Allah'ın inanmayanları sonsuza kadar cehennemde yakması

Adalet değilki bu inanmayan iyi insanlarda var adalet anlayısın bu mu senin.
Senin Adalet anlayışının bir önemi yok adalet adil olmak değil midir?

Hristiyan ve yahudiler için bir bağışlanma söz konusu zaten. Allah ve ahirete inanıyorsan affedilebilirsin.

Ateist ve deistlerin affedilmemesinin sebebi de Allah'ın aklı eren kişi tanrıya ve ahirete inanacağını iddia etmesi.
Hristiyan ve Yahudilerin bağışlanacağı hangi ayette yazıyor?
 
Son düzenleme:
Senin adalet anlayışının bir önemi yok adalet adil olmak değil midir?

Hristiyan ve yahudilerin bağışlanacağı hangi ayette yazıyor?

Ben yahudimi diyorum ateist deist insanlar sırf inanmıyor diye cehhenememi gidecek yani bu adaletmi he eli yüzü düzgün insanlar cehhenemde yancak bos yere yani he.
 
Ayette özellikle, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman edenler, diye vurgu yapılmış. Zaten mesele kimin kimliğinde ne yazdığı değil. İnancının Kur'an'a uygun olup olmamasıdır. Allah'ın ebeveynleri yoktur. O da kimsenin anne veya babası değildir. Ancak Hıristiyanlık inancında hâşâ İsa, Allah'ın oğludur. Buna inanan bir insan gerçekten iman etmiş sayılmaz.

Ben yahudimi diyorum ateist deist insanlar sırf inanmıyor diye cehhenememi gidecek yani bu adaletmi he eli yüzü düzgün insanlar cehhenemde yancak bos yere yani he.
Sırf inanmıyor diye öyle mi? En büyük günahı küçümseyerek kendince Allah'ın adil olmadığı gerekçesini öne sürüyorsun. Yanlış olan bu zaten.
 
Allah bana var olduğuna dair somut bir şey göstersin 1 kere ömrümü ona ibadet ile geçireyim göstermiyorsa bu benim sorunum değil.

Bu durumda sonsuz işkence bayağı adaletsiz.
 
Ayette özellikle, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman edenler, diye vurgu yapılmış. Zaten mesele kimin kimliğinde ne yazdığı değil. İnancının Kur'an'a uygun olup olmamasıdır. Allah'ın ebeveynleri yoktur. O da kimsenin anne veya babası değildir. Ancak Hristiyan'lık inancında hâşâ isa, Allah'ın oğludur. Buna inanan bir insan gerçekten iman etmiş sayılmaz.

Sırf inanmıyor diye öyle mi? En büyük günahı küçümseyerek kendince Allah'ın adil olmadığı gerekçesini öne sürüyorsun. Yanlış olan bu zaten.

Burada onu bahset misin diyorum ki inanmayıp iyi insanlar da var diyorum ama sen yok onlar cehhenemlik ya sen neden bahsediyon.

Allah bana var olduğuna dair somut bir şey göstersin 1 kere ömrümü ona ibadet ile geçireyim göstermiyorsa bu benim sorunum değil.

Bu durumda sonsuz işkence bayağı adaletsiz.

İnanan kisilerin coğuda inanmasak ne kazanırız acısından bakıyor yani sorgulama vs yok.
 
Bu konuya yazalı çok olmuş ama birilerinin toksik emojileriyle geri döndüm ve özetle, eşitsiz bir adaletten bahsedilmiş. O dönemden beri nerdeyse her vakiti kaçırmadan gittim ve araştırmalar yaptım. Benzer soruları sordum, cevaplar aradım.

Her insanın doğuştan fıtratında din (inanç) vardır. Burada inançtan kastım İslam değil. Genel tabirle bir şeye kendini inandırmaktır. Kendi beyninin idrak edemediği noktalar için. Mesela basit bir örnek vereyim:

Her şey nasıl oldu?

En popüler cevap: Bigbang (Birkaç maddenin, elementin birleşip patlaması sonucu) oldu. Sonrasında da maymundan, balıktan, ondan bundan evrimleşerek insan olundu. Vesaire vesaire.

Aslında bu teorileri size açıklamam bile çok yanlış olur, şahsen bana bunların ne kadar "saçma" olduğunu açıklayan birisi olsa, kendime hakaret sayarım. Benim beynim var ve şunu düşünebiliyorum:

Patlamanın olması için bile bir zamanın ve patlamanın olmasına yarayan maddelerin olması gerekir. Eğer bizim gerçekten "Başlangıç" diyebilmemiz gerekiyorsa, bu saydıklarımın da olmaması gerekir. Bu saydıklarımın olmamasını da beyin anlayamıyorken, kelimeler nasıl anlatsın? Yokluk canlandırın kafanızda, gözlerinizi kapatınca oluşan siyahlık; yokluk değildir. Çünkü orda da bir zaman, renk vb. gibi kavramlar vardır. Onların da olmaması gerekiyor ki bunu düşünmemiz/idrak edebilmemiz mümkün değil.
İdrak edemediğimiz için de cüzzi irademiz buna kılıf uyduruyor ve ona inanıyor. Tövbe hâşâ Allah'ın nasıl olduğunu düşünmeye çalıştığımızda insan, çok büyük varlık gibi şeyler düşünmemiz gibi ki aslında bir "madde, varlık" la bile eşleştirmemiz gerekiyor çünkü bunlara uyarladığımızda bizden farkı olmaz.

Asıl buradaki en önemli konu ise "Din"'in kavramını bilmek. Din demek, inanç demektir. Eğer bizde "cüzzi irade" olmasaydı, inanç diye bir şey olmazdı; "GERÇEK, HAKİKAT" olurdu. Bu da demek oluyor ki "İmtihan" olmazdı. İşte din de, bizim yaşadığımız bu "imtıhan"ların bir sonuca bağlamamıza olanak sağlayan "inanç" tır. Yâni eğer tövbe hâşâ Allah bize görünseydi, bu bir imtihan değil "Gerçek" olurdu. Sonuç olarak sen ibadet etmek için değil, imtihan için buradasın. "Bir kere kanıt olsa, zaten inanırım" hayır sen inanmıyorsun, bu bir gerçek oluyor.

Özetle, üstteki örneğimden bir "Yaratıcının" olduğunu çıkarabiliyoruz. Bu demek oluyor ki "Tanrısız" dinler birer safsata oluyor. Birden fazla tanrılı dinleri anlatmama gerek yok sanırım.

Tek tanrılı dinlerde de görüyoruz ki biri "Bizi yarattı, başıboş bıraktı"
Yâni o zaman yıllarca okudun, yıllarca emek verdin ve ölüp gittiğinde seni tanıyanlar da ölünce dünyaya boş geldin, boş gidiyorsun. Her şey anlamsız. Sonrası da anlamsız. İlginç.

Diğerlerinde de benzeyen noktalar var. Ama önce "İsa Tanrı'nın oğludur" dininin de üstteki mesajlarımdan nasıl bir yanlış olduğunu anlayabilirsiniz.

Sıradakine gelelim, "Biz herkesten üstünüz, bizden olmayan herkes köledir. Biz seçilmişleriz, eğer doğuştan bizim soyumuzdan değilse, o kişi bizim dinimizde olamaz." Yâni "Yaratıcı" bizi zaten onun kurallarına uyamayacağımızı bile bile "Boş yere yarattı" kaanatına varılıyor. Bu ayrı bir ilginç. İkonik de aynı şekilde.

Bir de birkaçında da "Yaratıcı, onu bu yaptığını gördü ve üzüldü", "Yaratıcı şunu yaptı, şunu etti" gibi terimler kullanıp; sanki kutsal kitabın 3. şahıs, ilahi bakış açısı tarafından yazıldığı gibi anlatılıyor. Okurken bile bir ciddiyetsizlik, ana göre kararlar hissiyatı veriyor.

Bir de, "Ahlak, İnsan Değerleri, Merhamet" çerçevesine önem veren bir din kaldı. Daha söylenecek çok şey var da bu basit bir özet.

Buyrun, düşünme sizin.
SORU-) Allah merhameti sonsuzdur, o zaman neden inanmayanları affetmiyor?
Burası çok hassas konu, genelde din hakkında en ufak bir kitap açmadan söylenen sorulardan biri. Şöyle kıssadan hisse bir örnek verelim. Yazmak uzun sürecek, aklıma gelen en basit 2 örneği bırakıyorum:
Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.

Dinin yayılmasında en büyük rol oynayan iki kişiden birini canice katleden Hz. Vahşi'yi, kendi kızını gömüp, peygamber efendimizi öldürmeye giden Hz Ömer'i bile tövbelerini kabul edip Cennetine alan Allah, bizleri almaz mı? Kalpten tövbe ettikten sonra?
Ama sen Allah'a inanmamayı tercih etmişsin kendi iradenle, affedilecek tövben, günahın kalmamış. Aynı şekilde bu dediğimle şunun cevabı da belli oluyor: "Sizler cehennemden korktuğunuzdan inanıyorsunuz." Cehennemden korkmakta inanmaktır zaten. İnanmayan biri neden korksun?
Affedilmeyle ilgili ayetlerin çok büyük çoğunluğunda bile "Kul hakkı" hariç deniliyor. Yâni buradan anlıyoruz ki, "İnanmak ve Kul hakkı" dışındaki bütün günahlar affedilebilir.


SORU-) İmtihanlar bile eşit değil. (Ben fakir ve mutsuzum, o zengin ve mutlu)
"İhsan"
ve "Ameller niyetlere ve çekilen meşakkate göredir"
Buna Kuran çok güzel cevaplar veriyor. Ben sizin için açıklayayım:
İbadetle, imtihanla ilgili örnekler "Öğretmen ve öğrenciler" üzerine verilmesiyle insan beyninde yanlış bir izlenim bırakıyor. Yâni mesela sınıfınızın tarih sınavına girdiğini düşünün. Herkesin önünde kağıdı, aynı sorular, aynı cevaplar. Hepinizin sınavı biter ve verdiğiniz cevaplara göre eşit bir şekilde yargılanırsınız. Evet, buraya kadar her şey mantıklı eşleşiyor dinle. Ama üstteki soru diyor ki:

Ya ben o gün hastaysam ve sınav esnasında düşünme zorluğu yaşarsam?
O zaman benim için haksızlık oluyor, eşit değiliz. Gibi bakıyorsunuz. Hayır YANLIŞ bakıyorsunuz.


Özel durumu olan öğrenciler sınava girdiğinde, normal sınavdaki en kolay soru; özel öğrencinin sorularındaki en zor soru olmasıyla birlikte normal sınavdaki puandan 2 kat fazla bile olabiliyor.

Yâni ne demek oluyor, sen ayakların nasır tutmuşken bile kıyama gelebiliyorsan; Bodrum'da tatilde "Şu namazı da kılayım, aradan çıksın" diyen birisiyle arasında dağlar kadar fark var. İsterseniz noktası noktasına aynı düşüncede olun, aynı saniyede, aynı şekilde, aynı sürede, aynı ayetlerı okuyarak, aynı yerde ibadet/iyilik yapın. Hiç farketmez.

Gerçek dünyadan da bir örnek verelim:

Cebindeki son parayı eşi için çiçek alan biri mi? Yoksa cebindeki milyonların, binlerini eşi için harcayan biri mi?


Arapların uydurması, peygamberler vs. sadece arapların bölgesine bahsediliyor vb. gibi sorular için de basit bir şey diyeceğim:
İsrailoğullarının gerçekten zamanında diğer cahil kesimden üstün görüldüğü zamanlar var (ırksal değil, örnek alınması gibi) Kendi kendilerini mi kötülediler? Kur'anı az bir şey okuyun (meal, tefsir farketmez) atıfta bulunduğu (hâşâ) iddiaların aynısını diğer dinlerde de bulun. Nedense İslam dininden çıkmak/çıkarmak için kendi inandıklarını bize açıklamak yerine, insanların uydurduğu hadis, ayetleri veya yanlış anlaşımları bize "İşte hata" diye veriyorlar.


Bu kadar şeyden sonra ise, belki hayatımın kırılma noktası diyecek değişimler yaşadım iyi yönde. Psikolojik ve maddi, manevi çöküşteyken. Ama bunu bekleyerek iman etmedim. Ben gerçek bir kul olmak için, kalpten iman ettim. Allah rızkımdan verdi. Her seferinde iyi bir şey olması için yapılırsa o da olmaz, sonra da "Ben şunları şunları yaptım, ama karşılığını alamadım" oluyor. Karşılığını ahiret günü için yapacaksın. Kalpten yaptığın zaman sen istemesen de bu ebedi olmayan dünyada da bir şeyler olur.

Bu soruları yazmak için bilgisayarımı açtım, bir sürü soru ve cevap aklıma geldi ama yazarken açıklayıcı olmaya çalışınca unutup durdum. Bir sorunuz varsa buyurun, cevaplamaya çalışalım.

Son olarak şunları da eklemek isterim:
Şu kelamlar belki biraz da olsa kalbinize dokunur:

"Bekleyin! Şüphesiz biz de beklemekteyiz!" Hud 122. ayet
“Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler." En'am suresi 135. ayet
1773868389876.png
"Eğer kulumuza indirdiğimiz kitap hakkında bir kuşkunuz varsa, siz de onun benzeri bir sûre getirin. Allah'tan başka bütün taptıklarınızı da çağırın. Şayet iddianızda doğru iseniz." Bakara 23.
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı