Çalış evlen çocuk yap toprağa gir.
Öncelikle bu cümlede beni çok rahatsız eden, çok yanlış ve itici bulduğum ve bu yüzden Türkçe'den çıkartılmasını kişisel olarak düşündüğüm ama her şeye muhalif sakat zihniyet sahiplerinin hemen "şarlayıp" itiraz edecekleri bir mecaz anlamlı fiili belirtmek istiyorum. Cümledeki dördüncü kelime olan "yap" fiili yerine doğrusu olan "sahibi ol" kelimesinin kullanılmasını önemle ve şiddetle rica ediyorum. Çünkü öbür türlü feci halde çok itici geliyor bana ve onu asla ne duymak ne de okumak istemem.
Bireylerin evlenip çocuk sahibi olması aile kurumunun biyolojik bir sonucu olarak ortaya çıksa da bunun aslında bir tercih olduğu açıktır. Çünkü evli bireylerin çocuk sahibi olması çok muhtemel olarak beklenilebilen veya umulabilen bir netice ise de bunun gerçekleşmesi sadece bireylerin tercihine kalmıştır yâni bir mecburiyet asla söz konusu olamaz. Tarih boyunca insan türünün bireyleri, bir "emr-i vaki" ile bir ailede Dünya'ya geldikten sonra, bebeklik, çocukluk ve gençlik denilen biyolojik-psikolojik ve sosyolojik gelişimsel dönemleri boyunca, öğrenilmiş gerçeklik ve varlık algısıyla yetişip öğrenilmiş biyolojik cinsiyet rollerini edinirler. Bu edinilmiş biyolojik cinsiyet rollerini yerine getirmek için, sanki öyle bir mecburiyet varmış gibi, kendilerinin Dünya'ya gelmiş oldukları aileden bir süre sonra ayrılarak yeni bir aile kurmak üzere tercihte bulunup hareket edebilirler. Fakat bu aslında hayatın anlamı içinde düşünülebilecek bir aşama mıdır gerçektan sorusu aslında tartışmaya açıktır.
Öncelikle bilelim ki, biyolojik ihtiyaç ile psikolojik istek kesinlikle aynı anlama gelmez. Kısacası ihtiyaç kelimesi ile istek kelimesi aynı anlamda değildir. Bunu baştan belirtmek istememin sebebi şu vurucu gerçeği fark edebilmeniz içindir: Bireyin varsayılan cinsiyet rolünü yerine getirme amacı, kesinlikle ve kesinlikle ve asla, mutlaka yerine getirilmesi gereken zorunlu bir biyolojik ihtiyaç değildir, net! O amaç, sadece, varsayılan öğrenilmiş cinsiyet rolünün çok güçlü bir şekilde yönlendirmiş olduğu bireyin, bu yönlendirmeyi çok güçlü bir şekilde benimseyerek yerine getirme "isteğidir", asla bir biyolojik ihtiyaç değildir, net!
Biyolojik ihtiyaçlar yerine getirilmez ise bireyin hayatı sona erer yâni ölür. Bireyin bir biyolojik organizma olan bedensel kimliğinin yâni bedeninin zorunlu biyolojik ihtiyaçları solunum, dolaşım, beslenme, sindirim, boşaltım ve uykudur. Bu zorunlu biyolojik ihtiyaçların biri bile karşılanmazsa ölüm kaçınılmazdır.
Bireyin öğrenilmiş cinsiyet rolünü gerçekleştirme isteği ise zorunlu bir biyolojik ihtiyaç olmadığı için yâni bireyin bedeninin hayatta kalabilmesi için mutlaka gerekli bir bedensel faaliyet olmadığından dolayı, o psikolojik istek sadece ve sadece bir tecih olduğundan dolayı, çeşitli sebeplerle o isteği gerçekleştiremeyen bireyler asla ölecek değildirler. Sizce de "amasız fakatsız" öyle değil midir?
Sayıları çok az olsa da, ihtiyaç kelimesi ile istek kelimesinin farkını fark eden bireyler, bunun öncesinde ise daha ileri bir düşünce düzeyinin sonucu olarak zaten bedensel kimlik ile bireysel kimliğin gerçekte farklı varlıklar olduğunu fark etmişlerdir ve varsayılan cinsiyet rolünün gerekçesinin geçersiz olduğunu anlamışlardır. Dolayısıyla bu bireyler için çocuk sahibi olma düşüncesi, hayatın anlamı içindeki bir amaç olmaktan çıkmıştır.