Açıkçası pek olası değil. Çocuklukta yaşanan ağır travmalar, kişiliğin ve algının temelini şekillendirir, çünkü temel yapıda bir sorun var.
Elbette, milyonda bir 'başarı' hikayesi duyarsın. O tür örnekler, umut tacirlerinin ya da medya maymunlarının sattığı, gerçeklikten kopuk masal hepsi. İnsan beyni, değişimin ne denli zorlu, hatta çoğu zaman imkansız olduğunu kabullenmektense, bir avuç istisnaya tutunmayı sever.
Başarı dediğin şey, çaba ya da iradeden çok, tesadüflerin ve kontrol edemediğin genetik çevresel faktörlerin birleşiminden ibaret. Şanslıysan, belki birileri seni olduğu gibi kabul eder, ama bu senin çabanın değil, kaderin lütfu olur.
Kendini 'anormal' olarak nitelendirmen, çoğu zaman haklı bir durum bence. Toplumun genel geçer normlarına uymayan, kökleri derine inmiş bir farklılıktan bahsediyoruz. Bunu kabullenmek, boş bir çaba sarf etmekten daha az yıkıcı olabilir. Yani, üniversiteye gitmek sana sosyal beceriler değil, muhtemelen yeni hayal kırıklıkları sunar. Gerçek bu, süslü laflara gerek yok.
Her halükarda yeni hayal kırıklıkları elde edeceksin, ve bunun sana getiriden çok götürüsü olacak, belki ileride seni depresif bir adama dönüştürecek buna hazırlıklı olman gerekir bunun en büyük sebeplerinden biri doğduğumuz ülke, çevre, genetik, aile ve diğer tüm etkenler olarak sayılabilir. İleride çok daha büyük dertlerimiz olacağı kesin.