İslam hakkındaki düşünceleriniz neler?

Hadisler gereksizdir. Hadis din değildir.

Ayrıca bu adam şirk koşuyor bildiğiniz. Kuran'ı Hz. Muhammed'in yazdığını söylüyor resmen.

Hadisler ne kadar kutsalsa Kuran'ı bile uğrunda feda ediyorsunuz, ilginç.

Aktifsiniz gördüğüm kadarıyla, cevap bekliyorum.



Bir tane yanlış bulduğunuz sözünü atın lütfen. Ona göre konuşalım.
Yaşar Nuri'nin fırkasının itikadını reddediyorum. Bu konuda Youtube üzerinde hadislerin sıhhati ve gerekliliği hakkında bir yığın video var. Burada anlatmaya çalışınca ortaya çıkan tek şey münakaşa. Hadislerin geliş yolunun Kur'an ile aynı olduğunu anlayana kadar bu meseleye anlam yükleyemezsiniz.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.

Ebubekir Sifil hoca. Günümüzün en bilgili hadis ve şia alimlerindendir. Açıklamaları pek tabii yeterli gelmeli.
 
Dorman bunu kitabında iyice açıklıyor. Merak eden diğer üyeler de inceleyebilir.


Bundan sonra bir yanıt verirseniz size cevap vermeyeceğim. Farklı konularda yaptığımız tartışmalarda da laf cambazlığı haricinde bir şey yapmadınız. Göz ardı edip yoluma bakıyorum.
Direkt olarak Kur'an'dan ve hadislerden referans alarak yazdığım cevaplarıma rastgele birinden kaynak sunmanız şaşırtmadı. Biz sizden beriyiz. Yolunuz, yolumuz değildir. Biz Allah'a ve Resulüne iman eder, itaat ederiz. O'nun sözleri ve davranışları bize rehberdir, zifiri karanlıkta yolumuzu aydınlatan kandillerdir.
 
16 Kategorilik cevap verilmiş tek bir şey söyleyeceğim Din Menfaat ve Çıkar uğruna kullanıldığında Tanrı ile İnsan arasındaki inançtan sıyrılıp Politikaya dönüşür ve sonuçları hiçte iyi olmaz. Günümüz de bir çok devlette örnekleri var.
 
Aşağı yukarı her açıdan mantıklı ve güzel gelse de, bir önemi yok.

Tanrının mantıklı bir kitap yazmaya ihtiyacı yok. İnsanların iyilik yapmasına da ihtiyacı yok.
Neredeyse hiçbir dini kitapta insanlardan kötülük yapması istenmez, çünkü o zaman kimse inanmaz. Hepsinin ortak bir amacı var, insanların o dine ve tanrıya inanması. Ama tanrının böyle bir şeye ihtiyacı yok.

Tanrı isterse bilerek hatalı bir kitap yazabilir. Bu onun gerçekten var olup olmadığını değiştirmez, sadece bizim kafamızdaki fikirleri değiştirir. Bu yüzden de bir kitabı sorgulamanın bana kalırsa manası yoktur.
Tanrı, her cümlesi hata ve çelişki dolu bir kitap da yazsa bizim zihnimizle oynayarak dünyadaki her insana kitabındaki her şey doğruymuş gibi de gösterebilir.
Tanrı, ona inanmamızı bekliyor, istiyor diye düşünmemek lazım.

Cennet cehennemin olduğu durumda, sen normalde cennete gidecekken sırf tanrının canı istediği için cehennemin de beteri bir yere gidebilirsin.

Tanrı için mantık kavramı yok. Bize mantıklı gelip gelmemesinin bir anlamı yok.

Rastgele biri çıkıp "bu kitabı ben yazdım, benim dinime inanır mısın?" dese verdiği kitabı okuyup sorgulamak hiçbir anlam ifade etmez.
O kişi yalancı olabilir.
O kişi aslında tanrı olabilir.
 
Bu dediğin sadece iyilik için değil her kavram için söylenebilir ne yapacağız her kavramı böyle tartışacağız mı?

Benim düşüncemi merak edersen
İyilik kişisel bir düşünce değildir toplumsal olarak belirlenmiş ahlak yasalarıdır.
Adam öldürmek kötüdür yardım etmek iyidir.

Bu örnekler çok uç bir şekilde dışarı çıkmadığı sürece iyi işler yapan kişiler gözümde iyidir.
Ahlaki nihilizmi benisemiş miydiniz?

Ben de evrensel ya da dışarıdan dayatılan iyi-kötü kavramının olmadığına, hatta sadece olayların yaşanıp bittiğine inanıyorum.
Dünya ve evrene göre bir olay yaşanıyordur, yaşanmıştır ve bitmiştir. Siz, toplumun "ahlak" kurallarına göre yargılanıyorsunuz. Toplumun (objektif olup olmamaları önemli değil) işine gelen bir şey yapıyorsanız iyisinizdir. Terse hareket ediyorsanız kötüsünüzdür. O bile görecelidir.

Birisi sizden borç istesin, verirseniz oo iyi adamsınız. IBAN'ınızı kullandırmaz, telefon ve borç vermezseniz sizden kötüsü yoktur. Bunları talep eden kimse "IBAN ve telefonunu gelecekteki olası suçlamalardan korunmak için vermiyor." da demez "Parası var, borç verebilir ama borç için başkalarıyla arasını bozmak istemiyor." da demez.

Bu bahsedilen görüşü bizzat Kur'an reddetmektedir. Hz. Muhammed Kur'an'ın açıklayıcısıdır. Açıklayıcı olanın sözleri ve davranışları bağlayıcıdır. Hadisler de muazzam bir teknikle korunmuştur. Kur'an ve hadisler temel kaynaklarımızdır.
Aynı Kur'an üstüne basa basa "Muhammed, size yalnızca açık bir tebliğ yapmak üzere gönderilmiş bir elçidir." der. Yani görevi Allah'ın aktarmak istediklerini halka taşımaktır. Kur'an'da (kolay ezberlensin diye darmadağın edilmiş sûreleri derleyip toplayıp) namaz vakitlerini kestirebilirsin ama namazın tam olarak kılınış şeklinden bahsetmez. Secde gibi kelimeler verir.

Buna dayanarak biz peygamberin gösterdiği şekilde namaz kılmak zorundaysak, Muhammed artık görevi tebliğ etmekten öte dini düzenleyici peygamber konumuna düşer. Çünkü onun gösterdiği şekilde namaz kılmak zorundasın.

Sadece örnek alarak kendi namaz stilini oluşturduğunda dinden çıkıyorsan Muhammed peygamber, örnek olmaktan çok daha öte bir konuma düşmüş olur.

Uydurma hadislerin varlığı, sahih hadislerin varlığını yok etmez. Zamanın "hocası, alimi" diye ötekileştirdikleriniz Kur'an'ı ezberleyen ve yazıya geçiren şahıslardır. Hadisleri itibarsızlaştırmak direkt olarak Kur'an'ı itibarsızlaştırmaktır. Hadisler daha ilk günden Kur'an gibi yazıya geçirilmiş ve muhafaza edilmiştir.
Yalnız Kur'an ile hadisleri aynı kefeye koyuyorsun. Kur'an'ı Allah göndermiş "Ben bu kitabı koruyacağım." diye garantisini de vermiş. Hadisler de peygamberin anlatıları oluyor. Peygamber "Allah hadisleri koruyacaktır." demiş olsa bile Kur'an'da bu yer almıyor. Birisi inandığın Allah tarafından korunacak sözü verilmiş bir kitap diğeri de peygamberin anlatılarını barındıran ama Allah'ın korumaya söz vermiş olmadığı bir kitap.

Müslüman değilken, İslam'a inanmaya da hadisleri araştırmaktan başlamazsın. Kur'an'ı okumaktan başlarsın. Önce Kur'an gelir sonra hadisler. İslam dinine inanmayı seçersen Kur'an'ın delil olsun ya da olmasın tanrı tarafından korunduğunu bilirsin. Ama hadisler için aynı şey söz konusu değil.

Sanırım anlaşamıyoruz. Kur'an'ı yazıya geçiren kişinin doğru geçirdiğine inanıp hadisleri yazıya geçirirken doğru geçirmediğine inanmak tutarsızlıktır.
Aynı cevap bunun için de geçerli.
 
Son düzenleme:
Hocam tam olarak aklımdaki sorulara işaret etmiş.

Ayrıca dünyanın neresinde kralların elçilerinin ülkeyi yönettiği görülmüş?

Kuran'ı ezberleyeceksin, okuyacaksın, hatırlayacaksın. Fakat dine iman etmiş olmayacaksın. Öncellikle 10 tane hadis kitabı bitirmen, WP durumlarındaki cuma sözlerini ezberlemen ve 20 tane hocanın peşine takılman gerekecek. Bu nasıl din?

Cevap vereyim: Bu din min değil. Bildiğiniz dingonun ahırı. Kuran'dan sorumluyum, o bana yeter.
 
Kur'an dahi aslında hadislere işaret eder. Açıklayıcı olarak gönderilenin söylemlerinin ve eylemlerinin korunmaması çelişki doğururdu. Allah (c.c.), bizzat Kur'an'da Peygamberimizi kaynak olarak sunmuş, kaynağın koruyucusu olarak da kendini zikretmiştir.
Tekrar ediyoruz: Muhammed peygamber kaynak değildir. Dinin kaynağı Allah'tır. Peygamber Allah değildir ve dinin kaynağı olamaz. Aynı zamanda peygamber dine ekleme yapamaz. Dinin kaynağı Allah; kitabında, peygamber için sadece (vahiyleri) tebliğ edici elçidir demiş.

5:99, 46:9...

Evet, bir tutuyorum zira kelamın kaynağı bir. Kelamın kaynağı ve korunma şekli bir olan kaynakları birbirinden ayırmanıza sebep olan nedir?

Hz. Muhammed kendinden konuşmaz. O Kur'an'ın açıklayıcısı ve müminlerin rehberidir. Bizzat Kur'an bunları tasdik etmektedir.
Muhammed peygamber kendinden konuşmaz diyerek hadisleri referans veriyorsunuz. Hadisler, Kur'an'a kaydedilmemiş ayetlerin devamı niteliğinde midir? Peygamberlerin de gaflete düştüğü ve Allah'a yakardıkları sûreleri görmediniz mi? Allah kelâmı Kur'an'dır. "Ben size dinimi tamamladım." der. Hadislere referans vermez. Hadisleri koruyacağını da söylemez. Muhammed peygamber örnekse (sorgulayarak) sadece örnek alınır. Peygamberin yaptıkları ile Allah'ın dediklerini bir kefeye koyarsak Allah'ın hadisleri koruyacağına söz vermesi gerekirdi. "Ama ortada hadis kitapları yoktu." cevabını verebilirsiniz ama tutarsız olacaktır çünkü Muhammed peygamber dini aktarırken ortada kitap yoktu ve zamanla yazıya geçirilip ezberlendi diyorsunuz. Kur'an'ın sûreleri de "Bu kitap (Kur'an)." der ve peygamber tebliğ yaparken olmayan bir kitaptan bahseder (ya da Allah huzurunda bulunan kitaptan, her neyse). Öyleyse hadislerin kitap olarak ortada bulunması şart değildir.
 
Son düzenleme:
Mantıklı geliyor çünkü Kuran'da söylenen şeyler aklıma yatıyor.

Türkçede bir kelime birden fazla anlama gelebiliyor. Kuran'da da bu duruma çok rastlanıyor.
Türkçede "yaz" kelimesi hem yazı yazmak anlamında hem de mevsim anlamında kullanılabiliyor.
İslam'da "kadına vurun" gibi şeyler söyleyenlerin ise cahil insanlar olduklarını düşünmekteyim. Bir kelimeyi işlerine geldikleri gibi anlayan taraftan oluyorlar. Neyse ki böylesiyle tartışmaya girmiyorum.

Tartışan insanlar da cahil insanlar. İslam sonuçta bir din, din ise birer inanç. Sen inanmıyorsun, ben inanıyorum bu kadar basit. Eğer bir kanıt olsaydı bu inançtan çıkıp görüp, duymaya, bilmeye yanı artık kanıtlanabilecek şekilde "bilim" adı altında incelenirdi. Gerçek mi bilyor musun? Bilmiyorsun. Kanıtlayabilri misin? Kanıtlayamazsın. O zaman insanların inancına karışmayacaksın. Şeriatçı cahil ve Allahsız olduğunu düşündüğüm tayfa da buna tamamen zıt davranıyorlar. Kendileri inandığı için herkesi inanmaya zorluyorlar. Sözde müslümanlar ama inanmayanların hakkına girdikleri zaman bunun adına "şeriat" diyorlar ve inandıkları Allah'ın en katı şekilde koruduğu "kul hakkına" ters gidiyorlar. Bunu da "din" safsatası adı altında lanse ediyorlar.

Bunu bir mod okuyacaksa eğer "hakaret, ırkçılık" gibi saçma sapan ceza yiyeceğim bir cümle, kelime varsa uygun şekilde ceza vermeden değiştirirlerse sevinirim. Kanıtlayamayacağım şey yüzünden ceza yemek istemiyorum :)
 
Aynı Kur'an üstüne basa basa "Muhammed, size yalnızca açık bir tebliğ yapmak üzere gönderilmiş bir elçidir." der. Yani görevi Allah'ın aktarmak istediklerini halka taşımaktır.
Aynı Kur'an'da açıklayıcı olarak gönderildiği ve ona itaatin farz olduğu da geçer. Kur'an bir bütündür. Ayetler ve hadisler birbirini tamamlar. Birbirinden ayrı olarak yorumlayıp aklı naklin önüne geçirmek kişiyi küfre götürür.


Kur'an'da (kolay ezberlensin diye darmadağın edilmiş sûreleri derleyip toplayıp) namaz vakitlerini kestirebilirsin ama namazın tam olarak kılınış şeklinden bahsetmez. Secde gibi kelimeler verir.
Hiçbir zaman Hz. Muhammed'in uygulaması olmadan namazı tam anlamıyla Kur'an'dan çıkaramazsınız. Çıkaracağınız zorlama yorumlar uydurma bir ayinden öteye geçemez. Hadis inkarcılarının kıldığı namaza şahidim. Allah bu rezillikten müminleri korusun.

Buna dayanarak biz peygamberin gösterdiği şekilde namaz kılmak zorundaysak, Muhammed artık görevi tebliğ etmekten öte dini düzenleyici peygamber konumuna düşer. Çünkü onun gösterdiği şekilde namaz kılmak zorundasın.

Sadece örnek alarak kendi namaz stilini oluşturduğunda dinden çıkıyorsan Muhammed peygamber, örnek olmaktan çok daha öte bir konuma düşmüş olur.
Evet, Peygamber dini düzenleyicidir çünkü kaynağı Allah'tır. O'na itaat Allah'a itaattir.

Yalnız Kur'an ile hadisleri aynı kefeye koyuyorsun. Kur'an'ı Allah göndermiş "Ben bu kitabı koruyacağım." diye garantisini de vermiş. Hadisler de peygamberin anlatıları oluyor. Peygamber "Allah hadisleri koruyacaktır." demiş olsa bile Kur'an'da bu yer almıyor. Birisi inandığın Allah tarafından korunacak sözü verilmiş bir kitap diğeri de peygamberin anlatılarını barındıran ama Allah'ın korumaya söz vermiş olmadığı bir kitap.
Dininin koruyucusu olan Allah, O'na kendinden söz söyletmeyen de Allah, O'na itaati emreden de Allah, açıklayıcı olarak gönderen de Allah'tır. Hadisler Kur'an'dan beri değildir zira kaynağı birdir.

Müslüman değilken, İslam'a inanmaya da hadisleri araştırmaktan başlamazsın. Kur'an'ı okumaktan başlarsın. Önce Kur'an gelir sonra hadisler. İslam dinine inanmayı seçersen Kur'an'ın delil olsun ya da olmasın tanrı tarafından korunduğunu bilirsin. Ama hadisler için aynı şey söz konusu değil.
Müslüman değilken araştırmaya başlanılan kaynak, yine bizim temel aldığımız kaynaktır. Buradan yaptığınız çıkarımın herhangi bir kıymetiharbiyesi yoktur. Cevap niteliği taşımıyor.

Muhammed peygamber kendinden konuşmaz diyerek hadisleri referans veriyorsunuz.
Tek kaynak olarak sunduğunuz Kur'an'ı dahi bilmiyorsunuz. Nefsi arzularınız için reddettiğiniz hadisleri inkar, Allah'ı inkara denktir zira Hz. Muhammed'e itaat Allah'a itaattir.

1- "O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirileni kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik." Nahl Suresi (44)

2- "Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir." (Necm Suresi 1-2-3-4)

3- "Biz bu Kitab'ı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik." (Nahl Suresi 64)

4- "Hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisa Suresi, 65. Ayet)

5- "Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilesin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik." (Nisa Suresi, 80. Ayet)

6- "(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âl-i İmrân Suresi, 31. Ayet)

7- "...O (Peygamber), onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder; onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar..." (Araf Suresi, 157. Ayet)

8- "Allah ve Resûlü bir işe hükmettiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (Ahzâb Suresi, 36. Ayet)

9- "Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik." (Bakara Suresi, 151. Ayet)

10- "...Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir." (Haşr Suresi, 7. Ayet)

Nahl 44 ve Necm Suresi'ndeki ayetlerle birlikte Nisa 65 (Hakem olması), Nisa 80 (İtaatin Allah'a itaat sayılması) ve Araf 157 (Helal/Haram kılması), Peygamberin sadece bir "hoparlör" (haşa) olmadığını, Kuran'ı açıklayan, yaşayan ve hüküm koyan bir otorite olduğunu %100 kanıtlayan ayetlerdir.


Ayrıca dünyanın neresinde kralların elçilerinin ülkeyi yönettiği görülmüş?
Krallar elçilerini, yönettikleri ülkeye mi gönderiyorlar ki gönderdikleri ülkeyi yönetmelerini beklesinler?
 
Son düzenleme:
Aynı Kur'an'da açıklayıcı olarak gönderildiği ve ona itaatin farz olduğu da geçer. Kur'an bir bütündür. Ayetler ve hadisler birbirini tamamlar. Birbirinden ayrı olarak yorumlayıp aklı naklin önüne geçirmek kişiyi küfre götürür.



Hiçbir zaman Hz. Muhammed'in uygulaması olmadan namazı tam anlamıyla Kur'an'dan çıkaramazsınız. Çıkaracağınız zorlama yorumlar uydurma bir ayinden öteye geçemez. Hadis inkarcılarının kıldığı namaza şahidim. Allah bu rezillikten müminleri korusun.


Evet, Peygamber dini düzenleyicidir çünkü kaynağı Allah'tır. O'na itaat Allah'a itaattir.


Dininin koruyucusu olan Allah, O'na kendinden söz söyletmeyen de Allah, O'na itaati emreden de Allah, açıklayıcı olarak gönderen de Allah'tır. Hadisler Kur'an'dan beri değildir zira kaynağı birdir.


Müslüman değilken araştırmaya başlanılan kaynak, yine bizim temel aldığımız kaynaktır. Buradan yaptığınız çıkarımın herhangi bir kıymetiharbiyesi yoktur. Cevap niteliği taşımıyor.


Tek kaynak olarak sunduğunuz Kur'an'ı dahi bilmiyorsunuz. Nefsi arzularınız için reddettiğiniz hadisleri inkar, Allah'ı inkara denktir zira Hz. Muhammed'e itaat Allah'a itaattir.

1- "O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirileni kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik." Nahl Suresi (44)

2- "Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir." (Necm Suresi 1-2-3-4)

3- "Biz bu Kitab'ı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik." (Nahl Suresi 64)

4- "Hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisa Suresi, 65. Ayet)

5- "Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilesin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik." (Nisa Suresi, 80. Ayet)

6- "(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âl-i İmrân Suresi, 31. Ayet)

7- "...O (Peygamber), onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder; onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar..." (Araf Suresi, 157. Ayet)

8- "Allah ve Resûlü bir işe hükmettiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (Ahzâb Suresi, 36. Ayet)

9- "Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik." (Bakara Suresi, 151. Ayet)

10- "...Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir." (Haşr Suresi, 7. Ayet)

Nahl 44 ve Necm Suresi'ndeki ayetlerle birlikte Nisa 65 (Hakem olması), Nisa 80 (İtaatin Allah'a itaat sayılması) ve Araf 157 (Helal/Haram kılması), Peygamberin sadece bir "hoparlör" (haşa) olmadığını, Kuran'ı açıklayan, yaşayan ve hüküm koyan bir otorite olduğunu %100 kanıtlayan ayetlerdir.



Krallar elçilerini, yönettikleri ülkeye mi gönderiyorlar ki gönderdikleri ülkeyi yönetmelerini beklesinler?

Allah dünyayı yönetemiyor mu? Benzetme materyalinizi anlayamadım.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı