Moralim bozuk

mamicekc

Femtopat
Katılım
24 Temmuz 2025
Mesajlar
40
Küçüklüğünde 4-5 sene çok ağır dayak yemiş, aşağılanmış, özgüvensiz, öfke kontrolü olmayan, travmatize olan birisi 20 yaşından sonra üniversiteye gitse hemcinsleriyle ve karşı cinsle iletişim sağlamada başarılı olabilir mi sizce? Ben kendimi anormal olarak nitelendiriyorum çünkü.
 
@mamicekc Sosyalleşip insanlarla düzgün ilişki kurmazsan daha da kötü sonuçlar alabilirsin. Geçmişinde yaşadığın kötü olayları unutman zor olabilir ancak gelecekte daha iyi şeyler yaşayabilmek için çaba göstermelisin. Her şeye rağmen hayatın devam ettiğini unutmayıp mücadele etmen gerekiyor. Umarım tüm istediğin şeyler iyi bir şekilde seni bulur. Sana güzel bir hayat diliyorum. İyi sosyaller.
 
@mamicekc Sosyalleşip insanlarla düzgün ilişki kurmazsan daha da kötü sonuçlar alabilirsin. Geçmişinde yaşadığın kötü olayları unutman zor olabilir ancak gelecekte daha iyi şeyler yaşayabilmek için çaba göstermelisin. Her şeye rağmen hayatın devam ettiğini unutmayıp mücadele etmen gerekiyor. Umarım tüm istediğin şeyler iyi bir şekilde seni bulur. Sana güzel bir hayat diliyorum. İyi sosyaller.
Teşekkür ederim. Size de iyi sosyaller.
 
Küçüklüğünde 4-5 sene çok ağır dayak yemiş, aşağılanmış, özgüvensiz, öfke kontrolü olmayan, travmatize olan birisi 20 yaşından sonra üniversiteye gitse hemcinsleriyle ve karşı cinsle iletişim sağlamada başarılı olabilir mi sizce? Ben kendimi anormal olarak nitelendiriyorum çünkü.
Açıkçası pek olası değil. Çocuklukta yaşanan ağır travmalar, kişiliğin ve algının temelini şekillendirir, çünkü temel yapıda bir sorun var.
Elbette, milyonda bir 'başarı' hikayesi duyarsın. O tür örnekler, umut tacirlerinin ya da medya maymunlarının sattığı, gerçeklikten kopuk masal hepsi. İnsan beyni, değişimin ne denli zorlu, hatta çoğu zaman imkansız olduğunu kabullenmektense, bir avuç istisnaya tutunmayı sever.
Başarı dediğin şey, çaba ya da iradeden çok, tesadüflerin ve kontrol edemediğin genetik çevresel faktörlerin birleşiminden ibaret. Şanslıysan, belki birileri seni olduğu gibi kabul eder, ama bu senin çabanın değil, kaderin lütfu olur.
Kendini 'anormal' olarak nitelendirmen, çoğu zaman haklı bir durum bence. Toplumun genel geçer normlarına uymayan, kökleri derine inmiş bir farklılıktan bahsediyoruz. Bunu kabullenmek, boş bir çaba sarf etmekten daha az yıkıcı olabilir. Yani, üniversiteye gitmek sana sosyal beceriler değil, muhtemelen yeni hayal kırıklıkları sunar. Gerçek bu, süslü laflara gerek yok.
Her halükarda yeni hayal kırıklıkları elde edeceksin, ve bunun sana getiriden çok götürüsü olacak, belki ileride seni depresif bir adama dönüştürecek buna hazırlıklı olman gerekir bunun en büyük sebeplerinden biri doğduğumuz ülke, çevre, genetik, aile ve diğer tüm etkenler olarak sayılabilir. İleride çok daha büyük dertlerimiz olacağı kesin.
 
Son düzenleme:
Açıkçası pek olası değil. Çocuklukta yaşanan ağır travmalar, kişiliğin ve algının temelini şekillendirir, çünkü temel yapıda bir sorun var.
Elbette, milyonda bir 'başarı' hikayesi duyarsın. O tür örnekler, umut tacirlerinin ya da medya maymunlarının sattığı, gerçeklikten kopuk masal hepsi. İnsan beyni, değişimin ne denli zorlu, hatta çoğu zaman imkansız olduğunu kabullenmektense, bir avuç istisnaya tutunmayı sever.
Başarı dediğin şey, çaba ya da iradeden çok, tesadüflerin ve kontrol edemediğin genetik çevresel faktörlerin birleşiminden ibaret. Şanslıysan, belki birileri seni olduğu gibi kabul eder, ama bu senin çabanın değil, kaderin lütfu olur.
Kendini 'anormal' olarak nitelendirmen, çoğu zaman haklı bir durum bence. Toplumun genel geçer normlarına uymayan, kökleri derine inmiş bir farklılıktan bahsediyoruz. Bunu kabullenmek, boş bir çaba sarf etmekten daha az yıkıcı olabilir. Yani, üniversiteye gitmek sana sosyal beceriler değil, muhtemelen yeni hayal kırıklıkları sunar. Gerçek bu, süslü laflara gerek yok.
Her halükarda yeni hayal kırıklıkları elde edeceksin, ve bunun sana getiriden çok götürüsü olacak, belki ileride seni depresif bir adama dönüştürecek buna hazırlıklı olman gerekir bunun en büyük sebeplerinden biri doğduğumuz ülke, çevre, genetik, aile ve diğer tüm etkenler olarak sayılabilir. İleride çok daha büyük dertlerimiz olacağı kesin.
Elinize sağlık teşekkürler hocam bu kadar düşünüp yazdığınız için.

Elimden geldiğince sosyal ortamlara ayak uydurmaya çalışacağım işte. Artık ne kadar başarılı olurum veya olmam orası bilinmez.
 
Rica ederim. Yazdıklarımın size düşünülmüş gibi gelmesi doğal, yirmili yaşlarımın ortasında olsam da, bahsettiğiniz bu konular üzerine yıllardır kafa yoruyor ve kişisel deneyimlerimden süzülen çıkarımları paylaşıyorum.
Sosyal ortamlara ayak uydurmak zorunda değilsin, kendin ol boş yere rol yapmaya çalışma hem kendi kişiliğine hakaret etmiş olursun hem de başkasının yaptığı boş saçmalıkları desteklemiş olursun buna gerek yok. Gerekirse hiçbir arkadaşın olmasın, insanın ''Önce ben'' demesi gerekiyor çünkü. Bireysel yaşam bu yüzden önemli, ''Kendim için yaşıyorum'' ''Kendi huzurum her şeyden daha önemli'' mantalitesinde hareket etmek gerek. Sonuçta liberal bir ülkedeyiz, herkes kendisini düşünür.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı