Bazen insanın en çok zorlandığı şey, kötü biri olmak değil, tam aksinee kimseye yük olmamaya çalışırken görünmez hâle gelmektir. Yazdıklarınızda dikkat çeken bir şey var. Kötü yanlarınızı sakladığınızı, kimseyi rahatsız etmemeye özen gösterdiğinizi söylüyorsunuz. Bu aslında iyi niyetli bir yaklaşım ama bazen tam tersi bir sonuç doğurabiliyor. İnsanlar çoğu zaman kusursuz görünen, hiçbir şeyini paylaşmayan kişilere yaklaşmakta zorlanıyor, ben öyleyim mesela. Çünkü o kişi ne düşünüyor, ne hissediyor, nasıl tepki verir kestirilmiyor. yani İnsanlar yalnızca güçlü yanlarımızla değil, zayıf yanlarımızla da bağ kuruyor. Biraz kırılganlık göstermek, bazen "ben de emin değilim" demek, bazen bir şeyi yanlış yaptığını kabul etmek insanı itici değil, tam tersine daha gerçek kılar. Her şeyi içte tutmak ise karşı tarafın sizi tanımasını zorlaştırır.
Sizi gerçekten önemseyen bir arkadaşınız olduğunu söylüyorsunuz. Demek ki sorun “sevilmeyen biri olmak” değil. Daha çok insanlara ulaşmanın zor olması. Bu ikisi çok farklı şeyler. yani
Bazen yalnızlığın nedeni kötü olmak değil, fazla geri durmaktır. kimseye karşı Bir adım atmamak, sohbeti başlatmamak, kendini açmamak vs. Bunlar fark edilmeden yıllarca sürebilir. İnsanların çoğu da düşündüğünüz kadar dikkatli gözlemciler değildir, çoğu kişi ancak kendisine doğru gelen adımı fark eder, yani sizin farkınızda olmamalarının sebebi düz mantık olarak sizin de onların farkında olmamanızdan kaynaklanıyr. Siz kendinizi kimseye açmazken, neden birileri size ekstra adım atıp kendilerini açsın? öyle düşünün. bence ortada sizin bahsettiğiniz gibi "sevilmeye değer olmamak" gibi bir durum yok. Daha çok, kendinizi fazla içerde tutmanız ve insanların sizi tanımasına pek fırsat vermemeniz gibi görünüyor.
Bu değiştirilemeyecek bir şey değil. Küçük küçük açılmalar, kısa sohbetler, bazen duyguları dürüstçe ve düşünmeden ifade etmek vs. Bunlar zamanla sandığınızdan çok daha fazla kapı açabiliyor. insanlarla biraz daha içli dışlı olmaya çalışın, geri planda durmayın, her şey değişir.