İlk önce benim için evimden bahsedeyim. Evim diye bahsettiğim yer taşınmadan önceki oturduğum ilçe. Evim o kadar güzel ve her şeye yakın bir yerdedir ki... 200 metre ileri yürürsün metro var yanında havaıst durağı var. 200 metre geriye yürürsün mükemmel bir vadi var, otobüse atlarsın 10 dakikada 2 farklı kocaman AVM, 20 dakikada her şeyi bulabileceğin sanayi, mobilya siteleri. İnsanı çok temizdir genel anlamda kötü insan yoktur. Doğduğumdan beridir orada yaşıyordum. Bilmediğim mahalle, sokak, bina, mağaza yoktu. Mükemmel bir okul bölgesindeydi evim. Adımbaşı mükemmel devlet okulları, beğenmedin özel okullar. İnsanları desen mükemmel. Çoğu kişiyi tanırım. Hepsi mükemmel insanlardı. Gerçekten mükemmeldi. Orayı gerçekten çok seviyorum. Her ne kadar tüm akrabalarımıza göre 50-60km uzak olsa bile gerçekten mükemmeldi. Ama bazı şeyler kötü gitmeye başladı. Bir ebeveynimin çalıştığı yerde gerçekten büyük sorunlar yaşanmaya başladı. Bu sorunlar o kadar büyüdü ki artık aile içine sekmeye başlamıştı. Yaza gelmiştik. LGS süreci bitmişti, kaydırma sonucu gerçekten benim için düşük bir puan almıştım. Bir sabah uyandığımda ebeveynim için çok güzel bir haber almıştım. Sonunda Anadolu yakasında olan iş yerine kabul edilmişti. Çok sevinmişti. Ben sadece onun mutluluğu yüzünden sevinmiştim. Aradan birkaç gün geçti. Ebeveynim sordu bana, taşınmak ister misin diye. Bende açıkçası kendi mutluluğumu önemseyen biri değilimdir. Onlar mutlu olsun, bende mutlu olurum kafasındaydım. Bir anlık karar ile gerçekten inanarak evet dedim. Aradan 2 ay gibi bir süreç geçti. Avrupa yakasında evim olan yerden Anadolu yakasında Çekmeköy tarafında taşındık. Başlarda her şey güzeldi(?). Yeni bir okul, yeni arkadaşlar(?) yeni bir şehir ile karşı karşıya kalmıştım. Gideceğim okul tercihlerimde listenin en son sırasında, atanamazsam buraya düşerim en kötü dediğim bir okuldu. Okul başladı, haftalar geçti. Çevremde hiçbir arkadaşım yoktu. Olanlar beni kötüye sürükleyecek insanlardı. Gerçekten çok yorulmuştum. Evim dediğim yerde arkadaşlarım, çevrem ve en önemlisi olan bir kişiyi bırakıp gitmiştim. Her ne kadar bazen gidip ziyaret etsem de olmuyordu. Kurtulamıyordum bu oturduğum yerden. İnsanları, çevresi, sokakları, kısacası her şeyi kötüydü, en azından benim için. Buraya, şu an oturduğum yere taşınmak bana hep şanssızlıklar getirdi. Gerçekten hayatımda yaşamadığım kötü olaylar yaşadım. Şimdi diyeceksiniz daha yaşın kaç senin de bu kadar kötü olay yaşadın? Gerçek anlamda 30-40 yaşını geçmiş insanların bile yaşamadığı fiziksel ve psikolojik olaylar yaşadım. Okulumda ders ortalarında sinir krizleri, içime kapanıklığım hepsi o kadar dardı ki beni. Ben evime dönmek istiyorum. Ailemle konuştum bu konuyu. Çok sert bir şekilde reddetiler. Şu an bu yazıyı yazarken bile elim titriyor, boğulmuş gibi hissediyorum, hüngür hüngür ağlıyorum.
Psikolog falan diyebilirsiniz. Gittim ancak hiçbir etkisi yok. Psikolog kendisi bile aileme söyledi. Benim elimden hiçbir şey gelmiyor diye.
Lütfen bana yardımcı olun, bir akıl verin. Çünkü ben her gün gittikçe artan sinir krizlerine, dikkat dağınıklığına, hayattan zevk alamamaya dayanamıyorum.
Ve ayrıca, lütfen dalga geçmeyin.
Psikolog falan diyebilirsiniz. Gittim ancak hiçbir etkisi yok. Psikolog kendisi bile aileme söyledi. Benim elimden hiçbir şey gelmiyor diye.
Lütfen bana yardımcı olun, bir akıl verin. Çünkü ben her gün gittikçe artan sinir krizlerine, dikkat dağınıklığına, hayattan zevk alamamaya dayanamıyorum.
Ve ayrıca, lütfen dalga geçmeyin.
Son düzenleyen: Moderatör: