Alp Yenigün

Centipat
Katılım
23 Nisan 2017
Mesajlar
4
Beğeniler
19
ÖNSÖZ:

Herkese merhaba adım Alp Yenigün, 23 yaşındayım ve Anadolu Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisiyim.

Burada bulunma sebebim satmaya çalıştığım masaüstü bir bilgisayarım var ve yıllardır youtube üzerinden takip ettiğim Technopat ailesinin forumunda ürünümü paylaşmak istedim. Ne yazık ki 100 mesaj atmadan ilan açmam mümkün değilmiş. Bende bari 100 mesaj atayım dedim ama bunu içi boş mesajlarla yapmak yerine şu yaşıma kadar edindiğim belli başlı konularda tecrübelerimi paylaşarak yapmak istedim.
İlk girdiğim konu her zaman üzerine konuşmayı ve araştırmayı sevdiğim fotoğraf makinesi başlığı oldu. Gözüme çarpan ilk detay ise tonlarca "yeni başlıyorum hangi makineyi seçmeliyim" konusu. Bunlara istinaden bir kaç rehber konusu da mevcut fakat benim yazmak istediğim içeriklere ve (bana göre) belirli yeterliliklere sahip değiller.

Bu rehberimde sadece fotoğrafçılık için değildir, video için de belli başlı konulara değineceğim.
İlk olarak fotoğraf sanatına adım atmak isteyen siz değerli okurlara şunu sormak istiyorum ;

"Fotoğrafçılık sizin için bir sanat mı ? Yoksa sadece anı kaydetmek mi ?"

Eğer cevabınız "Gittiğim tatillerde, doğum günlerimde, amca oğlunun düğünde fotoğraf çekilmek ise, alacağınız güncel bir amiral gemisi telefon işinizi fazlasıyla görecektir.

Ama siz işin sanatsal dünyasına adım atmak istiyorum derseniz bu rehberi okumanızda fayda var. Yazımda işin sadece teknik konusuna değineceğim, sanatsal kısmıyla çeşitli kaynaklardan ücretli/ücretsiz pek çok ders bulmanız zaten mümkün.

İLK MAKİNEMİ ALIYORUM :


Hepiniz ilk makinenizi almanın heyecanı içinde siteden siteye araştırmalar yapıyorsunuz ve önerilen makinelere bakıyorsunuz. Çünkü tahminimce makinelerin sitelerinden özelliklerine baktığınızda pek bir şey anlamıyorsunuz.
Ben bugün size şu makineyi alın demek yerine;

-Makineleri birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
-Ucuz makine neden ucuz pahalı makine neden pahalı?
-Hangi makine ne için kullanılır?

Tarzı bilgiler verip, alacağınız makineyi sizin seçmenizi sağlamak istiyorum.
Çünkü en iyi makine "Kalbinizin istediği makinedir"

Fotoğrafçılık hakkında hiç bilginiz olmadan uzman tavsiyeleri üzerinden makine seçmeniz çok anlamsız. Çünkü genelde yapılan;
-Bütçenize göre en pahalı ve tipi hoşunuza gideni satın almak.
-1000-2000 tane fotoğraf çekip çektiğiniz fotoğrafların internettekiler ile kıyaslamak.
-Onlar kadar iyi olmadığını fark edince suçu makinenize atmak.
-Sahibinden üzerinden satmaya çalışıp daha iyi bir makine almaya çalışmak.
-Daha iyi makine alınca daha iyi fotoğraf çekebileceğinizi düşünmeniz vs. vs.

Bunu bugün yıkmak için buradayım ! (Çok iddialı oldu)

TERİMLERİ ÖĞRENELİM :

Yazımın bundan sonraki kısmında size makine seçerken bilmeniz gereken fotoğrafçılık terimlerinden bahsedeceğim.

İlk olarak şu çok merak ettiğiniz iso nedir, ne işe yarar onu anlatayım. Gereksiz teknik detaylara girmeden çok basit bir dille anlatmaya çalışacağım.

Makinemizin içinde bulunan sensör (Makinenin gözü de denebilir. Dikdörtgen şeklindedir ve manuel makinelerde kullandığımız filmlerin dijital halidir.) fotoğrafları aydınlatma özelliğine sahiptir. Bu aydınlatma özelliğini genellikle ışığın az olduğu yerlerde veya akşamları kullanırız.

Örmek: Gün ışığında 100 iso kullanıyorsak akşam çektiğimiz bir fotoğrafta 800 kullanırız. ISO'yu ne kadar arttırırsanız fotoğrafınız o kadar aydınlık çıkar.

ISO.png


Iso'yu gördüğünüz görsel oldukça iyi anlatmakta. Ancak şöyle bir detay var ki, makineniz 6400 iso'ya çıkabiliyor demek 6400 iso'da güzel fotoğraf çeker anlamına gelmez. Iso değeri arttıkça sensör ısınır ve fotoğrafınızı bozmaya başlar. Fotoğrafın bozulmaya başlama eşiği her makinede farklıdır ama bozmaktan kastımın ne olduğunu şu görselle anlatabiliriz;

T1i_noise_100_12800.jpg


İkinci olarak shutter speed'den bahsedebiliriz. (Enstantane hızı,perde hızı). Bu özellik ise fotoğraf çekerken sensörün önünde bulunan kapakçıkların açılıp kapanma hızı diyebiliriz. Kapak ne kadar uzun süre açık kalırsa sensör de o kadar ışık alır.

Örnek: Enstantane hızını 1/2000 (Saniyenin 2000 de 1'i) yaptığınızda bir helikopterin pervanesini durur vaziyette çekebilirsiniz.
Örnek 2: Enstantane hızını 2 (2 saniye) yaptığınızda hareket eden bir treni bulanık çekebilirsiniz.

enstantane-1.jpg


3. olarak bir de diyafram var ancak onu objektif seçimi konumu anlatacağım.
Bu ikisini bilmeniz şimdiki aşamada yeterli. Gelelim sizin heyecanla beklediğiniz kısma. Ucuz makine neden ucuz, pahalı makine neden pahalı kısmına. Bunu size basit ve anlayabileceğiniz şekilde anlatacağım.

NEDEN PAHALI :

Belirli modelleri baz almadan size kendi kafamdan attığım 1000 liralık ve 10.000 liralık iki makinenin farklarından bahsedelim.

Megapixel'den başlayalım. Mesela alacağınız giriş seviye bir makine 16 MP iken pahalı makinelerin 40-50 gibi değerlere kadar çıktığını görürsünüz. Bunun sizin için önemi var mı ? Bırakalım rakamlar konuşsun ;

Bayıla bayıla baktığınız 4K televizyonların çözünürlüğü 4096 x 2160'dır.

12,1 MP ile çektiğiniz fotoğraf ise 4256 x 2832

Ki şu anda giriş seviyesi makineler 16-24 gibi değerlerden başladığını düşünürseniz, çektiğiniz fotoğraf ile bina kaplamayı düşünmüyorsanız megapixel'in hiç bir önemi yok.

Az önce öğrendiğimiz iso'dan devam edelim. Giriş seviye makineniz örneğin 6400 iso'ya ulaşırken çok daha üst sınıf makineler 400.000 iso gibi değerlere kadar çıkabiliyor. Ama yine az önce dediğim gibi belli iso'dan sonra fotoğrafta bozulmalar başlıyor. Ama mesela giriş seviye makine 800 iso'dan sonra bozmaya başlarken diğeri 3000 iso'dan sonra bozmaya başlıyor.

Burada şunu bilmeniz yeterli, 800 iso'nun üstü çok ekstrem karanlık durumlarda kullanılır. Yani size 800 fazlası ile yetecektir. Karanlık bir ormanda nesli tükenen baykuş çekeceğim demiyorsanız sizin için iso'nun 800'ü geçmesinin hiç bir önemi bulunmuyor. Bu noktada perde hızına tekrar dönüş yapmamız gerekecek çünkü konular birbiri ile bağlantılı.

Siz perde hızını arttırdığınızda çok daha hızlı fotoğraf çekeriz, evet ancak perde o kadar hızlı açılıp kapanır ki sensörün içine çok az ışık girer. Bu da fotoğrafı gittikçe karartır. Ancak mesela 2 saniye boyunca çekersek fotoğrafı, perdeye 2 saniye boyunca ışık gireceğinden ötürü fotoğraf doğal olarak aydınlık çıkacaktır. Fotoğrafın olayı zaten anı yakalamak olduğu için çektiğimiz ortam karanlıksa iso'yu arttırmak yerine perde hızını düşürmek ve fotoğrafı yavaş çekmek çok daha mantıklı olacaktır.

Peki bu durumda iso'yu nerede kullanacağız ? Tabi ki saniyede 24 kare video çekerken perde hızını ayarlamak gibi bir şansımız olmadığı için mecbur karanlıkta iso'yu arttırmamız gerekir.
Bu noktada şu faktör devreye giriyor; ben makineyi video için mi alıyorum yoksa fotoğraf çekmek için mi ?
Cevabınız fotoğraf ise iso özelliğine hiç takılmadan yolumuza devam edebiliriz.

Enstantane hızına değinecek olursak ucuz makinede max 1/4000 e çıkabiliyorken bu değer pahalı makinede 1/8000. Enstantanenin ne olduğunu bilmeyen biri için arada çok fark varmış gibi değil mi ? İşte bu yüzden size az önce enstantanenin ne olduğunu anlattım. 1/4000 ile 1/8000 değerleri zaten kullanabileceğiniz değerler değil. Mermi falan çekiyor olmanız lazım ki ihtiyaç duyasınız. Bir de tabi bu kadar hızı düşünürsek inanılmaz yüksek de bir ışık kaynağına ihtiyaç duyacaksınız. O yüzden bu konuya da takılmadan yolumuza devam.

MP , ISO Enstantane gibi temel özellikler dışında (Sensör boyu da var birazdan geleceğiz) özellikler genelde şu şekilde olur ;
Ekran boyu, şarj süresi, hafıza kartı yuvası sayısı, vizör boyu, sıvı geçirgenliği, dokunmatik ekran gibi işin sanatsal boyutunu ve fotoğrafçılığı zerre ilgilendirmeyen özelliklerin yanı sıra;

Renk derinliği dynamic range hdr gibi özellikler vardır ki, bu özelliklerde iki makine arasında fark olması için fiyatta da uçurum olması gerektiğinden ve siz yeni başlarken 5-10 bin liralık bir makine almayacağınızı varsayarak kafanıza hiç takmamanızı öneririm. (Aradaki kalite farkı da biri 10 sa diğeri 12 olur uçurum farklar bulunmaz)

Bir de unutmadan değineyim continous shooting diye bir özellik mevcuttur. Bu özellikte saniyede kaç fotoğraf çekebildiği yazar. Standart bir makinede bu 5-6 iken pahalı bir makinede bu değer 12-16 gibi rakamlara ulaşır. Koşan bir çitayı veya futbol maçında bir futbolcuyu çekmeyi düşünmüyorsanız bu özellikte sizi pek alakadar etmez zira makinenin ömrünü kısaltmaktan başka size pek faydası olmaz.

Toparlayacak olursak. Ekstrem koşullarda uç fotoğraflar çekmek istemiyorsanız, ideal ışıklı bir ortamda aynı lens ile 1000 liralık bir makine ile 10.000 liralık makine yüzde 95 aynı fotoğrafı çeker. Giriş seviyesi dediğimiz 1000-3000 lira arası makineleri birbirinden fiyatta ayıran özellikler genelde dokunmatik ekran, wifi, yardımcı ekran vs. gibi özellikler olur.

Bunu bu kadar vurgulama sebebim insanlarda hala büyük ve pahalı makine daha iyi fotoğraf çeker gibi bir algısının olması. Aynı şekilde büyük lens daha iyi fotoğraf çeker algısı da mevcut.

Şu kadar diyebilirim ki, iyi fotoğrafı makine değil siz çekersiniz. Eğer param çok saçacağım derseniz de makineye değil objektife harcayın, çünkü ucuz makine-pahalı makine çok farklı değildir lafımı objektifler için söylemiyorum.

Şunu da unutmayın, elinizdeki makine kullandığınız objektiften pahalı olmak zorunda da değil. Benim makinem 1000 liralık 1.5000 liralık lens takarsam tam performans vermez gibi bir düşünceniz olmasın, bunlar ekran kartı-işlemci değil ki darboğaz yapsın. Paranızı objektife saklayın.

FULL FRAME NEDİR :

Gelelim az öne ertelediğim ff ve crop sensör mevzusuna.FF (Full Frame) yani tam karedir. Bunun için önce eski manuel filmli makinelerden bahsetmek gerekir ki o makinelerin filmlerinin boyu standart 35mmdir.

DSLR makinelerin sensörleri üretilmesi çok maliyetli. Bu sebeple düşük segment cihazlara 35mm standartından daha küçük sensörler takılıyor. Buradan şunu anlayabilirsiniz. Bir makine FF ise o makinenin sensörü 35mm dir. Günümüzde en ucuz FF makineler 5000 lira ve üstü fiyatlara satıldığı için ve sizin giriş seviye cihazlarla başlayacağınızı düşünürsek crop yani küçültülmüş sensörlü bir makine edineceksiniz.

Crop factor ise kırpma oranı demektir. Sensörün 35mm'ye göre kaç kat kırpıldığını tarif eder. Genelde markaların standart olur. örneğin nikon ve sonylerde bu oran 1.5 iken Canon'da 1.62'dir. Bu da nikonun crop bir makinesinin sensörü, full frame sensöre göre 1.5 kat daha küçük demektir.

Peki sensörün küçülmesi bize ne kaybettirir ? Tabi ki görüş açısı;

Canon-5D-VS-Canon-20D-Full-Frame-Versus-Cropped-Sensor.jpg


Bu fotoğrafta aynı lens ile çekilmiş FF makine ile crop makinenin farkını görmekteyiz. Yani sizin alacağınız makinelerin o pahalı makinelerden en en büyük farkı bu görüş açısının daha dar olması.

Tabi bunu bir dezavantaj olarak düşünmeniz yanlış olur. Çok çok pahalı crop makineler de mevcut çünkü sensörün küçük olmasının bazı avantajları da var.

Örnek: 200mm bir objektifiniz var ve uzaktaki bir kuşu çekmek istiyorsunuz. FF makinede bu lens 200mm olarak çalışır ancak 1.5 crop bir makinede bu değer 1.5 ile çarpılır ve elimizdeki lens 300mm sonucu verir. Bu sebepten ötürü bazı doğa ve spor fotoğrafçıları bilerek crop makine tercih etmektedirler.

Bir diğer avantaj ise 24mp crop makine ile çekilmiş görüntüyü ff makine ile çekmek istediğimizde 24x 1.5 formulünden 36mp bir FF makineye ihtiyaç duyarız. Crop makinelerde sensör küçük olduğundan doğal olarak pixel yoğunluğu da artmış olur.

Bu açığı da farklı lensler ile kapatmak tabiki mümkün mesela FF bir makinede 50mm lens kullanmak yerine crop makinede 35mm lens kullanarak hemen hemen aynı sonuca ulaşmanız mümkün. Crop makinelerin objektiflerinin çok daha ucuz olduğunu unutmamak gerekir.

MAKİNE SEÇİMİ:

Bu konuda size şu markayı alın demek istemem, sadece kendi deneyimlerimden yola çıkarak yardımcı olabilirim.

Öncelikle size tavsiyem kimsenin lafını dinlemeyin ve yakınınızdaki bir fotoğrafçı mağazasına veya Mediamarkt vari büyük Teknomarkete giderek teşhirdeki cihazları elinize alıp deneyimleyin. Elinize oturuşuna bir bakın, menüsünde gezinin, bir kaç fotoğraf çekin. Satıcı veya bu işte uzman olduğunu iddia eden satış görevlilerinin aklınızı çelmesine ve size pahalı makine aldırtmasına izin vermeden içinize sinen bütçenize uygun, kalbinizi çalan makineyi seçin.

Sakın ama sakın deneme fotoğrafı çektiğinizde kalite kıyaslaması yapmayın ! Teşhirdeki makinelerin hepsinde farklı lens takılıdır ve farklı sonuçlar vermeleri çok normaldir. Belki sizden önce gelen biri ayarlarını kurcalamıştır ve bu sebeple çektiğiniz fotoğraf size kötü gelebilir. Ayrıca şunu da unutmayın ki her makinenin ekranı aynı kalitede değil. Kimisinin ekranı fotoğrafı olduğundan çirkin gösterebilir. Esas sonuç her zaman bilgisayar ekranında gördüğünüz sonuçtur, makinenin ekranına aldanmayın. Çektiğiniz fotoğrafa zoom yaparak net mi çekmiş diye bakmayın. (En azından bu yazıyı okuduysanız bunu yapmayın)

Mesela ekranın dokunmatik olması eğer videoda ekrana dokunarak focus noktası seçebiliyorsanız bir avantajdır. Video çekeceğim diyenler bu özelliğe dikkat edebilir. Onun dışında hiç bir işe yaramaz boşa ek para verirsiniz.

Wi-fi olması çok güzel bir avantajdır, hafıza kartı tak çıkar yapmadan fotoğrafı çektiğiniz gibi telefonunuza bağlayarak aktarım yapabilirsiniz. Bu sizin için önemli değilse, eve gidince baksam da olur son hallerine diyorsanız yine boşuna ek para ödemeyin.

Üst kısımda ek bulunan bilgilendirme ekranı arsa, ön ekranda yazan bilgiden farklı bir şey göstermez, makine seçerken iyi düşünün. Buna gerçekten ihtiyacım olur mu diye kendinize bir sorun.

Marka konusuna çok takılmayın, DSLR sektöründe marka sayısı belli ve hepsinin makineleri birbirinden güzel. Taraftarların aklınızı çelmesine izin vermeyin, gönlünüzü fetheden makineyi alın. Yakınlarınızdan belli markalar kullanan varsa o markaları almanız ileride objektif değiş tokuşu yapmanızda etkili olabilir.

Bir de son 4-5 senedir konuşulmaya başlanan aynasız makine dünyası var ki bambaşka bir konu aslında.

Oraya girmeden buradaki ayna kavramını sizin anlayacağınız basitlikte anlatmak isterim. Standart aynalı bir dslr makinede objektif ile sensör arasında 45 derece duran bir ayna vardır.

P1gz0.jpg


Bu ayna objektiften gelen görüntüyü vizöre (Gözünüzle baktığınız yere) iletir. Böylece fotoğrafı çekerken objektif ne görüyorsa siz de onu görürsünüz. Denklanşöre bastığınızda ise bu ayna yukarı kalkar, perde ayarladığınız hızda açılıp kapanır ve ayna tekrar geri iner. Fotoğrafımız da çekilmiş olur. Bu işlem o kadar hızlı gerçekleşir ki sadece sesini duyarsınız. (Evet o cıkşın sesi buradan geliyor)

Aynasız makinelerde ise böyle bir ayna sistemi bulunmaz ve makineler doğal olarak çok daha küçük olur. Aynasız makinelerin kompakt (Tatile giden amca makineleri) karıştırılma sebebi de buradan gelir. Boyutları küçük olduğu için. (Kompakt makinelerin de profesyonel olanları mevcuttur)

Aynasız makinelerin en alt segmentlerinde vizör bulunmaz, vizörlü olanlarda ise ayna olmadığı için görüntü dijitaldir. Bunun en büyük avantajı vizörden baktığınızda objektifin gördüğünü birebir değil, fotoğrafın son halini görürsünüz. Yani daha deklanşöre basmadan ne çekeceğinizi bilirsiniz. Böylece aynalı makinelerdeki gibi deneme yanılma yaparak ayar yapmanıza gerek kalmaz. (Elektronik vizör kullanan 1-2 aynalı makine de mevcut)

Burada tercih tamamen size kalıyor. "Ben elimde koca koca makine taşıyacağım, herkes fotoğrafçı olduğumu bilsin, büyük makine daha iyi hissettiriyor" diyorsanız aynalı makine tercih etmeniz sizin için daha iyi olur. Makinenin elinizi doldurması burada çok önemli. Ama eğer "Boyun ağrısı çekmek istemiyorum, her yere sığsın, hızlıca çıkarıp çekeyim" diyorsanız aynasız makinelere yönelebilirsiniz.

Son dönemde özellikle düşük bütçeli film sektöründe aynasız makineler pratiklikleri ile çok popüler, Hem kolay taşınıyorlar, hem aynı işi görüyorlar , hem de hafif oldukları için rahatlıkla drone gibi cihazlara bağlanabiliyorlar.

Tekrar şunu belirtmek isterim üstüne basa basa "Aynalı makine ile aynasız makine arasında ayna dışında hiç bir fark yoktur. Aynasız makineler amatördür gibi bir algı kesinlikle oluşmasın kafanızda" Biri görüntüyü objektiften vizöre direkt verir, diğeri o görüntüyü işler öyle verir. 30.000 lirayada aynasız makine bulmanız mümkün. (Leica M)

Objektif kısmına geçmeden önce size flange focal distance, yani lensin takıldığı yuvanın sensöre uzaklığından bahsetmek isterim. Çünkü makine tercihinizde önemli bir etmen olabilir.
Flange_Focal_Length_(2_types_camera).PNG


Resimde de görüğünüz gibi her makinenin lenslerinin sensöre uzaklığı farklı. Bu markaların kendi içinde standart olduğu için her markanın kendi lensleri kendi makinelerine göre optimize edilmiştir.

Yani şöyle örnek verecek olursak x markamızın ffd değeri 50mm olsun. O markanın lensleri sensöre 50mm uzaklıkta olmadığı sürece kullanmanız pek mümkün değil. Bu da farklı marka makinelerin birbirleri ile lens takasını zorlaştıran bir etmen.

Bazı markaların lensleri diğer markalara uyumlu olabilir (dönüştürücü ile) ama X markasının ki Y ye uyuyor diğe Y nin ki X'e uyacak diye bir şey yok. Bunu şöyle açıklayabiliriz.

X Markasının ffd değeri 50mm demiştik.

Y Markası için bu değer 35mm olsun.

Yani X markasının objektifini Y de kullanmak istersen 15mm lik bir dönüştürücü kullanmamız gerekecek demektir. Y markasının 35mm olan mesafesine 15mm de dönüştürü takarsak elimize 50mm lik bir değer geçer böylece objektifi sorunsuz kullanabiliriz.

Ama ne yazık ki Y markasının 35 mm için optimize edilmiş objektifini X markasına takmamız için objektifi makinenin içine sokmamız gerekecektir. Bu da imkansız olduğu için malesef lensi kullanmamız mümkün olmuyor.

Markaların değerlerine buradan bakabilirsiniz
comparison-of-flange-focal-distance1.jpg
;Buradan şunu anlayabilirsiniz. Seçtiğiniz markaya altında kalan markaların lenslerini takmanız mümkün.

Örnek : Sony aynasız bir makine aldığınızda canon ve nikon lensleri takmanız mümkün. Canon bir makineye nikon lensi takmanız da mümkün. Ama nikon bir makineye ne yazık ki sadece nikon lensi takabilirsiniz.

Dönüştürücü aparatlar genelde 10-50 lira arası olurlar ama plastik basit parçalardır. Kullandığınız takdirle lensin autofocus titreşim engelleme gibi özelliklerinden mahrum kalırsınız. Bunun olmaması için elektronik dönüştürücüler mevcuttur ancak fiyatları biraz yüksek.

NASIL BİR SET ALMALIYIM :

Diyelim ki makinenizi seçtiniz ve ben bu makineyi alacağım dediniz.

Size tavsiyem alacağınız makineyi sadece ve sadece gövde olarak, alacağınız markanın garantisi altında, bulduğunuz en uygun yerden alın.

Örnek vermek gerekirse; Canon 600d almak istiyorsanız. Canon 600d makinesini yanında lens olmadan sadece body olarak hediyesiz bir şekilde en ucuz bulduğunuz güvenilir mağaza/siteden canon türkiye garantisi olacak şekilde satın alın.

Neden ? Çünkü yanında hediye verdikleri şeyler ya çok ucuz dandik şeyler, ya da parasını zaten sizden alıyorlardır. Siz hazır satılan komple setler yerine kendi setinizi kurmanız çok daha mantıklı. Mesela yanında verilen klasik hediyere bir göz atalım ; (İlla hepsini veriyorlar demiyorum, denk geldiklerimi yazıyorum)

- Çanta - Genelde en ucuzunu verirler, onun yerine gidin ve içinize sinen düzgün bir çanta satın alın. İçine oyuncak koymuyorsunuz sonuçta.
- Tripod - Tripod alayım elbet lazım olur demeyin. Lazım olduğunda alın. Çoğu tripod alındıktan sonra satılacağı güne kadar çantasından çıkmaz.
- Yedek batarya - Bunu veren çok görmedim ama zaten verseler de kullanmayın çünkü yan sanayi ürün vereceklerdir. Ek batarya olarak orjinal veya partner firmaların ürünlerini tercih etmenizi öneririm.
- UV filtre - Aynı tripod gibi bu da, öncelikle filtrelerin ne olduğunu araştırıp öğrenin. Sonrasında ihtiyaç duyduğunuzda zaten kaliteli bir filtre seti alırsınız kendinize.
- Ekran koruyucu - Buna lafım yok ekran koruyucu her şekilde alıp makineye ilk günen takmanız hayatidir. (Nikonlarda kutudan çıkar)
-Hafıza kartı - Size en ucuz dandik ellerinde kalmış hafıza kartlarından verirler. İhtiyaç duyduğunuzda lexar gibi markaların prof. kartlarını alabilirsiniz.

Neden lens olmadan alın dediğime gelirsek genelde yanında klasik 18-55 gibi bir lens verirler. Bu konuya objektif rehberimde detaylı değineceğim ama kabaca şunu diyebilirim ki bu objektifler en dandik en ucuz objektifler.

Body den farklı olarak kit olarak lens ile alırsanız ek olarak 400-500 lira ödersiniz. Onun yerine illa istiyorum derseniz bu lensleri ikinci el 150-200 liraya sıfır bulmanız mümkün. Onlara yönelin aradaki fark cebinizde kalır.

Onun dışında içinde 2. olarak 70-300 veya 50-200 gibi tele lenslerin bulunduğu setler de mevcut (2 Lensli setler). Kesinlikle ve kesinlikle önermiyorum çünkü o tele objektifi size bedavaya vermiyorlar. Boş yere bir de tele objektif almış oluyorsunuz.

Fotoğrafçılıkta kendiniz kişiliğinizi keşfetmeniz lazım, ne tarz fotoğraflar çekmek istiyorsunuz ? Ne çekmek istiyorsunuz ?
Zaten kendinizi keşfettikçe ve internetten araştırdıkça hangi objektifleri almanız gerektiğini yavaş yavaş bulacaksınız. Belki portre çekmek hoşunuza gidecek ve sürekli portre çekeceksiniz. Ama çok daha iyi bir portre lensi alacak parayı makineyi alırken tele lense vermiş olacaksınız. Bunu yaşamamak için makineyi aldığınız gibi her gördüğünüz aksesuara ve lense saldırmayın. Biraz kendinizi keşfetmek için kendinize zaman tanıyın ve neye ihtiyacınız olduğunu bulun.

Konuyu bitirmeden önce tabiki kendi tavsiyemi de sizlere sunmak isterim.

Benim tavsiyem bir sony a6000 alın. Aynasız çok tatlı bir makinedir. Body olarak pek bulunmuyor, bulunsa bile aradaki fiyat çok az o yüzden 16-50 kit lensi ile alın.

40-50 liraya m42 sony e-mount çevirici adaptör edinin ve ikinci el sitelerinden güzel m42 lensleri takip edin.
m42 lensler eski manuel makinelerin lensleridir, dijital hiç bir özellikleri yoktur tüm ayarlarını elle yaparsınız. Bu hem size kendinizi geliştirmede yardımcı olur hem de fotoğrafçılıktan aldığınız keyfi müthiş arttırır. Hem de en büyük avantajı fiyatları çok uygundur. yeni üretilmiş 3-4 bin liralık bir lensi manuel olarak 400-500 liraya bulabilirsiniz. Sadece autofocus olmaz, diyafram kendisi kapanmaz vs. her şeyi elle yaparsınız ama kağıt üstünde aynı fotoğrafı çekersiniz. Benim şahsi fikrim daha çok keyif alırsınız. Ayrıca Nikon ve Canon lenslerini de yine aparat yardımı ile kullanabilirsiniz.

Yazımı burada noktalıyorum. Umarım birilerine yardımcı olabilirim. Hatam olmuş olabilir, eğer olduysa affola kendinize iyi bakın, en yakın zamanda objektif seçim rehberimde görüşmek üzere hoşçakalın.
 
Son düzenleyen: Moderatör:


Yukarı