"Sahife" denilen kişisel notlar peygambermiz Hz Muhammed hayattayken veya hemen sonra tutulmaya başlanmıştı (örneğin, sahife-i hemmam bin münebbih). Diyorsun. Nereden buldun bılmıyorum ama boyle bir şey yok varsa bile zamanla yok olmuş. En erken papirüs örneği peygamber efendımızın olumunden 84 yıl sonra çıkmış şu ankı bulgulara gore
HEMMÂM b. MÜNEBBİH - TDV İslâm Ansiklopedisi
Sahabilerin aldığı notlardan bahsediyoruz. Bu notlar ortadan kaybolmuyor. Babadan oğula yani tabiine aktarılıyor. Zaten aynı nesil, Kur'an'ı ezberleyen ve yazıya geçiren nesildir. Kur'an'ı yazıya geçiren neslin güvenilirliğini kabul etmemek direkt olarak Kur'an'ın güvenilirliğini de azaltır. Bu sebeple Kur'an'a ve sahih hadislere iman edilir.
ben hayatımda hiçbir zaman buhariyi okumadım çünkü bana sınıf arkadaşım zamanında "dinini değiştireni öldürün" diye bir hadisin olduğunu soylemıstı ki az once baktım gerçekten de var Google'a yazarsan bulursun ki bu hadis için savaş anında söylenmiş deniyor fakat medine savaşında ise karşı safa geçen kişiler için kuranda size saldırırlarsa oldurun sozu yer almış. Bu direkt bir çelişkidir ve buharide geçiyor
Dini değiştireni öldürün hadisi Kur'an ile bir çelişki barındırmıyor zira hadisteki kasıt düşündüğünüz gibi değildir. Hadisleri lafzi ya da literal okumak hatadır.
Hadisler Peygamberin (s.a.v.) uygulaması, o günün Arapçasındaki anlama göre yorumlanır. Hüküm ise Kur'an ve sahih hadisler birlikte değerlendirilerek verilir.
Başka bir sahih hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
1- Müslüman bir kimsenin kanının dökülmesi ancak şu üç şeyle helal olur: Evli olup zina eden, haksız yere bir kimseyi öldüren ve dinini terk edip cemaatten (İslam camiasından) ayrılan kimse.” (
Müslim, Kasame, 25,26 ; Tirmizi, Hudud,15; Ebu Davud, Hudud,1; Nesaî, Kasame,5,14)
Bu hadiste geçen "cemaatten ayrılan" ifadesi, Arapça'da ve o dönemin örfünde "siyasi birliği terk edip isyan eden / karşı safa geçen" demektir. Yani bugünkü anlamda vatana ihanettir. Sadece inancını kaybedip evinde oturan kişiye "cemaatten (ordudan/siyasi birlikten) ayrıldı" denmez.
2- İbn Ömer (r.a.) şöyle anlatıyor:
“Resûlullah (s.a.v.)’in gazvelerinden (savaşlarından) birinde öldürülmüş bir kadın bulundu. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) kadınların ve çocukların öldürülmesini kesin bir dille yasakladı (nehyetti).” (Sahih-i Müslim: Kitâbü'l-Cihâd ve's-Siyer, 24 (Hadis No: 1744), Sahih-i Buharî: Cihâd, 147 (Hadis No: 3014))
3- İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak ne de onları doğru yola iletecektir. (Nisâ Suresi 137. Ayet)
Eğer dinden dönen ilk seferde öldürülseydi, ayetteki "sonra yine iman edip tekrar inkar eden" kişi nasıl yaşayacaktı? Bu ayet, kişinin dinden dönüp tekrar Müslüman olma sürecini yaşadığını, yani öldürülmediğini gösterir.
Bahsettiğiniz hadis doğrudur ancak Mutlak değildir, Mukayyettir (Şarta bağlıdır). O şart da kişinin muharip (savaşçı/hain) olmasıdır. Kadın örneği de bunun en büyük ispatıdır.
İslam'i dönemde mezhepler çatışma halindeydi ki zaten ebu hanefinin en çok eleştirilen mezheplerden olmasının sebebı peygamber efendımızın sozlerını kendı kıyası ve mantığıyla çöpe atması olduğuydu yani adam dini kendi açısından yorumlayarak kendini yüceltmeye çalışıyor. Ki bunu sadece o değil tüm mezhepler yapıyordu. Boyle savaşların olduğu ve yazılı kaynağın neredeyse hiç olmadığı yerden 84 yıl sonra çıkan hadisleri kesin kabul edebilir misin?
Ebu Hanife'ye "Peygamberin sözünü çöpe attı" demek çok büyük bir tarihsel haksızlıktır. Aksine Ebu Hanife, yaşadığı bölgede (Kufe) çok fazla hadis uydurulduğu için, Peygamberimize yalan isnat edilmesin diye hadis kabulünde çok sıkı şartlar getirmiştir.
O, "kendi mantığını" keyfi olarak değil, bir hadis, Kur'an'ın genel hükmüne veya daha güçlü bir hadise aykırıysa, "Peygamberimiz Kur'an'a aykırı konuşmaz, ravi hata yapmış olabilir" diyerek Kur'an'ı öncelemek için kullanmıştır. Bu hadisi reddetmek değil, Kur'an'ı merkeze almaktır. Mezhepler arası farklılıklar bir çatışma değil, metinleri anlama ve yorumlama zenginliğidir. Bu zenginlik de kolaylıktır.
Hadisleri yazanlar ve ezberleyenler, Kur'anı yazanlar ve ezberleyenler olduğundan şüpheye yer yoktur. Sahih hadisler kesin doğrudur. Kur'an'dan sonra iman edilir.