Bu oyunun en büyük günahı yavaş açılması zaten. Sağda solda (her ne kadar bi' yerden sonra oyun kendini haklı çıkarsa da) abartıldığı için girilen beklentileri karşılayamayabiliyor.
Başlangıçtaki (sizin oyunu bıraktığınız) Ak Bostan kısmı tamamen "tutorial" niteliğinde, oyunu öğretip alıştırmaya dayalı. Çevrenin güzel olması dışında pek bi' olayı yok. Oyun yavaş ve karakter açısından da güçsüzsünüz.
Ak Bostan'dan sonraki Velen ise atmosfer açısından alabildiğine karanlık bi' yer. İç açıcı bi' tarafı yok. Karakter açısından yavaş yavaş güçlenmeye başlıyorsunuz ama oyun hâlâ yavaş.
Ak Bostan ve Velen'den sonra gelen Novigrad itibariyle artık oyun iyice akıp gidiyor, eleştirip takılabilecek pek bi' tarafı kalmıyor (bence) ama bu noktaya gelene kadar da oyunun %30'unu falan oynamış oluyorsunuz... Katlanması kolay mı veya ne kadar kolay, tartışılır.
Bi' diğer sıkıntısı da bana kalırsa öncesinde iki oyunluk bi' birikim olması. Hikaye özetlerine bakılıp 3'e geçiliyor, eyvallah ama öyle de oyunları (hadi 1 olmasa bile en azından 2'yi) bizzat oynamamış olmanın eksikliği hissediliyor bence.
Seriye ve karakterlere dair bi' bağınız, temeliniz olmuyor, amacınız ne ve 3. oyuna kadar neler yaşandı bilmiyorsunuz ya da anca üstünkörü biliyorsunuz. Kitaplar zaten Hak getire... Az çok oyun zevkini etkiliyordur.
Günün sonunda sarmadıysa yapacak bi' şey yok, belki ileride olur. Mümkünse öncesinde 2'yi ve yetişirse 1 Remake'i oynarsınız, falan. Olmazsa da dünyanın sonu değil, başka oyunlarla yolunuza bakın.
Sırf "iyi" olarak anlatılıyor diye, ilgi duymadan sırf nasılmış görmek için hangi oyunu oynamaya çalışsanız keyif almazsınız herhalde.
Sonuç olarak rol yapma oyunu olan hiç bi' oyun uzun ve detaylı hikayeler ve konuşmalar olmadan olmuyor (harbiden "rol yapma" anlayışıyla yapıldılarsa tabii).
Olay aksiyona gelene kadar mevzuların sakin geçmesi, aksiyondan daha çok keyif almanızı sağlıyor bana kalırsa.