Matematik bölümü hakkında gerçekler

cungsavier

Yoctopat
Katılım
17 Aralık 2025
Mesajlar
3
Daha fazla  
Cinsiyet
Kadın
2020 yılında ODTÜ matematik bölümüne yerleştim ve bu sene mezun oldum. Bu yazıda bazı gerçekleri ve birkaç tavsiyeyi paylaşmak istedim. Bu konuda birçok kişinin ikileme düştüğünü, kararsız kaldığını görebiliyorum ve bazı şeylerin açıklığa kavuşması için günah keçisine de ihtiyaç olduğunun farkındayım. Öncelikle benim üniversite hayatım beklediğim gibi geçmemişti. O ihtişamlı, insanların anlata anlata bitiremediği ODTÜ, İTÜ hayatı burada yoktu. Ya da ben başka bir ODTÜ'ye gitmiştim. Kesinlikle hayal kırıklığıydı. Aldığım sıralama ortalama olduğu için birincisi tıpa gidemiyordum. İkincisi ortalama mühendisliklere gidip sırf adı mühendislik diye kendimi kandırmak yerine temel bilim öğrenir kendimi geliştirir bir yerlere gelmeye çalışırım diye düşünmüştüm hep. Ama 4 sene o kadar hızlı geçiyor ki arkadaşlar, yola çıkmadan önceki bütün avuntularınız çöpe gidiyor maalesef. 3. ve 4. sınıf staj, iş imkanları aramakla geçti inanın bakın bakmadığım staj yeri yoktu. Mühendis arkadaşlarım zor da olsa kendi alarında hocaların ayarladığı ya da kendi buldukları yerlerde staj yapabildiler. Ben artık bu duruma yaşaya yaşaya şaşırmaz olmuştum çünkü biz 3-4 tane dönem için açılan derse haftada 1-2 gün gidip, yoklama derdi olmadan yatarak mezun olurken mühendislik okuyan arkadaşlarım staj kovalayıp sabaha kadar proje ödevi bitirmeye çalışıyordu. Benim açısından avantajı ise benim bolca vaktim olduğu için finans, veri analizi ve yazılım öğrenmiştim ve ayrıca Japonca ve fransızcamı geliştirmiştim. Piyano kursuna gidiyordum, part-time işim vardı, ehliyet almıştım. Bunların hiçbirini mühendisliğe giden ve tıp fakültesine okuyan arkadaşlarım yapamadı. Ama şu an onlar benden çok çok daha iyi yerlere gelebildiler. Öncelikle kendini geliştirme yalanını bir an önce kafanızdan atın arkadaşlar. Sizi bir yere getirecek olan şey kendinizi geliştirmeniz değil, kazandığınız şeylerdir ya da genelde aslında gerçek hayatta başkaları sizi bir yerlere getirir. Kendinizi geliştirmek çapınızı genişletir sadece. Yerinde saymanızı engeller. Tabii ki kendini geliştireceksin. Ama sıfırdan bir şeylere başlayan birisi olarak, formal eğitim alan ve o işin diplomasına sahip kişilere göre çok çok geride başlıyorsunuz. Yani ben aslında "yazılıma kay, formasyon al öğretmen ol, veri öğren, finans öğren, bankada çalış," gibi tavsiyelere inanılmaz sinir oluyorum çünkü bunlarla uğraştığınızda siz alanınızın dışına çıkıyorsunuz ve alanınıza harcadığınız zaman kadar mesai harcamanız lazım bütün bunları öğrenebilmek için. Bu da tamamen aptallıktır, ameleliktir aslında. Ayrıca böyle bir tavsiye veren birisi aslında alttan alttan okuduğunuz bölümün ve gördüğünüz derslerin boş olduğunu ima ediyor. Siz de bunun farkına varıyorsunuz en sonunda çünkü sizin derse gelmenizi, hocanın da orada ders anlatmasını gerekli kılan hiçbir durum yok. Tıp fakültesi öğrencileri uygulamalı ders görür, mühendislik öğrencileri bir araya gelir proje yürütür ama siz okula sırf hoca 20 senelik kitabın bir sayfasının fotokipisini çekip onu uyduruk bir İngilizceyle anlata anlata tahtaya yazacak ve siz de onu aynen defterinize geçirecek diye okula geliyorsunuz o gün. Böyle bir eğitim olmaz arkadaşlar. Bu koşullarda okula gelmenizi, matematik, fizik öğrenmenizi gerektiren bir durum yok. Siz bunları evde de yaparsınız. Çok net bir şekilde söylemeliyim ki, temel bilim okulda değil evde öğrenilir. Çünkü onun temellerini, ruhunu okulda hoca anlatırken değil en çok evde kendi kendinize baş başayken öğreniyorsunuz. Kitaplar, bütün bilgiler bilinirken gerçekten ama gerçekten hiçbir şekilde hocanın varlığını gerekli kılan hiçbir şey yok. Üzgünüm.

Mühendislik fakülteleri bizden kat kat üstün çünkü bizden çok daha fazla ders görüyorlar ve çok daha fazla çeşitli konuda uzmanlaşıyorlar. Temel bilimciler mühendislik fakültelerini çok onaylamaz yok işte çok ders görüyorlar hiçbir şeyi düzgün öğrenemiyorlar piyasaya oynuyorlar vs. arkadaşlar olay bir şey öğrenmek değil ki. Tabii ki bir şeyler öğrenip iyi yerlere gelmek lazım ama asıl olay sizin kağıt üstündeki özellikleriniz oluyor. Yani mezun olduktan gelecek en az 5 sene içinde sektörde isim yapana kadar bu böyle devam edecek. Sonrasında okulunuz da umursanmayacak ama bu durum için daha çok zaman var.

Mühendislik bölümü okumayı da doğru bulmuyorum çünkü sürekli kendini geliştirme yalanıyla kıvranıp 1-2 asgari maaşlara talip oluyorsunuz. Bu durum okuldan bağımsız komşunun kuzeninin teyzesinin halasının kızının yeğeni İTÜ'den mezun olup 250 bin lira ile başlamış olabilir ama ne şartlarda mezun oldu, nasıl karanlık bağlantıları vardı, nerede iş buldu, şans ne kadar etkin bilemezsiniz. 250 bin lira ile başlayan yok bu arada olsa olsa bu ekonomide 50-60 bin ile başlatırlar.

Hala okullara etiketlere aşırı takıntılı bir topluluk var. ODTÜ'yü, itüyü inanılmaz bir yer sanıyorlar. Oraya gitmiyor bile. Neymiş arkadaşı gidiyormuş, kuzeni gidiyormuş da oradan öğrenmişmiş. Tek yaptığı şey bunu söyleyen birinin, dezeformasyona sebep olmak. Şu an ODTÜ'ye giden, itüye giden birisi dürüst ise bu okulların 30 sene önceki gibi olmadığını bilir. Bu okullar öncelikle fen lisesi çıkışlı, fen lisesi kültüründen gelen, tek yaptığı kalem-silgi ile vize çalışmak olan köylü çocuklarına hitap eden okullardır. Türkiye'de ben üniversite olduğunu düşünmediğim için yurt dışı için çok uğraşmıştım ama ne yazık ki denklik olmadığından ve hocaların da yurt dışında tanınırlığı, sizin arkanızda duracak İngilizcesi olmadığından o iş hiçbir şekilde mümkün olmadı. Bütün üniversiteler gözümde aynı değere sahip hemen hemen. Hepsinde yoğun bir paçavralaşma durumu söz konusu. Hangisine giderseniz gidin fark etmiyor. Yani itüyü ODTÜ'yü o kadar sektöre köle yetişirebilmek için pompaladılar ki anlatamam. İsterseniz Iğdır Üniversitesi olsun, isterseniz Ankara Üniversitesi olsun. Hiçbirini farklı yapan bir şey yok arkadaşlar. ODTÜ'deki hoca da Türkiye'li, Şanlıurfa'daki hoca da Türkiye'li. İtüdeki hocanın da İngilizcesi dandik, Hakkari'deki hocanın da. Ders anlatan insan ve içindeki öğrenciler değişmedikçe okulu farklı kılan bir şey de yok. İtülülerin odtülülerin tek yaptığı şey kendini kandırmak. İçeri girdikten sonra orada farklı bir şeylerin olmadığını anlıyorsunuz. Sadece diğer taşra üniversiteleriyle karşılaştırdığınızda kötünün iyisi olarak duruyor. Bütün olay bu. Beni illaki eleştirenler karşı çıkanlar olacak ama dediğim gibi günah keçisi lazım. Yoksa daha çok uyumaya devam eder öğrenciler. Şirketlerin gözünde zerre bir önemi yok. Sadece biliyor ki ODTÜ'lü adam daha iyi kölelik yapar. O yüzden öyle yazıyorlar ilanlara. Yoksa zeki, yetenekli, eğitimli aileden soylu aileden gelen bir çocuk ODTÜ'ye ihtiyaç duymaz. Her daim kendi yolunu bulur hayatta da başarılı olur. Çoğunlukla köylü çocuklarının bu okullara gelme sebebi bu.

Mühendislik okursanız büyük olasılıkla işsiz kalırsınız. İş bulurum 2-3 sene asgari olur sonra yükselir yurt dışı imkanı var falan diye diye kendinizi kandırırsanız hüsrana uğrarsınız. 15 Temmuz sonrası yurt dışı çıkışı büyük oranda azaldı. Pandemi sonrası ile de tamamen bitti. Vize almak artık yalakalık yapmadan imkansız hale geldi. Kendini geliştirme yalanıyla gününü gün etme fikri aşırı korkunç bir şey.

Ben Türkiye'li birinin matematik, fizik falan yapabileceğini zannetmiyorum. İnanılmaz boş konular arkadaşlar. Size gerçekten bir şey öğretmiyorlar. Sonuç olarak hayatta kalmanız lazım. Yetişkin bir birey olarak kendi paranızı kazanmanız lazım. Yüksekle doktorayla kendinizi oyalamayacaksanız tek çareniz yazılım öğrenmek, ya da formasyon almak. O yüzden diyorum git gerekirse mühendisliğini oku, evde öğren fiziğini, matematiğini. Çok da ilgin varsa. Ama senden bir şey olmayacak. Çünkü temel bilim kültürü 1000 yıl boyunca hiç oturmamış zaten. Şimdi ne değişti de otursun. Gençler internete erişimi olduğu için her şeyi görüyor. O yüzden her şeyi bildiklerini falan sanıyorlar.

Hangi bölümü, okulu seçelim derseniz. Ben zaten temel bilimin ve mühendisliğin paçavra olduğunu söyledim. Gerekçelerini de ispatlı şekilde anlattım. Hala istiyorsanız yazabilirsiniz. Ben tekrar üniversite okusam 2 senelik sağlık bölümleri, hemşirelik, fizyoterapi, tıp, diş hekimliği gibi bölümlere yönelirdim. Veterinerlik, EA ise hukuk, ekonomi gibi bölümler de üstün, saygın bölümlerdir. Özellikle matematiğe ilginiz var ise matematik gibi bir paçavrayla vakit geçirmeyin, ekonomi, iktisat okuyun. Diğer ispat derslerini de evde öğrenirsiniz kendiniz. Okul olarak da mümkün olduğunca özele gidin. Örneğin tıp okuyan birisi acıbadem'e gitmeli. Tamamen o alana yoğunlaşmış, çok çok üst düzey bir okul arkadaşlar. Hacettepeymiş cerrahpaşaymış falan hepsi hikayeden ibarettir. Hacettepe Hacettepe dersin tuvaletinde peçete sabun bulamadığında bütün o balon söner gözünün önünde.

En iyi bölüm maalesef ki tıptır. Siz temel bilim okur parklarda uyursunuz, mühendis asgari ücretle nefes alacak kadar yaşar, tıpçı ise bir iki seneye istediği ülkeye gider, evini arabasını dizer hayatını kurar. Hafta sonları istediği ülkede tatilini de yapar. Ne yazık ki ülkedeki başarı kriterini ve iş piyasasını üniversite sınavı belirliyor.
 
2020 yılında ODTÜ matematik bölümüne yerleştim ve bu sene mezun oldum. Bu yazıda bazı gerçekleri ve birkaç tavsiyeyi paylaşmak istedim. Bu konuda birçok kişinin ikileme düştüğünü, kararsız kaldığını görebiliyorum ve bazı şeylerin açıklığa kavuşması için günah keçisine de ihtiyaç olduğunun farkındayım. Öncelikle benim üniversite hayatım beklediğim gibi geçmemişti. O ihtişamlı, insanların anlata anlata bitiremediği ODTÜ, İTÜ hayatı burada yoktu. Ya da ben başka bir ODTÜ'ye gitmiştim. Kesinlikle hayal kırıklığıydı. Aldığım sıralama ortalama olduğu için birincisi tıpa gidemiyordum. İkincisi ortalama mühendisliklere gidip sırf adı mühendislik diye kendimi kandırmak yerine temel bilim öğrenir kendimi geliştirir bir yerlere gelmeye çalışırım diye düşünmüştüm hep. Ama 4 sene o kadar hızlı geçiyor ki arkadaşlar, yola çıkmadan önceki bütün avuntularınız çöpe gidiyor maalesef. 3. ve 4. sınıf staj, iş imkanları aramakla geçti inanın bakın bakmadığım staj yeri yoktu. Mühendis arkadaşlarım zor da olsa kendi alarında hocaların ayarladığı ya da kendi buldukları yerlerde staj yapabildiler. Ben artık bu duruma yaşaya yaşaya şaşırmaz olmuştum çünkü biz 3-4 tane dönem için açılan derse haftada 1-2 gün gidip, yoklama derdi olmadan yatarak mezun olurken mühendislik okuyan arkadaşlarım staj kovalayıp sabaha kadar proje ödevi bitirmeye çalışıyordu. Benim açısından avantajı ise benim bolca vaktim olduğu için finans, veri analizi ve yazılım öğrenmiştim ve ayrıca Japonca ve fransızcamı geliştirmiştim. Piyano kursuna gidiyordum, part-time işim vardı, ehliyet almıştım. Bunların hiçbirini mühendisliğe giden ve tıp fakültesine okuyan arkadaşlarım yapamadı. Ama şu an onlar benden çok çok daha iyi yerlere gelebildiler. Öncelikle kendini geliştirme yalanını bir an önce kafanızdan atın arkadaşlar. Sizi bir yere getirecek olan şey kendinizi geliştirmeniz değil, kazandığınız şeylerdir ya da genelde aslında gerçek hayatta başkaları sizi bir yerlere getirir. Kendinizi geliştirmek çapınızı genişletir sadece. Yerinde saymanızı engeller. Tabii ki kendini geliştireceksin. Ama sıfırdan bir şeylere başlayan birisi olarak, formal eğitim alan ve o işin diplomasına sahip kişilere göre çok çok geride başlıyorsunuz. Yani ben aslında "yazılıma kay, formasyon al öğretmen ol, veri öğren, finans öğren, bankada çalış," gibi tavsiyelere inanılmaz sinir oluyorum çünkü bunlarla uğraştığınızda siz alanınızın dışına çıkıyorsunuz ve alanınıza harcadığınız zaman kadar mesai harcamanız lazım bütün bunları öğrenebilmek için. Bu da tamamen aptallıktır, ameleliktir aslında. Ayrıca böyle bir tavsiye veren birisi aslında alttan alttan okuduğunuz bölümün ve gördüğünüz derslerin boş olduğunu ima ediyor. Siz de bunun farkına varıyorsunuz en sonunda çünkü sizin derse gelmenizi, hocanın da orada ders anlatmasını gerekli kılan hiçbir durum yok. Tıp fakültesi öğrencileri uygulamalı ders görür, mühendislik öğrencileri bir araya gelir proje yürütür ama siz okula sırf hoca 20 senelik kitabın bir sayfasının fotokipisini çekip onu uyduruk bir İngilizceyle anlata anlata tahtaya yazacak ve siz de onu aynen defterinize geçirecek diye okula geliyorsunuz o gün. Böyle bir eğitim olmaz arkadaşlar. Bu koşullarda okula gelmenizi, matematik, fizik öğrenmenizi gerektiren bir durum yok. Siz bunları evde de yaparsınız. Çok net bir şekilde söylemeliyim ki, temel bilim okulda değil evde öğrenilir. Çünkü onun temellerini, ruhunu okulda hoca anlatırken değil en çok evde kendi kendinize baş başayken öğreniyorsunuz. Kitaplar, bütün bilgiler bilinirken gerçekten ama gerçekten hiçbir şekilde hocanın varlığını gerekli kılan hiçbir şey yok. Üzgünüm.

Mühendislik fakülteleri bizden kat kat üstün çünkü bizden çok daha fazla ders görüyorlar ve çok daha fazla çeşitli konuda uzmanlaşıyorlar. Temel bilimciler mühendislik fakültelerini çok onaylamaz yok işte çok ders görüyorlar hiçbir şeyi düzgün öğrenemiyorlar piyasaya oynuyorlar vs. arkadaşlar olay bir şey öğrenmek değil ki. Tabii ki bir şeyler öğrenip iyi yerlere gelmek lazım ama asıl olay sizin kağıt üstündeki özellikleriniz oluyor. Yani mezun olduktan gelecek en az 5 sene içinde sektörde isim yapana kadar bu böyle devam edecek. Sonrasında okulunuz da umursanmayacak ama bu durum için daha çok zaman var.

Mühendislik bölümü okumayı da doğru bulmuyorum çünkü sürekli kendini geliştirme yalanıyla kıvranıp 1-2 asgari maaşlara talip oluyorsunuz. Bu durum okuldan bağımsız komşunun kuzeninin teyzesinin halasının kızının yeğeni İTÜ'den mezun olup 250 bin lira ile başlamış olabilir ama ne şartlarda mezun oldu, nasıl karanlık bağlantıları vardı, nerede iş buldu, şans ne kadar etkin bilemezsiniz. 250 bin lira ile başlayan yok bu arada olsa olsa bu ekonomide 50-60 bin ile başlatırlar.

Hala okullara etiketlere aşırı takıntılı bir topluluk var. ODTÜ'yü, itüyü inanılmaz bir yer sanıyorlar. Oraya gitmiyor bile. Neymiş arkadaşı gidiyormuş, kuzeni gidiyormuş da oradan öğrenmişmiş. Tek yaptığı şey bunu söyleyen birinin, dezeformasyona sebep olmak. Şu an ODTÜ'ye giden, itüye giden birisi dürüst ise bu okulların 30 sene önceki gibi olmadığını bilir. Bu okullar öncelikle fen lisesi çıkışlı, fen lisesi kültüründen gelen, tek yaptığı kalem-silgi ile vize çalışmak olan köylü çocuklarına hitap eden okullardır. Türkiye'de ben üniversite olduğunu düşünmediğim için yurt dışı için çok uğraşmıştım ama ne yazık ki denklik olmadığından ve hocaların da yurt dışında tanınırlığı, sizin arkanızda duracak İngilizcesi olmadığından o iş hiçbir şekilde mümkün olmadı. Bütün üniversiteler gözümde aynı değere sahip hemen hemen. Hepsinde yoğun bir paçavralaşma durumu söz konusu. Hangisine giderseniz gidin fark etmiyor. Yani itüyü ODTÜ'yü o kadar sektöre köle yetişirebilmek için pompaladılar ki anlatamam. İsterseniz Iğdır Üniversitesi olsun, isterseniz Ankara Üniversitesi olsun. Hiçbirini farklı yapan bir şey yok arkadaşlar. ODTÜ'deki hoca da Türkiye'li, Şanlıurfa'daki hoca da Türkiye'li. İtüdeki hocanın da İngilizcesi dandik, Hakkari'deki hocanın da. Ders anlatan insan ve içindeki öğrenciler değişmedikçe okulu farklı kılan bir şey de yok. İtülülerin odtülülerin tek yaptığı şey kendini kandırmak. İçeri girdikten sonra orada farklı bir şeylerin olmadığını anlıyorsunuz. Sadece diğer taşra üniversiteleriyle karşılaştırdığınızda kötünün iyisi olarak duruyor. Bütün olay bu. Beni illaki eleştirenler karşı çıkanlar olacak ama dediğim gibi günah keçisi lazım. Yoksa daha çok uyumaya devam eder öğrenciler. Şirketlerin gözünde zerre bir önemi yok. Sadece biliyor ki ODTÜ'lü adam daha iyi kölelik yapar. O yüzden öyle yazıyorlar ilanlara. Yoksa zeki, yetenekli, eğitimli aileden soylu aileden gelen bir çocuk ODTÜ'ye ihtiyaç duymaz. Her daim kendi yolunu bulur hayatta da başarılı olur. Çoğunlukla köylü çocuklarının bu okullara gelme sebebi bu.

Mühendislik okursanız büyük olasılıkla işsiz kalırsınız. İş bulurum 2-3 sene asgari olur sonra yükselir yurt dışı imkanı var falan diye diye kendinizi kandırırsanız hüsrana uğrarsınız. 15 Temmuz sonrası yurt dışı çıkışı büyük oranda azaldı. Pandemi sonrası ile de tamamen bitti. Vize almak artık yalakalık yapmadan imkansız hale geldi. Kendini geliştirme yalanıyla gününü gün etme fikri aşırı korkunç bir şey.

Ben Türkiye'li birinin matematik, fizik falan yapabileceğini zannetmiyorum. İnanılmaz boş konular arkadaşlar. Size gerçekten bir şey öğretmiyorlar. Sonuç olarak hayatta kalmanız lazım. Yetişkin bir birey olarak kendi paranızı kazanmanız lazım. Yüksekle doktorayla kendinizi oyalamayacaksanız tek çareniz yazılım öğrenmek, ya da formasyon almak. O yüzden diyorum git gerekirse mühendisliğini oku, evde öğren fiziğini, matematiğini. Çok da ilgin varsa. Ama senden bir şey olmayacak. Çünkü temel bilim kültürü 1000 yıl boyunca hiç oturmamış zaten. Şimdi ne değişti de otursun. Gençler internete erişimi olduğu için her şeyi görüyor. O yüzden her şeyi bildiklerini falan sanıyorlar.

Hangi bölümü, okulu seçelim derseniz. Ben zaten temel bilimin ve mühendisliğin paçavra olduğunu söyledim. Gerekçelerini de ispatlı şekilde anlattım. Hala istiyorsanız yazabilirsiniz. Ben tekrar üniversite okusam 2 senelik sağlık bölümleri, hemşirelik, fizyoterapi, tıp, diş hekimliği gibi bölümlere yönelirdim. Veterinerlik, EA ise hukuk, ekonomi gibi bölümler de üstün, saygın bölümlerdir. Özellikle matematiğe ilginiz var ise matematik gibi bir paçavrayla vakit geçirmeyin, ekonomi, iktisat okuyun. Diğer ispat derslerini de evde öğrenirsiniz kendiniz. Okul olarak da mümkün olduğunca özele gidin. Örneğin tıp okuyan birisi acıbadem'e gitmeli. Tamamen o alana yoğunlaşmış, çok çok üst düzey bir okul arkadaşlar. Hacettepeymiş cerrahpaşaymış falan hepsi hikayeden ibarettir. Hacettepe Hacettepe dersin tuvaletinde peçete sabun bulamadığında bütün o balon söner gözünün önünde.

En iyi bölüm maalesef ki tıptır. Siz temel bilim okur parklarda uyursunuz, mühendis asgari ücretle nefes alacak kadar yaşar, tıpçı ise bir iki seneye istediği ülkeye gider, evini arabasını dizer hayatını kurar. Hafta sonları istediği ülkede tatilini de yapar. Ne yazık ki ülkedeki başarı kriterini ve iş piyasasını üniversite sınavı belirliyor.

Gerçekten müthiş yazmışsın. Üniversite sınavına hazırlanıyorum,peki bana bir tavsiyen var mı çalışma konusunda?
 
Gerçekten müthiş yazmışsın. Üniversite sınavına hazırlanıyorum,peki bana bir tavsiyen var mı çalışma konusunda?

Mümkün olduğunca sağlıkla alakalı bölümlere ve niş alanlara yönelmeye çalış seçtiğin meslek bayıla bayıla bölümünü okuduğun ve çalışırken çok keyif aldığın bir şey olmak zorunda değil bu durum çok çok az insana rast gelebilen bir fırsattır ve sadece basitçe bir sınava girip bölüm-üniversite tercihi yapmakla edinilecek bir şey de değil çünkü daha önünde stajlar, iş hayatına atılmak, kariyer dizayn etmek var ve bunlar 30 yaşından önce olacak şeyler değil. Profesyönel iş hayatınla hobilerini, ilgi duyduğun alanları birbirine karıştırmaman lazım ki bir çok kişiden sevdiği, hoşlandığı alanla alakalı tercih yaptıklarına dair pişman olduklarını da duyabilirsin çünkü para kazanıp kariyer oluşturamadıktan sonra ondan hoşlanıyorsan insan zaten terapi niyetine iş hayatı stresinden kurtulmak için yine o alanlara yöneliyor boş vakitlerinde uğraşıyor. Hayat tıp ve mühendislikten ibaret değil ama mühendislik seçecek isen elektronik, makine gibi çok genele hitap eden alanlar yerine ya da bilgisayar gibi büyük oranda kişinin kendi kendine evde geliştirerek yol katettiği dijital dünyaya ait bölümleri tercih etmek yerine örneğin gemi ile alakalı çok daha spesifik ve nitelikli insana ihtiyaç duyulan alanlara yönelebilirsin eğer ille mühendislik düşünüyor isen. Evde oturarak gemi mühendisi olunamaz zor stajları vardır onun. Ama bi kaptan bi laptop bi mouse ile gemisini sürerken çok keyif alıyorsa hobi niyetine yazılımcı olur emin ol. Yazılım sektörü çoktan bitti şans ve gayret önemli. Şuan şans gayretten daha önemli sorun da orada işte. Yazılım sektöründe işleri trendler belirler ne popüler olursa ona yönelmen lazım. Sabah bir şey çıkıyor uyandığında, bir bakmışsın harıl harıl herkes onu öğrenmeye çalışıyor. Ben endüstri mühendisliği matematik mühendisliğini de önermiyorum pek. Bunları okuyacağına iktisat, ekonomi oku daha iyi. İyi üniversitelerde kazanması da daha kolay nispeten. Matematik-endüstri müh. okuyup işsiz kalan çok var YouTube'da dert yakınıyorlar bakabilirsin.

ben napacam ilk 5k siralama elektrik elektronik 1. sinif

Seviyorsan devam edebilirsin. Ama yüksek lisans başka bir alana yönelmen, başka bir alanla çap yapman, ya da elektronik haberleşme gibi daha spesifik bir alana yönelmen daha iyi olabilir senin açından. Elektronik mühendisi tamam her şeyi yapabilir ama şuan niş alanlar daha revaçta. Daha kolay iş bulabilirsin böyle yaparsan. İlk başta düşük maaşla başlarsın böyle devam edersen. Ama ileride de çok çok büyük terfiler maaş yükselmeleri bekleme çünkü türkiyedeki iş yerleri aynı işi meslek lisesi bitirmiş ya da önlisans bitirmiş birisine de yaptırırım niye lisans mezunu bir mühendise yaptırayım onun egosuyla uğraşayım ya da yüksek maaş vereyim gerek yok düşüncesinde oluyor çünkü mühendis asgari ücretle çalışmaz. Artık zorundalar çünkü eğitim kalitesi düştü ve mezun sayısı arttı. Hangi okuldan mezun olduğunuzun bir anlamı yok bu arada. Okul sizin kendi aranızda olan bir şey daha çok. Kişisel gelişiminize katkı sağlar ancak. Doğru okula gittiyseniz. İş yerleri bunu takmıyor. Kendinizi onların yerine koyun. Siz milyonda bir olarak elektroniği evde öğrenmiş birisi olun. O konuda yetenekli donanımlı olun. Sizi düşünmeden alırlar diploma falan bir anlam ifade etmiyor önemli olan elinizin iş tutup tutamayacağıdır.
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı