lieys
Hectopat
- Katılım
- 6 Temmuz 2022
- Mesajlar
- 1.681
- Makaleler
- 1
- Çözümler
- 1
Selamlar arkadaşlar,
Dersim (1937-38) olayları ne zaman gündeme gelse ortalık karışıyor. Bir taraf "devlet durduk yerde katliam yaptı" diyor, diğer taraf "isyan vardı, devlet gereğini yaptı" diyor.
Olayı slogana dökmeden, tarihi ve siyasi gerçeklikler üzerinden şu soruları tartışmaya açmak ve fikirlerinizi duymak istiyorum. Duygusal değil, mantıksal cevaplar arıyorum.
Olay gerçekten "Kürt/Alevi oldukları için" yapılan bir etnik temizlik miydi? Yoksa feodal ağaların "vergi vermeyiz, askere gitmeyiz, okul istemeyiz, burası bizim çöplüğümüz" diyerek cumhuriyete meydan okuması mıydı? "ülke içinde ülke" kurmaya çalışana devlet ne yapmalıydı?
Genelde hep bombalama kısmı konuşuluyor ama olayların başlangıcı olan isyancıların pah köprüsü'nü yakması, telefon hatlarını kesmesi ve karakol basıp 33 askeri şehit etmesi neden hiç konuşulmuyor? Devletin bu saldırılara "çiçek atarak" cevap vermesi beklenebilir miydi?
O dönem devlet askeri operasyon yerine başka bir politika izleyebilir miydi? Barışçıl yollarla o feodal ağaları ikna etmek mümkün müydü, yoksa o coğrafyada güç kullanmak kaçınılmaz bir zorunluluk muydu?
Bu operasyonun emrini veren kadroya ve Atatürk'e günümüzde bazı kesimler "faşist / katliamcı" diyor. Bir devletin kendi sınırları içindeki otoritesini (egemenliğini) sağlaması faşizm midir? Yoksa devlet olmanın gereği midir?
Operasyonda sivillerin, kadınların ve çocukların zarar gördüğü, mağaralarda ölümler olduğu bir gerçek. Peki bunun ahlaki sorumlusu; operasyonu yapan devlet mi, yoksa sivilleri çatışma alanında tutan/kalkan yapan isyancı aşiretler mi? Kurunun yanında yaşın yanması, isyanı haklı çıkarır mı? Başka politikalar izlenebilir miydi?
Fikirlerinizi saygı çerçevesinde, kaynak belirterek yazarsanız sevinirim.
Dersim (1937-38) olayları ne zaman gündeme gelse ortalık karışıyor. Bir taraf "devlet durduk yerde katliam yaptı" diyor, diğer taraf "isyan vardı, devlet gereğini yaptı" diyor.
Olayı slogana dökmeden, tarihi ve siyasi gerçeklikler üzerinden şu soruları tartışmaya açmak ve fikirlerinizi duymak istiyorum. Duygusal değil, mantıksal cevaplar arıyorum.
Olay gerçekten "Kürt/Alevi oldukları için" yapılan bir etnik temizlik miydi? Yoksa feodal ağaların "vergi vermeyiz, askere gitmeyiz, okul istemeyiz, burası bizim çöplüğümüz" diyerek cumhuriyete meydan okuması mıydı? "ülke içinde ülke" kurmaya çalışana devlet ne yapmalıydı?
Genelde hep bombalama kısmı konuşuluyor ama olayların başlangıcı olan isyancıların pah köprüsü'nü yakması, telefon hatlarını kesmesi ve karakol basıp 33 askeri şehit etmesi neden hiç konuşulmuyor? Devletin bu saldırılara "çiçek atarak" cevap vermesi beklenebilir miydi?
O dönem devlet askeri operasyon yerine başka bir politika izleyebilir miydi? Barışçıl yollarla o feodal ağaları ikna etmek mümkün müydü, yoksa o coğrafyada güç kullanmak kaçınılmaz bir zorunluluk muydu?
Bu operasyonun emrini veren kadroya ve Atatürk'e günümüzde bazı kesimler "faşist / katliamcı" diyor. Bir devletin kendi sınırları içindeki otoritesini (egemenliğini) sağlaması faşizm midir? Yoksa devlet olmanın gereği midir?
Operasyonda sivillerin, kadınların ve çocukların zarar gördüğü, mağaralarda ölümler olduğu bir gerçek. Peki bunun ahlaki sorumlusu; operasyonu yapan devlet mi, yoksa sivilleri çatışma alanında tutan/kalkan yapan isyancı aşiretler mi? Kurunun yanında yaşın yanması, isyanı haklı çıkarır mı? Başka politikalar izlenebilir miydi?
Fikirlerinizi saygı çerçevesinde, kaynak belirterek yazarsanız sevinirim.