Ülkemizde kadın cinayetleri neden bu kadar sık işleniyor?

Selam. Bugün ülkemizin kanayan yarası olan kadın cinayetleri hakkında görüşlerimi sizlere açacağım.

Kadın cinayetleri neden son yıllarda giderek artıyor? Bunun cevabı pek basit değil aslında. Öncelikle şunu bir bilelim: Ortadoğu'da insan haklarının değerinin olduğunu söylemek biraz komik olacaktır. Ve biz de gün geçtikçe asıl vatanımız olmayan toprakların kültürünü benimsiyoruz. Evet, bu kültürde kadınların sosyal hayatta yeri yok. Okutulmazlar çünkü meslek sahibi olmalarına gerek yoktur. Onların zaten tek mesleği erken yaşta anne olmaktır. Sizce bu ne kadar doğrudur?

Bir başka etken de yine bu kültüre dayanır: namus, bekaret (kızlık zarı bunun içine girer) gibi çağ dışı kavramlar. Bu kavramlar yüzünden töre cinayetleri ile cinsel ilişkiye girmiş kadınlar öldürülüyor. Bakın, kadınlar diyorum çünkü erkek seks yapabilir ama kadın yapamaz. Erkek tahrik olabilir ama kadın tahrik olamaz. Cinselliğin tabu olduğu ülkelerde kaçınılmaz sondur bu.

TV'de cinayet işlemenin sürekli normalleştirilmesi. Bunu önlemek çok kolay aslında ama yetkililer gerekeni yapmıyor. Ailem bu tarz dizilere bakıyor bazen. Ben burada birkaç tane istisna dışında düzgün yapım göremedim. Sürekli namus, töre, mafya, şiddet, ensest ilişki, taciz ve tecavüz gibi kelimeler bir bir beynimize işleniyor.

Kadınların yanlış erkek seçmesi. Hani şöyle kadınlar var: Yumuşak erkek olmaz, bana iltifat etmesin. O ne öyle kılıbık gibi? Bu da nedenlerden biridir aslında. Günümüzdeki kadınlardan bahsediyorum çünkü eskiden görücü usulü evlilik daha yaygındı. Yani ne kadının ne de erkeğin seçme olanağı yoktu ama şimdi bu durum azaldı. Kadınların daha dikkatli seçimler yapmaları gerekiyor. İçinden kötülük akan insanlara karşı sevgi beslenmemeli. Zengin koca avcılarını katmıyorum işin içine. Evlilik gibi basite alınamaz bir durumu sadece maddi duruma bağlamak uzun süreli huzuru bulmak değildir.

İnsanların duyarsızlığı. Bir insanı sokağın ortasında dövsen kimse laf etmez ama öpüşsen herkes ahlak bekçisi kesilir. Ataerkil topluma adapte olmuş insanlar tepki göstermez. Zaten o hak etmişti. Neden? Açık giyiniyordu, yolluydu. İnsanların bilinçlenmesi gerekiyor. Eğer başına bir şey gelir diye korkuyorsa en azından isim vermeden polis aranabilir. Linç kültürünün tek faydalı olduğu konu da bu olabilir aslında. Bu duruma sustukça daha da artacaktır. Ki artıyor zaten. Her gün yeni bir skandal ile güne başlıyoruz.

Erken yaşta evlilik. Çocuk gelinler babası yaşındaki erkekler evlenerek kölesi durumuna getiriliyor. Bunu kendi büyüklerimden biliyorum. Küçük yaşta itaat etmeye alıştırılan kız çocukları ileride söz hakkına sahip olmuyor. Dövse de sövse de kocamdır deyip sesini çıkartmıyor.

Gelişmemiş toplumlarda fiziksel gücün hala daha önemli olduğu gerçeği. Burada insanların ne düşündüğüne bile önem verilmezken hala bunun olması şaşırtıcı bir gerçek değil fikrimce.

Eğitimsizlik demek isterdim ama diyemem. Üniversite okumuş (şu an herkes okuyabiliyor ama neyse), eğitimli bir insan bile eşine fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayabiliyor.

Son olarak tartışılacak olan bir madde de şu ki: dini etkenler. Tartışılacak dememin sebebi de kutsal kitapların çevirilerinin farklılık göstermesi. Aslında bu maddeyi eklerken biraz tedirgin oldum çünkü tartışma çıkmasını istemiyorum. Kimsenin inancına laf etmek de istemiyorum. Sadece İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'de kadınların dövülmesine izin veriliyor. Genel olarak çeviriler bu yönde. Ya da kadın miras konusunda bir pay alırken erkek iki pay alabiliyor. Daha sayabilirim ama tartışmalı olduğu için devam ettirmek istemiyorum.

Şimdi gelip de "Sadece kadınlar öldürülmüyor, erkekler de şiddete uğrayıp öldürülüyor!" diyecek olanlar vardır kesinlikle. Ben yok demiyorum ama her gün karşımıza çıkan haberlerde kadın cinayetlerinin daha ağırlıklı olduğunu görmek zor değil. Ben en az iki günde bir; eski sevgilisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti, kocası tarafından yakılarak yaşamını yitirdi tarzı haberler görüyorum. Bir kadın kocasını yakıp bavula tıktı gibi haberlerle sürekli karşılaşmıyorum. Empati yapıp kabul edelim ki kadın cinayetleri çok çok daha fazla. Tabii bu şu demek olmuyor: Toplu taşımalarda oturduğumuz yerden kalkıp kadınlara yer verelim, sürekli kadınlara öncelik tanıyalım ya da birkaç hafta evli olunan kadına ömür boyu nafaka ödeyelim. Benim demek istediğim kesinlikle bu değil. Yoksa bu da adalet veya eşitlik değildir. Ama insanlar gözü dönmüşlük yüzünden can verirken buna susmayalım, sadece kadın haklarını değil, insan haklarını savunalım!

Yorumlar

Hepsini okuyamadım, kusura bakmayın.
Nedeni bence cezaların hafif kalması. Adam diyor ki öldüreyim, ne olacak ne idam var ne müebbet. Yatar çıkarım mantığında. Ve bir nevi haklıda. Ülkedeki cezalar çok hafif. İdam geri getirilmeli!
 
Dinci kesim (hepsi değil) gerçekten çok korkunç. Neden açık geziyormuş, o saatte orda ne işi varmış, buluşmaya gitmiş demek ki gönlü vardı gibi korkunç benzetmeler yapıyorlar. Arkadaşlar kadın açık kıyafet giyebilir bu ona kalmış.. Rahatsız oluyorsanız Hz. Ali'nin çok güzel bir lafı vardır; "Erkeğin tesettürü göz kapaklarıdır.".

Ve biz de gün geçtikçe asıl vatanımız olmayan toprakların kültürünü benimsiyoruz.
Yanıt:
Bu yoruma da kesinlikle katılıyorum. Dinci kesim Arapları yüceleştiriyor. Halbuki İslam'ın Arabistan ile alakası yok.

Bakın, kadınlar diyorum çünkü erkek seks yapabilir ama kadın yapamaz.
Yanıt:
Bırak seksi babalar kızlarının sevgilisi olduğunu öğrenirsem "keserim, öldürürüm, orasını burasını kırarım" gibi korkunç laflar söylüyorlar..

Video:
 
Hepsini okuyamadım, kusura bakmayın.
Nedeni bence cezaların hafif kalması. Adam diyor ki öldüreyim, ne olacak ne idam var ne müebbet. Yatar çıkarım mantığında. Ve bir nevi haklıda. Ülkedeki cezalar çok hafif. İdam geri getirilmeli!
İdamın çözüm olduğunu düşünmüyorum. Yaptığı yanına kar kalacak. Ayrıca iktidarda kim olursa olsun bunu kendi emelleri için kullanacağının bir garantisi yok. İşkence uygulanması gerekiyor. Doğduğuna pişman edilmeli
 
İdamın çözüm olduğunu düşünmüyorum. Yaptığı yanına kar kalacak. Ayrıca iktidarda kim olursa olsun bunu kendi emelleri için kullanacağının bir garantisi yok. İşkence uygulanması gerekiyor. Doğduğuna pişman edilmeli
Evet bu daha mantıklı. Zaten ceza evlerinde yapılıyor diye biliyorum. Ceza evlerinde illaki sözü geçen mahkumlar vardır. Onların bütün şeylerden haberi oluyor. Böyle bir durumda içerde yapmayacakları işkence kalmaz diye düşünüyorum. Belki öldürürler bile.
 
@memorishy Düşüncelerimizin aynı olduğunu görmek gerçekten sevindirici. Bu tarz konularda kadınlara ikinci el ifadesini kullanan insanlarla tartışmaya girdiğimde bana genellikle kaçamak cevaplar veriliyor. Cinselliğin tabu olduğu ülkelerin gelişmemiş bir toplum yaşantısı vardır. Refah seviyesi düşüktür. İnsan bu, doğasında seks vardır. Bunu seneler boyu engellemek aptallıkla birleşince taciz ve tecavüz suçları artıyor.
 
Evet bu daha mantıklı. Zaten ceza evlerinde yapılıyor diye biliyorum. Ceza evlerinde illaki sözü geçen mahkumlar vardır. Onların bütün şeylerden haberi oluyor. Böyle bir durumda içerde yapmayacakları işkence kalmaz diye düşünüyorum. Belki öldürürler bile.
Özgecan Aslan'ın katili bir örnek mesela. İçerideki başka bir suçlu onu öldürmüştü. Bunun bu şekilde çözülmesi asla doğru değil. İşkenceler arttırılırsa insanlar cesaret edemez.
 
Özgecan Arslan'ın katili bir örnek mesela. İçerideki başka bir suçlu onu öldürmüştü. Bunun bu şekilde çözülmesi asla doğru değil. İşkenceler arttırılırsa insanlar cesaret edemez.
Dediğim gibi, zaten ölse de ölmese de illaki onun cezasını bir şekilde çekecek. Hapise atılırsa illa dayak yiyecek, atılmaz ise dışarda illa birilerinden dayak yiyecek. Ancak bunlar yetmez. Sizlere aklımdaki işkenceleri söyleyeyim;

Öncelikle kadınlara vurduğu için o eller kırılacak.
Ardından soyulacak ve çırılçıplak iken kemer ve ya sopa yardımıyla dövülecek.
Ardından güzelce elektriğe çarptırılacak.
Eğer tecavüz gibi bir durum var ise cinsel organı köpeklere yedirtilecek ve ya kesilecek.
Eğer yok ise elektrik sonrası bir posta daha dayak.
Sonra 1 gün boyunca onu yanlız bırak ne yaparsa yapsın.
Sonra sal gitsin.
 
Dediğim gibi, zaten ölse de ölmese de illaki onun cezasını bir şekilde çekecek. Hapise atılırsa illa dayak yiyecek, atılmaz ise dışarda illa birilerinden dayak yiyecek. Ancak bunlar yetmez. Sizlere aklımdaki işkenceleri söyleyeyim;

Öncelikle kadınlara vurduğu için o eller kırılacak.
Ardından soyulacak ve çırılçıplak iken kemer ve ya sopa yardımıyla dövülecek.
Ardından güzelce elektriğe çarptırılacak.
Eğer tecavüz gibi bir durum var ise cinsel organı köpeklere yedirtilecek ve ya kesilecek.
Eğer yok ise elektrik sonrası bir posta daha dayak.
Sonra 1 gün boyunca onu yanlız bırak ne yaparsa yapsın.
Sonra sal gitsin.
Bu sadece kadınlar için de olmamalı. Çocuk tecavüzcüleri, çocuk yaşta evlilik için zorlayan aile bireyleri, hayvan katilleri/tecavüzcüleri, cinsiyet farketmeksizin cinayet işleyen tüm insanlar. Bu liste uzar gider ama yakın bir zamanda buna benzer bir çözüm getirilmez. Ama ben umudumu kesmiyorum. Her ne kadar sıkıntılı bir konumda olsak da bir gün gerçekten huzura edeceğimizi hayal ediyorum. Kimsenin sürekli kutuplaştırılmadığı, kimsenin inançları ile alay edilmediği, suç oranları düşük bir ütopyayı göremem belki ama gelecek nesiller için doğru kararlar vererek ve çalışarak bu dünyayı yaratabilirim. Masum düşler kurmak kötü değildir, sadece gerçekleştirilmesi imkansız denilebilecek kadar zordur.
 
Bu sadece kadınlar için de olmamalı. Çocuk tecavüzcüleri, çocuk yaşta evlilik için zorlayan aile bireyleri, hayvan katilleri/tecavüzcüleri, cinsiyet farketmeksizin cinayet işleyen tüm insanlar. Bu liste uzar gider ama yakın bir zamanda buna benzer bir çözüm getirilmez. Ama ben umudumu kesmiyorum. Her ne kadar sıkıntılı bir konumda olsak da bir gün gerçekten huzura edeceğimizi hayal ediyorum. Kimsenin sürekli kutuplaştırılmadığı, kimsenin inançları ile alay edilmediği, suç oranları düşük bir ütopyayı göremem belki ama gelecek nesiller için doğru kararlar vererek ve çalışarak bu dünyayı yaratabilirim. Masum düşler kurmak kötü değildir ama gerçekleştirilmesi imkansız denilebilecek kadar zordur.
Haklısınız hocam
Bence de bu sadece kadın tecavüzcüleri için olmamalı.
 
Ben söyleyeyim neden son yıllarda arttığını. Geçmişte, kocam ne derse o olur mottosuyla yaşıyorduk. Kadınlar ikinci planda olduğu için erkekler üstündü. Şimdi, kadınlar bilinçlendi, çalışan kadın, araba süren kadın ve boşanabilen kadın modeli çoğaldıkça, erkeğe ihtiyaç kalmadı. Kendini yetersiz hisseden erkeklerimiz ise, en iyi bildiği şeyi yaptı. Şiddet, taciz, cinayet. Ben bunun kolay kolay engelleneceğini sanmıyorum. Şuan ki genç nesil ne zaman ki yaşlanır, o zaman düzeliriz. Yeni neslin çok daha bilinçli ve vicdanlı olduğunu düşünüyorum. Yani, hedef 2040 falan.
 
Ben söyleyeyim neden son yıllarda arttığını. Geçmişte, kocam ne derse o olur mottosuyla yaşıyorduk. Kadınlar ikinci planda olduğu için erkekler üstündü. Şimdi, kadınlar bilinçlendi, çalışan kadın, araba süren kadın ve boşanabilen kadın modeli çoğaldıkça, erkeğe ihtiyaç kalmadı. Kendini yetersiz hisseden erkeklerimiz ise, en iyi bildiği şeyi yaptı. Şiddet, taciz, cinayet. Ben bunun kolay kolay engelleneceğini sanmıyorum. Şuan ki genç nesil ne zaman ki yaşlanır, o zaman düzeliriz. Yeni neslin çok daha bilinçli ve vicdanlı olduğunu düşünüyorum. Yani, hedef 2040 falan.
Evet, buna pek değinmedim ama bu da değişmez bir gerçek. Ne yazık ki bilinçlilik tek cinsiyette olursa böyle kötü sonuçlar ile karşı karşıya kalıyoruz. Eğer erkeklerimiz de durumun farkına varabilirse istisnalar dışında daha çağa uygun bir yaşam sürebiliriz. Artık kimsenin birbirine üstünlüğünün olmadığını kabul edip bu yolda hareket edersek rahatlayacağız. Bunun çözümü de yine eğitim. Eğitimden demek istediğim kıytırık bir üniversite okumuşluk değil de insani değerler ve bilinçli cinsellik eğitimi. Bu konularda çok büyük eksiklerimiz var.
 
Dediğim gibi, zaten ölse de ölmese de illaki onun cezasını bir şekilde çekecek. Hapise atılırsa illa dayak yiyecek, atılmaz ise dışarda illa birilerinden dayak yiyecek. Ancak bunlar yetmez. Sizlere aklımdaki işkenceleri söyleyeyim;

Öncelikle kadınlara vurduğu için o eller kırılacak.
Ardından soyulacak ve çırılçıplak iken kemer ve ya sopa yardımıyla dövülecek.
Ardından güzelce elektriğe çarptırılacak.
Eğer tecavüz gibi bir durum var ise cinsel organı köpeklere yedirtilecek ve ya kesilecek.
Eğer yok ise elektrik sonrası bir posta daha dayak.
Sonra 1 gün boyunca onu yanlız bırak ne yaparsa yapsın.
Sonra sal gitsin.
Öncelikle işkenceye kesinlikle katılmıyorum. İdama da karşıyım. İsterseniz dünyadaki en adaletli sistemi getirin yine de karşıyım idama. Yanlış bir yargının, telafisi olmak zorundadır. Hapis cezası yersiniz, masumiyetiniz kanıtlanırsa devlete otomatik olarak dava açılır ve tazminat alırsınız. Kaybedilen zaman, para ile telafi edilebilir az da olsa. Nihayetinde alacağın para kadar çalışmak zorunda kalmayacaksın. Bu örneği her konu altında veriyorum belki önceden de okumuşsunuzdur. En açıklayıcı örneklerden birisidir. İkinci olarak işkenceye katılmıyorum çünkü devlet olgusu dediğimiz şey kaybedilir. Eğer insanlar adaleti kendileri sağlamaya çalışırsa ortaya kaos çıkar bir süre sonra. Burada devlet işin içine giriyor. Şuan için inanın bir şey diyemem, ne derseniz haklısınız. Ama geç olmadan bir şeyler yapılmalı. Kadın şiddetinin altında yatan en büyük neden kadınların bir birey olarak görülmemesidir. Aile eğitimi giriyor bu sefer işin içine. Sürekli oğlum diyen anne, baba olduğu sürece bu düzen böyle olacak. Araplaşıyoruz. Gerçek eğitim verilmeli. İş bence burada bitiyor.
 
Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.
-Nûr Suresi - 30 . Ayet

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an-ı Kerim - Nûr Suresi 30. Ayet Tefsiri - Diyanet İşleri BaşKanlığı'

Ama erkekler gözlerini harama dikiyor mu? Evet. Kapatsa sorun olur mu? Hayır, hiç bir sorun olmaz. Kapatıyor mu? Hayır. Neden? Erkek adam bakar. Erkek başka kadınlara bakarsa "Zampara", kadın başka erkeklere bakarsa "Fahişe".

Kadın erkek eşitliği yok. Olamaz da. Şuan bu Anadolu topraklarında yetiştirilmeye çalıştırılıyor. Arap toplumunda imkansız.

Osmanlı bile Anadolu'da ayrı yönetim, Arap bölgelerinde farklı eyalet sistemi ile yönetmistir.

Demem o ki, Arapları, Türklerden ayıran bir yönetim, ama ayrılmayan bir kültür. Yaşam biçimi. Yapacak bir durum yok. Ya gelişmiş tüm devletler gibi bir dini reform yapacağız, yada Arap Cumhuriyet'leri gibi bir ülkenin taşmasını boynumuza geçireceğiz. Bakalım 2023'te ne olacak?

Ayrıca bu kadın konusu tama siyasetin, dinin ortak bir konusu. Bu iki konuya değinmeden bu konuya dokunamazsın. Çok toz pembe hayaller dünyasında olursun. Ama Sosyal(Forum) gereği yasak konu.
 
Bunun pek çok nedenini güzel irdelemişsiniz. Bunun değişmesi reformlar, yasalar gerekmektedir. ESG' nin bazen kullandığı tarım toplumu dediği bir gerçek var. Bu konuya hak veriyorum. Tarım toplumunda şaşırtmayan şeyler. İnsanlar köylerden çok hızlı bir şekilde şehirlere göç ettiler ve şehirleri köyleştirmeye ( kendi düzenlerine çevirmeye ) çalışıyorlar. Günümüzde x köyünden İstanbul' a gelip yıllarca burada yaşayıp düzgün türkçe konuşamayan insanlar var. Bu tip bir alt yapıya sahip kitle yıl 2020 hala insanların giyimine, oruç tutmayanlara hakaret vs. sergiliyor. Anlatmak istediğim x köyünün ideolojik alt yapısı ile şehrin ideolojik alt yapısını değiştiremezsiniz. Bir yeri kendinize adapte edemezsiniz oraya adapte olunur. Olamayan gider, ama maalesef gitmiyorlar. Bunun yerine daha da hırçınlaşıyorlar ve daha da sertleşiyorlar. Bunun örneklerini de böyle giyinilmez diyenlerden görüyoruz.

Köylülere burada hakaret gibi algılanmasını istemiyorum. Sadece her yerin kendine has kültürü vardır. Mesela siz buradan Canada' ya veya İspanya' ya gittiğiniz zaman orada insanların farklı kültürlere sahip olduğunu göreceksiniz. Bunun gibi şehirde yaşayan insanlar ile köyde yaşayan insanların kültürel farklılıkları olur. Atıyorum x köyünde ateizm' in ne olduğunu kavrayamayacak kadar dini inançlara sahip insanlar var. Buradaki kavramak akıl yoksunluğu değil böyle bir şeyin imkansız olacağını kast ediyorlar.

Koyu islamcı da olabilirsiniz. Saygı duyuyorum, ama burası Cumhuriyet ile yönetilen bir ülke. Hilafiyet isteyenler İran' a gidebilir. Dinini yaşamak isteyenler Mekke' ye veya Medine' ye gidebilir. Her kesime hitap eden bir sürü ülke mevcut. Kendi dinini kendi içinde yaşayıp insanlara dayatmalar yapmayan, küfür etmeyen, karışmayan insanlar sonsuz saygılarım var.

Yine ESG' nin bir videosunda tam hatırlamamakla beraber. Eskiden papalar dokununca iyileşeceğini sananlar vebada iyileşmeyince din ile aralarındaki bağ giderek kopmuş ve alay konusu olmuş. Buna benzer bir cümle söylemişti. İslam da kadına şiddet var dediğiniz için yazıyorum. Belki bu Corona sürecinde insanlar bunlara da tepki verir. Ama bunlar zamana yayılan şeyler.

Kadının yeri maalesef her toplumda zamanında yoktu. Avrupa ülkelerinde ne zaman, nasıl o noktaya geldikleri araştırıldıktan sonra gerekli alt yapı ile reformlar yapılmalıdır. Yoksa ezbere bir hareket kötü sonuçlar doğurabilir veya ters tepki yaratabilir.

Türkiye' de bir sürü üniversite var demişsiniz. Doğru ve geçmişe göre çok fazla üniversite var, ama kalite giderek düşüyor. Türkiye' de okuma oranları çok düşük, eğitim sistemi kötü. Pardon sistem demişim! Okullarda özellikle bunun için ders verilmesi taraftarıyım. Her insanın din, dil, ırk, mezhep fark etmeksizin birer birey olduğunu ve onların da özgür hür iradelerinin olduğu öğretilmelidir. Günümüzde ülkemizde siyasetçiler, politikacılar vs. bile bunu yapamıyor. Günümüzde ailesi ile oturup kavga etmeden bir konuyu tartışan sayısı beş parmağı geçmiyordur diye düşünüyorum. Buna şaşırmıyorum, çünkü TV programlarında da insanlar dayanamayıp laf yetiştiremeyince sen şucusun, sen bucusun diye kavga ediyorlar. Kavga edenler prof. olabiliyor veya yüksek mertebelerden eğitimli dediğimiz insanlar da olabiliyor. Kısacası tartışmaya dahi tahammülü olmayan bir toplum gerçeği var.

Türkiye' de karmaşık bir toplum yapısı var. Buna en güzel örnek de Canada aklıma geliyor. Orada da daha fazla kültürel farklıları olan insanlar bir arada yaşıyor ve bunu sağlıklı bir şekilde başarabiliyorlar. Kişiler karşılarındakinin birer insan olduğunun farkındalar. Bu farkındalık bizim ülkemizde ya yoktu ya da yok oldu.

TV izleyen hala var ise onlar adına allah' dan sabır diliyorum. Akli dengelerini nasıl koruyorlar şaşırıyorum. Bence Türkiye' de TV izleyenler ve izlemeyenler için bir deney yapılmalı. Ben 10 dakika izlemeye dayanamıyorum. TV şiddete özendirme, müziklerde uyuşturucuya özendirme vb. git gide artıyor. Yetkili bir kişi çıkıp bizim çocuklarımız neler izliyor demiyor. Çünkü çocukları yurt dışında. 😉 7 yaşında çocuğun yanında uyuşturucu veya mafya içerikli film, dizi açıp bu çocuğun normal bir birey olmasını da bekleyemezsiniz. Ailelere iş düşüyor, ama bizim toplumumuzda 3 - 5 çocuk yaptım övünürler. Bu çocuklara eğitim verdin mi? Yok. Bu çocuklara bir zanaat öğrettin mi ? Yok. Ne olması bekleniyor. Avrupa' da neden nüfus belirli bir eğitim seviyesinde kimse düşünmüyor.

Burada en büyük iş ailelere düşüyor. Çocuklarıyla kaliteli vakit geçirmeyen, itip kakan, küçücük çocuğa küfürler öğreten, erkektir yapar oğlum diyenlerden, çocuğun yaşına uygun şeyleri izletmeyen ve okutmayan bir toplumdan bunların çıkması kaçınılmaz bir gerçektir. Çocuk küçüklüğünde birey olmayı kavrar ve hareket eder. Siz onlara birey olmanın farkındalığını yaşatmazsanız, fikirlerini baskılarsanız, kendi ideolojilerinizi empoze etmeye çalışırsanız, 7 yaşında çocuğa alo alo şarkısını öğretirseniz, öfkeli, ne yaptığını bilmeyen, sapkın bir toplum yetiştirirsiniz. Bunun önünü devletin değil milletin alması gerekir. Ama Türkiye' de aileler dediğim gibi çocuklarının bilincinde değil. Her şeyi sünger gibi çeken beyinleri olduğunun farkında değil.

Türkiye' de en çok izlenen popüler dizilere bir bakın. Mafyacılık, silah, herkes ağlak, kavga gürültü, entrika. Aslında bununda bir alt yapısının yine yetişmeyle ve toplumun eğitimiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Türkiye' de bilimsel bir şey mi yapılıyor ki dizisi veya filmi yapılsın. Breaking Bad' in Türkiye versiyonu mu çok tutar yoksa iki mafya ve bir kadının arada olduğu dizi mi tutar? Tercih sizin.

Kısacası dönüp dolaşıp toplumun eğitim seviyesine dönüyor olaylar.
 
@Yosef Eğitim uzun süreli bir çözümdür. Yani geç kalmadan başlamamız gerekiyor. Fakat insanlar evlilikten önce küçük bir öpücüğe bile küfürler ediyor. Yani şu anki nesil yetişkin olup da ipleri yaşlılardan devralabilecek duruma geldiği zaman düzgün bir eğitim verilebilir diye düşünüyorum. Bu süre içinde birçok insan daha öldürülmeye devam edilecek. Yani eğitim sistemini düzeltene kadar ağır cezaların gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir Müslüman ölümden sonraki yaşama inandığı için ona göre diğer dünyada adalet sağlanabilir ama benim bir inancım yok. Bu yapılanlar yanlarına kar kalmamalı. Benim bir kız kardeşim var ve bu konularda çok hassas bir insanım.

@Furkan17TR Evet yazımda da dini ve siyasi kısımlara değinmek istedim (ki dini kısma bir miktar da olsa değinebildim) ama hem forumda yasak hem de bu konuda tartışma çıkması çok olası. Türklerin Araplara benzemesinin temelleri Talas Savaşı'nda atıldı diyebiliriz. Lanet olsun, din etkilenmesine bir şey diyemem elbette ancak Türkler; hayvana, doğaya ve kadına olan saygısını yitirmeye başladı yani Araplaştılar. Şamanizm'in öğretilerini bir kenara bırakıp Arap kültürüne yöneldiler. Mesela MÖ 6. Yüzyılda yaşayan Tomris Hatun Türklerin ilk kadın hükümdarıdır. Ordusunun çoğu kadın savaşçılardan oluşmuştur. Buradan şunu çıkartabiliriz: Önceden Türk toplumundaki kadınlar savaşçı bir yapıya sahipti, hem annelik görevini yapabiliyor hem de kendi ayakları üzerinde durabiliyordu. Fakat ne zaman Araplarla iş birliğine girildi, işte o zaman kadınlar yavaş yavaş eve tıkılmaya başladılar. Osmanlı bu durumun en uç noktasıdır. Yüzyıllar içerisinde ırkımız gittikçe geriye gitti. Önceden dengelenmiş bir sosyal yaşantı varken Osmanlı'nın Arap severliği sayesinde bu dengeler alt üst oldu. Kadın sadece yemek yapmak, ev temizlemek, kocasına bakmak ve çocuk doğurmak ile görevlendirildi. Bu uzun bir süre etkili oldu ama teknoloji geliştiğinde işler yine değişmeye başladı. Nasıl mı? Kadınlarımız başka yerlerde yaşayan hemcinslerinin özgürlüğünden tatmak istediler. Ailesi tarafında sürekli tanrılaştırılan ruh hastaları da çözümü öldürmekte buldu. Çok acınası bir durum.
 
@homie Çok açıklayıcı bir mesaj yazmışsınız ama gelip bunu ülkemizin %50'lik (belki daha da fazla) kısmına anlatın. Olmuyor arkadaş, olmuyor. Çok dindar bir aileye sahibim, bu konularda bu yüzden tecrübeliyim diyebilirim aslında. Dinci kesim (dindar değil özellikle dinci) sürekli bizleri geri geri çekiyor. Siyaset bölümüne girmek istemiyorum ama düşüncelerimi az çok tahmin edebilirsiniz. Atatürk'ün ilericiliğini buradan da anlayabiliriz. Yöneticiler cahil halkın dini duygularını sömürüyor. Halka da iki farklı şekilde geri dönüşü oluyor. Hem gittikçe yoksullaşıyoruz hem de gaza getirilen cahil halk dine daha da bağlanıyor. Yanlış anlamayın, dine bağlanmasında sıkıntı yok ama sorgulamadan akla gelebilecek her şeyi sırf din ile alakalı diye kabul etmek bizi sona sürüklüyor. Örnek: Suriyeliler. Çoğu bizden daha iyi bir durumda yaşıyor. Biz neden doldurduk bunları ülkeye? Eee, sonuçta din kardeşlerimiz değil mi? Buna daha çok örnek verebilirim ama uzatmama pek gerek yok. Konumuza geri dönecek olursak; Kadınlar eskisi gibi köleymişçesine kullanılmak istemiyor. Çağa ayak uydurmak istiyorlar. Ama önlerinde din gibi çok büyük bir engel var. Gençler akıllandıkça şu anki günler kötü geçse bile ileride daha eşit bir yaşama sahip olabilirler. Benim demek istediğim de şu ki, cinsiyetçilik yapmayalım ve destek olalım. Sosyal medyada kamuoyu oluşturmak maalesef ki yetmiyor. İnsanlar ne zaman bilinçlenir işte o zaman daha aydınlık bir yaşama sahip olabiliriz. Yine eğitim, yine eğitim.
 
Kadınlar Avrupa' da yanlış bilgi vermeyeyim, ama savaşlardan sonra kendilerini gösteriyorlar. Çünkü erkeklerin çoğu ya savaşta ya da savaşta şehit düşmüş.

Din tarihin her yerinde her çağa balta vurmuştur, ama Türkiye' de ki sorun sadece din değil. Çok üşeniyorum yazmaya kusuruma bakmayın.
 
Cahil ve geri kafalı yobazlar olduğu sürece azalmaz be dostum herkes lafa gelince müslümanım der ama yaptıkları şeylerin dinimizde hoş karşılandığı söylenemez. Kadın cinayetlerine çok üzülüyorum şule çet ve emine bulut bu iki cinayet beni çok etkilemişti. Hele emine Bulut'un ölmek istemiyorum diye çığlıkları insanın tüylerini diken diken ediyor. Düşünüyorum bir insan bir insana nasıl zarar verebilir? Ben 21 yaşındayım şu yaşıma kadar hiçbir zaman şiddeti destekleyen tarafda olmadım ufak bir tatsızlıkmı oldu hep arayı bulmaya çalışan tarafta durdum. Bu insanların ailesine Allah'ım sabır versin. Kızlar eşlerini sevgililerini iyi seçmeli çok güzel doğru ama hiçbir kız insanlığına bakarak seçim yapmaz bakıyor fırlama bir tip yakışıklı aa çok tatlı çocukmuş".Adam gibi seçim olmadığı sürece elin hayvanlarıyla beraber oluyorlar hayvan dediğim için özür dilerim hayvanlara haksızlık oluyor insan görünümlü şeytanlar diyebiliriz. Sonrası zaten haberlerde gördüğümüz şeyler ya bakın daha geçen bir kız gördüm eli yüzü tertemiz çok güzel bir kız yanındaki tipi görseniz bune dersiniz elin hanzosunu almış yanına geziyor adamın hareketlerinden normal bir tip olmadığı belliydi. Böyle aptal insanlarla beraber olduğunuz sürece zor bu işlerama ne olursa olsun öldürmeye canını yakmaya hakkı yok ama adamlar şiddetle besleniyor durdurulamıyor gerçekten çok yazık.
 
Hepsini okuyamadım, kusura bakmayın.
Nedeni bence cezaların hafif kalması. Adam diyor ki öldüreyim, ne olacak ne idam var ne müebbet. Yatar çıkarım mantığında. Ve bir nevi haklıda. Ülkedeki cezalar çok hafif. İdam geri getirilmeli!
Saçmalığın daniskası! İftiraya uğrayan kişilere ne olacak acaba? Bir gün tanıdığın birisini Fetö'cü diye asarlarsa görürsün idamı. Kurunun yanında yaş da yanar. Bu sözü hiç unutma.
 
Caydırıcı ceza konusuna katılıyorum. Daha dün okuduğum haberde karısını öldürme girişiminden yakalanan adam "Bekle beni iki gün sonra çıkıp yine geleceğim." diyor. . İdamdan genel olarak bahsedilen endişelerden dolayı vazgçetik diyelim. Fakat bunun gibi kendi ağzıyla ölüm tehdidi savuran adamları, yukarıda bahsedilen aşırı sapkınlık içeren cezaları işleyen şahısları gerçekten caydırmalıyız. Öncelikle saldırdığı kişinin güvenliğinden %100 emin olmalıyız. İnsan öldürmenin, dövmenin, bıçaklamanın, silah taşımanın "adamlık-yiğit'lik" olmadığını toplumun geneline benimsetmeliyiz. Bir ara kimyasal hadım falan dendi lafta kaldı. Halkın eline mi verilmeli, tüm sosyal haklardan mahrum, hayvanlardan daha aciz konuma düşürülüp (hayvanseverler yanlış anlamasınlar insani yaşama alanından bahsediyorum) yaşamaya mı mecbur edilmeli bilmiyorum ki arkadaş ...
 

Blog girdisi detayları

Ekleyen
Pokemon Ferhat
Görüntüleme
791
Yorumlar
21
Son güncelleme

Genel kategorisindeki diğer girdiler

Pokemon Ferhat adlı kullanıcının diğer girdileri

Bu girdiyi paylaş

Yukarı