Atatürk ve İslam

Katılım
18 Ekim 2024
Mesajlar
970
Çözümler
6
Merhabalar, bu konuda Atatürk'ün Müslümanlık ile ilgili sözlerini yaptırdığı camileri vs anlatacağım kaynaklı alıntılı olarak.
Konuyu baştan sona okuyunuz, başta cami belgeleri sonrasında Atatürk'ün sözleri ve Atatürk hakkında yazılan bilgileri aktardım.

1: Ayasofya Camisi 1 Ağustos 1926 tarihli, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesi ile Ayasofya Camii’nin Vakıflar İdaresi Fen Heyeti’nce
emaneten tamirine karar verildi. (BCA, 30.18.01.01.20.49.13)
1.jpg

2: Yeni Cami ve Süleymaniye Camisi28 Haziran 1938 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle İstanbul’daki Yeni Cami ve Süleymaniye Camisi’nin tamiratının emaneten yaptırılmasına karar verildi.(BCA, 30.18.01.02.83.59.10)
2.jpg

3: Sultanahmet Camisi 23 Ekim 1929 tarihli, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle İstanbul’daki Sultanahmet Camisi’nin tamirinin emaneten yaptırılmasına karar verildi.(BCA, 30.18.01.02.6.52.1)
1755534511401.webp

4: Cenabi Ahmet Paşa Camisi1 Ekim 1936 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Ankara’daki tarihi Cenabi Ahmet Paşa Camisi’nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (BCA, 30.18.01.02.80.96.8)

4-1.jpg


5: İstanbul’da altı cami16 Temmuz 1936 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle tarihi ve mimari değeri olan 6 caminin (Mesihpaşa Camisi, Süleymaniye Camisi, Mahmutpaşa Camisi, Azapkapı Camisi, Sultanselim Camisi, Laleli Camisi’nin) tamirlerinin emaneten yapılmasına karar verildi. (BCA, 30.18.01.02.67.61.6)

5-1.jpg

6: Cedid Ali Paşa Camisi ve Muradiye Camisi17 Eylül 1933 tarihli, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Babaeski’deki Cedid Ali Paşa Camisi ile Manisa’daki Muradiye Camisi’nin tamirine karar verildi. (BCA, 30.18.01.02.39.64.19)


6.jpg

7: Edirne’deki Üç Şerefeli Cami20 Eylül 1931 tarihli, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Edirne’deki Üç Şerefeli Cami’nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (BCA, 30.18..01.02.23.65.15)
7.jpg

8: Neslişah Camisi1 Mayıs 1932 tarihli, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle İstanbul Edirnekapı’daki Neslişah Camisi’nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi.(BCA, 30.18..01.02.28.36.8)


1755534649326.webp

9: Çankırı Ulu Cami26 Ağustos 1937 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Çankırı Ulu Cami’nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (BCA, 30.18.01.02.78.75.7)

1755534679369.webp

10: Bozoyük, Elmalı ve Afyon’da üç cami10 Haziran 1938 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Bozöyük’te Kasımpaşa, Elmalı’da Ömer Paşa, Afyon’da Gedik Ahmet Paşa Camisi’nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (BCA, 30.18.01.02.83.52.7)
1755534702099.webp

Kaynak; İşte Devletin Arşiv Belgeleri

Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında İstanbul'da tamir ettirdiği camiler:

1767705301600.png
1767705308925.png

Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Bursa'da tamir ettirdiği camiler:
1767705330452.png

Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Edirne'de tamir ettirdiği camiler:
1767705354206.png
Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Ankara'da tamir ettirdiği camiler:
1767705419388.png

Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Anadolu'da tamir ettirdiği camiler:
1767705469932.png
1767705474216.png

Kaynak;
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Atatürk'ün kendi parasıyla tamir ettirdiği cami.
1767705679981.png


Atatürk'ün, senelerce hizmetinde bulunan emir çavuşu Mihalıççıklı Ali Metin aracılığıyla 5 bin lira göndererek kasabanın tek camiini yaptırdığı bilinmektedir.
Bu cami bugün Mihalıççık Atatürk Cami olarak anılmaktadır.
Kaynak; Haydar Baş Hoşgeldin Atatürk

1924-1935 yılları arasında tamir edilen cami ve mescidler şöyledir:
Edirne:Selimiye,Üç Şerefeli Bayezid ve Süleymaniye minareleri,toplam 20.000 lira harcanmıştır.
İstanbul'da:Sultanahmet Camii,50.535 lira harcanmıştır.
İstannul:Kandilli Cami inşası,17.000 lira harcanmıştır.
İstanbul:Ayasofya Camii,52.000 lira harcanmıştır.
İstanbul Piri Mehmet Paşa Camii,5.638 lira harcanmıştır.
İstanbul:Cedit Ali Paşa Camii,10.000 lira harcanmıştır.
Kırklareli:Sokullu Camii,12.995 lira harcanmıştır.
Manisa:Muradiye Camii,12.000 lira harcanmıştır.
Edirne:Üç Şerefeli Camii,7.000 lira harcanmıştır.
İstanbul:Ayakapı'da Gül Camii,2.000 lira harcanmıştır.
İstanbul:İmrahor Camii,1.500 lira harcanmıştır.

Kaynak; Hoş Geldin Atatürk dip notu(Başkanlık Cumhuriyet Arşivi,Başvekalet Kararlar Dairesi Müdürlüğü,sayısı:2/8988

İstanbul: Beylerbeyi Camii, 4.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Cihangir Camii, 2.844 lira harcanmıştır.
İstanbul: Zeynep Sultan Camii, 4.300 lira harcanmıştır.
İstanbul : Sultan Bayezid Camii, 1 2.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Selimiye Camii, 4.620 lira harcanmıştır.
İstanbul: Yeni Camii, 1.506 lira harcanmıştır.
İstanbul: Balipaşa Camii, 8.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Mecidiye Camii, 2.500 lira harcanmıştır.
İstanbul: Nusratiye camii, 2.200 lira harcanmıştır.
İstanbul : Molla Çelebi Camii, 5.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Büyük Piyale Camii, 1.696 lira harcanmıştır.
İstanbul: Rumi Mehmet Paşa Camii, l.800 lira harcanmıştır.
İstanbul: Mihrimah Camii, 2.071 lira harcanmıştır.
İstanbul: Teşvikiye Camii, l.422 lira harcanmıştır.
İstanbul: Hazreti Halid Camii, 7.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Rüstem Paşa Camii, 8.344 lira harcanmıştır.
İstanbul: Küçük Ayasofya Camii, 2.820 lira harcanmıştır.
İstanbul: Mimar Sinan Türbesi, 6.6 l 7 lira harcanmıştır.
İstanbul: Süleymaniye Camii, 6.300 lira harcanmıştır.
1924-1935 seneleri arasında Atatürk'ün emri ve izni ile cami tamirlerine toplam 293.608 lira harcanmıştır.

Kaynak; Hoş Geldin Atatürk Dipnotu(İhsan Özkes,Dünden Bugüne Cami Yalanları,İstanbul,2014,s.37-38



Atatürk'ün Anne Soyu
Atatürk'ün Anne Soyu Annesi dahil dindardır. Soylarında Molla lakaplı kişiler mevcut.
annesoy.PNG

Kaynak: Benim Ailem Atatürk'ün Saklanan Ailesi Ali Güler

Atatürk'ün Şapka Üzerine Eleştirileri
"Yunan başlığı olan fesi giymek caiz olur da şapkayı giymek neden olmaz ve yine onlara ve bütün milletime hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hamamlarının özel kisvesi olan cüppeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?"
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 17 27 Ağustos 1925

Kur’an’ın Türkçeleştirilmesi ve Din Adamları Eleştirisi
"Kuran'ı şimdi ilk defa Türkçe bastırıyorum, ayrıca Muhammed'in hayatını da tercüme ettiriyorum. Halk her yerde aşağı yukarı aynısının olduğunu, din ricalinin tek meselesinin karnını doyurmak olduğunu görmelidir.
Camileri kimse kapatmadığı halde, bu kadar süratle boşalmasına hayret etmiyor musunuz? Türk, soydan gelme Müslüman değildir; çobanlar sadece güneşi, bulutları ve yıldızları tanır; yeryüzündeki bütün köylüler aynısını bilir, çünkü mahsul havaya bağlıdır. Türk, tabiattan başka hiçbir şeyi kutsal tanımaz"
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri 23 Cilt 30 kasım 1929

Atatürk'e Göre Cehaletin Temel Nedenlerinden Biri: Arap Harfleri
Akşamüstü Söğütlü yatında idik. Şu soru ortaya atıldı:
Türkiye halkının neden yüzde sekseni okuyup yazmak bilmez?
Reisicumhur kısaca:
Arap harflerinden! dedi.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 22 6 Ağustos 1928

Atatürk'ün Türbeler ve Ölülerden Medet Umma Eleştirisi
Türbelerden, ölülerden yardım istemek medeni bir toplum için lekedir, ayıptır.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 17 30 Ağustos 1925

Atatürk'ün Dua ve Din Adamları Anlayışı
Hoca Efendi'nin dua yapmasına hacet yoktur. Cenabı alem benim lisanımı da bilir, duayı ben yaparım.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri 17 Cilt 14 Ekim 1924

Atatürk'ün İslam, Arap Toplumları ve Türkler Üzerine Değerlendirmesi
"Müslümanlık, aslında en geniş manasile müsamahalı ve modern bir dindir. Arablar onu kendi bünyelerine göre anlamışlar ve tatbik etmişlerdir.
Sıcak bir iklimde oturan, suyu nadiren bulan ve kullanan, umumi bir hareketsizlik içinde ömür süren Badiye Arabları için, günde beş defa abdeste alıp, beş defa namaz kılmak, çok ileri bir hareket adımıdır.
Hazreti Muhammedin dini, insanları harekete sevketmek esasına dayanır.
Halbuki Badiyedeki tatbik şekli ile müslüman ibadeti, Türkler için, çok hareketsiz sayılabilirdi.
Sarp dağlarında at oynayan, erimiş kar sularile yıkanan Türk için, abdest ve namazdan ibaret olan ibadet tarzı, çok hareketsiz kalmıştır.
Şamani dininde iken dans eden, şarkılar söyleyen, kopuzlar çalan, şiirler okuyan Türk, namazı az ve hareketsiz bir ibadet saymıştı.
Tekkeler, Türk itiyadının bu hareketsizliğe karşı harekete geçmesinden doğmuştur."
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürkün Bilinmeyen Hatıralar Munir Hayri Egeli

Atatürk'ün Din, Vicdan Ve Laiklik Anlayışı
Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur -tefsirler, hurafeler- binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez.
Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır. Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamağa çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Asaf İlbay Anlatıyor, Yakınlarından Hatıralar

Atatürk'ün 1937 Yılında Müslümanlık ve İnanç Vurgusu
Yapamam! Hepimiz Müslümanız. Yemin ederim ki, namusum üzerine söylerim ki, bırakmam!
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 30 Sayfa 21/22 Aralık 1937

Cenabıallah diyara bakır madenini vermiş.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 30 15 Kasım 1937

Atatürk'ün Müslümanlık ve Dindarlık Vurgusu
Halbuki elhamdülillah hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri Cilt 2 16 Mart 1923

Atatürk'ün Kur'an'ın Türkçe Yapmasında ki Sebep
Türk bunun(Kur'an'ın) arkasından koşuyor. Fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor.
Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın. Evet, ben de bilirim ki, insan dinsiz olmaz.
Fakat Türk'ün dini tabiattır. Bunu size aydınsınız diye söylüyorum.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 25 23/24 Ocak 1932


Atatürk'ün Gökten İndiği Sanılan Kitaplar Konuşması
Daha sonra "Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır.
Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir," demiş ve bu prensiplerin, yani CHP'nin ilkelerinin (6 Atatürk ilkesi) zamana uygunluğunu, çağdaşlığını çok etkili bir şekilde vurgulamak için de, "Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır.
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz," demiştir.
Böylece Atatürk CHP'nin prensiplerinin (ilkelerinin) dogma (donmuş, kalıplaşmış, değişmez) olmadığını, çünkü bu prensiplerin akıp giden hayattan alındığını belirtmiştir.
Yani Atatürk, "gökten indiği sanılan dogmalar" sözünü kutsal kitapları aşağılamak amacıyla değil, CHP'nin prensiplerinin hayattan alındığını, dolayısıyla çağa uygun, dinamik, gelişebilir prensipler olduğunu çok güçlü ve sarsıcı bir şekilde ifade etmek için söylemiştir.
Sinan Meydan Panzehir Gerçeğe Çağrı

Atatürk'ün "gökten indiği sanılan kitapların dogmaları" sözünü analiz ederken şu gerçekler gözden kaçırılmamalıdır:
1.İslam dinine göre evet kutsal kitaplar inmiştir; ama gökyüzünden inmemiştir. Atatürk'ün dediği gibi bu bir "sanrı"dır.
2.Atatürk İslam dinine son derece iyi bilmektedir. Kur'an'ı okumuş, ayetlere hakimdir.
3.Atatürk bir dahidir. Dahinin felsefi kodlarını bilmeden, onun -üstelik bağlamından, amacından koparılmış, başı sonu kesilmiş-sözlerini doğru anlamlandırmak zordur.
4.Atatürk'ün ne dediği kadar nerede, ne zaman, kime ve ne amaçla dediği de çok önemlidir.
5.Atatürk çok önem verdiği bazı mesajlarını daha etkili biçimde iletebilmek için zaman zaman anlam güçlendirici cümlelere, karşılaştırmalara başvurmuştur.
Bu cümlelerin, karşılaştırmaların ortak özelliği genel kabullere aykırı, sarsıcı, şaşırtan ve ezber bozan cümleler, karşılaştırmalar olmasıdır.
6.Atatürk'ün herhangi bir sözüyle gerçekten ne demek istediğini anlayabilmek için sadece o sözüne değil, o konudaki tüm sözlerine ve uygulamalarına bakmak gerekir.
(Atatürk'ün sözlerinin tamamı 30 ciltlik "Atatürk'ün Bütün Eserleri'nde toplanmıştır.)
Sinan Meydan Panzehir Gerçeğe Çağrı

Prof. Cihan Dura, Atatürk'ün bu sözlerini şöyle çözümlemiştir:
"Anlamı açık: Kısaca ifade etmem gerekirse, gelecek kuşaklara bıraktığım manevi miras "akıl" ve "bilimdir" diyor.
Ancak sadece bu açıklamayla yetinirsek yorum eksik olur. Çünkü Atatürk'ün söz konusu ettiği miras, "temel eksen üzerinde akıl ve bilim'dir... Burada izah isteyen kavramlar vardır: Ayet, dogma, "donmuş ve kalıplaşmış kural" gibi.. Bunlar kolayca görüleceği gibi ifadede aynı anlamda kullanılmış terimlerdir.
Atatürk "dogma" diyor, sonra bunu daha da açık söylemiş olmak için "donmuş ve kalıplaşmış kural" diyor. Ayet sözcüğünü, "değişmezlik, kesinlik" özelliğini kastederek yine "dogma" anlamında kullanıyor." İçerik olarak Atatürk her iki sözünde de "akıl" ve "bilim" eşliğinde sürekli değişimden, dönüşümden, çağa uygunluktan söz etmiştir.
Yöntem olarak ise her iki sözünden de akıl ve bilim eşliğinde sürekli değişime vurgu yaparken anlam güçlendirici olarak dogma/ayet/din imgelerinden yararlanmıştır.
Aslında Atatürk, zıtlıkların/karşıtların gücüne/etkisine başvurmuştur. Her iki sözünde de akla ve bilime dayalı sürekli değişim, dönüşüm, çağa uygunluk vurgusunu en iyi şekilde yapabilmek için değişimin, dönüşümün, çağdaşlığın en zıddını, en karşıtını; donmuş, kalıplaşmış, değişmeyen kuralları; kutsal kitapları, dogmaları özellikle kullanmıştır. Bu karşılaştırmalarla amacı, dine/dinlere hakeret etmek değil, akla ve bilime dayalı değişimi, dönüşümü en etkili, en sarsıcı, en çarpıcı şekilde dile getirmektir.
Sinan Meydan Panzehir Gerçeğe Çağrı

Atatürk'ün son sözü
Ölümünde yanında bulunan Hasan Rıza Soyak ve Kılıç Ali kitaplarında son sözünün "ve aleykümselam" olduğunu söylüyor, bazı kaynaklarda ise son sözünün "saat kaç" olduğunu söylemekte.

Atatürk'ün cenaze namazı

Not: Kitapta bulunan belgeler kitaplar çok iyi bilgiler içermekte, çok daha detaylar mevcut ama konu çok uzayacaktı. Merak eden okuyabilir, alıntı yaparken yanlış yazım yanlışları yapmışta olabilirim bilginize.

Ayrıca belirtmeliyim ki amacım bilgi vermek, Atatürk'ün dini beni ilgilendirmez. Burada asıl anlatmak istediğim Atatürk İslam'a düşman biri değildi.
 
Son düzenleme:
Buradaki delillere de bir bakalım değil mi?









 
Son düzenleme:
Buradaki delillere de bir bakalım değil mi?









Hepsi aynı sayfadan olan ve sayfanın editörünün kendi kendine yorumlayıp yazdığı paylaşımlar, fazlasıyla tutarlı ve dayanaklı görünüyor gerçekten :D Delil diye paylaşılmış bir de, komedi.
 
Buradaki delillere de bir bakalım değil mi?










Fark ettiysen tamamen tek bir kaynağa bağlı kalmışssın bu şekilde tartışmada kimse seni iplemez.
 
Atatürk'ün Gökten İndiği Sanılan Kitaplar Konuşması
Daha sonra "Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet
"Gökten inen dogmalar" değil, "Gökten indiği sanılan 'kitapların dogmaları' " olarak söylüyor. Açıkça kutsal kitaplara haklı olarak bir laf giydirme var burada, yanlamaya gerek yok.
Türk bunun(Kur'an'ın) arkasından koşuyor. Fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor.
Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın. Evet, ben de bilirim ki, insan dinsiz olmaz.
Fakat Türk'ün dini tabiattır. Bunu size aydınsınız diye söylüyorum.
Mustafa Kemal Atatürk Kaynak; Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 25 23/24 Ocak 1932
Bu konuda ise Karabekir'in hatiratlarinda şöyle bir şey dedigi söyleniyor, doğrulugundan emin değilim:
Evet, Karabekir, Araboğlunun yâvelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettireceğim! Ve böylece de okutacağım! Tâ ki budalalık edip de aldanmakta devâm etmesinler” (Kâzım Karabekir Anlatıyor, Haz.: Uğur Mumcu, Tekin: 1993, s. 92-4; Cumhuriyet, 10-29 Haziran 1990)"

3. olarak sanirim cevap vermemişsiniz Grace Ellison'un Atatürk'le yaptığı röportajı kitaplastirdigi metin var, yine sözü bırakayım. Ancak tekrar diyorum ki bunun da doğruluğu kesin değil.
Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükûmetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir. Âdetâ halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini, gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır.


Sonuç olarak bazı şeylerden yola çıkarak Ata'nın en azından bir dönem dinsiz olduğu belli diye düşünüyorum. Ve bu bizi asla etkilememeli. Bir kişinin dini düşüncelerine göre sevgimiz neden azalacak? Ülkemizi kurtarması, Türk halkını kurtarması yeterli. Atatürk Müslüman değil miydi acaba ya, tarzı düşüncelere girip kendi kendinize sogumayin. O her zaman kalbimizde oldu ve olacak.
 
"Gökten inen dogmalar" değil, "Gökten indiği sanılan 'kitapların dogmaları' " olarak söylüyor. Açıkça kutsal kitaplara haklı olarak bir laf giydirme var burada, yanlamaya gerek yok.

Bu konuda ise Karabekir'in hatiratlarinda şöyle bir şey dedigi söyleniyor, doğrulugundan emin değilim:

3. olarak sanirim cevap vermemişsiniz Grace Ellison'un Atatürk'le yaptığı röportajı kitaplastirdigi metin var, yine sözü bırakayım. Ancak tekrar diyorum ki bunun da doğruluğu kesin değil.
Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükûmetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir. Âdetâ halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini, gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır.


Sonuç olarak bazı şeylerden yola çıkarak Ata'nın en azından bir dönem dinsiz olduğu belli diye düşünüyorum. Ve bu bizi asla etkilememeli. Bir kişinin dini düşüncelerine göre sevgimiz neden azalacak? Ülkemizi kurtarması, Türk halkını kurtarması yeterli. Atatürk Müslüman değil miydi acaba ya, tarzı düşüncelere girip kendi kendinize sogumayin. O her zaman kalbimizde oldu ve olacak.

Gayrimüslim bir insanı zorla Müslüman yapmaya çalışıyorlar. Gereksiz bir mücadele. Mustafa Kemal Paşayı kabul edecekseniz, olduğu gibi kabul edin. Konuda daha çok beğeni atılan yorumlar doğru olmuyor, bu yüzden beğeni ve beğenmeme bombardımanıyla nefislerinizi tatmin etmeye de gerek yok.
 
Buradaki delillere de bir bakalım değil mi?







Atatürk dönemi yukarıda ki belgelerlede gösterdim zaten tamir ettirilmesi mümkün olan camiler tamir ettirilmektedir zaten. Bizzat kendi parasıyla cami tamir ettirmekte. Ayasofyada dini tören dahi yapılmakta. Sinan Meydan Panzehir kitabınada bakabilirsin. Ayasofyanın müze yapılmasıda doğru çünkü tarihi miras ve çok eski bir yapı.
1767706834882.png


Ayasofya'da Kadir Gecesi. 3 Şubat 1932.(Ümit Doğan paylaşmıştı)
1767706923629.png

Murat Bardakçı paylaşmıştı,
Cumhuriyet Gazetesi 3 Şubat 1932
Kaynak: Ayasofya’nın tarihindeki ‘reklâmı en fazla yapılan ibadet’ 1932’de oldu ve yabancılara da Türkçe Kur’an dinletildi
 

Dosya Ekleri

  • 1767706746372.png
    1767706746372.png
    597 KB · Görüntüleme: 41
Son düzenleme:
Aynı sayfadan olmasının önemi yok. Verilen kaynaklara bakın.
Bakıyorum ve birkaç kişinin beyannamesi ve resmi belgelerdeki maddelerin kendi kendine yorumlanması dışında bir şey görmüyorum. Ortada belirlenmiş koşullara göre uyarlanmış cami kuralları ve yönergeleri mevcut. İslam düşmanı bir davranış yok, yapılanların İslamiyet düşmanlığıymış gibi yorumlanması var.

Pek tabii ki gereksiz olan camiler kapatılmalı. Saflarının çeyreği bile dolmayan camiler için bu kadar masraf yapılmasının ne anlamı, ne gereği var? Hele o zamanki ekonomik koşullarda.
 
Gayrimüslim bir insanı zorla Müslüman yapmaya çalışıyorlar. Gereksiz bir mücadele. Mustafa Kemal Paşayı kabul edecekseniz, olduğu gibi kabul edin.
Ben ediyorum zaten gördüğünüz üzere? Ata'yı zorla Müslüman yapanlara da zorla dinsiz yapanlara da karşıyım. Ben gördüklerimden ve elde olanlardan yola çıkarak yorum yapıyorum. Olduğu gibi de seviyorum kendisini. Sevgim artıyor aksine.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı