Yeni nesil olarak artık iş bizde sayılır. Bu ülkeyi biz kalkındıracağız.
Sizin mesajınızı alıntılayarak yazıyorum. Ama yaşı genç tüm kardeşlerime bir iki şey söylemek istedim.
Şu anki Z kuşağından (2000 sonrası doğanlar) aşağı yukarı 6 milyon kişi oy kullanacak olası bir 2023 seçiminde. Erken seçim olursa sayı biraz daha azalsa da fark etmez. Yine çok büyük bir sayı bu. Bir önceki kuşak olan ve yaşı 30-35 civarı olan bizler (Y kuşağı diyelim) bizden de önceki kuşağa (X kuşağı diyelim) baskın gelemedik maalesef... İş size kaldı yani... Bize düşen, artık tüm gücümüzle yeni kuşağın alacağı kararlarda onun arkasında durmak. Manipüle etmeden, müdahale etmeden...
Dikkat edin, şu anki 25-40 yaş arası insanların büyük çoğunluğu başarısız olarak nitelendirilebilir. İstediklerine, hayallerine hiç ulaşamamış olanlar çoktur. Etrafınızda da görebilirsiniz.
Çünkü en büyük sorun bu neslin ara ürün gibi olmasıdır. Çokça hem maddi hem de manevi anlamda anne-baba bağımlısı, tek başına ayakları yere basamamış, iş bitirici olamamış bir nesildi X kuşağı. Yaşı büyüse de kendisi büyüyemeyen, dolayısıyla büyüklerini dinlemeyi bir faydadan çok alışkanlık hatta takıntı haline getirmiş bir kuşağız biz. Bu yüzden de manipülasyona açık, karar mekanizması çabuk bozulan bireyler olarak yetişenler var bizim aramızda. Bu da aslında bizden öncekilerin hatalarını görmemize fazlasıyla engel oldu.
Ülkenin şu anki yaşlı kesimi ve özellikle 1950-80 arasında doğanlar maalesef darbeler, tuhaf algılar ile şu anki durumun kötü mimarları oldular... Onları anlamak kolay aslında.
Korku... O kadar kötü zamanlardan geçmişler ki, haklılar korkmakta... Ama yanlış olan aynı korkunun bir sonraki kuşağa yani bize aktarılmasıydı...
Din korkusu, siyaset korkusu, fikir beyan etme korkusu vs derken bizim nesil de birkaç parçaya bölündü. Bir kısmı kendini kurtardı, bilinçlendi. Bir kısmı kendisini kurtarsa da köşesine çekildi, bana dokunmayan bin yaşasın dedi. Diğerleri malumunuz... Hala dünya düzdür diyebilecek seviyedekiler yani...
Bu yüzden dediğiniz doğru.
İş sizde. Yaşınızı bilmiyorum ama yeni nesil olarak nitelemişsiniz kendinizi. Ben 30 yaşındayım yüksek ihtimalle biraz yaş farkımız vardır. Bir ağabey tavsiyesi olarak alın naçizane. Ama bu dediklerimi de sorgulayın. Belki ben de eksik veya yanlış söylüyor olabilirim.
1) Her şeyi sorgulayın... Siyaseti sorgulayın, iktidarları sorgulayın, muhalefeti sorgulayın, dini sorgulayın, eğitimi sorgulayın, ekonomiyi sorgulayın. Sorguladıktan sonra inanıp inanmamayı seçin bir şeye. Birisi size gelip bak bu böyledir diyorsa, böyle olmayabileceğini mutlaka düşünün... Başkaları söylüyor diye değil, siz istiyorsunuz diye inanmayı-inanmamayı, yapmayı veya yapmamayı seçin.
2) Eğer bir gün işletme, iktisat vs okursanız ya da okuduysanız karşınıza SWOT analizi diye bir şey çıkacak. Belki biliyor da olabilirsiniz ama ben yine de yazayım.
Strengths,
Weaknesses,
Opportunities,
Threats. Yani Güçlü Yönler, Zayıflıklar, Fırsatlar, Tehditler...
Hayatın röntgenini çeken bir analizdir bu. Sadece iktisadi veya örgütsel bir analiz değil... Kendinize uygulayın. Güçlü ve zayıf yönlerinizi bulun. Fırsatları kaçırmayın, tehditleri savuşturun.
Birey olmak demek bu demektir. Kendinizi tanıyın. Bizim nesilde bunu becerebilen insan sayısı azdı. Ama sizin potansiyeliniz bizden yüksek.
3) İlk önce kendinize güvenin. Her yaptığınız işe kendinize güvenerek başlayın. Başkasına güvenilerek çıkılan yolda ya siz düşersiniz, ya da uçurumun kenarında iken siz feda edilirsiniz... O yüzden kendi ayaklarınız yere basmalı. Bu da eğitim ile olur, şüphe ederek olur. Eğitim de sadece okulda alınan dersler değildir. Çok okumak, kendinizi geliştirmek, eğitimlerin en büyüğüdür.