İçimi döküyorum

Katılım
3 Nisan 2020
Mesajlar
1.953
Çözümler
4
Yer
Aksaray
Daha fazla  
Cinsiyet
Erkek
İçimi dökmek için yazıyorum.

Okul ve eğitimden başlayayım, 9. sınıftayım ve daha okula bile gidemeden 10. sınıf geldi. İnternet sıkıntısı ve taşınmamızdan dolayı canlı derslere giremedim. Sadece 1. dönemin yarısında girebildim. O da yarım yamalak. TYT ve AYT için çok zor olacak işim. Bunların bahane olmadığını biliyorum.

Şu an 1. ve 2. dünya ülkesi sınıfına giren ülkelerdeki akranlarım büyük ihtimalle ileride nasıl bir yaşantı kuracağını düşünüyorlar. Ben ise, ileride ne okuyacağım, evlensem bile mutlu olabilecek miyim, ekonomik durumum iyi olacak mı, evlensem de evlenmesem de sorumluluklarımı düzgün yerine getirebilecek miyim? tarzı şeyler düşünüyorum. Daha iyi ülkelerde yaşayan akranlarımın da bunları düşündüğüne eminim gerçi. Ama benim kadar olmadığına kesin gözüyle bakıyorum. Benim herhangi bir şeyde 10 üretim yapmak için harcadığım enerji ile muhtemelen daha iyi ülkelerde yaşayanlar 20, 30 belki 50 üretim yapacaklar. Bunları düşünmek çok yoruyor beni. Gece uyumaya çalışırken aklıma geliyor ve uykumu kaçırıyorlar. Bakıyorum daha az gelişmiş ülkelere ve halime şükrediyorum. Ama devletin bana, hatta direk tüm öğrencilere sağladığı imkan 5 ise, aslında 10 olmalı. Her şeyi devletten bekleyemeyiz o da var. Ama şu an başta olanlar ve başa geçebilecekler yapmaları gereken şeyi yaptıkları için övünüyorlar. Örnek olarak, yaşadığım şehirde bazı yerlerde kaldırımlar kötüydü. Onları düzelttiler. Bir süre orada burada bununla ilgili yazılar görmeye başladım. Tamam yaptıklarını gösteriyor olabilirler eyvallah ona. Ama bu yaptıkları ile övünen bazıları vardı. Herkesin görüşü farklıdır tabii ki. Ama bana göre, bir insan yapması gereken şeyi yapıyorsa herhangi bir teşekküre veya iltifata layık değildir. Eğer yapması gerekenden fazlasını yapıyorsa övgü ve iltifat almalıdır (çocukluklardan bahsetmiyorum tabii ki).

Şöyle bir oyun oynayayım, stresten uzaklaşayım diyorum. Ama yapamıyorum. Oyun fiyatlarını geçtim, oyunu oynayacağım cihazı almak bile aşırı pahalı. Gidip 100 TL'ye çok iyi bir sistem dizmek gibi bir hayalim yok. Olamaz zaten. Ama fiyatlara bir bakıyorum, (örnektir ve daha düşük ya da yüksek olabilir) 500 TL olması gereken şeyi 2500 TL'ye satıyorlar. Ve bu sıfır fiyatı. 2. el bazen daha pahalı oluyor. Halkımızın açgözlülüğü ve fırsatçılığı yüzünden 2. el eşya bile alınmıyor. Gidip görmediğim için bilemeyeceğim ama okuduğum kadarıyla yurt dışında insanlar 2. el eşya alıyorlar bir şey alacaklarsa. Ve bizdeki gibi sıfır ürüne yakın ya da daha fazla ücret ödemiyorlar. Çok daha az bir miktar ile alıyorlar. Hangi ürün olduğunu unuttum eskiden görmüştüm. 5 yıl mı ne kullanılmış ürünü sıfır fiyatına satmaya çalışıyorlar. Onların gözünde sadece kutusu açılmış ürünler galiba. Diyorum "Yurt dışından alayım ne alacaksam" o da mümkün değil kur yüzünden. Ya da yurt dışından getirme ücreti 100-150 TL olan ürünü 700-800 TL'ye satan yerler gördüm.

Ne devlete, ne kurumlara güvenim kaldı. Kızılay'a bile kan bağışı yapmaya korkuyorum. Yardım derneklerinin yardım dışında her şeyi yaptığını düşünüyorum desem yeridir.

Halkın cahilliğini hafife alıyormuşum ben. Düzgün Türkçe konuşamayan mı dersin, Atatürk'ün doğum yerini ve tarihini bilmeyen mi dersin, Selanik Yunanistan'da dediğinizde inanmayanlar, Osmanlı'nın ve Türkiye'nin kurucusunu bilmeyenler daha neler neler. En kötülerinden biri "Almanya bizi kıskanıyor" diyenler. Ya anlamıyorum neyimizi kıskanacaklar? 3 tane köprüyü mü, aile sistemiyle yönetilen ülkeyi mi, çöplükten farksız şehirleri mi, yolsuzlukları mı, ülkeye alınan milyonlarca göçmeni mi? Neyi kıskanacaklar? Yöneticiler farklı mı? Değil. Görmüşsünüzdür mutlaka vergi ödemeyen, kaçak sigara satan bakkala "Öyle bakma" ve "Din kardeşimiz" tarzı şeyler söylüyordu. Tamam din kardeşin ama din kardeşin diye kendi ülkenin insanından daha iyi bakmanı mı gerektiriyor? Onlar adı üzerinde "mülteci" Neden ortalama bir Türk vatandaşından daha iyi yaşıyorlar? Mülteci gibi yaşaması gerekmiyor mu onların? Biz zorunda mıyız onlar sahillerde, cafelerde, restoranlarda keyif yaparken çalışmaya? Hayır bir de onların bakım masraflarının çoğu bizim ödediğimiz vergilerden alınıyor. Vergi demişken onun hakkında da bir şeyler yazayım. Yaşlı bir dayı görmüştüm bir videoda "Sıkıştığımız zaman gaz çıkarıyoruz" diyordu Karadeniz'de gaz bulundu dendiğinde. Cidden çok haklı. Her sene yüzde bilmem kaç zam geliyor. Değişmiş midir bilmiyorum ama asgari ücret olarak dünya ortalamasının altındaydık.

Kendi hayatımdan yazarsam, bu yaşıma kadar arkadaşım olmadı neredeyse hiç. Ayrıca neden bilmiyorum ama 2. sınıftan sonra kilo almaya başladım. Doğuştan miyop bir insanım. Ben hatırlamasam bile annemin dediğine göre ilkokulda tahtayı görmediğim için okula gitmek istemiyormuşum. Onlar da okula gitmeme bahanesi ürettiğimi düşünüp doktora bile götürmediler. 5. sınıfın 15 tatilinde gitmiştik. Ve ilkokulda hocanın tahtaya yazdıklarını deftere geçirmem için sürekli tahtanın önüne gidip gelmem gerekiyordu. Bu yüzden sürekli dalga geçiyorlardı. Düşünün hem kilolusunuz hem uzağı göremiyorsunuz. Ve ilkokulda olan o pis zorbaları bilirsiniz. O gibi pisliklerle dolu bir sınıftaydım. Tahtayı yarım yamalak deftere yazabildiğim için diğerlerinden hep 1-0 gerideydim. Buna rağmen hem o zamanlar hem şimdi %80-90'ından daha iyi bir lisedeyim. Öğretmenim ise o maaş ve tatil yüzünden öğretmen olanlardandı. Bir iyiliğini hatırlamıyorum onun. Okul gezisi bile sadece 1 kere yaptık. Kardeşim ise ilkokul hayatı boyunca en az 5-6 defa gitti.

Fazla uzattım. Daha çok yazacağım şey var ama bırakıyorum.
 
Canını sıkma,hayat bu acımasız yapacak bişey yok :D.
Şükret(!).
Benimde bu yoksullukta psikolojik sorunum var ve onunla uğraşıyorum hem de ağır bi rahatsızlık ama olsun be yaşamaya çalışıyoruz.
Şimdi birazdan şükredin diyen tipler gelecektir onlar gelmeden yerimizi alalım xd.
 
İçimi dökmek için yazıyorum.

Okul ve eğitimden başlayayım, 9. sınıftayım ve daha okula bile gidemeden 10. sınıf geldi. İnternet sıkıntısı ve taşınmamızdan dolayı canlı derslere giremedim. Sadece 1. dönemin yarısında girebildim. O da yarım yamalak. TYT ve AYT için çok zor olacak işim. Bunların bahane olmadığını biliyorum.

Şu an 1. ve 2. dünya ülkesi sınıfına giren ülkelerdeki akranlarım büyük ihtimalle ileride nasıl bir yaşantı kuracağını düşünüyorlar. Ben ise, ileride ne okuyacağım, evlensem bile mutlu olabilecek miyim, ekonomik durumum iyi olacak mı, evlensem de evlenmesem de sorumluluklarımı düzgün yerine getirebilecek miyim? tarzı şeyler düşünüyorum. Daha iyi ülkelerde yaşayan akranlarımın da bunları düşündüğüne eminim gerçi. Ama benim kadar olmadığına kesin gözüyle bakıyorum. Benim herhangi bir şeyde 10 üretim yapmak için harcadığım enerji ile muhtemelen daha iyi ülkelerde yaşayanlar 20, 30 belki 50 üretim yapacaklar. Bunları düşünmek çok yoruyor beni. Gece uyumaya çalışırken aklıma geliyor ve uykumu kaçırıyorlar. Bakıyorum daha az gelişmiş ülkelere ve halime şükrediyorum. Ama devletin bana, hatta direk tüm öğrencilere sağladığı imkan 5 ise, aslında 10 olmalı. Her şeyi devletten bekleyemeyiz o da var. Ama şu an başta olanlar ve başa geçebilecekler yapmaları gereken şeyi yaptıkları için övünüyorlar. Örnek olarak, yaşadığım şehirde bazı yerlerde kaldırımlar kötüydü. Onları düzelttiler. Bir süre orada burada bununla ilgili yazılar görmeye başladım. Tamam yaptıklarını gösteriyor olabilirler eyvallah ona. Ama bu yaptıkları ile övünen bazıları vardı. Herkesin görüşü farklıdır tabii ki. Ama bana göre, bir insan yapması gereken şeyi yapıyorsa herhangi bir teşekküre veya iltifata layık değildir. Eğer yapması gerekenden fazlasını yapıyorsa övgü ve iltifat almalıdır (çocukluklardan bahsetmiyorum tabii ki).

Şöyle bir oyun oynayayım, stresten uzaklaşayım diyorum. Ama yapamıyorum. Oyun fiyatlarını geçtim, oyunu oynayacağım cihazı almak bile aşırı pahalı. Gidip 100 TL'ye çok iyi bir sistem dizmek gibi bir hayalim yok. Olamaz zaten. Ama fiyatlara bir bakıyorum, (örnektir ve daha düşük ya da yüksek olabilir) 500 TL olması gereken şeyi 2500 TL'ye satıyorlar. Ve bu sıfır fiyatı. 2. el bazen daha pahalı oluyor. Halkımızın açgözlülüğü ve fırsatçılığı yüzünden 2. el eşya bile alınmıyor. Gidip görmediğim için bilemeyeceğim ama okuduğum kadarıyla yurt dışında insanlar 2. el eşya alıyorlar bir şey alacaklarsa. Ve bizdeki gibi sıfır ürüne yakın ya da daha fazla ücret ödemiyorlar. Çok daha az bir miktar ile alıyorlar. Hangi ürün olduğunu unuttum eskiden görmüştüm. 5 yıl mı ne kullanılmış ürünü sıfır fiyatına satmaya çalışıyorlar. Onların gözünde sadece kutusu açılmış ürünler galiba. Diyorum "Yurt dışından alayım ne alacaksam" o da mümkün değil kur yüzünden. Ya da yurt dışından getirme ücreti 100-150 TL olan ürünü 700-800 TL'ye satan yerler gördüm.

Ne devlete, ne kurumlara güvenim kaldı. Kızılay'a bile kan bağışı yapmaya korkuyorum. Yardım derneklerinin yardım dışında her şeyi yaptığını düşünüyorum desem yeridir.

Halkın cahilliğini hafife alıyormuşum ben. Düzgün Türkçe konuşamayan mı dersin, Atatürk'ün doğum yerini ve tarihini bilmeyen mi dersin, Selanik Yunanistan'da dediğinizde inanmayanlar, Osmanlı'nın ve Türkiye'nin kurucusunu bilmeyenler daha neler neler. En kötülerinden biri "Almanya bizi kıskanıyor" diyenler. Ya anlamıyorum neyimizi kıskanacaklar? 3 tane köprüyü mü, aile sistemiyle yönetilen ülkeyi mi, çöplükten farksız şehirleri mi, yolsuzlukları mı, ülkeye alınan milyonlarca göçmeni mi? Neyi kıskanacaklar? Yöneticiler farklı mı? Değil. Görmüşsünüzdür mutlaka vergi ödemeyen, kaçak sigara satan bakkala "Öyle bakma" ve "Din kardeşimiz" tarzı şeyler söylüyordu. Tamam din kardeşin ama din kardeşin diye kendi ülkenin insanından daha iyi bakmanı mı gerektiriyor? Onlar adı üzerinde "mülteci" Neden ortalama bir Türk vatandaşından daha iyi yaşıyorlar? Mülteci gibi yaşaması gerekmiyor mu onların? Biz zorunda mıyız onlar sahillerde, cafelerde, restoranlarda keyif yaparken çalışmaya? Hayır bir de onların bakım masraflarının çoğu bizim ödediğimiz vergilerden alınıyor. Vergi demişken onun hakkında da bir şeyler yazayım. Yaşlı bir dayı görmüştüm bir videoda "Sıkıştığımız zaman gaz çıkarıyoruz" diyordu Karadeniz'de gaz bulundu dendiğinde. Cidden çok haklı. Her sene yüzde bilmem kaç zam geliyor. Değişmiş midir bilmiyorum ama asgari ücret olarak dünya ortalamasının altındaydık.

Kendi hayatımdan yazarsam, bu yaşıma kadar arkadaşım olmadı neredeyse hiç. Ayrıca neden bilmiyorum ama 2. sınıftan sonra kilo almaya başladım. Doğuştan miyop bir insanım. Ben hatırlamasam bile annemin dediğine göre ilkokulda tahtayı görmediğim için okula gitmek istemiyormuşum. Onlar da okula gitmeme bahanesi ürettiğimi düşünüp doktora bile götürmediler. 5. sınıfın 15 tatilinde gitmiştik. Ve ilkokulda hocanın tahtaya yazdıklarını deftere geçirmem için sürekli tahtanın önüne gidip gelmem gerekiyordu. Bu yüzden sürekli dalga geçiyorlardı. Düşünün hem kilolusunuz hem uzağı göremiyorsunuz. Ve ilkokulda olan o pis zorbaları bilirsiniz. O gibi pisliklerle dolu bir sınıftaydım. Tahtayı yarım yamalak deftere yazabildiğim için diğerlerinden hep 1-0 gerideydim. Buna rağmen hem o zamanlar hem şimdi %80-90'ından daha iyi bir lisedeyim. Öğretmenim ise o maaş ve tatil yüzünden öğretmen olanlardandı. Bir iyiliğini hatırlamıyorum onun. Okul gezisi bile sadece 1 kere yaptık. Kardeşim ise ilkokul hayatı boyunca en az 5-6 defa gitti.

Fazla uzattım. Daha çok yazacağım şey var ama bırakıyorum.
:(
 
Uyarı! Bu konu 5 yıl önce açıldı.
Muhtemelen daha fazla tartışma gerekli değildir ki bu durumda yeni bir konu başlatmayı öneririz. Eğer yine de cevabınızın gerekli olduğunu düşünüyorsanız buna rağmen cevap verebilirsiniz.

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı