1- İslam örneğin, esirlerin fidye karşılığı veya karşılıksız serbest bırakılmasını teşvik etti (Muhammed Suresi 4. Ayet).
"Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur."
Hz. Muhammed (s.a.v.) bu emri şöyle uygulamıştır:
Başta Ebû Cehil olmak üzere müşriklerin ileri gelenleri Bedir'de öldürüldü. Yine bir kısmı ileri gelenleri olmak üzere 70'i esir alındı. Peygamber efendimiz bu esirlerin bir kısmını fidye karşılığı, okuma yazma bilenleri de Medineli 10 çocuğa okuma yazma öğretmek şartıyla serbest bıraktı.
2- Sadece Allah rızası için köle azat etmek en büyük sevaplardan biri sayıldı. (Beled Suresi 12-13: "Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin? O, köle azat etmektir.")
3- Amerikan veya Roma köleliğinde köle "hayvan" muamelesi görürdü, maldı. İslam'da ise hukuki bir statüye dönüştü ve köleler efendileri ile kardeş sayıldı.
Hz. Muhammed'in Emri: "Onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah onları ellerinizin altına verdi. Kimin elinin altında kardeşi varsa, yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerinin yetmeyeceği işleri yüklemesinler eğer yüklerlerse onlara yardım etsinler." (Buhari, İman, 22)
4- Nur Suresi 33. ayet, kölelerin sahipleriyle anlaşma yaparak (belli bir para karşılığı) özgürlüklerini satın alma taleplerinin kabul edilmesini emreder. Eğer köle "Ben çalışıp paramı ödeyip özgür olmak istiyorum" derse, sahibi bunu kabul etmek zorundadır ve hatta ona maddi yardımda bulunmalıdır.
5- Tevbe Suresi 60. ayette zekatın verileceği yerler sayılırken "ve rikab" (boyunduruk altındakiler/köleler) ifadesi geçer. Yani devlet, vatandaşlardan topladığı vergiyi kölelerin özgürlüğünü satın almak için kullanmak zorundadır.
İslam'ın hedefi köleliğin olmadığı özgür bir toplumdur. Köleliğin devamı değil, bitirilmesi üzerine kurulu bir mekanizma getirmiştir. Bugün İslam alimlerinin oy birliğiyle köleliğin yasak olmasının sebebi de bu hedeftir.
Bu tarz söylemler, internette belirli gruplar tarafından servis edilen kasıtlı propagandalardır. İtibar edilmemelidir.
Yanlış anlaşılma oldu galiba.
Benimle tartışırken fark etmeden kavramları birbirine karıştırıyorsunuz. Ben
“İslam’da kölelik ahlaken hoş görülüyor mu?” diye sormuyorum. Benim sorduğum soru çok daha net ve hukuki:
“İslam’da kölelik açık bir nas ile yasaklanmış mıdır?”
Buna verdiğiniz cevapta
tek bir ayet,
tek bir sahih ve bağlayıcı hüküm yok. Sadece niyet okuması ve temenni var.
“Kademeli kaldırıldı” diyorsunuz ama bu bir
iddia, delil değil. Kademeli kaldırılan konularda Kur’an’da, içki sonunda açıkça haram kılındı, faiz yasaklandı ve putperestlik reddedildi.
Kölelikte ise böyle bir son hüküm
hiçbir yerde yok. Bu bir yorum değil, metinsel bir gerçektir.
Verdiğin örneklerin tamamı şunu gösteriyor:
Köle azat etmek
teşvik edilmiştir
Kölelere kötü muamele
yasaklanmıştır
Köleliğin içinde
çıkış mekanizmaları oluşturulmuştur
Ama bunların hiçbiri şunu demiyor:
Kölelik haramdır, Köle sahibi olmak yasaklanmıştır!
Teşvik etmek ile yasaklamak aynı şey değildir.
Ahlaki bir hedef hukuki kaide yerine geçmez.
Mahkemeye çıkıp çocuğum için eczaneden ilaç çaldım demeniz; hukukun gözünde sizi "hırsız" olmaktan alıkoymaz. Belki hafifletici sebep sunar sadece mahkeme heyetine.
Bunları eşitlemek fıkıh usulüne aykırıdır.
“İslam’ın hedefi özgür toplumdur” diyorsunuz. Bu da yine
niyet atfetme. Metin böyle bir hedef cümlesi kurmuyor. Siz bugün olması gerekeni, geçmiş metne geri projekte ediyorsunuz.
Modern âlimlerin bugün köleliği haram sayması
metnin açık hükmü olduğu için değil, modern dünyaya adaptasyonun ürünüdür.
Bu meşru bir çağdaş içtihattır ama
“Kur’an köleliği yasakladı” demek değildir.
Özetle, siz ne olması gerektiğini ve kafanızdaki islamiyet algısını anlatıyorsunuz.
Ben "Ne Yazıyor, Ne Emrediliyor" onu anlatıyorum.
Ben ayet ve hadis gösteriyorum.
Siz niyet, süreç ve varsayım anlatıyorsunuz.
Bu yüzden benim argümanım hukuki ve metinsel, sizinki ise ahlaki ve yorumsal.
Bunlar aynı şeyler değil.
Bu tartışma, Diamond Tema-Fikret Çetin tartışmasına dönecek belli ki. Kendi tarafımda bu münazarayı sonlandırıyorum.