god_kira
Centipat
- Katılım
- 13 Kasım 2024
- Mesajlar
- 23
- Çözümler
- 1
Daha fazla
- Cinsiyet
- Erkek
Tüm etik ve ahlaki değerleri bir kenara bırakıp objektif düşünelim.
Bazı kurallar çiğnenmek için mi vardır, yoksa bütün toplumsal düzenin vazgeçilmez bir parçası mıdır? Okuldan kaçmak, marketlerden bir şeyler çalmak, kadınları sözlü taciz etmek vb. küçük suçlar bireyin ruhunu besleyip ona özgürlük ve enerji patlaması hissi verebilir mi?
Eğer bir kişi bu tür eylemlerle kendini daha canlı ve özgür hissediyorsa, bu deneyim kabul edilebilir bir şey midir?
Bu vb. küçük suçları işleyen biri kendini özgür hissedip enerji patlaması yaşıyorsa yaptığı şey kabul edilebilir bir şey olur mu?
Bahsettiğim şey para, zevk ve mutluluk gibi dünyevi arzular değil, veya küçüklükten gelen aklın olmadığı saf kötülükte değil. Daha çok içgüdüsel olarak bazı kuralları çiğneyerek farklı bir deneyim elde etmek. Birey alışılmışın dışına çıktığında hayat yeniden anlam kazanıyor olabilir. Peki, zıtlıkların uyumunun ve dengenin korunabilmesi için bu tür suçların deneyimlenmesi gerekli midir?
Ayrıca okul sistemi, kapitalizm, ağır vergiler gibi düzenin unsurlarının haksız olduğunu varsaydığımızda, bireyin bu sisteme karşı mantık ve felsefe temelli bir düşmanlık geliştirmesi toplum tarafından “mutlak kötü” olarak algılanmalı mıdır, yoksa bu algı başlı başına sorgulanması gereken bir çelişki midir?
Bazı kurallar çiğnenmek için mi vardır, yoksa bütün toplumsal düzenin vazgeçilmez bir parçası mıdır? Okuldan kaçmak, marketlerden bir şeyler çalmak, kadınları sözlü taciz etmek vb. küçük suçlar bireyin ruhunu besleyip ona özgürlük ve enerji patlaması hissi verebilir mi?
Eğer bir kişi bu tür eylemlerle kendini daha canlı ve özgür hissediyorsa, bu deneyim kabul edilebilir bir şey midir?
Bu vb. küçük suçları işleyen biri kendini özgür hissedip enerji patlaması yaşıyorsa yaptığı şey kabul edilebilir bir şey olur mu?
Bahsettiğim şey para, zevk ve mutluluk gibi dünyevi arzular değil, veya küçüklükten gelen aklın olmadığı saf kötülükte değil. Daha çok içgüdüsel olarak bazı kuralları çiğneyerek farklı bir deneyim elde etmek. Birey alışılmışın dışına çıktığında hayat yeniden anlam kazanıyor olabilir. Peki, zıtlıkların uyumunun ve dengenin korunabilmesi için bu tür suçların deneyimlenmesi gerekli midir?
Ayrıca okul sistemi, kapitalizm, ağır vergiler gibi düzenin unsurlarının haksız olduğunu varsaydığımızda, bireyin bu sisteme karşı mantık ve felsefe temelli bir düşmanlık geliştirmesi toplum tarafından “mutlak kötü” olarak algılanmalı mıdır, yoksa bu algı başlı başına sorgulanması gereken bir çelişki midir?