Nikah dediğin şey zaten toplumsal bir adet. Nikahsız birlikte olan olur. Bu sana nasıl zarar veriyor? Tam şu an binlerce insan zina yapıyor. Görmüyorsun, bilmiyorsun ama yapıyor. Yapan kim ve bu gece aile yapısına nasıl zarar verdi bu gece?
Aile yapısını nasil hedef alıyor buna hala cevap vermedin. Aile yapısı nedir, kim nasıl bunu hedef görüyor?
"Cinsiyeti keyfi bir tercihe indirgeyen" bayılıyorum ya bu kadar güzel atmanıza. Nefret cinayetleri almış başını gidiyor. 3-5 zengin ayrıcalıklı lgbti+ disinda hepsi hayatı 10 kat zorlukta yaşıyor. Ve sen buna keyfi diyorsun.
O konuyu referans gösteriyorsun. Milyonlarca uzmana karşı çıkabilecek kadar özgüvenliysen bunun arkasını bir şekilde doldurman lazım. Bana bunları doldur gel.
Dediklerimin nokta atışı olduğunu net bir şekilde ispatlıyorsunuz aslında. Aile; karşı iki cinsin, belirli şartlar altında, karşılıklı rızası ile kurulur. Bu aile kurumunun devamlılığı için cinsiyet gibi kavramların yoruma açık olmaması gereklidir. Nikahı "toplumsal bir adet" olarak görüşünüz de bahsettiğim gibi aslında içi boş ama süslü sözlerle savunulan zehirli ideolojinin sizdeki yansımasıdır. Toplumdaki dehşet verici ahlakî yozlaşmayı ve sosyal çürümeyi fark etmemek neredeyse imkansızdır. Bu yozlaşma ve çürüme cinsiyet, ahlak gibi temel kavramların içinin boşaltılması, belirsiz bir özgürlük anlayışından ileri gelir.
Bu bağlamda, yaptığınız zina görünüşte bir gecelik, iki kişi arasındaki ilişki olarak görünse de toplumda zamanla normalleşmesi ile eşler arasında hayati olan güvenin yokluğu, ortada kalan çocuklar, ergin olmadan yaşanan ilişkiler, nikahın gereksizliği, tatminsizlik neticesinde cinsiyet karmaşası, bu karmaşanın doğurduğu onlarca sorun ve saymadığım nicesi olarak kendini gösterecektir.
Ben zorluk içerisinde yaşamıyorlar demedim. Hasta olan birçok insan, birçok sorunla karşılaşıyor. Cinsiyetini bile oturtamamış bir bireyin sağlıklı olması beklenemez.
"Milyonlarca" uzman mı? Konuyu araştırsanız "milyon" tane makale çıkmaz. Referans, referanstır. Aksi yönde referansı da siz gösterin.
Şeriat kelime bazında incelendiğinde bile ve onu geliştiren fıkıhçılar ve âlimler bile onun Kur’an’da geçmediğini bilirler. Hüküm ve İslam’ın idari yönetim ve cebir alanlarına tatbik edilmesine ilişkin hiçbir emredici ayette bulunmamaktadır bu vesileyle.
Makaleleri bırakın, bu ayetleri okuyun. Sizin için bulabildiğimi derledim. Bu ayetler ışığında anlaşamıyorsak bu iş benden çıkmıştır. Ben hidayet verici değilim.
1- Casiye Suresi, 18. Ayet:
"Sonra da seni dinden bir şeriat (bir hukuk ve hayat yolu) üzere kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma."
(Arapçası: Summe cealnâke alâ şerîatin mine’l-emri...)
2- Maide Suresi, 48. Ayet:
"...Sizden her biriniz için bir şeriat (şir'aten) ve bir yol belirledik..."
3- Şura Suresi, 13. Ayet:
"Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin' diye Nuh'a vasiyet ettiğini, sana vahyettiğimizi... sizin için de din (hukuk) kıldı (Şera'a)."
4- Nisa Suresi, 65. Ayet:
"Hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar."
5-Hırsızlık Cezası (Maide Suresi, 38. Ayet):
"Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah’tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."
6- Zina Cezası (Nur Suresi, 2. Ayet):
"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun. Allah’ın dinini uygulama hususunda onlara karşı acıma duygunuz kabarmasın..."
7- Kısas (Öldürme ve Yaralama) (Bakara Suresi, 178. Ayet):
"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı..."
8- Bakara Suresi, 282. Ayet (Müdayene/Borçlanma Ayeti):
"Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın... İki de şahit tutun..."
(Bu ayet, devletin ve toplumun ticari hayatını düzenleyen, kayıt altına almayı (bürokrasiyi) emreden, hukuki bir düzenlemedir.)
9- Nisa Suresi, 11-14. Ayetler:
Allah bu ayetlerde mirası kimin ne kadar alacağını (1/2, 1/4, 1/8, 2/3 gibi oranlarla) kuruşu kuruşuna belirlemiştir. Ve 14. ayetin sonunda şöyle der:
"Kim Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun sınırlarını (hudûd - yasalarını) aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehenneme sokar."
(Miras paylaşımı, kişiler arası bir hukuk (muamelat) konusudur ve Kur'an bunu detaylandırarak kanunlaştırmıştır.)
10- Nisa Suresi, 105. Ayet:
"Biz sana Kitab’ı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma!"
11- Maide Suresi, 49. Ayet:
"Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamaları için onlardan sakın."
12- Maide Suresi, 50. Ayet:
"Yoksa onlar (İslam öncesi) Cahiliye hükmünü (yönetimini) mi istiyorlar? İyi anlayan bir topluma göre, hükümranlığı Allah’tan daha güzel olan kim vardır?"
(Ayet açıkça iki seçenek sunar: Ya Allah'ın hükmü (Şeriat) ya da Cahiliye hükmü. Üçüncü bir yol yoktur.)
13- Maide Suresi, 33. Ayet:
"Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların (eşkıya/terörist) cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir..."
(Bu ayet, devletin kamu güvenliğini sağlamak için uygulaması gereken Ceza Hukuku (Ukubat) maddesidir.)
14- Meşhur "Muaz b. Cebel" Hadisi (Hukukun Kaynağı):
Peygamberimiz, Muaz’ı (r.a.) Yemen’e vali ve kadı (hakim) olarak gönderirken sorar:
— "Ne ile hükmedeceksin?"
Muaz: "Allah’ın Kitabı ile."
— "Onda bulamazsan?"
Muaz: "Resûlullah’ın sünneti ile."
— "Onda da bulamazsan?"
Muaz: "Kendi görüşümle (içtihadımla) hüküm veririm."
Peygamberimiz bundan memnun olur ve şükreder.
(Ebu Davud, Akdiye, 11; Tirmizi, Ahkam, 3)
(Bu hadis, İslam'ın ilk gününden itibaren bir yargı hiyerarşisi ve hukuk sistemi (Şeriat) olduğunu kanıtlar.)
15- Kanun Önünde Eşitlik İlkesi:
Soylulardan bir kadın hırsızlık yapınca, ceza almaması için aracı olunmak istenir. Peygamberimiz (s.a.v.) öfkelenir ve o meşhur tarihi cümleyi kurar:
"Sizden öncekilerin helak olma sebebi şuydu: İçlerinden şerefli biri hırsızlık yapınca onu cezasız bırakır, zayıf biri yapınca cezayı uygularlardı. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma da hırsızlık yapsa, onun da elini keserdim!"
(Buhari, Hudûd, 12; Müslim, Hudûd, 8)
(Bu hadis, İslam'ın şahsi bir vicdan meselesi değil, "kanun" ve "yaptırım" içeren bir devlet nizamı olduğunu gösterir.)
Kur'an sadece öğüt kitabı değil, aynı zamanda bir hukuk (Şeriat) kaynağıdır.
Yine enteresan bir şekilde senin Şeriat olarak kabul ettiğin bazı hükümlerin sadece Müslümanlara uygulanmasını kabul ederken bir taraftan aslında Kur’an’ın açından hüküm ait olarak gördüğün ayetlerin sadece Müslümanları kapsadığını düşünmen de tutarlı değildir. Çünkü başından beri tartıştığımız gibi de Kur’an evrenseldir ve bütün insanlara hitap eder. Bu bile onun bağlayıcılığını imanı bağlayıcılık olduğunu ve herkesi kapsadığını aile ve sosyal yaşamlarımızı toplumsal yaşantılarımızı düzenlerken bir uyarı ve vahiy kitabı olduğunu göstermektedir.
Evet, İslam hukukunda "Hukuki Çoğulculuk" denilen bir ilke vardır. Bu ilkeye göre İslam devletinde yaşayan gayrimüslimler (Ehli Kitap), kendi aralarındaki özel hukuk davalarında (evlenme, boşanma, miras, yeme-içme kuralları vb.) kendi şeriatlarına (kutsal kitaplarına) göre yargılanırlar. İslam şeriatı onlara zorla dayatılmaz.
1- "İncil ehli, Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıkların (yoldan çıkanların) ta kendileridir."
(Maide Suresi, 47. Ayet)
2- "İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken, nasıl oluyor da (gelip) seni hakem yapıyorlar? ... (Halbuki onlar sana da inanmıyorlar.)"
(Maide Suresi, 43. Ayet)
3- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine'ye hicret ettiğinde, yazılı anayasa sayılan "Medine Vesikası"nı hazırladı. Bu anayasanın maddeleri Yahudilerin kendi iç hukuklarında özgür olduğunu garanti altına aldı.
Bir grup Yahudi, zina eden bir çifti yargılaması için Peygamberimize getirdiler (kendi kitaplarındaki cezayı hafifletmek istiyorlardı). Peygamberimiz onlara "Tevrat'ta bunun hükmü nedir?" diye sordu. Onlar hükmü gizlemeye çalışınca, Abdullah b. Selam Tevrat'ı açıp okudu ve Tevrat'taki hüküm neyse o uygulandı.
(Buhari, Hudud, 24; Müslim, Hudud, 28)
Medina Vesikası'ndan örnekler:
Madde 21- Herhangi bir kimsenin bir mü’minin ölümüne sebep olduğu kat’î delillerle sabit olur da, maktulün vesilesi (yani hakkını müdafaa eden) rıza göstermezse, kısas hükümlerine tabi olur; bu halde, bütün mü’minler ona karşı olurlar. Ancak bunlara sadece (bu kaidenin) tatbiki için hareket etmek helal (doğru) olur.
Madde 23- Üzerinde ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey, Allah’a ve Muhammed’e götürülecektir, selam O’na olsun.
Madde 25-a) Benû Avf Yahudleri mü’minlerle birlikte -(İbn Hişam’da bu, “maa” (yani “ile”) olarak; Ebu Ubeyd’de ise “min” (yani “den”) olarak zikredilir)- bir ümmet (camia) teşkil ederler. Yahudilerin dinleri kendilerine, mü’minlerin dinleri kendilerinedir. Buna, gerek mevlaları ve gerekse bizzat kendileri dahildirler.
Madde 25-b) Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikab eder veya bir cürüm ika eder, o sadece kendine ve aile efradına zarar vermiş olacaktır.
Madde 26- Benû’n-Neccar Yahudileri de Benû Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahip olacaklardır.