LGBTİ+ hakkındaki düşüncelerim

Erkekde rahim. Kadında penis yok ise. Nasıl bir bilim tam olarak bu ? Soyun devamı yaşamımız için şart. Ölümsüzlüğü bulamadık henüz. Yok spermler yapay rahimler içerisinde yetiştirilebiliyor diyecekseniz şunu dememeniz lazım " önceki çağlar da da vardı ". Nitekim önceki çağlarda böyle bir teknoloji yoktu.
Bu dediklerinize bakarsak bekarlık da bir hastalıktır. Çünkü bekarlık da soyun devamını engeller.
 
Bu dediklerinize bakarsak bekarlık da bir hastalıktır. Çünkü bekarlık da soyun devamını engeller.

Bekarlık zaten fıtratımız olarak bize uygun bir şey değil. Penis boşa koyulmadı herhalde. Hastalık olarak bakmıyorum. Çünkü bekarlık normal şartlarda olan bir ilişkiyi reddetmek ya da değiştirmek değil. Bekar insanlar çıkıp " kadınlarla evlenmeyin " falan demiyor. Çok dar bir bakış açısı ile meseleye bakmaya çalışıyorsunuz. Soyun devamlılığı şart ve bunu engelleyen bir unsuru, hangi argüman ile meşru kılmaya çalışıyorsunuz. Tam anlayabilmiş değilim.
 
Bekarlık zaten fıtratımız olarak bize uygun bir şey değil. Penis boşa koyulmadı herhalde. Hastalık olarak bakmıyorum. Çünkü bekarlık normal şartlarda olan bir ilişkiyi reddetmek ya da değiştirmek değil. Bekar insanlar çıkıp " kadınlarla evlenmeyin " falan demiyor. Çok dar bir bakış açısı ile meseleye bakmaya çalışıyorsunuz. Soyun devamlılığı şart ve bunu engelleyen bir unsuru, hangi argüman ile meşru kılmaya çalışıyorsunuz. Tam anlayabilmiş değilim.
Eee, LGBTİ+ bireyler de "erkek-kadin iliskileri sonlanmali" demiyor ki. Kendi cinsel yonelimlerine karisilmamasini istiyorlar sadece.

Ayrica soyun ilerlemesi, soyun ilerlemesi diye soyleniyorsunuz. Bu mantikla prezervatif satislari da yasaklanmali cunku soyun ilerlemesini engelliyor.
 
Merhabalar, bugün birazcık LGBTİ+ hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Bu forumun muhafazakar olduğunu biliyordum ancak LGBTİ+ bireylerinin istedikleri gibi yaşamasına izin vermeyenlerin olduğunu bile görmek beni üzüyor. O yüzden bu konuda LGBTİ+ hakkında konuşacağım.

En basitinden bir başlayalım, nedir bu LGBTİ+?
LGBTİ+, bir kısaltmadır. Çoğunuz LGBT olarak da bilir. Bu kısaltmadaki her harf belli bir cinsel kimliği temsil eder.
L: Lezbiyen, kadın olup kadınlardan hoşlanan.
G: Gey, erkek olup erkeklerden hoşlanan.
B: Biseksüel, iki cinsiyetten de hoşlanan.
T: Trans, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmiş kişi
İ: İnterseks, XXY kromozomuna sahip kişi.
+: Diğer, kısaltmada adı geçmeyen aseksüel (cinsel çekim hissetmeyen), panseksüel (cinsiyet farketmeyen) gibi diğer cinsel kimlikler.

Peki, LGBTİ+ bir organizasyon mu? Hayır.
Bir tarikat mi? Hayır.
Bir örgüt mü? Hayır.
Bir trend mi? Hayır.

Peki, bir hastalık mı? HAYIR!
Çoğu kişinin bir yanılsamaya düştüğü kısım burası. Eskiden LGBTİ+ bir hastalık olarak kabul ediliyordu ve çoğu ülkede bir cezası vardı. Fakat modern bilimin gelişimiyle LGBTİ+'nın bir hastalık olmadığı anlaşıldı. LGBTİ+ canlı doğasında olan bir şey ve doğuştan gelen bir şey. Bir hastalık mı? Değil. Genetik bir bozukluk mu? Hayır yine değil. Bunlar bilimin söyledikleri. 1500'den fazla türde eşcinsellik gözlemlemiştir ve, altını çizerek söylüyorum, HİÇBİRİNDE genetik bir bozukluk bulunamamıştır. Çünkü az önce dediğim gibi, LGBTİ+ bir hastalık değildir. LGBTİ+'nın hastalık olduğunu kanıtlamaya çalışan birden fazla etik dışı deney olmuştur ve HEPSİ başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Tabii ki deneyler ifşalanınca yürütenler de tutuklanmıştır. Merak ederseniz The Aversion Project'e bakabilirsiniz, etik dışı yürütülmüş bir deneydir.


"Ancak ben yine de bir hastalık olduğunu düşünüyorum."
Eğer böyle diyorsanız, yobazsınız demektir. Bilimi reddedersiniz. Düz dünyacılardan bir farkınız kalmaz.


"Ancak benim inancıma göre LGBTİ+ haram."
O zaman bu da senin sorunun gibi görünüyor.

İslam'da LGBTİ+'yı haram kılanlar genelde hadisler oluyor. Eğer Kuran'dan lut kavmi diyecekseniz lut kavminin yaptığı tek şey eşcinsellik değildi. Eğer konuya daha ilgiliyseniz Kuran meallerinden ilgili ayetlere bakabilirsiniz.

Hristiyanlıkta ise 20. yüzyılın ortalarına kadar LGBTİ+ İncil'de bile yoktu. Sonradan tamamen manipüle edilmiş çevirilerle girmiştir. LGBTİ+'ya haram demeyen rahiplerde vardır, bunu unutmayınız.


"Ama nedense hep modern çağda LGBTİ+ görülüyor gibi."
Çünkü eskiden hayatta kalmıyorlardı ya da gizliyorlardı. Eğer size birkaç eşcinsel tarihsel figür örneklemem gerekirse işte birkaçı:

I. Richard, İngiliz kralı. Biseksüel idi.
Şaşıracağınız bir isim, Fatih Sultan Mehmet. Biseksüeldi. Vlad'ın kardeşi Radu'ya yazdığı aşk şiirleri var.
I. Philippe, Orléans Dükü, XVI. Louis'in kardeşi. Yetiştirilme tarzı açısından trans denebilir. Annesi tarafından tamamen kız olarak yetiştirildi fakat hadım falan edilmedi. İleriki yaşları için "femboy" tabiri de kullanılabilir.
I. Ferdinand, Bulgar çarı. Biseksüeldi.
Beklemediğiniz bir isim, Adolf Hitler. Aseksüeldi. "Fakat onun eşi var!" evet lakin aseksüel bireyler heteroromantik olabiliyor. Çevresindeki insanların çoğu onun aseksüel bir yaşam stiline sahip olduğunu söyleyecektir.
Ve saymaya üşendiğim bir çok isim daha, eşcinseldi.


"Fakat her yerde LGBTİ+ görmekten sıkıldım."
Kendi haklarını arayan insanların haklarını savunması niye sizi bu kadar kırıyor?

Eki Görüntüle 2675555

Dünyanın çoğu yerinde eşcinsel bireyler evlenemiyor bile. Bazı ülkelerde eşcinsel olmak daha yasak. Hapis hatta ölüm cezası olan ülkeler dahi var.

Peki siz neden bunlar için yürüyüş yapılmasına vs. karşınız? İnsanlar kendi haklarını savunamazlar mı?

Eki Görüntüle 2675556

Bu da homo bireylerin topluma kabul oranı haritası. Türkiye'nin 3/4'ü homofobik ki bu oran çok yüksek.


LGBTİ+ bireyi olmak hapis ile cezalandırılacak eğer 11. yargı paketi meclisten geçerse arkadaşlar. Sırf biri birini seviyor diye hapse girecek insanlar.


"Abi ama woke akımları falan filmleri/dizileri ve oyunları ele geçirdi. Ona ne diyeceksin?"
İsteyen istediğini hikayede sunar arkadaşlar, o tamamen dizinin/filmin veya oyunun yapımcısına kalmış bir durum. Eğer konudan çok alakasız eşcinselliğin gözünüze sokulduğunu düşünüyorsanız (örnek olarak WW2'da savaşan, üstü gökkuşağı renkli bir drag queen falan) o içeriği tüketmeyebilirsiniz.

Benim diyeceklerim bu kadardı, yani. Eğer bir yanlışım falan varsa düzeltebilirsiniz belki.

Birader siz evde kendi aranızda bir şey yaptığında karışan yok, zaten istese de karışamaz o durumda birisi. Siz bunu sokağa döküp propaganda yapıyorsunuz sıkıntı orada. Sırf eşcinselliğe uydurmak için Fatih'i bile yazmışsın oraya. İran ve klasik divan edebiyatında erkek güzelliğine yönelik şiirler yazılması normal. Sen bunlara direkt aşk şiiri demişsin. 😂

Özgürlük diye etrafta bağırıp en ufak karşıt görüşte hamle alan sizsiniz oğlum. Edmund Bergler'in eşcinselliğe karşı kitaplarını bile korkudan çevirip yayınlayamıyor hiçbir ülke şu anda, basamıyorlar bile kitabını. Alfred Adler'in eşcinsellikle ilgili kitabı basılırken zorla yayınevine baskı yaptırıp bu bilgiler geçerliliğini yitirmiştir diye eklettiler. Ha birde hastalık değil diye net konuşmuşsun da, daha 30 yıl önce hastalık olarak bakılıyordu. Bu zihniyete göre pedofililikte hastalık değil denir ileride. Ki Almanya bu konuda adım attı geçenlerde. Çocuk cinsel istismarı materyallerine sahip(video, fotoğraf vb.) olmak ağır suç kapsamından kaldırıldı. Homofobi falanda boş iş, fobi korku demek. 😅
 
Hayvanlarda aynı cinsiyetten bireyler arasında görülen davranışlar, eşcinselliğin “hastalık” olup olmadığı tartışmalarında sıkça gündeme getirilir; çünkü doğada gözlemlenen bir davranışın tek başına patolojik sayılması zorlaşır. Zooloji ve etoloji araştırmalarında Bonobo, Bottlenose Dolphin, Laysan Albatross, Domestic Sheep, Giraffe ve bazı Penguin türleri dahil çok sayıda türde aynı cinsiyetten bireyler arasında kur davranışı, çiftleşme girişimi, sosyal bağ kurma veya birlikte yavru büyütme gibi davranışlar gözlemlenmiştir. Bu gözlemler, eşcinsel davranışın biyolojide tamamen normal bir davranış olduğunu ortaya koyar.

Hayvanlarda gözlenen eşcinsel davranışlar bu tartışmada tek başına belirleyici bir kanıt değildir; çünkü hayvan davranışı ile insanın psikolojik ve sosyal yönelimi birebir aynı kavramlar değildir. Ancak bu gözlemler, eşcinsel davranışın doğada çeşitli türlerde ortaya çıkabildiğini ve yalnızca patolojik bir sapma olarak açıklanmasının biyolojik açıdan yetersiz kalabileceğini gösteren destekleyici veriler olarak değerlendirilir. Bu nedenle günümüzde bilimsel ve tıbbi kurumların genel yaklaşımı, eşcinselliği bir hastalık olarak değil insan çeşitliliğinin bir parçası olarak ele almaktır.

Modern tıp ve psikiyatride de benzer bir yaklaşım benimsenmiştir. Örneğin American Psychiatric Association 1973 yılında eşcinselliği ruhsal hastalık sınıflandırmasından çıkarmış, daha sonra World Health Organization da 1990’da aynı yönde karar almıştır. Güncel psikiyatri literatüründe eşcinsellik bir hastalık olarak değil, insan cinsel yöneliminin doğal varyasyonlarından biri olarak kabul edilir. Bunun gerekçeleri arasında yönelimin tek başına işlev kaybı veya klinik bozukluk oluşturduğunu gösteren güvenilir bilimsel kanıtların bulunmaması ve farklı toplumlarda tarihsel olarak var olması sayılır.

İnsanlık tarihi boyunca eşcinsellik ve toplumun “norm”undan sayılanın dışındaki cinsel davranışlar, bir anda günümüzde ortaya çıkmış yenilikler değildir; aksine, medeniyetlerin en eski dönemlerinden beri var olmuş, farklı kültürlerde farklı biçimlerde kabul görmüş veya yorumlanmış olgulardır. Günümüzde sanki birdenbire ortaya çıkmış gibi algılanması, modern tabuların ve insanın tarih yazımındaki seçiciliğin bir sonucu olduğu şüphesizdir.

Tarihe baktığımızda bu çeşitliliğin izlerini kolayca görebiliriz. Örneğin, Büyük İskender’in (Alexander the Great) en yakın arkadaşı ve generali Hephaestion ile olan derin bağı, antik kaynaklarda sadece yoldaşlık değil, yoğun bir duygusal ve muhtemelen romantik/erojik ilişki olarak betimlenir. Çocukluktan beri birlikte büyümüşler, savaşlarda yan yana durmuşlar ve Hephaestion’un ölümü üzerine İskender’in aşırı yas tuttuğu (günlerce yemek yemediği, saçını kestirdiği) kaydedilmiştir. Birçok tarihçi, bu ilişkinin Achilles ile Patroclus gibi mitolojik modellere dayandığını ve İskender’in bu benzetmeyi bilinçli olarak yaptığını düşünür. Antik Yunan ve Makedonya kültüründe, özellikle elit kesimde erkekler arası aşklar (çoğunlukla pederasti formunda) oldukça yaygın ve toplumsal olarak kabul gören bir olguydu; ancak bu ilişkiler genellikle güç dinamikleri (aktif/pasif roller) çerçevesinde şekillenirdi.

Bir başka çarpıcı örnek ise Roma İmparatoru Hadrianus -ki kendisi bugün ki Edirne şehrine adını vermektedir- (M.S. 117-138) ve genç sevgilisi Antinous’tur. Hadrianus evli olmasına rağmen, Bithynia kökenli yakışıklı Antinous ile derin bir ilişki yaşamış; birlikte imparatorluğu gezmiş, avlanmış ve birlikte vakit geçirmişlerdir. 130 yılında Nil Nehri’nde Antinous’un gizemli ölümü (kaza, intihar ya da ritüel kurban mı olduğu hâlâ tartışılır) üzerine Hadrianus büyük bir yıkım yaşamış, sevgilisini tanrılaştırmış (deification), onun adına şehir kurmuş (Antinoöpolis), heykeller diktirmiş ve imparatorluk genelinde bir kült oluşturmuştur. Antik kaynaklar bu ilişkiyi açıkça romantik ve cinsel olarak tanımlar; Hadrianus ile Antinous, Roma tarihinin en bilinen eşcinsel çifti olarak kabul edilir.

Bunların yanı sıra tarihte başka dikkat çekici örnekler de vardır:
• Antik Yunan’da Sappho (Lesbos Adalı şair, MÖ 7.-6. yüzyıl), kadınlara duyduğu aşkı şiirlerinde öyle yoğun ve erotik bir dille anlatmıştır ki, “lezbiyen” kelimesi doğrudan buradan türemiştir.
• Roma’da Julius Caesar, gençliğinde Bithynia Kralı Nicomedes ile ilişki yaşadığı iddiasıyla ömür boyu alay konusu olmuş (“her kadının erkeği, her erkeğin kadını” diye hakaret edilmiştir). Bu tür suçlamalar, pasif rolün Roma erkeklik onuruna zarar verdiği bir toplumda siyasi bir silah olarak kullanılmıştır.
• Antik Mısır’da Khnumhotep ve Niankhkhnum’un mezarı (MÖ yaklaşık 2400), iki erkeğin birbirine son derece yakın betimlendiği en eski örneklerden biridir; bazı yorumcular bunu romantik bir bağ olarak değerlendirir.
• Daha geniş bir coğrafyaya bakarsak, Mezopotamya’da tanrıça Inanna/Ishtar’ın rahiplerinin biseksüel veya transgender rolleri, Çin’de “paylaşılan şeftali aşkı” deyimiyle anılan imparator-sevgili ilişkileri gibi örnekler de cinselliğin tarih boyunca ne kadar çeşitli olduğunu gösterir.

Kısacası, “sıra-dışı” görülen cinsel davranışlar modern bir icat değildir; sadece modern toplumlarda (özellikle Hristiyanlık sonrası Batı’da) bu çeşitliliğin bastırılması, tıbbileştirilmesi ve “sapkınlık” ya da “hastalık” gibi etiketlerle damgalanması, bize sanki yeni bir şeymiş gibi hissettirir. Antik toplumlarda ise bu ilişkiler genellikle güç, statü, eğitim, tanrısal ilham veya estetik idealler gibi kavramlarla çerçevelenmiştir. Farklı kültürlerde farklı kurallar olsa da, insan cinselliğinin zengin çeşitliliği tarih boyunca hep var olmuştur.
 
Son düzenleme:
Birader siz evde kendi aranızda bir şey yaptığında karışan yok, zaten istese de karışamaz o durumda birisi. Siz bunu sokağa döküp propaganda yapıyorsunuz sıkıntı orada. Sırf eşcinselliğe uydurmak için Fatih'i bile yazmışsın oraya. İran ve klasik divan edebiyatında erkek güzelliğine yönelik şiirler yazılması normal. Sen bunlara direkt aşk şiiri demişsin. 😂

Özgürlük diye etrafta bağırıp en ufak karşıt görüşte hamle alan sizsiniz oğlum. Edmund Bergler'in eşcinselliğe karşı kitaplarını bile korkudan çevirip yayınlayamıyor hiçbir ülke şu anda, basamıyorlar bile kitabını. Alfred Adler'in eşcinsellikle ilgili kitabı basılırken zorla yayınevine baskı yaptırıp bu bilgiler geçerliliğini yitirmiştir diye eklettiler. Ha birde hastalık değil diye net konuşmuşsun da, daha 30 yıl önce hastalık olarak bakılıyordu. Bu zihniyete göre pedofililikte hastalık değil denir ileride. Ki Almanya bu konuda adım attı geçenlerde. Çocuk cinsel istismarı materyallerine sahip(video, fotoğraf vb.) olmak ağır suç kapsamından kaldırıldı. Homofobi falanda boş iş, fobi korku demek. 😅
Sizsiniz derken, ben LGBTİ+ bireyi degilim ki. Neden direkt beni LGBTİ+ bireyi olarak degerlendirdin?

Bir de pedofililik ne alaka? Pedofililigin suc olmamasini savunan bile (ki beni savunana birisi olarak gorme, sonuna kadar karsiyim) disorder oldugunu kabul ederek savunuyor. "Onlari topluma geri kazanmaliyiz" falan diyorlar.

Ayrica homofobi kelimesi gayet yerinde cunku homofobikler direkt homo bireyler gorunce nefret kusuyor.
Zaten eger nefret kusmuyorsan homofobik degilsindir. Sunu da soyleyeyim, LGBTİ+ bireylerin hetero bireylerin haklarina ulasmasini engellemek de homofobidir.
 
Son düzenleme:
Homofobik felan değiliz. Adamlardan, kadınlardan, translardan, transformerslardan xd korkmuyoruz, iğreniyoruz sadece. Sevmiyoruz. Yaşam haklarına da saygımız var cinsel kimliklerini gözümüze sokmadıkları sürece ama asla güçlü olmalarına izin vermeyeceğiz çünkü onlar bizim dünyamızda yaşıyorlar. Güçlü oldukları zaman seni beni sineye çekmeye çalışacaklar tıpkı ABD'de olduğu gibi. Hayattaki her şey politiktir ya da rahatlıkla politize edilebilir. Senin yaş olarak pek büyük olduğunu sanmıyorum, bu yüzden olaylara kişilere romantik gözle baktığını varsayıyorum. Ayrıca muhtemelen bazı yönlerden azınlık olduğundan diğer azınlıklara karşı sempati besliyorsun. Sevmediğim grupları çıldırttığı için eşcinsellere karşı aşırı bir sempati duyardım gençken fakat yaşlandıkça bir gruba karşı bu sebeple sempati beslemek mantıksız gelmeye başladı. Diğer yandan hayata karşı romantik bakamamaya başladım. Dünya gerçekten rezil bir yer. Kimseye kolay kolay güven duyulmamalı, insanların ikiyüzlü olduğu kabul edilmeli. Farklılıklara saygı duyalım diye diye elindeki yorgandan olmanın hiç gereği yok. Bu dünya biz heteroların, ayıks xd.
 
Homofobik felan değiliz. Adamlardan, kadınlardan, translardan, transformerslardan xd korkmuyoruz, iğreniyoruz sadece. Sevmiyoruz. Yaşam haklarına da saygımız var cinsel kimliklerini gözümüze sokmadıkları sürece ama asla güçlü olmalarına izin vermeyeceğiz çünkü onlar bizim dünyamızda yaşıyorlar. Güçlü oldukları zaman seni beni sineye çekmeye çalışacaklar tıpkı ABD'de olduğu gibi. Hayattaki her şey politiktir ya da rahatlıkla politize edilebilir. Senin yaş olarak pek büyük olduğunu sanmıyorum, bu yüzden olaylara kişilere romantik gözle baktığını varsayıyorum. Ayrıca muhtemelen bazı yönlerden azınlık olduğundan diğer azınlıklara karşı sempati besliyorsun. Sevmediğim grupları çıldırttığı için eşcinsellere karşı aşırı bir sempati duyardım gençken fakat yaşlandıkça bir gruba karşı bu sebeple sempati beslemek mantıksız gelmeye başladı. Diğer yandan hayata karşı romantik bakamamaya başladım. Dünya gerçekten rezil bir yer. Kimseye kolay kolay güven duyulmamalı, insanların ikiyüzlü olduğu kabul edilmeli. Farklılıklara saygı duyalım diye diye elindeki yorgandan olmanın hiç gereği yok. Bu dünya biz heteroların, ayıks xd.
Sırf bir topluluk azınlık konumunda diye onların baskı altında yaşaması gerektiğini düşünmek için asla azınlık grubuna düşmemiş olmak gerekir. Eğer tüm dünya homo olsaydı heterolara karşı aynı şeyin yapılmasını savunur muydun, sanmam.
 
Genel anlamda internette karsilastigim homofobik insanlara karsi actim fakat o kadar da sert bir dil kullandigimi dusunmuyorum. Cok daha sert bir dil kullanabilirdim ki zaten o konu kabul edilmezdi yuksek ihtimalle.


Cinsel kimligin simdiden secilmesi empoze edilsin demiyorum. Bunlarin ne oldugu bilinsin diyorum. Nasil aileler cocuklarina ergenlige girdiklerinde onlara bazi bilgileri veriyorsa, okullarda da direkt bu bilgilerin verilmesi gerektigini dusunuyorum. Dogru yanlis kafasinda degil, varligi bilinsin ve hastalik olmadigi belirtilsin diye. Yoksa hayatinda hic siyahi birisini gormemis birisi ilk defa siyahi gordugunden urkebilir mesela. Zarar vereceginden falan da korkabilir. Onlara siyahi insanlarin varligi anlatilabilir ve onlarin "asagi irk" olmadigi soylenebilir. Anlatabilmisimdir umarim, verdigim ornek internetin varligi yuzunden pek de su an mantigi kalmasa da yine de internette her agzi olanin konustugundan cok en azindan guvenilir bir kaynak olarak okullarda anlatilmasindan yanayim.


Evet, yuksek ihtimalle @lisra hocam demisti onu ve hakli sayilabilir.
Ülkemiz için değil de dünyada böyle olduğu düşünülüyor. Sadece eş cinsel değil, trans, interseks vs. hepsinin oranının %10 civarı olduğu düşünülüyor.

Bu biraz gözleme dayalı bir şey ama ODTÜ benzeri yüksek puanlı universite öğrencilerine bakınca çok fazla Lgbti+ nüfusu var çünkü orada rahatça açık kimlikli olabiliyorlar. Daha başka yerlerde insanlar güvenliği veya buna benzer sebeplerden ötürü kendini gizleme eğiliminde.

Örneğin Irfan Değirmenci. 15 sene önce haber sunuculuğu yapıyordu, çok da iyiydi. Eş cinsel olduğunu saklıyordu o zamanlar. Sonrasında eş cinsel olduğunu söyledi ve direkt medyada bir daha iş bulamadı. Mesleki açıdan bakınca bir dönemin en başarılı sunucusu ol, şu an hala o yeteneğin devam etsin ama eş cinsel olduğun için hiçbir işe yaramıyor.

Vallahi kardeşim artık sizle tartışmaktan bıktım ya. Burada 3 4 tane trol var onlar hayret atlamamış konuya. Yıllardır hastalık olarak görülen bir şey acaba nasıl bir anda 1990'lı yıllarda bir anda hastalık kategorisinden çıkılmış. Ben nerede eşcinsel veya lgbt birisi tanıdıysam hepsi sorunlu insanlardı zamanında bir travmaları vardı. Travestileri saymıyorum bile onlar ayrı bir dünya. Yani ülkede ekonomi çökmüş, enflasyon 1000'lere dayanmış,hala lgbt lgbt yahu bu lgbt sayısı max 10000 veya 20000 bindir bu ülkede. Yani anlamıyorum sırf 10000 bin 20000 kişi neden bu kadar çok konuşuluyor? Daha geçen 1 tane anne kız öldü. 12 yaşında çocuğu şişlediler. Sizin nerede bu konuya duyarınız? Haberlere bile çıkmadı bu olaylar neredeyse. Bu solcu örgütler nerede Lgbt savunduğu kadar bu kadınla kızı savunmadılar bu çocukları veya kadınlarımızı çocuklarımızı korumadılar. Sizin bu Lgbt şeyinizi anlamıyorum. 1 milyon tane sorunumuz var hala lgbt lgbt. Sanki öyle bir ülkede yaşıyoz ki hiçbir sorunumuz yokda tek sorunumuz lgbt. Git bak bakayım o Lgbt örgütlerini hangi milyarder destekliyor. Fon aldıkları yerlere bak bakayım bir. Zamanında nasıl WHO'dan hastalık kategorisinden çıkarılmış. O doktorları incele bakayım bir. Ben arıtk bıktım bu konuları görmekten bir eklenti yapcam en son bu olaylar karşıma çıkmasın diye.
"nerede es cinsel tanısam sorunlu birisiydi"
Acaba burada sorun kişinin es cinsel olmasi mi yoksa sürekli şiddete uğrayan birisinin mentalinin bozulması mi?
Travestileri saymıyorum ayrı dünya? Benim üniversitede trans kadın arkadaşım vardı. 19 yaşında ailesine açıldı, ailesi reddetti, tüm iletişimi kesildi. Hiçbir maddi manevi destek alamıyordu. Onun mentaliyle senin mentalin aynı olabilir mi?
Ülkede 20.000 Lgbti+ nüfusunu nasil çıkardın? Bu ülkede onur yürüyüşlerinde belki de toplam 5.000 kişi göz altına alındı.
Daha geçen bir trans kadın ölü bulundu, daha geçen yine bir trans kadın intihar etti. Bunlar önemli değil mi? Bu ülkede polis memuru nefret cinayeti işledi. Hangi nefret cinsiyetini haberlerde gördün?
Tek derdimiz Lgbti+ değil, eşit, adil insan hakları. Eğer birisi sadece Lgbti+ olduğu için iş bulamıyorsa bu basit bir sorun mudur?
Demek 90larda hastalık kategorisinden çıkmış be bu çok yanlışmış. Dünyanın yuvarlak olduğu da birkaç yüz yıl önce ortaya çıktı. Adhd, otizm gibi durumların da hastalık değil nöroçesitlilik olduğu ortaya çıktı. Acaba bilim yanlışını düzeltmekte insan kadar egoist olmayabilir mi?
 
Son düzenleme:
Benden ve sevdiklerimden uzak durdukları sürece problem yok. Ayrıca hijyenik de değil. Her zaman da dışlanacaklar şahsen çalıştığım ortamda bir erkekçi olsa rahat hissedemem kendimi. Her ne kadar zararsız ben istemediğim sürece bana sulanmayacağını bilsem de rahat edemem baş başa kalamam. Sebebi de her zaman bir ihtimal olduğunu bildiğimdir. Nerden bileceğim o gün niyeti bozarsa alkollüyse birşeyler yaşadıysa kafayı bana taktıysa. Konuşup sohbet ederim normal insanlar gibi davranırım ama baş başa kalmam samimiyet kurmam zaten bu tarz insanlar resmi kurumlarda da kabul görmüyorlar sonrasında psikolojileri hepten bozuluyor yanlış işler yapıyorlar. Biz değil onlar bize ayak uydurmalı azınlık her zaman azdır.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı