Atatürk ve İslam

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Atatürk olmasaydı, Afganistan'dan farksız olurduk. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e minnet borçluyuz. İyi ki varsın Gazi Mustafa Kemal Atatürk!

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.
 
Buradaki delillere de bir bakalım değil mi?










Hepsi ayni kaynaktan kendinizde biliyorsunuz hicbirinin gercek olmadigini. Gururuna yedirememek boyle bir şey demek ki.

Merhaba, bu konuda Atatürk'ün Müslüman'lık ile ilgili sözlerini yaptırdığı camileri vs anlatacağım kaynaklı alıntılı olarak.
konuyu baştan sona okuyunuz, başta cami belgeleri sonrasında Atatürk'ün sözleri ve Atatürk hakkında yazılan bilgileri aktardım.

1: Ayasofya camisi 1 Ağustos 1926 tarihli, reisicumhur gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesi ile ayasofya Camii'nin vakıflar idaresi fen heyeti'nce.
Emaneten tamirine karar verildi. (bca, 30.18.01.01.20.49.13)
1.jpg

2: Yeni cami ve süleymaniye camisi28 Haziran 1938 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle İstanbul'daki yeni cami ve süleymaniye Camisi'nin tamiratının emaneten yaptırılmasına karar verildi.(bca, 30.18.01.02.83.59.10)
2.jpg

3: Sultanahmet camisi 23 Ekim 1929 tarihli, reisicumhur gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle İstanbul'daki Sultanahmet Camisi'nin tamirinin emaneten yaptırılmasına karar verildi.(bca, 30.18.01.02.6.52.1)
1755534511401.webp

4: Cenabi Ahmet paşa camisi1 Ekim 1936 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Ankara'daki tarihi cenabi Ahmet paşa Camisi'nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (bca, 30.18.01.02.80.96.8)

4-1.jpg


5: İstanbul'da altı cami16 Temmuz 1936 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle tarihi ve mimari değeri olan 6 caminin (mesihpaşa camisi, süleymaniye camisi, mahmutpaşa camisi, azapkapı camisi, sultanselim camisi, laleli camisi'nin) tamirlerinin emaneten yapılmasına karar verildi. (bca, 30.18.01.02.67.61.6)

5-1.jpg

6: Cedid Ali paşa camisi ve muradiye camisi17 Eylül 1933 tarihli, reisicumhur gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Babaeski'deki cedid Ali paşa camisi ile Manisa'daki muradiye Camisi'nin tamirine karar verildi. (bca, 30.18.01.02.39.64.19)

6.jpg

7: Edirne'deki üç şerefeli cami20 Eylül 1931 tarihli, reisicumhur gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Edirne'deki üç şerefeli Cami'nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (bca, 30.18..01.02.23.65.15)
7.jpg

8: Neslişah camisi1 Mayıs 1932 tarihli, reisicumhur gazi Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle İstanbul edirnekapı'daki neslişah Camisi'nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi.(bca, 30.18..01.02.28.36.8)

1755534649326.webp

9: Çankırı ulu cami26 Ağustos 1937 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Çankırı ulu Cami'nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (bca, 30.18.01.02.78.75.7)

1755534679369.webp

10: Bozoyük, elmalı ve Afyon'da üç cami10 Haziran 1938 tarihli, Cumhurbaşkanı Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle bozöyük'te kasımpaşa, elmalı'da Ömer paşa, Afyon'da gedik Ahmet paşa Camisi'nin emaneten tamir ettirilmesine karar verildi. (bca, 30.18.01.02.83.52.7)
1755534702099.webp

Kaynak; İşte Devletin Arşiv Belgeleri

Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında İstanbul'da tamir ettirdiği camiler:

Eki Görüntüle 2635294Eki Görüntüle 2635296
Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Bursa'da tamir ettirdiği camiler:
Eki Görüntüle 2635297
Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Edirne'de tamir ettirdiği camiler:
Eki Görüntüle 2635298
Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Ankara'da tamir ettirdiği camiler:
Eki Görüntüle 2635299
Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında Anadolu'da tamir ettirdiği camiler:
Eki Görüntüle 2635300Eki Görüntüle 2635301
Kaynak;
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Atatürk'ün kendi parasıyla tamir ettirdiği cami.
Eki Görüntüle 2635302

Atatürk'ün, senelerce hizmetinde bulunan emir çavuşu mihalıççıklı Ali metin aracılığıyla 5 bin lira göndererek kasabanın tek camiini yaptırdığı bilinmektedir.
Bu cami bugün mihalıççık Atatürk cami olarak anılmaktadır.
Kaynak; haydar baş hoş geldin Atatürk.

1924-1935 yılları arasında tamir edilen cami ve mescidler şöyledir:
Edirne: Selimiye, üç şerefeli bayezid ve süleymaniye minareleri, toplam 20.000 lira harcanmıştır.
İstanbul'da: Sultanahmet camii,50.535 lira harcanmıştır.
İstannul: Kandilli cami inşası,17.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Ayasofya camii,52.000 lira harcanmıştır.
İstanbul piri Mehmet paşa camii,5.638 lira harcanmıştır.
İstanbul: Cedit Ali paşa camii,10.000 lira harcanmıştır.
Kırklareli: Sokullu camii,12.995 lira harcanmıştır.
Manisa: Muradiye camii,12.000 lira harcanmıştır.
Edirne: Üç şerefeli camii,7.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Ayakapı'da gül camii,2.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: İmrahor camii,1.500 lira harcanmıştır.

Kaynak; hoş geldin Atatürk dip notu(başkanlık cumhuriyet arşivi, başvekalet kararlar dairesi Müdürlüğü,sayısı:2/8988

İstanbul: Beylerbeyi camii, 4.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Cihangir camii, 2.844 lira harcanmıştır.
İstanbul: Zeynep sultan camii, 4.300 lira harcanmıştır.
İstanbul: Sultan bayezid camii, 1 2.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Selimiye camii, 4.620 lira harcanmıştır.
İstanbul: Yeni camii, 1.506 lira harcanmıştır.
İstanbul: Balipaşa camii, 8.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Mecidiye camii, 2.500 lira harcanmıştır.
İstanbul: Nusratiye camii, 2.200 lira harcanmıştır.
İstanbul: Molla çelebi camii, 5.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Büyük piyale camii, 1.696 lira harcanmıştır.
İstanbul: Rumi Mehmet paşa camii, l. 800 lira harcanmıştır.
İstanbul: Mihrimah camii, 2.071 lira harcanmıştır.
İstanbul: Teşvikiye camii, l. 422 lira harcanmıştır.
İstanbul: Hazreti halid camii, 7.000 lira harcanmıştır.
İstanbul: Rüstem paşa camii, 8.344 lira harcanmıştır.
İstanbul: Küçük ayasofya camii, 2.820 lira harcanmıştır.
İstanbul: Mimar sinan türbesi, 6.6 l 7 lira harcanmıştır.
İstanbul: Süleymaniye camii, 6.300 lira harcanmıştır.
1924-1935 seneleri arasında Atatürk'ün emri ve izni ile cami tamirlerine toplam 293.608 lira harcanmıştır.

Kaynak; hoş geldin Atatürk dipnotu(ihsan özkes, dünden bugüne cami yalanları, İstanbul, 2014, s. 37-38

Atatürk'ün anne soyu
Atatürk'ün anne soyu annesi dahil dindardır. Soylarında molla lakaplı kişiler mevcut.
Eki Görüntüle 2635293
Kaynak: Benim ailem Atatürk'ün saklanan ailesi Ali güler.

Atatürk'ün şapka üzerine eleştirileri
"Yunan başlığı olan fesi giymek caiz olur da şapkayı giymek neden olmaz ve yine onlara ve bütün milletime hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve yahudi hamamlarının özel kisvesi olan cüppeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?"
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri cilt 17 27 Ağustos 1925.

kur'an'ın Türkçeleştirilmesi ve din adamları eleştirisi
"Kuran'ı şimdi ilk defa Türkçe bastırıyorum, ayrıca Muhammed'in hayatını da tercüme ettiriyorum. Halk her yerde aşağı yukarı aynısının olduğunu, din ricalinin tek meselesinin karnını doyurmak olduğunu görmelidir.
Camileri kimse kapatmadığı halde, bu kadar süratle boşalmasına hayret etmiyor musunuz? Türk, soydan gelme Müslüman değildir; çobanlar sadece güneşi, bulutları ve yıldızları tanır; yeryüzündeki bütün köylüler aynısını bilir, çünkü mahsul havaya bağlıdır. Türk, tabiattan başka hiçbir şeyi kutsal tanımaz"
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri 23 cilt 30 Kasım 1929.

Atatürk'e göre cehaletin temel nedenlerinden biri: Arap harfleri
Akşamüstü söğütlü yatında idik. Şu soru ortaya atıldı:
Türkiye halkının neden yüzde sekseni okuyup yazmak bilmez?
Reisicumhur kısaca:
Arap harflerinden! Dedi.
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri cilt 22 6 Ağustos 1928.

Atatürk'ün türbeler ve ölülerden medet umma eleştirisi
Türbelerden, ölülerden yardım istemek medeni bir toplum için lekedir, ayıptır.
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri cilt 17 30 Ağustos 1925.

Atatürk'ün dua ve din adamları anlayışı
Hoca Efendi'nin dua yapmasına hacet yoktur. Cenabı alem benim lisanımı dabilir, duayı ben yaparım.
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri 17 cilt 14 Ekim 1924.

Atatürk'ün İslam, Arap toplumları ve Türkler üzerine değerlendirmesi
"Müslüman'lık, aslında en geniş manasile müsamahalı ve modern bir dindir. Arablar onu kendi bünyelerine göre anlamışlar ve tatbik etmişlerdir.
sıcak bir iklimde oturan, suyu nadiren bulan ve kullanan, umumi bir hareketsizlik içinde ömür süren badiye arabları için, günde beş defa abdeste alıp, beş defa namaz kılmak, çok ileri bir hareket adı mıdır?
Hazreti Muhammed'in dini, insanları harekete sevketmek esasına dayanır.
Halbuki badiyedeki tatbik şekli ile Müslüman ibadeti, Türkler için, çok hareketsiz sayılabilirdi.
Sarp dağlarında at oynayan, erimiş kar sularile yıkanan Türk için, abdest ve namazdan ibaret olan ibadet tarzı, çok hareketsiz kalmıştır.
Şamani dininde iken dans eden, şarkılar söyleyen, kopuzlar çalan, şiirler okuyan Türk, namazı az ve hareketsiz bir ibadet saymıştı.
Tekkeler, Türk itiyadının bu hareketsizliğe karşı harekete geçmesinden doğmuştur."
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bilinmeyen hatıralar munir hayri egeli.

Atatürk'ün din, vicdan ve laiklik anlayışı
Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur -tefsirler, hurafeler- binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez.
Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır. Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamağa çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; asaf ilbay anlatıyor, yakınlarından hatıralar.

Atatürk'ün 1937 yılında Müslüman'lık ve inanç vurgusu
Yapamam! Hepimiz müslümanız. Yemin ederim ki, namusum üzerine söylerim ki, bırakmam!
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri cilt 30 sayfa 21/22 aralık 1937.

Cenabıallah diyara bakır madenini vermiş.
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri cilt 30 15 Kasım 1937.

Atatürk'ün Müslüman'lık ve dindarlık vurgusu
Halbuki elhamdülillah hepimiz müslümanız, hepimiz dindarız.
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün söylev ve demeçleri cilt 2 16 Mart 1923.

Atatürk'ün kur'an'ın Türkçe yapmasında ki sebep
Türk bunun(kur'an'ın) arkasından koşuyor. Fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor.
Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın. Evet, ben debilirim ki, insan dinsiz olmaz.
Fakat Türk'ün dini tabiattır. Bunu size aydınsınız diye söylüyorum.
Mustafa Kemal Atatürk kaynak; Atatürk'ün bütün eserleri cilt 25 23/24 ocak 1932.

Atatürk'ün gökten indiği sanılan kitaplar konuşması
Daha sonra "dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, cumhuriyet halk partisi programıdır?
Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir," demiş ve bu prensiplerin, yani CHP'nin ilkelerinin (6 Atatürk ilkesi) zamana uygunluğunu, çağdaşlığını çok etkili bir şekilde vurgulamak için de, "fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır.
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz," demiştir.
Böylece Atatürk CHP'nin prensiplerinin (ilkelerinin) dogma (donmuş, kalıplaşmış, değişmez) olmadığını, çünkü bu prensiplerin akıp giden hayattan alındığını belirtmiştir.
Yani Atatürk, "gökten indiği sanılan dogmalar" sözünü kutsal kitapları aşağılamak amacıyla değil, CHP'nin prensiplerinin hayattan alındığını, dolayısıyla çağa uygun, dinamik, gelişebilir prensipler olduğunu çok güçlü ve sarsıcı bir şekilde ifade etmek için söylemiştir.
Sinan meydan panzehir gerçeğe çağrı.

Atatürk'ün "gökten indiği sanılan kitapların dogmaları" sözünü analiz ederken şu gerçekler gözden kaçırılmamalıdır:
1.İslam dinine göre evet kutsal kitaplar inmiştir; ama gökyüzünden inmemiştir. Atatürk'ün dediği gibi bu bir "sanrı"dır.
2.Atatürk İslam dinine son derece iyi bilmektedir. Kur'an'ı okumuş, ayetlere hakimdir.
3.Atatürk bir dahidir. Dahinin felsefi kodlarını bilmeden, onun -üstelik bağlamından, amacından koparılmış, başı sonu kesilmiş-sözlerini doğru anlamlandırmak zordur.
4.Atatürk'ün ne dediği kadar nerede, ne zaman, kime ve ne amaçla dediği de çok önemlidir.
5.Atatürk çok önem verdiği bazı mesajlarını daha etkili biçimde iletebilmek için zaman zaman anlam güçlendirici cümlelere, karşılaştırmalara başvurmuştur.
Bu cümlelerin, karşılaştırmaların ortak özelliği genel kabullere aykırı, sarsıcı, şaşırtan ve ezber bozan cümleler, karşılaştırmalar olmasıdır.
6.Atatürk'ün herhangi bir sözüyle gerçekten ne demek istediğini anlayabilmek için sadece o sözüne değil, o konudaki tüm sözlerine ve uygulamalarına bakmak gerekir.
(Atatürk'ün sözlerinin tamamı 30 ciltlik "Atatürk'ün bütün eserleri'nde toplanmıştır.)
Sinan meydan panzehir gerçeğe çağrı.

Prof. Cihan dura, Atatürk'ün bu sözlerini şöyle çözümlemiştir:
"Anlamı açık: Kısaca ifade etmem gerekirse, gelecek kuşaklara bıraktığım manevi miras "akıl" ve "bilimdir" diyor.
Ancak sadece bu açıklamayla yetinirsek yorum eksik olur. Çünkü Atatürk'ün söz konusu ettiği miras, "temel eksen üzerinde akıl ve Bilim'dir... Burada izah isteyen kavramlar vardır: Ayet, dogma, "donmuş ve kalıplaşmış kural" gibi. Bunlar kolayca görüleceği gibi ifadede aynı anlamda kullanılmış terimlerdir.
Atatürk "dogma" diyor, sonra bunu daha da açık söylemiş olmak için "donmuş ve kalıplaşmış kural" diyor. Ayet sözcüğünü, "değişmezlik, kesinlik" özelliğini kastederek yine "dogma" anlamında kullanıyor." içerik olarak Atatürk her iki sözünde de "akıl" ve "bilim" eşliğinde sürekli değişimden, dönüşümden, çağa uygunluktan söz etmiştir.
Yöntem olarak ise her iki sözünden de akıl ve bilim eşliğinde sürekli değişime vurgu yaparken anlam güçlendirici olarak dogma/ayet/din imgelerinden yararlanmıştır.
Aslında Atatürk, zıtlıkların/karşıtların gücüne/etkisine başvurmuştur. Her iki sözünde de akla ve bilime dayalı sürekli değişim, dönüşüm, çağa uygunluk vurgusunu en iyi şekilde yapabilmek için değişimin, dönüşümün, çağdaşlığın en zıddını, en karşıtını; donmuş, kalıplaşmış, değişmeyen kuralları; kutsal kitapları, dogmaları özellikle kullanmıştır. Bu karşılaştırmalarla amacı, dine/dinlere hakeret etmek değil, akla ve bilime dayalı değişimi, dönüşümü en etkili, en sarsıcı, en çarpıcı şekilde dile getirmektir.
Sinan meydan panzehir gerçeğe çağrı.

Atatürk'ün son sözü
Ölümünde yanında bulunan Hasan rıza soyak ve kılıç Ali kitaplarında son sözünün "ve aleykümselam" olduğunu söylüyor, bazı kaynaklarda ise son sözünün "saat kaç" olduğunu söylemekte.

Atatürk'ün cenaze namazı

Not: Kitapta bulunan belgeler kitaplar çok iyi bilgiler içermekte, çok daha detaylar mevcut ama konu çok uzayacaktı. Merak eden okuyabilir, alıntı yaparken yanlış yazım yanlışları yapmışta olabilirim bilginize.

Ayrıca belirtmeliyim ki amacım bilgi vermek, Atatürk'ün dini beni ilgilendirmez. Burada asıl anlatmak istediğim Atatürk İslam'a düşman biri değildi.


Takdire saan bir paylasim olmus hocam ellerinize saglik.
 
Bu güne kadar seslerini çıkarmadılar, içerideki hainler ağlarını örüyordu şimdi açık açık emperyalistler söylüyor Bizi yüzyıl Atatürk ilkeleri oyaladı. Bir hain çıktı camiyi ahır yapmayı bırak tüm Coğrafyay yı sattı. Şimdi insanların bunu idrak etmesinden korkuyor. Trump babasından izin almadan konuşamıyor. Vay dünya Vay Ölürmü be Mustafa Kemaller 😎

Yalancı nın mumu yatsıya kadar yadar yanar hesabı son 4 dört yılda Anıtkabiri ziyaret 10 kat artmış , Şeytanın askerlerine uyup gittiler aç kalınca geri döndüler. Şimdi betonu yalıyorlar,
sonra işte Atatürkçüler diye gösterip bir daha kandırırlar ama biz değildik, tarih yazsın diye yazdım yeminle dincilere kananlar günah çıkartıyordu 😊
 
Konu sahibi arkadaşım anlatmak istediğini çok iyi anladım ama boşuna kendini yorma. Bu alt sınıf insanlar yöneticinin kendine olan faydasına değil din konusunda ne kadar şovmen olduğuna bakıyorlar. Bir nevi alt bir yaşam formu, asla zekası olmayan bir canlı topluluğu olduğu için senin attıkların onlara hiçbir anlam ifade etmeyecek. Herhangi bir kaynak gerekmeksizin kendi hocaefendilerinin üfürüklerini atacaklar. O sebeple uğraşma hiç.

Camileri sattılar diye link atmış biri :D. Bundan 20 yıl sonra müslüman nüfus %30’u geçemeyince adım başı yaptığınız camilere ne olacak ben de çok merak ediyorum :D.
 
Atatürkü neden hep bir din kalıbına sokmaya çalışıyoruz anlamıyorum. Adamın ilk başta müslüman olduğu açık bir gerçek. Veya insanları kontrol etmek için öyleydi bilemeyiz. Ama sonrasında müslüman olmadığı da bir gerçek. Yani müslüman olsa budist olsa ne değişcek? Bizi afganistan olmaktan kurtarmış. Bitmiş çökmüş bir milleti yeniden ayağa kaldırmış. Onlara önderlik etmiş. Ne yapcaksınız adamın dinini.

Buradaki delillere de bir bakalım değil mi?









Hajahahahaha la attığı linklere bak. Kadir mısıroğlunun linkleri. Ya seküler insanları burda salın bari. Kendimize bir ortam kurmuşuz. Burda salın.
 
Atam din şarlatanlarının cezasını kendi zamanında kesmiş ama günümüzde hala devam ediyor. Milyon TL' lik camiler yapıyoruz, fakirlere dua ediyoruz. Bize şükretmeyi öğretenler bu dünyada cenneti yaşıyor.

"Uyuyan milletler ya ölür ya da köle olarak uyanır."
- Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
 
Son düzenleme:
Konu sahibi arkadaşım anlatmak istediğini çok iyi anladım ama boşuna kendini yorma. Bu alt sınıf insanlar yöneticinin kendine olan faydasına değil din konusunda ne kadar şovmen olduğuna bakıyorlar. Bir nevi alt bir yaşam formu, asla zekası olmayan bir canlı topluluğu olduğu için senin attıkların onlara hiçbir anlam ifade etmeyecek. Herhangi bir kaynak gerekmeksizin kendi hocaefendilerinin üfürüklerini atacaklar. O sebeple uğraşma hiç.

Camileri sattılar diye link atmış biri :D. Bundan 20 yıl sonra müslüman nüfus %30’u geçemeyince adım başı yaptığınız camilere ne olacak ben de çok merak ediyorum :D.
Bu temelsiz, içi boş özgüveniniz takdire şayan. Bazen gerçekten şaşırıyorum sizlere. Bir insanın görüşleri bu kadar temelsizken ve linç kültürü ile ayakta tutulurken nasıl olur da bu kadar özgüvenli olabilir? Unutmayınız, nitelik nicelikten üstündür.

Bir de işin en ironik tarafı: Yazılan mesajları okuyorum. Her biriniz bir banttan üretilmiş gibi aynı argümanları sıralıyorsunuz. Kendine ait bir fikri olan var mı burada merak ediyorum.
 
Bu temelsiz, içi boş özgüveniniz takdire şayan. Bazen gerçekten şaşırıyorum sizlere. Bir insanın görüşleri bu kadar temelsizken ve linç kültürü ile ayakta tutulurken nasıl olur da bu kadar özgüvenli olabilir? Unutmayınız, nitelik nicelikten üstündür.

Bir de işin en ironik tarafı: Yazılan mesajları okuyorum. Her biriniz bir banttan üretilmiş gibi aynı argümanları sıralıyorsunuz. Kendine ait bir fikri olan var mı burada merak ediyorum.
Aklın yolu bir, neden farklı argümanlara ihtiyaç olsun? 2+2=4 iken kendime ait fikrim olsun diye 2+2=5 desem o zaman ironik olurdu, şu an değil. Lince en çok maruz kalan kesim de belli, kendisiyle aynı fikirde olunmadığını gördüğü her yerde hır gür çıkaran da belli.

Ha konu linçten açılmışken; resmi evrakları kafasına göre yorumlayıp birilerini kafir, din düşmanı olarak yaftalamak ve değerini alçaltmaya çalışmak asıl linç kültürü oluyor onu da söylemeden geçmeyeyim.
 
Son düzenleme:
Aklın yolu bir, neden farklı argümanlara ihtiyaç olsun? 2+2=4 iken kendime ait fikrim olsun diye 2+2=5 desem o zaman ironik olurdu, şu an değil. Lince en çok maruz kalan kesim de belli, kendisiyle aynı fikirde olunmadığını gördüğü her yerde hır gür çıkaran da belli.

Ha konu linçten açılmışken; resmi evrakları kafasına göre yorumlayıp birilerini kafir, din düşmanı olarak yaftalamak ve değerini alçaltmaya çalışmak asıl linç kültürü oluyor onu da söylemeden geçmeyeyim.
Her türlü kavramı subjektif kalmış, hayatının anlamı dahi olmayanlarla aklımızın yolunun bir olduğu da nereden çıktı? Tabii ki türlü türlü argümanlar olacak ve tartışılacak. Bunun matematikte oluşturulan ve genel kabul olan dille ne alakası var?

Linç kültüründen beslenenler, her islamî kavramın bahsi geçtiğinde bu teyzeden hallice "Laikliğe ve Atatürk ilkelerine sahip çıkalım" şeklinde tepki verenler apaçıktır. Her zerresi yıllarca yozlaşmış, dikteden beslenen sizin ideolojinizdir.

Bir kişiyi din düşmanı ya da kafir olarak "yaftalamak" söz konusu olamaz. Yafta "birini ya da bir şeyi, hiç araştırmadan ya da karaçalma olsun diye iyi olmayan bir şeyle nitelemek." anlamına gelir. Kişi apaçık şekilde dinin emir ve yasaklarını reddederse Müslüman değildir.
 
Her türlü kavramı subjektif kalmış, hayatının anlamı dahi olmayanlarla aklımızın yolunun bir olduğu da nereden çıktı? Tabii ki türlü türlü argümanlar olacak ve tartışılacak. Bunun matematikte oluşturulan ve genel kabul olan dille ne alakası var?

Linç kültüründen beslenenler, her islamî kavramın bahsi geçtiğinde bu teyzeden hallice "Laikliğe ve Atatürk ilkelerine sahip çıkalım" şeklinde tepki verenler apaçıktır. Her zerresi yıllarca yozlaşmış, dikteden beslenen sizin ideolojinizdir.

Bir kişiyi din düşmanı ya da kafir olarak "yaftalamak" söz konusu olamaz. Yafta "birini ya da bir şeyi, hiç araştırmadan ya da karaçalma olsun diye iyi olmayan bir şeyle nitelemek." anlamına gelir. Kişi apaçık şekilde dinin emir ve yasaklarını reddederse Müslüman değildir.
Subjektif olan yapılanların din düşmanı olmaya yorulması. Aklın yolu bir olan şeyse Atatürk'ün yaptıklarının böyle şeylerle karalanamayacağı, eğer Atatürk olmasaydı farklı ülkelerin sömürgesi altında çan sesi dinleyecek olman. Alakası bu. Buna rağmen saygı ve minnet yerine nefret ve hasetlik duyuyorsunuz.

Aksine, her Atatürk kelimesi gördüğünde konuya zıplayıp alakalı alakasız bir şey söylemeye gelenler, konuyu ana başlıktan saptırıp yine kendi konuşmak istediği konuya çekip milleti kafir ilan edenler linç kültüründen besleniyor. Forumda dini başkasına saldırmadan olumlayan bir konu açıp linçlenen birini görmedim.

Müslüman olmamak din düşmanı olmakla aynı şey değildir. Kimin Müslüman olup olmadığı da kimseyi ilgilendirmez zaten. Devletin yönetimiyle, icraatlerle ve yapılan işin ''niteliğiyle'' Müslüman olmanın alakası yoktur. Yaftalanmak da din düşmanı olmayan birinin sadece ülke yönetiminin şeriat değil demokrasi olarak yönetilmesini savunduğu için din düşmanı olarak addedilmesi oluyor. Tam olarak da yukarıda yazdığın tanım yani.

3 paragrafına da gerekmemesine rağmen cevap verdim, asla başkasının fikrine tamam demeyen ve kendiyle aynı düşünmeyeni münafık, düşman, cart curt varsayan kesimden olduğunu bilmeme rağmen. Bir süredir foruma ayıracak vaktim yok, maalesef ki ona rağmen bir bakınayım diye her girdiğimde de bu tipleri görmekten fazlasıyla sıkıldım. Keşke ait olduğunuz, kültürüne ait hissettiğiniz, dilini bile kutsal saydığınız Arabistan'a gitseniz de siz de rahatlasanız biz de.

Başkalarına içi boş özgüvenden bahsetmek için önce kendinden dolu bir şeyler sunmak gerekiyor maalesef.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı