Tanrı'yı tartışmanın gereksizliği hakkında

Insan, hayatını başkaca insanların düzenlediği ve bu düzenleyenlerin kendince fikirlerden esinlendiği varlık. İnsan, kendince dünyasında kendi hükmü ile her şeyi inşa eden ve her şeyi kendince düzenleyen varlık. İnsan, dünyasında tüm oluşların sebebi sadece kendisi olan varlık. Neden başkaca bir sebep arar?

Çoğunun amacını ifşa etmeye gerek var mı? Varsa da belli zaten; hatasını yamamak ya da anlamlar üzerinde kendince oynayarak, kendini kurtarma çabası. İyi de madem ki her şey senin elinde, neden bir ilk amaç ararsın? Eğer bir ilk amaç varsa, bunun sonucu nasıl sadece sen olabilirsin?

Sorduğunu, düşündüğünü, anladığını sanan insanların birbirini yemekten sakınmadığı bir dünyada; her şeyin üzerinde, her bilgiye sahip olan bir varlığın sorgulanması gereksizdir. Birbirini yiyen insanlar vardır ve her şeyi bilenin insanlara, birbirinizi yiyebilirsiniz demeyeceği ve demediği de açıktır.

Tanrı vardır ya da yoktur, fakat anda hüküm insanındır.

Yorumlar

Tanrı varsa veya yoksa senin hayatında değişen bir şey olmayacak, daha doğrusu olmamalı. Eğer sırf Cezalandırılacağım korkusundan bir şeyleri yapmaktan kendini alıkoyuyorsan, sen zaten iyi bir insan değilsin korksın.
 
Bir arabaya bakarsınız. Onbinlerce parça bir arada. Ne muhteşem bir eser. Bu eserin mutlaka bir yapıcısı vardır dersiniz. İş insana gelince o muhteşemliği görürsünüz. Ama bu eserin bir yaratıcısı var demezsiniz. Çünkü kendi kendine rastgele oluştuğunuz fikri daha güzel görünür. Çünkü yaratıcıyı kabul beraberinde sorumluluk getirir. Tek başınıza oldunuz mu tanrı sizsinizdir size göre. Yani kısaca sizde Tanrıyı kabul edecek cesaret yoktur aslında.
Yanlış bir analoji. Dediklerinize katılmıyorum.

Şunu okumanızı tavsiye ederim:

Antropik ilke - Vikipedi
 
Tanrının olmadığını iddia ederek ahlakı temellendiremezsiniz. En büyük sorundur ahlak, ayrıca hassas ayar argümanları vesaire de vardı fakat reddiye yapıldı mı bilmiyorum bir insanın ilk olarak teist argüman okuması gerekli.
Fakat siz sanırım varlık konusunda değil bu konuların tartışılmaması gerektiğini düşünüyorsunuz.
 
Fakat siz sanırım varlık konusunda değil bu konuların tartışılmaması gerektiğini düşünüyorsunuz.

Etiket ya da alıntı belirtmediğiniz için direkt olarak konuya ve tarafıma yönelik olduğunu düşündüm.

Aslında Tanrı'nın varlığı (kendi aşikar bir biçimde O'nu bilmemize olanak sağlamadıkça) zannımca daha çok kişisel bir kabul olarak görülüyor. Yalnız O'nun varlığını anlamanın yolu da insanın kendi içine dönüp kendini sorgulaması, kendi ile olan hesaplaşmasından geçiyor. Bu arada belirtmek gerekir ki vicdan ya da kalp bu hususta önemli bir etken. Ben neyim? Yaptıklarım nelere sebep oluyor? Benim değersiz gördüklerim, gerçekten değersiz mi? Ya da değer verdiklerimin, gerçek değeri nedir?

Genel kabulün de desteği ile insanın inandıklarinı (motivasyonlarını, nedenlerini) tanrılaştırması ve bunların etkisiyle doğruyu yanlışı belirlemesi gibi bir husus dünyayı şekillendiriyorken; hakkında tam anlamıyla bilgi edinilemeyecek metafizik bir olgunun tartışılması, zannımca pek de anlamaya dönük ve faydalı bir yaklaşım değil. Tabii ki her şey tartışılabilir ve tartışılacaktır. Zaten bu, benim belirleyebileceğim bir husus değil.
 
Son düzenleme:

Blog girdisi detayları

Ekleyen
Andar Han
Okuma süresi
1 dakika okuma
Görüntüleme
2.512
Yorumlar
45
Son güncelleme
Değerlendirme
5,00 yıldız 1 değerlendirme

Hayat kategorisindeki diğer girdiler

Andar Han adlı kullanıcının diğer girdileri

  • Rüya
    Rüyalar içinde kabuslar, Kabuslarla sarılmış rüyalar Karanlık bulaşmış her birine Aydınlığın...
  • Aslın ziyanı
    Kazanmak ya da kaybetmekten ziyade Anlamak veya değer bilmektir, aslolan Kendinin farklı...
  • Bence
    Benim en fazla bildiğim, bendir. Kudretimin tesirini hissedebileceğim Lakin sözümü...
  • Korku
    Korkuyorum, Korkumun sebebi; Çekeceği acıları anlamlandıramayacak olan sevdiklerim Sevmediklerim...
  • Bilgi türleri hakkında
    Bilginin sınıflandırılması, birbirinden ayrılması; düşünsel devinimin bir parçasıdır. Suyun...

Bu girdiyi paylaş

Geri
Yukarı