İslam ve laiklik aynı anda desteklenebilir mi?

  • Konuyu başlatan fl3y
  • Başlangıç Tarihi
  • Mesaj 258
  • Görüntüleme 6.575
İlk dediğinize kendiniz bile inandıniz mi bilmiyorum... Yine burada kendini üstün, dominant, ülkenin sahibi olarak görme vakası var maalesef. Neden sizin isteğinize göre bir şehre toplanıyoruz onu anlayamadım? Ermeni miyiz? Ülkenin vatandaşı miyiz? Müzigi tamamen örnek olarak verdiğimin farkındasın zaten diye düşünüyorum. Ki gayet oladabilirdi, böyle bir din olsaydı ne tepki verecektin? Eminim ki yasaklanmasini isteyecektin. İşte bahsetmeye çalıştığım şey özgürlüğün size gelince işlediği. Daha cok uzatmayacagim yine yalan yanlis sebeplerle ezan savunan birisini gordugum icin cevap verdim sadece.
Ülkenin sahibiyiz. Bunun tartışması var mı ki? İstiklal Marşı apaçık ortada. Kurtuluş Savaşı'ndaki ruhu gayet net olarak ortaya koyuyor. Özgürlüğün çifte standardı Atatürkçü zihniyettedir. Lütfen karıştırmayınız. Ben örneğin; Yahudilere veya Hristiyanlara zorbalık yapmam, yaptırmam. Bu düşüncem de benden kaynaklı değil, peygamberimin ve dinimin bana öğrettiğidir.
 
Ülkenin sahibiyiz. Bunun tartışması var mı ki? İstiklal Marşı apaçık ortada. Kurtuluş Savaşı'ndaki ruhu gayet net olarak ortaya koyuyor. Özgürlüğün çifte standardı Atatürkçü zihniyettedir. Lütfen karıştırmayınız. Ben örneğin; Yahudilere veya Hristiyanlara zorbalık yapmam, yaptırmam. Bu düşüncem de benden kaynaklı değil, peygamberimin ve dinimin bana öğrettiğidir.
Maalesef özgürlüğün çifte standardi bal gibi İslamcı zihniyette. Alın bakın burada da görmüyor muyuz şuan bu durumu? Hem ezan duymak istemiyorsan dağa çık ya da bir şehre koyalım seni diyorsun, hem çifte standartci biz mi oluyoruz? İlgincsiniz. Ülkenin sahibinden kastınız muslümanlar ise hiçbir şeyin sahibi değilsiniz üzgünüm. Türk'üm, bu ülkenin sahibi de Türklerdir. Belli bir dine mensup olanlar değil. Ben de turksem siz de turkseniz birbirimizin özgürlüğünü işgal edemeyiz. Esit olmalıyız.
 
Arkadaşlar, son zamanlarda pek çok "Atatürk dinsizdi" diye İslam'ı kötüleyenlerle karşılaşıyorum. Ne kadar arasam da hem Müslüman olup hem de Atatürk'ü seven birisine rastlamadım. Aynı şey şeriat için de geçerli. Müslüman olup da şeriatı desteklemezsek dinden çıkacağımızı sananlar var. Hâlbuki İslam laiklik dinidir, herkesin dini kendine. Kişisel şeriatın varsa daha ne karışacaksın, değil mi? Yani hocalarım, benim gibi hem Müslüman olup hem de laikliği destekleyenler var mıdır aranızda? Ben mi farklıyım? Bilgim mi yok?

Tabii ki desteklenir. İkisi apayrı kavramlar zaten laiklik sadece dinin hükümete karışmaması demek siyaset ve dini aynı yere getirmek bence de saçma o yüzden laik bir atatürkçüyüm ve İslam dinine inanıyorum. Ayrıca kişisel şeriat diye bir kavram çok saçma bence bir kere bu kavramın kendisi kişisel olamaz bu kavramın ülke yönetimine dahil olması gerekmektedir.
 
Maalesef özgürlüğün çifte standardi bal gibi İslamcı zihniyette. Alın bakın burada da görmüyor muyuz şuan bu durumu? Hem ezan duymak istemiyorsan dağa çık ya da bir şehre koyalım seni diyorsun, hem çifte standartci biz mi oluyoruz? İlgincsiniz. Ülkenin sahibinden kastınız muslümanlar ise hiçbir şeyin sahibi değilsiniz üzgünüm. Türk'üm, bu ülkenin sahibi de Türklerdir. Belli bir dine mensup olanlar değil. Ben de turksem siz de turkseniz birbirimizin özgürlüğünü işgal edemeyiz. Esit olmalıyız.
Ezan duymak istememek özgürlük değildir. Bu sebeple çifte standart da söz konusu değildir. Ezan, Müslümanlar için yemek ve su gibidir. Ezanı kişisel tercih düzlemine indirgeyip çifte standarda bağlayamazsınız. Ülkenin kurtuluşunun temel ideolojisi apaçıktır. Sonradan üretilen suni akımlarla sahiplik iddiasında bulunamazsınız. Bu topraklar için bu topraklardaki bütün ırklar bir araya gelmiş, vatanımızı savunmuşlardır. Bir şehre toplanın dediğimde de bir ayrımcılık yapmıyorum. Sizin isteğinizi değerlendirip çözüm üretmeye çalışıyorum sadece. Bu durumdan dahi İslam'ın İ harfini gördüğü anda "Laiklik elden gidiyor. Hain bu, linç edin." diyenlerle aynı kefede olmadığımız rahatlıkla anlaşılabilir.

Tabii ki desteklenir. İkisi apayrı kavramlar zaten laiklik sadece dinin hükümete karışmaması demek siyaset ve dini aynı yere getirmek bence de saçma o yüzden laik bir atatürkçüyüm ve İslam dinine inanıyorum. Ayrıca kişisel şeriat diye bir kavram çok saçma bence bir kere bu kavramın kendisi kişisel olamaz bu kavramın ülke yönetimine dahil olması gerekmektedir.
Allah rızası için açın, Kur'an'ı okuyun. Saçma dediğiniz "Şeriat" Kur'an'da geçiyor zaten. Direkt Kur'an'ı inkar ediyorsunuz, haberiniz yok. Dininizi iyi öğrenin yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz.
 
Ezan duymak istememek özgürlük değildir. Bu sebeple çifte standart da söz konusu değildir. Ezan, Müslüman'lar için yemek ve su gibidir. Ezanı kişisel tercih düzlemine indirgeyip çifte standarda bağlayamazsınız. Ülkenin kurtuluşunun temel ideolojisi apaçıktır. Sonradan üretilen suni akımlarla sahiplik iddiasında bulunamazsınız. Bu topraklar için bu topraklardaki bütün ırklar bir araya gelmiş, vatanımızı savunmuşlardır. Bir şehre toplanın dediğimde de bir ayrımcılık yapmıyorum. Sizin isteğinizi değerlendirip çözüm üretmeye çalışıyorum sadece. Bu durumdan dahi İslam'ın i harfini gördüğü anda "laiklik elden gidiyor. Hain bu, linç edin." diyenlerle aynı kefede olmadığımız rahatlıkla anlaşılabilir.

Allah rızası için açın, Kur'an'ı okuyun. Saçma dediğiniz "şeriat" kur'an'da geçiyor zaten. Direkt Kur'an'ı inkar ediyorsunuz, haberiniz yok. Dininizi iyi öğrenin yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz.

Ben geçmiyor diye bir şey söylemedim. Sadece özgür bir ülkede yaşamak istiyorsan hem İslam dinini destekleyip hem de atatürkçü olmak gayet normal bir durum bunu söylemek istedim. Bu ülkenin dini yoktur hocam bu değiştirilemez bir şey insanın dini kendine özgüdür siyasi ideolojisi farklı olup da farklı dini desteklemekte gayet normal bir şeydir.
 
Ben geçmiyor diye bir şey söylemedim. Sadece özgür bir ülkede yaşamak istiyorsan hem İslam dinini destekleyip hem de atatürkçü olmak gayet normal bir durum bunu söylemek istedim. Bu ülkenin dini yoktur hocam bu değiştirilemez bir şey insanın dini kendine özgüdür siyasi ideolojisi farklı olup da farklı dini desteklemekte gayet normal bir şeydir.
İşte bahsettiğim de o zaten. Siyasi olan veya olmayan İslam yoktur. İslam temelinde siyasettir. Hz. Muhammed de (s.a.v.) devlet başkanıdır. Din sadece kişiye hüküm vermez, toplumu da şekillendirir. Eğer İslam'ın kişisel hükümlerini kabul eder, toplumsal hükümlerini redderseniz Müslüman olamazsınız. Şeriat, herkesin İslam'ın bütün hükümlerini uygulamak zorunda olduğu bir hukuk değildir. Atatürkçülük de büyük oranda İslam'a zıttır.
 
İşte bahsettiğim de o zaten. Siyasi olan veya olmayan İslam yoktur. İslam temelinde siyasettir. Hz. Muhammed de (s. A. V.) Devlet başkanıdır. Din sadece kişiye hüküm vermez, toplumu da şekillendirir. Eğer İslam'ın kişisel hükümlerini kabul eder, toplumsal hükümlerini redderseniz Müslüman olamazsınız. Şeriat, herkesin İslam'ın bütün hükümlerini uygulamak zorunda olduğu bir hukuk değildir. Atatürkçülük de büyük oranda İslam'a zıttır.

Hocam dediğin görüşe katılmıyorum çünkü laiklik ve Atatürkçülük din düşmanlığı değildir. Laiklik, devletin herhangi bir dini dayatmaması ve herkesin inancını özgürce yaşayabilmesi demektir. Bir Müslüman'ın laikliği savunması, dinini reddettiği anlamına gelmez; aksine dinin siyaset tarafından araçsallaştırılmasına karşı durduğunu gösterir. “islam temelinde siyasettir” tanımı da bana göre yanlıştır. Hz. Muhammed'in hem peygamber hem de devlet başkanı olması, İslam'ın özünün siyaset olduğu anlamına gelmez. Eğer böyle olsaydı her peygamberin devlet başkanı olması gerekirdi. Bu durum, dönemin tarihsel şartlarıyla ilgilidir, dinin zorunlu bir siyasal model dayatmasıyla değil. İslam'da Müslüman olmanın ölçütü iman esaslarıdır belirli bir devlet modeli veya hukuk düzenini savunmak değildir. Bu nedenle laikliği desteklemek bir insanı dinden çıkarmaz.
 
Hocam dediğin görüşe katılmıyorum çünkü laiklik ve Atatürkçülük din düşmanlığı değildir. Laiklik, devletin herhangi bir dini dayatmaması ve herkesin inancını özgürce yaşayabilmesi demektir. Bir Müslüman'ın laikliği savunması, dinini reddettiği anlamına gelmez; aksine dinin siyaset tarafından araçsallaştırılmasına karşı durduğunu gösterir. “islam temelinde siyasettir” tanımı da bana göre yanlıştır. Hz. Muhammed'in hem peygamber hem de devlet başkanı olması, İslam'ın özünün siyaset olduğu anlamına gelmez. Eğer böyle olsaydı her peygamberin devlet başkanı olması gerekirdi. Bu durum, dönemin tarihsel şartlarıyla ilgilidir, dinin zorunlu bir siyasal model dayatmasıyla değil. İslam'da Müslüman olmanın ölçütü iman esaslarıdır belirli bir devlet modeli veya hukuk düzenini savunmak değildir. Bu nedenle laikliği desteklemek bir insanı dinden çıkarmaz.
Öncelikle belirteyim "bana göre" diye bir tabiri kullanamazsınız. İslam'da sınırlar bellidir. Evet, her resul devlet başkanıdır veya getirdiği şeriatla başkan olma statüsüne sahiptir. Her peygamber resul değildir. Laiklik taban tabana İslam ile zıttır. İslam'da devlet işleri ile din işleri ayrımı yoktur. İslam şeriatında herkes inancını özgürce yaşama hakkına sahiptir. Din dayatması da yoktur. Örneğin, toplumsal olmayan konularda Hristiyanlar, kendi şeriatına tabidir. Tevhit Müslüman olmanın koşuludur. Bir kişi, Allah'ın hüküm koyma yetkisini insana devrederse Müslüman değildir.
 
Öncelikle belirteyim "bana göre" diye bir tabiri kullanamazsınız. İslam'da sınırlar bellidir. Evet, her resul devlet başkanıdır veya getirdiği şeriatla başkan olma statüsüne sahiptir. Her peygamber resul değildir. Laiklik taban tabana İslam ile zıttır. İslam'da devlet işleri ile din işleri ayrımı yoktur. İslam şeriatında herkes inancını özgürce yaşama hakkına sahiptir. Din dayatması da yoktur. Örneğin, toplumsal olmayan konularda Hristiyan'lar, kendi şeriatına tabidir. Tevhit Müslüman olmanın koşuludur. Bir kişi, Allah'ın hüküm koyma yetkisini insana devrederse Müslüman değildir.

Herhangi bir öznellik katmadım işin içine sizin yaptığınızda bir görüş benimki de bir görüştür. Ayrıca“islam'da sınırlar bellidir” demek, tek bir yorumu mutlaklaştırmak anlamına gelir. İslam tarihinde fıkıh, kelam ve tefsir ekolleri arasındaki görüş ayrılıkları zaten bunun böyle olmadığını gösterir. Her resulün devlet başkanı olduğu iddiası da tartışmalıdır kur'an'da peygamberliğin şartı olarak siyasi otorite tanımlanmamıştır. Peygamberlik ile devlet yönetimi zorunlu olarak özdeş değildir. Laikliğin İslam'a taban tabana zıt olduğu iddiası da isabetli değildir. Laiklik, devletin din karşıtı olması değil, dini dayatmaması ilkesidir. İslam'da zorlama yoktur ilkesiyle bu anlayış çelişmez. “din ve devlet ayrımı yoktur” yorumu, belirli bir siyasal İslam anlayışına aittir İslam'ın iman esaslarının parçası değildir. Allah'ın hüküm koyma yetkisini kabul etmek, bireyin imanıyla ilgilidir bu, her dönemde tek bir beşeri hukuk düzenini zorunlu kılmak anlamına gelmez. Müslüman olmanın ölçütü tevhittir, belirli bir siyasal sistem ya da hukuk modeli değildir. Bu nedenle laik bir hukuk düzenini savunmak, bir insanı otomatik olarak İslam dışına çıkarmaz.
 
Herhangi bir öznellik katmadım işin içine sizin yaptığınızda bir görüş benimki de bir görüştür. Ayrıca“islam'da sınırlar bellidir” demek, tek bir yorumu mutlaklaştırmak anlamına gelir. İslam tarihinde fıkıh, kelam ve tefsir ekolleri arasındaki görüş ayrılıkları zaten bunun böyle olmadığını gösterir. Her resulün devlet başkanı olduğu iddiası da tartışmalıdır kur'an'da peygamberliğin şartı olarak siyasi otorite tanımlanmamıştır. Peygamberlik ile devlet yönetimi zorunlu olarak özdeş değildir. Laikliğin İslam'a taban tabana zıt olduğu iddiası da isabetli değildir. Laiklik, devletin din karşıtı olması değil, dini dayatmaması ilkesidir. İslam'da zorlama yoktur ilkesiyle bu anlayış çelişmez. “din ve devlet ayrımı yoktur” yorumu, belirli bir siyasal İslam anlayışına aittir İslam'ın iman esaslarının parçası değildir. Allah'ın hüküm koyma yetkisini kabul etmek, bireyin imanıyla ilgilidir bu, her dönemde tek bir beşeri hukuk düzenini zorunlu kılmak anlamına gelmez. Müslüman olmanın ölçütü tevhittir, belirli bir siyasal sistem ya da hukuk modeli değildir. Bu nedenle laik bir hukuk düzenini savunmak, bir insanı otomatik olarak İslam dışına çıkarmaz.
İslam'da bazı konular yoruma açıkken, bazı konular yoruma kapalıdır. Yoruma kapalı olanların kesin ikrarı mutlaklaştırma anlamına gelmez. İslam'da fıkıh, kelam ve tefsir ekolleri oluşu Tevhit anlayışını değiştirmez. Allah'ın hüküm koyma yetkisi de sadece bireysel değil, toplumsal meseleler için de geçerlidir. Peygamberimiz de meselelere devlet başkanı statüsü ile yaklaşmış, Allah'ın şeriatını gerektiği gibi uygulamıştır. Bunu sadece evine kapanarak bireysel düzlemde yaşamamıştır. Atatürkçülük ve laiklik de İslam'ın bu yönünü göz ardı etmiş ve İslam ile zıt konuma yerleşmiştir.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı