Lafı uzatmadan hemen başlayalım.
Oyunun Temel Mekanikleri
Ghostrunner’ın oyuncuya kendine sevdirmesindeki başarısı, sunduğu araçların basit ama bir o kadar da derin olmasında yatıyor. Elinizde bir kılıç var ve karşınıza çıkan her şey sizi öldürmeye programlı. Ancak oyun size öyle bir hareket seti veriyor ki, kendinizi bir süper kahraman gibi hissetmeniz işten bile değil.
Peki nedir bu hareketler? Hemen açıklayalım:
- Zamanı Bükmek: "Sensory Boost" dediğimiz o havada yavaşlama anı, oyunun en kritik noktası. Sadece mermiden kaçmak için değil, o bir saniyelik boşlukta bir sonraki hamlenizi, hangi duvara zıplayacağınızı veya hangi düşmanın arkasına geçeceğinizi planlıyorsunuz. Bu, oyunu düz bir aksiyondan çıkarıp hızlı bir satranç maçına dönüştürüyor.
- Akıcılık (Flow): Duvardan duvara atlarken, bir kancayla boşluğu geçerken veya tam yere inerken yaptığınız o havalı kayma hareketi. Bunların hepsi birbirine bulandığında ortaya çıkan görsel şölen, size tatmin edici bir duygu hissettiriyor.
Madem Bu Kadar Öldük, Neden Sıkılmıyoruz?
Normalde bir oyunda 50 kez aynı yerde ölmek insana klavyeyi kırdırtır. Ghostrunner’da ise durum farklı. Çünkü oyunun size baştan başlamak için verdiği şans hemen çağrınıza karşılık veriyor.Yeniden başlama süresinin sıfıra yakın olması, oyunun o yüksek temposunu hiç düşürmüyor. Öldüğünüz an, neden öldüğünüzü biliyorsunuz. "Bir tık daha erken zıplamalıydım" ya da "Önce sağdaki tüfekliyi almalıydım" diyerek hemen tekrar dalıyorsunuz. Bu deneme-yanılma döngüsü, oyunun en bağımlılık yapıcı tarafı. Bir odayı hatasız geçtiğinizde, o ana kadar verdiğiniz tüm o "50 başarısız deneme" birer madalya gibi parlıyor. Ki biz buna modern tabiriyle dopamin yükseltmek diyoruz, neyse...
Cybervoid ve Tempo Değişikliği
Cybervoid sekansı örnek 1.1 | Cybervoid sekansı örnek 1.2 |
Oyunun sadece saf aksiyondan ibaret olmaması da önemli. Arada girdiğimiz Cybervoid sekansları, oyunun o çılgın temposunu biraz olsun soğutuyor. Buradaki bulmacalar ve platform öğeleri, bir nefes aldırma alanı sunduğunu düşünüyorum. Şahsen sürekli aksiyona girmek beni yoruyor. Hikâyenin arka planını da yavaş yavaş zihninize işliyor.
Bazıları bu kısımları aksiyonu böldüğü için sevmese de, bence o dikey ve boğucu kuleden çıkıp dijital ve soyut bir düzleme geçmek, atmosferi zenginleştiren iyi bir tercih olmuş.
Müziklerde Daniel Deluxe Faktörü
Müzikler bu oyunda sadece "arka plan sesi" değil. Oyunda bir nevi sizi oyunun temposuna ayarlayan bir unsur olmuş. Düşmanlarla dolu bir odaya girdiğinizde müziğin o kirli ve hızlı tınısı yükseliyor, odayı temizlediğinizde ise yerini derin bir uğultuya bırakıyor. Kesinlikle bu oyunda müzik sizi oyunun dünyasına hapseden en büyük unsurlardan biri.
Oyunun Tasarım Kısmı
Aynı hassasiyet düşman mermileri için de geçerli. Santimetrelerle mermiden sıyrılmak, oyunun size sunduğu o "ustalık" "süper kahraman" hissini pekiştiriyor.
Son olarak, bu yazıyı okuyup zaman ayırdığınız için teşekkür ederim hocalarım.
Umarım incelememi beğenmişsinizdir.
Keyifli oynamalar dilerim.