen farklı ve güzel bir konusu olan animedir. Bunun haricinde söyleyeceğim pek bir şey yok. İzlemeden önce şunu belirtmeliyim, çizimleri ortalama ama hikayesi gayet ilgi çekici ve güzel bir animedir.

Tavsiyem ise bu iki animeyi de sıfır beklentiyle açarak izlemeniz ve hiçbir yerden trailerını izlemeden, "laps" diye girmenizdir.

İsteyenler için trailer.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Not: Diğer yazılarımı bekleyen arkadaşlar için özür dilerim ancak hem işlerim olduğu için hem de uzun yazıları aldığım ilk eleştirilerden sonra daha dikkatli ve uzun bir sürece yayarak yazmaya karar verdim. Ancak ara sıra bu tip izlediğim ve kesinlikle önerilmeye değer animeleri paylaşmaya devam edeceğim.
 
Hocam pek bilinmeyen seriler değiller aslında. Bizim camiayı sarmayan tarzdalar sadece. Slow seri izleyen kitle çok az.

Slow seri izleyen kitle az olduğu için zaten bilinmiyor ayrıca TR de popüler olmayan ama yurt dışında da belirli popüleritesi olan animeler var. Benim şu an bahsettiğim bu iki anime dünyada da popüler olmayan animeler. Gerçi bende bir zamanlar diğer herkes gibi anime izlediğimi sanıyordum zamanla izleyecek seri kalmayana kadar ama sonra fark ettim ki aslında animeler sandığımızdan çok daha büyük ve fazla şey anlatıyorlar o zamandan sonra animeleri izlerken daha az seçici olmaya başladım ve o zamandan sonra gerçek huzuru bulduğumu hissediyorum. Belki de çocukluğumdan beri kurgu eserler okumamın ve izlememin vermiş olduğu bir şeydir ama dünya sadece kavga ve gürültüden ibaret değil. Biz sadece aksiyon temalı film dizi ve serilere daha çok odaklanıyoruz neden ise dışarı kusamadığımız öfke ve nefreti bu şekilde ifade edebilen animeleri izlemek bizi psikolojik olarak rahatlatıyor. Bu yüzden bu kadar çok aksiyon içeriği tüketiyoruz dışarıya yansıtamadığımız öfkeyi izlemek istiyoruz ve belki de zaman zaman kendimizi farkında olmadan o karakterlerin yerine koyuyoruz hayal ediyoruz. Farkındayım Türkiye'de çoğu kişi anime izlediğini sanıyor aslında çoğu birkaç anime izleyip bir daha anime izlemeyen tiplemeler. Tek bir anime izleyip diğer animeleri kötü sanıyorlar. İşte bu noktada gurme olmaya başlayanların uğrak noktaları Slow animeler devreye giriyor. Bu tip Slow animelerin hikayeleri daha özgün ve anlattıkları şeyler belirli bir noktada insana bir şey kazandıran ya da kafasının içinde birkaç düğümün çözülmesine yardımcı olan serilerdir. Bu yüzden Slow animeleri herkes izlemiyor. Çünkü problemlerimizden kaçmayı alışkanlık haline getirdik ve Slow animelerin bazıları biz farkında olmasak bile bizim problemlerimize çok iğneleyici bir şekilde dokunabiliyor. Evet haklısın Slow seriler fazla tüketilmiyor bu da bana dünyanın kendi gerçekliğinden kaçmayı ne kadar çok arzuladığını hatırlatıyor. Ama kendi gerçekliğimizle yüzleşmezsek nasıl mutlu bir hayat yaşayabilirsiniz ki. Sadece ve sadece kaçarak. Bunu herkes için söylemiyorum ama anime izleyenlerin içerisinde böyle insanlarda var. Benim gördüğüm kadarıyla bu zamana kadar anime izleyen veya bu tip fantastik kurgu ögelerini tüketen büyük birçoğunluğun kendi içsel sıkıntıları olduğu yönündedir. İnsan bunu fark ettiği zaman umursamadığı ve yüzleşmediği bir gerçekle karşılaşıyor herkesin hayatında kendisince sorunları vardır. Bu sorunlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ama kişinin hayatında halletmesi gereken problemlerdir. O kadar uzun zamandır anime izliyorum ki artık animeleri sadece bir eğlence kaynağı olarak görmüyorum yazarların insanların problemlerini farklı bir dilde ele aldığı daha sindirilebilir bir gerçeklikle sunduğu konsept olarak görüyorum. Bazıları benim çok düşündüğümü söyleyebilir ama bu benim kişisel görüşlerim.
 
Slow seri izleyen kitle az olduğu için zaten bilinmiyor ayrıca TR de popüler olmayan ama yurt dışında da belirli popüleritesi olan animeler var. Benim şu an bahsettiğim bu iki anime dünyada da popüler olmayan animeler. Gerçi bende bir zamanlar diğer herkes gibi anime izlediğimi sanıyordum zamanla izleyecek seri kalmayana kadar ama sonra fark ettim ki aslında animeler sandığımızdan çok daha büyük ve fazla şey anlatıyorlar o zamandan sonra animeleri izlerken daha az seçici olmaya başladım ve o zamandan sonra gerçek huzuru bulduğumu hissediyorum. Belki de çocukluğumdan beri kurgu eserler okumamın ve izlememin vermiş olduğu bir şeydir ama dünya sadece kavga ve gürültüden ibaret değil. Biz sadece aksiyon temalı film dizi ve serilere daha çok odaklanıyoruz neden ise dışarı kusamadığımız öfke ve nefreti bu şekilde ifade edebilen animeleri izlemek bizi psikolojik olarak rahatlatıyor. Bu yüzden bu kadar çok aksiyon içeriği tüketiyoruz dışarıya yansıtamadığımız öfkeyi izlemek istiyoruz ve belki de zaman zaman kendimizi farkında olmadan o karakterlerin yerine koyuyoruz hayal ediyoruz. Farkındayım Türkiye'de çoğu kişi anime izlediğini sanıyor aslında çoğu birkaç anime izleyip bir daha anime izlemeyen tiplemeler. Tek bir anime izleyip diğer animeleri kötü sanıyorlar. İşte bu noktada gurme olmaya başlayanların uğrak noktaları Slow animeler devreye giriyor. Bu tip Slow animelerin hikayeleri daha özgün ve anlattıkları şeyler belirli bir noktada insana bir şey kazandıran ya da kafasının içinde birkaç düğümün çözülmesine yardımcı olan serilerdir. Bu yüzden Slow animeleri herkes izlemiyor. Çünkü problemlerimizden kaçmayı alışkanlık haline getirdik ve Slow animelerin bazıları biz farkında olmasak bile bizim problemlerimize çok iğneleyici bir şekilde dokunabiliyor. Evet haklısın Slow seriler fazla tüketilmiyor bu da bana dünyanın kendi gerçekliğinden kaçmayı ne kadar çok arzuladığını hatırlatıyor. Ama kendi gerçekliğimizle yüzleşmezsek nasıl mutlu bir hayat yaşayabilirsiniz ki. Sadece ve sadece kaçarak. Bunu herkes için söylemiyorum ama anime izleyenlerin içerisinde böyle insanlarda var. Benim gördüğüm kadarıyla bu zamana kadar anime izleyen veya bu tip fantastik kurgu ögelerini tüketen büyük birçoğunluğun kendi içsel sıkıntıları olduğu yönündedir. İnsan bunu fark ettiği zaman umursamadığı ve yüzleşmediği bir gerçekle karşılaşıyor herkesin hayatında kendisince sorunları vardır. Bu sorunlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ama kişinin hayatında halletmesi gereken problemlerdir. O kadar uzun zamandır anime izliyorum ki artık animeleri sadece bir eğlence kaynağı olarak görmüyorum yazarların insanların problemlerini farklı bir dilde ele aldığı daha sindirilebilir bir gerçeklikle sunduğu konsept olarak görüyorum. Bazıları benim çok düşündüğümü söyleyebilir ama bu benim kişisel görüşlerim.

Hocam ben felsefi olarak değil ekran süresi olarak bahsetmiştim aslında siz bayağı derinlemesine girdiniz. Aksiyon animeleri genel TR kitlesine zaten yıllardır hitap ediyor. Komedi ve romantizm biraz oturmaya başladı, şükürler olsun. Slow animeler yaptı mı yapıyor ama yapamadı mı aşırı rezil oluyor yaklaşık 250 küsur seri izledim 1.5 2 sene içerisinde yarıda bıraktığım çok var, hikaye yoğunluğunu esas alıp izlenirliği düşürüp diyalog ile insanı boğunca izlenilmiyor, görsel olarak bana o temayı sunabilirse devrim yaratan bir hale gelir fakat göremedik. Karakter dinamiği için izleyen okuyan insan sayısı da çok fazla Gintama bunu çok tatlı işleyen serilerden biri örnek olarak. Frieren'in tutulma sebebi insanı boğmaması mesela öbür tarafa bakınca nhk youkoso falan var kitap okumaya dönüyor bir yerden sonra. İkisi de temelde Slow chill takılmalık seriler. Ben sektör olarak bakıyorum konuya ve bu bakış açısından hayat sorunları vs çok ufak bir kesimde kalıyor bu tarz ama istek varsa manga okunması daha doğru bir tercih oluyor.

Anime yapmak cok fazla maliyet gerektiren bir iş bu yüzden genele hitaben yapılıyor.
 
Hocam ben felsefi olarak değil ekran süresi olarak bahsetmiştim aslında siz bayağı derinlemesine girdiniz. Aksiyon animeleri genel TR kitlesine zaten yıllardır hitap ediyor. Komedi ve romantizm biraz oturmaya başladı, şükürler olsun. Slow animeler yaptı mı yapıyor ama yapamadı mı aşırı rezil oluyor yaklaşık 250 küsur seri izledim 1.5 2 sene içerisinde yarıda bıraktığım çok var, hikaye yoğunluğunu esas alıp izlenirliği düşürüp diyalog ile insanı boğunca izlenilmiyor, görsel olarak bana o temayı sunabilirse devrim yaratan bir hale gelir fakat göremedik. Karakter dinamiği için izleyen okuyan insan sayısı da çok fazla Gintama bunu çok tatlı işleyen serilerden biri örnek olarak. Frieren'in tutulma sebebi insanı boğmaması mesela öbür tarafa bakınca nhk youkoso falan var kitap okumaya dönüyor bir yerden sonra. İkisi de temelde Slow chill takılmalık seriler. Ben sektör olarak bakıyorum konuya ve bu bakış açısından hayat sorunları vs çok ufak bir kesimde kalıyor bu tarz ama istek varsa manga okunması daha doğru bir tercih oluyor.

Anime yapmak cok fazla maliyet gerektiren bir iş bu yüzden genele hitaben yapılıyor.

Ahh... Alttaki yazıyı okumadan önce seni uyarmalıyım çok fazla detaya girmeden anlatacağım diye bir sürü detayı atlamışım. (bu yazıyı ikinci kez düzeltiyorum ona rağmen belirli bir noktadan sonra konudan öyle bir sapmışım ki küresel ısınmaya bile gelmişim) bu yüzden anlatmaya çalıştığım şey bayağı bir eksik kalmış ve karışmış umarım anlarsın demek istediğimi. Anlamazsan senin hatan değil benim ayrıntıları düzgün bir şekilde işleyememdir kendini kötü hissetme bu konuda. Ha bu arada belirli bir noktadan sonra konudan saptığım için o kısmı görmezden gelebilirsin ancak merak ediyorsan okuyabilirsin sana kalmış.

Bu dediklerinde haksız veya yanlış bir şey görmüyorum ancak şunları eklemek isterim. Hobi olarak toplum bireyler aile ve çocuk psikolojisi üzerine okumalar ve araştırmalar yapan birisi olarak eklemek istediğim birkaç bir şey var insanların tamamını memnun etmek imkansızdır. Bu yüzdende kendince yapabileceğin en iyi şeyi yapmalısın ne olursa olsun. Aynı şekilde bu animeler ve diğer edebi canlı çekim veya roman gibi eserler içinde geçerli herkesin kendini anlatmasının kendine özgü bir yanı vardır ve bir toplumun izleme alışkanlıklarına bakarak karakteristiksel bir analiz yapabilirsin mevcut topluluğunu psikolojik sorunlarının olma ihtimali yüzde şudur yüzde şu kadarı ailesel sorunlar yaşamaktadırlar ama bu verilerin doğruluk oranlarının artması için farklı yöntemlerle birden fazla kez kontrol edilmesi lazım çünkü küçük kitlelerden ziyade toplumsal psikolojiden bahsediyoruz burada. Burada şunu demek istiyorum bugün bu kadar çok aksiyon ve dopamin hormonu sağlatan şeyler izlememizin nedeni jjk/demon Slayer gibi hit aşırı izlenen serilerden bahsediyorum. Bu serilerin bu kadar çok izlenmesindeki temel sebep kişinin bireysel olarak fiziksel veya manevi bir zorlukla boğuştuğunu gösterir. Yani anlayacağın şu anda dünyanın tamamı olmasa en azından toplumun azımsanamayacak kadar büyük bir kısmının üstesinden gelemeyecek kadar çok problemi var ve bu problemin stresini atmak için seninde dediğin gibi kişinin kendi karakteristiksel özelliklerine uyan ve mutluluk hormonu gibi hormonları salgılatma oranı yüksek ve hafif içeriklerin tüketilmesinin altında yatan birkaç sebep budur. Sana daha kötü bir şey söyleyeyim toplumun büyük çoğunluğu bu kadar masum bir yöntemle streslerini atmaya çalışmıyor. Oyun sektörünün istatistiklerini de takip ediyorsan az çok bilirsin dünyada ve ülkemizde hiç azımsanmayacak kadar büyük bir çoğunluk rekabetçi oyunların ödül sistemine takılmış durumda. Burada işin içine daha fazla psikolojik terimler girmeye başlıyor ancak kısaca şöyle özetleyeyim. Anime film dizi ya da kitap gibi alışkanlıkları olmayan insanlar streslerini atmak için rekabetçi oyunlara girdiklerinde oyun algoritmaları oyuncuları sistemde tutmak için bir eşleştirme sistemine sokar. Sistem sizin seviyenize uygun rakipler bulana kadar size rastgele eşleştirmeler verir seviyenizi belirledikten sonra da sizi ulaşabileceğiniz maksimum eloya çıkarır ardındanda sizin win/lose geçmişinize göre sizin psikolojik yıpranma seviyenizi hesaplar buna göre de önünüze kolay maç ya da zor maç atar. İyi oyuncuların eğer bu kadar çok acı çekmek istemiyorsanız oyun bilginizi ve yeteneklerinizi geliştirin demesinin pek bir sebebi yok sadece hayal ettiğiniz ranka ulaşabilmeniz için böyle söylerler. Aslında buradaki psikolojik hile hangi rankta oynarsanız oynayın oyun algoritmasının sizin için belirlediği seviyeye göre eşleştirildiğinizden rank atlasanız bile aynı toxiclikte insanlarla karşılaşma oranınız aynıdır. Eğer oyun sohbetinde 10 15 maç boyunca konuşursanız sizin gibi chatte konuşan insanlara denk gelme ihtimaliniz artar. Oyun algoritması sizi oyunda tutmak için eşleştirmeyi tamamen sizin verilerinize göre yapar. Bu aynı zamanda tüm sosyal medya platformları içinde geçerlidir. DC, wp ve tg gibi uygulamaları bunların haricinde tutuyorum bu uygulamalar daha çok mesajlaşmak için kullanılır. Ancak kişinin alışkanlıklarına göre bu uygulamalar bile farkında olmadan bağımlılık haline gelebilir. Senin bahsettiğin ekran süresi bugün kapitalist sistemin para kazanma hırsı yüzünden oluşan günümüz hastalıklarından birisidir. Burada kapitalist sistemi gömmeyeceğim ancak sosyalizm ve komünizm gibi hataları olan bir sistemdir. Daha kötüsü kapitalist sistem hayal satar ve sattığı hayaller o kadar inandırıcıdır ki herkes her istediğini yeteri kadar çalışırlarsa olabileceklerini sanırlar. Bu günümüz sistemlerini tozpembe bir şekilde gösterilmek için kullanılan bir paravandan başka bir şey değil. Türkiye gibi kapitalist sistemi aşırılaştırıp bireylerin tekellerine fazla bağlı hale getiren yerler ve ülkeler bu tip sorunların doğmasına öncülük ederler. Bir zamanlar ABD de şirket savaşları vardı. Şu anda aynısı Çin'de oluyor bu olay fiyatların aşırı ucuzlamasına sebep olan bir şeydir. Ancak Çin'deki şirket savaşları devlet ile bağlantılı olduklarından devlet herhangi bir sorun hissederse kamçılayabilir. ABD'deki gibi kontrolden çıkmaz. Kapitalist sistemin herhangi bir ürününü satın almadan önce iki kere düşünmelisin bu ürün hayal mi satıyor yoksa gerçekleri mi? Ancak kapitalist sistemi daha korkutucu hale getiren şey paraya olan hırslarıdır. Paraya olan hırsları öylesine büyüktür ki bu şu anda dünyanın sonunu getirmekte olan küresel felaketleri tetiklemeye devam etmektedir. Öyle ki küresel ısınma yıllar öncesinde hesaplanan istatitistikleri şimdiden aşmış durumda. Yani dünyanın sonunu tozpembe rüyalar satan kapitalist sistem şu anda getiriyor. Etkisi her geçen gün daha çok artmasına rağmen trump gibi bilimden anlamayan salaklar olayı goygoya çevirip madem küresel ısınma var o zaman neden bu kadar çok kar yağıyor diye soruyorlar. ABD de eyalet alt yapıları özerk bir şekilde tasarlanır her eyalet kendi bölgesel iklim koşullarına göre özel standartlara sahiptir. Bu yüzden ABD de geçtiğimiz yıllarda normalde kar görülmemesi gereken yerlerde kar görüldüğü için sistemleri bir bir çökmeye devam ediyor.

Ancak burada şöyle bir problem var bu kadar çok bilgiyi tüm insanlığa bir anda anlamalarının ve duyarlı hale getirmenin tek yolu gerçek anlamda küresel bir felakettir. İnsanlar bir felaket gerçekleşmediği sürece tehdidin seviyesini ölçeklendirmede zorlanırlar. Gelecek on yıllarda sana neler yaşanacağını kabaca özetleyecek olursam şöyle olurdu %60-70(not bu istatistik legal olmayan ve küresel hukuki açıkları kullanan bir siteden alınmıştır ve bu ayki istatistiği söylemektedir) ihtimalle 3.Dünya Savaşı yaşanacak. Türkiye bazında örnek verecek olursam Antalya gibi Afrika sıcaklarına maruz kalan bölgeler gittikçe yaşanmaz kurak hale gelecek. Sahra çölü gibi yerlerde yaşanmaz hale gelecek. Doğal tarımcılık Afrika'nın üst ve alt kuşaklarında ölme ve durma noktasına gelecek. Bunu daha şimdiden söyleyebilirim nedeni bizzat şahit olmamdan kaynaklıdır her sene mahsüller Karadeniz bölgesinde gittikçe daha verimsiz hale gelmekte ve aynı zamanda sıcaklık oranları artmaktadır. Bunda bir buçuk sene öncesine kadar Karadeniz sahillerinde bazı bölgelerde hissedilen sıcaklıklar 40 50 derecelere dayandı.

Tüm bunların haricinde konudan yine sapmaya başladığım için özür dilerim. Tüm bu eylemlerin ardında davranış psikolojisi dediğimiz bir şey vardır. Bu bilgileri bilsek dahi eğer cotedeki kiyotaka gibi mistik bir irade ve zekaya sahip değilseniz bu sistemleri kırmanız çok zor ve çok fazla psikolojik dayanıklılık gerektirir. Konuyu biraz bilimsel tarafa çektiğim için umarım beni mazur görürsün ama bunlar gerçekler. En basit hareketimizin ardında bile kişinin kendi geliştirdiği ve herkeste eşsiz patternlere sahip olan davranış psikolojisi devreye girer. Elbetteki belirli bir toplumsal kalıba sokulabilir ancak her bir insanı etiketleyecek terimler bulmak imkansızdır.
 
Ahh... Alttaki yazıyı okumadan önce seni uyarmalıyım çok fazla detaya girmeden anlatacağım diye bir sürü detayı atlamışım. (bu yazıyı ikinci kez düzeltiyorum ona rağmen belirli bir noktadan sonra konudan öyle bir sapmışım ki küresel ısınmaya bile gelmişim) bu yüzden anlatmaya çalıştığım şey bayağı bir eksik kalmış ve karışmış umarım anlarsın demek istediğimi. Anlamazsan senin hatan değil benim ayrıntıları düzgün bir şekilde işleyememdir kendini kötü hissetme bu konuda. Ha bu arada belirli bir noktadan sonra konudan saptığım için o kısmı görmezden gelebilirsin ancak merak ediyorsan okuyabilirsin sana kalmış.

Bu dediklerinde haksız veya yanlış bir şey görmüyorum ancak şunları eklemek isterim. Hobi olarak toplum bireyler aile ve çocuk psikolojisi üzerine okumalar ve araştırmalar yapan birisi olarak eklemek istediğim birkaç bir şey var insanların tamamını memnun etmek imkansızdır. Bu yüzdende kendince yapabileceğin en iyi şeyi yapmalısın ne olursa olsun. Aynı şekilde bu animeler ve diğer edebi canlı çekim veya roman gibi eserler içinde geçerli herkesin kendini anlatmasının kendine özgü bir yanı vardır ve bir toplumun izleme alışkanlıklarına bakarak karakteristiksel bir analiz yapabilirsin mevcut topluluğunu psikolojik sorunlarının olma ihtimali yüzde şudur yüzde şu kadarı ailesel sorunlar yaşamaktadırlar ama bu verilerin doğruluk oranlarının artması için farklı yöntemlerle birden fazla kez kontrol edilmesi lazım çünkü küçük kitlelerden ziyade toplumsal psikolojiden bahsediyoruz burada. Burada şunu demek istiyorum bugün bu kadar çok aksiyon ve dopamin hormonu sağlatan şeyler izlememizin nedeni jjk/demon Slayer gibi hit aşırı izlenen serilerden bahsediyorum. Bu serilerin bu kadar çok izlenmesindeki temel sebep kişinin bireysel olarak fiziksel veya manevi bir zorlukla boğuştuğunu gösterir. Yani anlayacağın şu anda dünyanın tamamı olmasa en azından toplumun azımsanamayacak kadar büyük bir kısmının üstesinden gelemeyecek kadar çok problemi var ve bu problemin stresini atmak için seninde dediğin gibi kişinin kendi karakteristiksel özelliklerine uyan ve mutluluk hormonu gibi hormonları salgılatma oranı yüksek ve hafif içeriklerin tüketilmesinin altında yatan birkaç sebep budur. Sana daha kötü bir şey söyleyeyim toplumun büyük çoğunluğu bu kadar masum bir yöntemle streslerini atmaya çalışmıyor. Oyun sektörünün istatistiklerini de takip ediyorsan az çok bilirsin dünyada ve ülkemizde hiç azımsanmayacak kadar büyük bir çoğunluk rekabetçi oyunların ödül sistemine takılmış durumda. Burada işin içine daha fazla psikolojik terimler girmeye başlıyor ancak kısaca şöyle özetleyeyim. Anime film dizi ya da kitap gibi alışkanlıkları olmayan insanlar streslerini atmak için rekabetçi oyunlara girdiklerinde oyun algoritmaları oyuncuları sistemde tutmak için bir eşleştirme sistemine sokar. Sistem sizin seviyenize uygun rakipler bulana kadar size rastgele eşleştirmeler verir seviyenizi belirledikten sonra da sizi ulaşabileceğiniz maksimum eloya çıkarır ardındanda sizin win/lose geçmişinize göre sizin psikolojik yıpranma seviyenizi hesaplar buna göre de önünüze kolay maç ya da zor maç atar. İyi oyuncuların eğer bu kadar çok acı çekmek istemiyorsanız oyun bilginizi ve yeteneklerinizi geliştirin demesinin pek bir sebebi yok sadece hayal ettiğiniz ranka ulaşabilmeniz için böyle söylerler. Aslında buradaki psikolojik hile hangi rankta oynarsanız oynayın oyun algoritmasının sizin için belirlediği seviyeye göre eşleştirildiğinizden rank atlasanız bile aynı toxiclikte insanlarla karşılaşma oranınız aynıdır. Eğer oyun sohbetinde 10 15 maç boyunca konuşursanız sizin gibi chatte konuşan insanlara denk gelme ihtimaliniz artar. Oyun algoritması sizi oyunda tutmak için eşleştirmeyi tamamen sizin verilerinize göre yapar. Bu aynı zamanda tüm sosyal medya platformları içinde geçerlidir. DC, wp ve tg gibi uygulamaları bunların haricinde tutuyorum bu uygulamalar daha çok mesajlaşmak için kullanılır. Ancak kişinin alışkanlıklarına göre bu uygulamalar bile farkında olmadan bağımlılık haline gelebilir. Senin bahsettiğin ekran süresi bugün kapitalist sistemin para kazanma hırsı yüzünden oluşan günümüz hastalıklarından birisidir. Burada kapitalist sistemi gömmeyeceğim ancak sosyalizm ve komünizm gibi hataları olan bir sistemdir. Daha kötüsü kapitalist sistem hayal satar ve sattığı hayaller o kadar inandırıcıdır ki herkes her istediğini yeteri kadar çalışırlarsa olabileceklerini sanırlar. Bu günümüz sistemlerini tozpembe bir şekilde gösterilmek için kullanılan bir paravandan başka bir şey değil. Türkiye gibi kapitalist sistemi aşırılaştırıp bireylerin tekellerine fazla bağlı hale getiren yerler ve ülkeler bu tip sorunların doğmasına öncülük ederler. Bir zamanlar ABD de şirket savaşları vardı. Şu anda aynısı Çin'de oluyor bu olay fiyatların aşırı ucuzlamasına sebep olan bir şeydir. Ancak Çin'deki şirket savaşları devlet ile bağlantılı olduklarından devlet herhangi bir sorun hissederse kamçılayabilir. ABD'deki gibi kontrolden çıkmaz. Kapitalist sistemin herhangi bir ürününü satın almadan önce iki kere düşünmelisin bu ürün hayal mi satıyor yoksa gerçekleri mi? Ancak kapitalist sistemi daha korkutucu hale getiren şey paraya olan hırslarıdır. Paraya olan hırsları öylesine büyüktür ki bu şu anda dünyanın sonunu getirmekte olan küresel felaketleri tetiklemeye devam etmektedir. Öyle ki küresel ısınma yıllar öncesinde hesaplanan istatitistikleri şimdiden aşmış durumda. Yani dünyanın sonunu tozpembe rüyalar satan kapitalist sistem şu anda getiriyor. Etkisi her geçen gün daha çok artmasına rağmen trump gibi bilimden anlamayan salaklar olayı goygoya çevirip madem küresel ısınma var o zaman neden bu kadar çok kar yağıyor diye soruyorlar. ABD de eyalet alt yapıları özerk bir şekilde tasarlanır her eyalet kendi bölgesel iklim koşullarına göre özel standartlara sahiptir. Bu yüzden ABD de geçtiğimiz yıllarda normalde kar görülmemesi gereken yerlerde kar görüldüğü için sistemleri bir bir çökmeye devam ediyor.

Ancak burada şöyle bir problem var bu kadar çok bilgiyi tüm insanlığa bir anda anlamalarının ve duyarlı hale getirmenin tek yolu gerçek anlamda küresel bir felakettir. İnsanlar bir felaket gerçekleşmediği sürece tehdidin seviyesini ölçeklendirmede zorlanırlar. Gelecek on yıllarda sana neler yaşanacağını kabaca özetleyecek olursam şöyle olurdu %60-70(not bu istatistik legal olmayan ve küresel hukuki açıkları kullanan bir siteden alınmıştır ve bu ayki istatistiği söylemektedir) ihtimalle 3.Dünya Savaşı yaşanacak. Türkiye bazında örnek verecek olursam Antalya gibi Afrika sıcaklarına maruz kalan bölgeler gittikçe yaşanmaz kurak hale gelecek. Sahra çölü gibi yerlerde yaşanmaz hale gelecek. Doğal tarımcılık Afrika'nın üst ve alt kuşaklarında ölme ve durma noktasına gelecek. Bunu daha şimdiden söyleyebilirim nedeni bizzat şahit olmamdan kaynaklıdır her sene mahsüller Karadeniz bölgesinde gittikçe daha verimsiz hale gelmekte ve aynı zamanda sıcaklık oranları artmaktadır. Bunda bir buçuk sene öncesine kadar Karadeniz sahillerinde bazı bölgelerde hissedilen sıcaklıklar 40 50 derecelere dayandı.

Tüm bunların haricinde konudan yine sapmaya başladığım için özür dilerim. Tüm bu eylemlerin ardında davranış psikolojisi dediğimiz bir şey vardır. Bu bilgileri bilsek dahi eğer cotedeki kiyotaka gibi mistik bir irade ve zekaya sahip değilseniz bu sistemleri kırmanız çok zor ve çok fazla psikolojik dayanıklılık gerektirir. Konuyu biraz bilimsel tarafa çektiğim için umarım beni mazur görürsün ama bunlar gerçekler. En basit hareketimizin ardında bile kişinin kendi geliştirdiği ve herkeste eşsiz patternlere sahip olan davranış psikolojisi devreye girer. Elbetteki belirli bir toplumsal kalıba sokulabilir ancak her bir insanı etiketleyecek terimler bulmak imkansızdır.
Hocam ben bir ara okurum....
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı