İnceleme Cities Skylines 2 deneyimleri

Katılım
31 Mart 2020
Mesajlar
1.026
Çözümler
5
Cities Skylines 2 ile geçirdiğim süreden sonra şunu çok net söyleyebilirim: Bu oyun sana şehir kurmayı öğretmiyor, sana araçları veriyor; şehir kurmayı sen öğreniyorsun. İlk başta çoğumuzun yaptığı gibi rastgele grid atıp her yeri doldurmakla başlanıyor ama bir noktadan sonra bunun aslında şehir kurmak olmadığını fark ediyorsun. Asıl olay, o şehri yaşatmak. Bu minvalde kurduğum şehirden manzaraları da paylaşarak bu konuda fikir edinmenize katkı sağlarken konuda sizler de kendi şehirlerinizden görüntüler ve planlar paylaşabilirsiniz.

949230_152.jpg


949230_145.jpg


Oyunun eskiye göre gelişimi özellikle hissiyat tarafında çok güçlü. Amerika temalı şehirler artık çok daha tatmin edici duruyor. Yol genişlikleri, bina ölçekleri, mahalle yapıları derken ortaya çıkan görüntü gerçekten şehir gibi hissettiriyor. Üstüne bir de Paradox’un resmi içerik güncellemeleriyle gelen Akdeniz tipi mimariler ve Doğu Avrupa tarzı yapılar eklenince artık tek tip şehir kurma devri bitmiş durumda. Aynı oyunda bambaşka ruhlara sahip, farklı renklerde ve karakterde şehirler inşa edebiliyorsun.

Ama işin asıl kritik kısmı, bu araçları nasıl kullandığın.

Öncelikle zoning mantığını çözmeden iyi bir şehir kurmak mümkün değil. Oyunda zone genişliği doğrudan bina ölçeğini etkiliyor. Yani büyük alanlar çizdiğinde oyun sana büyük ve yüksek binalar veriyor. Bu da kontrolsüz kullanıldığında bir anda yükselen, duvar gibi şehirler oluşturuyor. Halbuki gerçek şehirlerde böyle keskin geçişler yok. İyi görünen şehirler alçaktan başlayıp kademeli olarak yükselen, adeta amfi gibi yayılan şehirler. Bunu yakalamak için zone’ları daha küçük, daha parçalı ve bilinçli kullanmak gerekiyor. Özellikle yüksek ve orta yoğunluklu bölgelerde bu fark direkt göze çarpıyor.

949230_127.jpg


Aynı şekilde boşluk kullanımı da en az binalar kadar önemli. Her yeri doldurmak şehir kurmak değil. Yaya yolları, küçük parklar, yeşil alanlar, meydanlar… Bunlar sadece süs değil, şehrin nefes almasını sağlayan unsurlar. Aralara sık sık park serpiştirdiğinde ya da blokları yaya yollarıyla böldüğünde şehir bir anda daha “yaşayan” bir hale geliyor. Otopark konusu da çoğu kişinin atladığı ama kritik olan bir detay. Baştan düşünmezsen sonradan çözmesi zor oluyor.
949230_157.jpg


Bir diğer önemli konu da planlama. Bir alanı yerleşime açmadan önce sadece “buraya bina koyayım” diye düşünmek yerine, o alanın nasıl işleyeceğini kurgulamak gerekiyor. İnsanlar nereden yürüyecek, araçlar nereye park edecek, trafik nasıl akacak… Bunları baştan düşünerek oynamak ileride yaşayacağın pek çok sorunu daha ortaya çıkmadan çözüyor.

Trafik meselesi ise oyunun olgunluk isteyen tarafı. İlk başta geniş yollar açınca sorunun çözüleceğini düşünüyorsun ama işin aslı öyle değil. Trafiği rahatlatan şey yol genişliği değil, yol hiyerarşisi ve bağlantı mantığı. Ana arterleri doğru kurmadıysan, istersen 10 şerit yap yine tıkanıyor. En büyük hatalardan biri de ana yolları sürekli mahalle içi sokaklarla bölmek. Özellikle orta ve yüksek yoğunlukta bu durum trafiği kilitliyor.

Daha sağlıklı olan, mahalleleri daha küçük ve kontrollü kurmak ve çıkışlarını belli aralıklarla ana yollara vermek. Yani herkesin direkt ana yola atlaması yerine, trafiğin kademeli olarak dağılması gerekiyor. Çevre yolları (ring road), alternatif giriş-çıkışlar ve toplu taşıma sistemleri bu noktada oyunun kilit araçları haline geliyor. Yükseltilmiş trenler ve metrolar sadece görsellik değil, doğru kullanıldığında ciddi yük alıyor.

Hastane, istasyon gibi hem yaya hem araç ve yaya trafiğini yoğun şekilde çeken yapıları doğrudan ana arterin üstüne koymak kısa vadede mantıklı gibi görünse de uzun vadede trafiği kilitliyor. Bunun yerine bu yapıları ana yoldan biraz içeride konumlandırıp, onlara özel kısa bağlantı yolları vermek çok daha sağlıklı bir çözüm. Hatta mümkünse sadece o binaya hizmet eden küçük servis yolları oluşturmak hem genel trafiği rahatlatıyor hem de özellikle hastanelerde ambulans giriş-çıkışını ciddi şekilde hızlandırıyor :
949230_159.jpg
949230_158.jpg


949230_160.jpg


Kısacası Cities Skylines 2’de iyi şehir kurmak; daha büyük yapmakla değil, daha doğru düşünmekle ilgili. Zone mantığını çözdüğünde, boşlukları doğru kullandığında ve trafik akışını planladığında oyun bir anda değişiyor. Rastgele büyüyen bir yerleşimden çıkıp gerçekten yaşayan, nefes alan, estetik bir şehre dönüşüyor.
 
Paradoks'u çok severim, oyunlarını yerim DLC'lerini içerim. 100 oyun almak yerine DLC'ler alırım ki arkamdaki delik yetmiyormuş gibi tam... 🤣

Cities Sykines'in 1. oyununu aldım ve alarak bitti sanıyordum ta ki oyunun Paradaoks'a ait olduğunu acı şekilde öğrenene kadar.

Elinize emeğinize sağlık.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı