Hz. Aişe ve evlilik yaşı iddialarına cevap

Vahiy akıl ve duyular evet. Hadisleri neden kesin kabul ediyor Müslüman'ların neredeyse hepsi bilmiyorum. Belki Kuran'da bundan bahseden bir ayet vardır belki yoktur. Kabul edenler hadislerin dilden dile, yazıdan yazıya, sözlü gelenekle doğru şekilde aktarıldigini söyler. Benim dediğim düşünce, Allah hem kendine inanç sınavı, hem hadisler doğru mu onun sınavını yapmazdı, isinizi zorlastirip sizi celiskiye sokmazdi diye düşünüyorum sadece.

Öncelikli olarak soyleyeyım kuranda hadislerin doğruluğunu belirten bir yer yok az önce de bunu teyit ettim Google'da arayarak. 2. olarak ben tekrardan soyluyorum sadece kurana inanıyorum hadislere inanmıyorum bu açıdanda linç edilmek istemiyorum ve gorusunuzede saygı duyuyorum. Sonradan bunları okuyacak olursa. senın sınavını yapmazdı dedığın o soruyu kendi perspektifimden yorumluyorum. Yok. Denılenden 200 yıl sonra yazıya geçirilmiş bir olay o zaten. Burada aslında kuranla çelişmiyor kuranı tamamlıyor kuran akıl ve vahiy yolu kullanılarak bunun ayırt edılebılecegını ve doğruya ulaşılabileceğini savunuyor. Ben şahsen hem 200 yıl sonra yazıya gecırılmesı hem arabıstan dağıldıktan sonra yazıya geçırılmesı sayesınde kendıme gore kendi doğru mu bulduğumu düşünüyorum bana gore hadisler kesin güvenilir kaynak değildir.

Evet konudan çok saptık ozur dilerim gece gece uykumu açtın iyi akşamlar :D
 
Öncelikli olarak soyleyeyım kuranda hadislerin doğruluğunu belirten bir yer yok az önce de bunu teyit ettim Google'da arayarak. 2. olarak ben tekrardan soyluyorum sadece kurana inanıyorum hadislere inanmıyorum bu açıdanda linç edilmek istemiyorum gorusunuzede saygı duyuyorum sonradan bunları okuyacak olursa. Senın sınavını yapmazdı dedığın o soru kendi perspektifimden yorumluyorum yok. Abı denılenden 200 yıl sonra yazıya geçirilmiş bir olay o zaten. Burada aslında kuranla çelişmiyor kuranı tamamlıyor kuran akıl ve vahiy yolu kullanılarak bunun ayırt edılebılecegını ve doğruya ulaşılabileceğini savunuyor. Ben şahsen hem 200 yıl sonra yazıya gecırılmesı hem arabıstan dağıldıktan sonra yazıya geçırılmesı sayesınde kendıme gore kendi doğru mu bulduğumu düşünüyorum bana gore hadisler kesin güvenilir kaynak değil.

Evet konudan çok saptık ozur dilerim gece gece uykumu açtın iyi akşamlar :D
Saygı duyarim inanmayan cok kişi türedi artık günümüzde zaten. Bana sadece mantıksal olarak garip geliyor.

Hiç problem değil, söylediğim ayetlere bak bi' ara :D
 
Bunu yazarken eminim sen de farkettin ne kadar zorlama olduğunu, itiraf etme zamanı gelmedi mi? Evet illa oyuncagi salincagi çocuklar kullanacak diye bir şey yok, ancak bu bilgi hadiste neden geçiyor sence? Sizin tabirinizle 18-20 yasindaki birisi hem oyuncak oynuyor, hem salıncakta sallanıyor, annem beni hazırladı falan diyor öyle mi? Yapmayın arkadas gözünüzü seveyim bu kadar çarpıtmayin ya. Oyuncağa bahane bulsan baska yerden patliyor, uzgunum buradan kurtarmak mumkun değil. İnanan çıkarsa bilemem tabii.
Zorlama mı? Elinizde bir tane delil yok. Sadece kabullerle bu şöyledir, bu böyledir diyorsunuz. Eğer aksini ispatlayacaksınız ispatlayın. Öznel kabulleriniz bizi ilgilendirmez. "Çocuk" olmayan kadınlara neden kocaman oyuncak ayı alınıyor? Bundan başlayabilirsiniz mesela.

O an ne olarak kastettim bilmiyorum, o yüzden normal sekilde cevap vereceğim, evet hicbir donemde 6 yaşında birinin 50 yaşında biriyle evlenmesi normal değil. Var mı başka sorunuz? Eskiden evlenme yaşının küçük olduğunu inkâr eden yok. Ancak bu küçüklük, iki taraf için de geçerliydi. Beşik kertmesi dediğimiz tabir mesela, ikisinin evliliği bebekken belirleniyor, yaşları küçükken de evleniyorlar. Kız 13'se erkek 16-17 olsun taş çatlasın hadi. Erken yaşta evlenme budur. 6 yaşında çocukla 50 yaşındaki adamın evliliği değil. Yine düzgün cevap vermeyip sonuna cahilliktir ibaresi eklenmekten kacinilmamis tabii.
İspatlayın. Ben tarihi gerçeklerle yazımı desteklerken sizin cevabınız "evet hicbir donemde 6 yaşında birinin 50 yaşında biriyle evlenmesi normal değil." Kanıtınız nerede? Bunun sizin safsatanız olmadığının delili nedir? Günümüzde dahi örneğin 17 ile 60 yaşında iki kişinin evlenmesi yasaldır. Aksini iddia edebilir misiniz?

Geleceği bilen Allah sorun olacağını bilseydi bu evliliğe onay vermezdi, 6 yaşındaki cocukla evlendirtmezdi, manevi oğlunun karısıyla evlenmesine izin vermezdi.
Sorun değil ki... Sorun olmadığını anlatıyorum. Hala aynı yerde sayıyorsunuz.

Hz. Muhammed'in hayatı müslümanlara örnektir. Biz onun davranışlarına göre helali haramı biliriz. Manevi oğlunun karısıyla evlenmenin caizliğini de oradan öğreniyoruz. Hayal dünyanızda kurduğunuz şehvet ile olayı değerlendirirseniz çıkaracağınız sonuç, maalesef, ancak bu kadar olacaktır.

Bu kadar yeterli diye dusunuyorum, daha fazla konuşmaya hic gerek yok bu konu hakkında. Hem ugrasmissin yazmissin diye, hem konuyu sonradan gorenler icin yanilsama olmasın diye son kez cevap verdim. İsteyen istediğine inanmakta özgür. Ben hadisler ışığında konuştum. Tarihsel uydurmalara inanmak isteyen de tabii ki inanabilir.
Biz konuşmuyoruz zaten. Siz konuyu sürekli gündeme getiriyorsunuz. Tarihsel uydurmalar olduğunu ispatlar mısınız? Hani siz "varsayım" olmadan konuşursunuz ya, ben ise varsayımlarla uydururum (!) İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir.

Kendiniz demediniz mi 9 yaşındaki biri eskiden şöyle olgundu böyle olgundu? Hani meslek sahibi dahi oluyormuş ya? Demek ki aise de 9 yaşındayken oldukça olgun olduğu icin bunları yapabilmis.
Evet, zaten konunun ana mantığı da bu. 9 da olsa çocuk değil diyoruz 18 de. Siz bir çocuğun 2210 hadis ezberleyip, ordu yönetip, hakimlik yaptığını duydunuz mu?

Aga ben anlamadım yasalar ve goruler değişiyor şu anda bu yasak bır şey fakat zamanında normal bir şeymiş yani ne yapabiliriz abi bu konuda. Zamanında millete renklerinden dolayı aşağılamak normalmiş ve şu anda buna ırkçılık deniyor. Bu bildiğin zamanında siyahileri aşağıladığı için beyazları aşağılamaktır. Bir anlamı var mı? Yok.
Evlilik yaşı, İslam'da, temel şartları hariç kültürel normlara bırakılmıştır. Bunu bilmeden Kur'an'ın tüm zamanlara hitap ettiğini anlamaması da doğaldır.

Denılenden 200 yıl sonra yazıya geçirilmiş bir olay o zaten.
200 yıl sonra yazıya geçirilmedi. Hadisler ilk günden yazıya geçirilmeye başlanmıştır. (Örneğin, Sahîfe-i Sâdıka) Hadisleri, konu hakkında ilim sahibi olmayıp fikir sahibi olanlar nedeniyle inkar etmeyiniz. Hadislerimiz dahil bütün kaynaklarımız tertemizdir. Anakronizm tarzı safsatalara sahip bireylerin düşünceleri bizi bağlamaz.
 
Son düzenleme:
Eğer hadisler tertemiz olsaydı mevzu hadis diye bir şey olmazdı senın dedığın olay baştan yanlış. Evet hadisler kaydedılmeye başlanmış dendiğinden itibaren fakat bu bir öngörü. En erken hadis yazılı kıtabı peygamber olumunden 50 yıl sonra ortaya cıktı.
 
Eğer hadisler tertemiz olsaydı mevzu hadis diye bir şey olmazdı senın dedığın olay baştan yanlış. Evet hadisler kaydedılmeye başlanmış dendiğinden itibaren fakat bu bir öngörü. En erken hadis yazılı kıtabı peygamber olumunden 50 yıl sonra ortaya cıktı.
Yanlış anladınız. Kastım sahih kaynaklarımızdı. Zayıf hadislerin varlığını ben de biliyorum. Hadisler Peygamberimiz yaşarken sahifeler halinde yazıya geçirilmiştir. İmam Buhari bir nevi kitaplaştırdı diyebiliriz. Delilleri de bir mesajımda belirtmiştim. Bulursam eklerim.

@Zorhns

Kurduğunuz mantığın altı boş değil. Dışarıdan bakıldığında gayet mantıklı lakin hadislerin aktarım yöntemini ve hadislerin aslında bir çoğunun tekrar olduğunu, tekrarsız rivayetlerle ve muttasıl senetle 2602 hadis bulunduğunu bildiğinizde güvenilirliğin şüphe duyulmayacak düzeyde olduğunu fark edeceksiniz. Hadisler, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ağzından çıktığı andan itibaren yazıya dökülmüştür hatta sahabenin Hz. Muhammed (s.a.v.) "hayattayken" oluşturduğu hadis kitabı bulunmaktadır:

"Abdullah b. Amr (r.a.), okuma yazma bilen genç ve gayretli bir sahabeydi. Peygamberimizden duyduğu her şeyi kaydetmek istiyordu. Ancak Kureyş'ten bazı kişiler ona, "Sen Peygamberden duyduğun her şeyi yazıyorsun. Oysa Peygamber de bir insandır; öfkeliyken de konuşur, sakinken de. Her şeyi yazma" dediler.

Abdullah bunun üzerine yazmayı bıraktı ve durumu Hz. Muhammed'e (s.a.v.) anlattı. Peygamberimiz mübarek ağzını işaret ederek şöyle buyurdu:

"Yaz! Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, buradan haktan (gerçekten) başka bir şey çıkmaz."
"

Sahîfe-i Sâdıka da tek örnek değildir. O dönemde başka sahabilerin de (Hz. Ali, Enes b. Malik gibi) kendi notlarının bulunduğunu ve bu yazılı metinlerin hem yazılı hem de ezbere dayalı olarak nesilden nesile aktarıldığı bilinmektedir.

İslam alimleri, uydurma rivayetlerin tehlikesini herkesten önce fark ettikleri için "Hadis Usulü" dediğimiz o muazzam ilmi geliştirdiler. İmam Buhari'nin yaptığı tam da budur: Pirincin içindeki beyaz taşı ayıklamak gibi en sağlam rivayetleri en zayıf olanlardan ve uydurmalardan ayıklamak. Yani uydurmaların varlığı, hadis ilminin ne kadar gerekli ve başarılı olduğunun bir kanıtıdır.

Buradan anlıyoruz ki Sahabilerin ilk dönemden itibaren hadisleri yazıya geçirmesi, her bir hadisin çeşitli rivayetlerle tekrar edilmesi dolayısıyla doğrulanması, özellikle Sahih-i Buhari gibi bir kitabın yazım yöntemi dikkate alındığında dünya üzerinde, Kur'an hariç, ona denk güvenilirlikte bir kitabın bulunmadığı apaçıktır.

Ayetler ışığında da anlıyoruz ki Hz. Muhammed'e itaati, Allah (c.c.) emretmiştir. Hadisler bize onu tanıtan yegâne kaynaklarımızdır. Bu sebeple titizlikle korunmuş, günümüze kadar ulaşmıştır. Allah bizleri, doğru yoldan ayırmasın.

1- De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah’ın hepinize gönderdiği Resûlüyüm... Öyleyse Allah’a ve Ümmî PEYGAMBERİNE (en-Nebiyyi’l-ümmiyyi) iman edin ve ona (NEBİYE) UYUN Kİ (ittebi'ûhu) doğru yolu bulasınız.(Araf Suresi, 158)

2- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir. (Necm Suresi 1-2-3-4)

3- O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirileni kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik. Nahl Suresi (44)

4- "Hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisa Suresi, 65. Ayet)

5- "Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilesin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik." (Nisa Suresi, 80. Ayet)
 
Son düzenleme:
küçük olduğunu yazar. Hz. Esma hicret sırasında 27 yaşındadır. Bu hesaba göre Hz. Aişe hicrette 17, evliliğin fiilen gerçekleştiği hicretin 2. yılında ise 18-19 yaşlarındadır.
Kaynak tam olarak nerede?

Bebekler bir "çocukluk" kanıtı değil, o dönemin kız çocukları için bir "annelik eğitimi" aracıdır.
Saçma bir iddia, gerçek olarak kabul etsen bile çürüyor zira 18-19 yaşındaki birisi bebekle oynamayacaktır ve sözde annelik eğitimini çok daha küçük yaşlarında almıştır bebek ile.

18 yaşındaki bir genç kızın, çocukluğundan kalan eşyaları sevmesi onu "evlenilemez" kılmaz.
18-19(?) yaşında olduğu iddia edilen Aişe "çocukluğundan kalan" eşyayı sevmiyor, bebek ile oynuyor. Bu cümle size mantıklı geliyorsa gülünç.

Devamını okumadım bile.
 
Kaynak tam olarak nerede?
İlk sayfadaki bir mesajımda kısmen bahsetmiştim. Bir araştırın isterseniz. Bulamazsanız ben atıf yapabilirim.

Saçma bir iddia, gerçek olarak kabul etsen bile çürüyor zira 18-19 yaşındaki birisi bebekle oynamayacaktır ve sözde annelik eğitimini çok daha küçük yaşlarında almıştır bebek ile.
"Annelik eğitimi" sadece bir argüman, argümanlar zinciri oluşturdum diyebilirim. Oyun oynamanın yahut oyuncaklarla oynamanın çocuklara özgü olmadığından bahsettim.

Siz oyuncakların ya da oyunların sadece çocuklara özgü olduğunu ispatlayabilir misiniz? Ben aksi binlerce örnek gösterebilirim.
 
Yanlış anladınız. Kastım sahih kaynaklarımızdı. Zayıf hadislerin varlığını ben de biliyorum. Hadisler peygamberimiz yaşarken sahifeler halinde yazıya geçirilmiştir. İmam buhari bir nevi kitaplaştırdı diyebiliriz. Delilleri de bir mesajımda belirtmiştim. Bulursam eklerim.

@Zorhns

Kurduğunuz mantığın altı boş değil. Dışarıdan bakıldığında gayet mantıklı lakin hadislerin aktarım yöntemini ve hadislerin aslında birçoğunun tekrar olduğunu, tekrarsız rivayetlerle ve muttasıl senetle 2602 hadis bulunduğunu bildiğinizde güvenilirliğin şüphe duyulmayacak düzeyde olduğunu fark edeceksiniz. Hadisler, Hz. Muhammed'in (s. A. V.) Ağzından çıktığı andan itibaren yazıya dökülmüştür hatta sahabenin Hz. Muhammed (s. A. V.) "hayattayken" oluşturduğu hadis kitabı bulunmaktadır:

"Abdullah b. Amr (r. A.), okuma yazma bilen genç ve gayretli bir sahabeydi. Peygamberimizden duyduğu her şeyi kaydetmek istiyordu. Ancak kureyş'ten bazı kişiler ona, "sen peygamberden duyduğun her şeyi yazıyorsun. Oysa peygamber de bir insandır; öfkeliyken de konuşur, sakinken de. Her şeyi yazma" dediler.

Abdullah bunun üzerine yazmayı bıraktı ve durumu Hz. Muhammed'e (s. A. V.) Anlattı. Peygamberimiz mübarek ağzını işaret ederek şöyle buyurdu:

"Yaz! Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, buradan haktan (gerçekten) başka bir şey çıkmaz."
"

Sahîfe-i sâdıka da tek örnek değildir. O dönemde başka sahabilerin de (Hz. Ali, Enes b. Malik gibi) kendi notlarının bulunduğunu ve bu yazılı metinlerin hem yazılı hem de ezbere dayalı olarak nesilden nesile aktarıldığı bilinmektedir.

İslam alimleri, uydurma rivayetlerin tehlikesini herkesten önce fark ettikleri için "hadis usulü" dediğimiz o muazzam ilmi geliştirdiler. İmam Buhari'nin yaptığı tam da budur: Pirincin içindeki beyaz taşı ayıklamak gibi en sağlam rivayetleri en zayıf olanlardan ve uydurmalardan ayıklamak. Yani uydurmaların varlığı, hadis ilminin ne kadar gerekli ve başarılı olduğunun bir kanıtıdır.

Buradan anlıyoruz ki sahabilerin ilk dönemden itibaren hadisleri yazıya geçirmesi, her bir hadisin çeşitli rivayetlerle tekrar edilmesi dolayısıyla doğrulanması, özellikle sahih-i buhari gibi bir kitabın yazım yöntemi dikkate alındığında dünya üzerinde, kur'an hariç, ona denk güvenilirlikte bir kitabın bulunmadığı apaçıktır.

Ayetler ışığında da anlıyoruz ki Hz. Muhammed'e itaati, Allah (c.c.) Emretmiştir. Hadisler bize onu tanıtan yegâne kaynaklarımızdır. Bu sebeple titizlikle korunmuş, günümüze kadar ulaşmıştır. Allah bizleri, doğru yoldan ayırmasın.

1- de ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah'ın hepinize gönderdiği resûlüyüm... Öyleyse Allah'a ve ümmî peygamberine (en-nebiyyi'l-ümmiyyi) iman edin ve ona (nebiye) uyun ki (ittebi'ûhu) doğru yolu bulasınız.(araf suresi, 158)

2- battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; O, arzusuna göre de konuşmaz. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir. (necm suresi 1-2-3-4)

3- o peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirileni kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik. Nahl suresi (44)

4- "hayır, rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar." (nisa suresi, 65. ayet)

5- "kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilesin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik." (nisa suresi, 80. ayet)

Kitap yok. Az önce de baktım peygamberimizin yazıya aldığı sozler oldugu soylenıyor fakat kitap yok o yazıtlarda muamma şu anda. Sende burada dıyorsun hem yazılı hem de ezbere dayalı olarak nesılden nesıle aktarılır diye yazılıyor. Bak benım dedığım noktaya varıyoruz. Ezbere dayalı olarak nesılden nesıle değiştirilmeden aktarılabılecek bır şey olduğuna inanmıyorum ben onu dıyorum. Yazılı olarak aktarılanlara kanıtları varsa zaten inanırım ki tum hadisler yanlışta demiyorum. Ben hadislerin bazıları doğru olmayabılır hangılerının dogru olmadıgınıda bılmıyoruz ben hiç o toplara girmiyorum ıllakı doğru hadis olacaktır ama kesin %100 dogru bır hadıs bılmıyoruz su anda.
 
Kitap yok. Az önce de baktım peygamberimizin yazıya aldığı sozler oldugu soylenıyor fakat kitap yok o yazıtlarda muamma şu anda. Sende burada dıyorsun hem yazılı hem de ezbere dayalı olarak nesılden nesıle aktarılır diye yazılıyor. Bak benım dedığım noktaya varıyoruz. Ezbere dayalı olarak nesılden nesıle değiştirilmeden aktarılabılecek bır şey olduğuna inanmıyorum ben onu dıyorum. Yazılı olarak aktarılanlara kanıtları varsa zaten inanırım ki tum hadisler yanlışta demiyorum. Ben hadislerin bazıları doğru olmayabılır hangılerının dogru olmadıgınıda bılmıyoruz ben hiç o toplara girmiyorum ıllakı doğru hadis olacaktır ama kesin %100 dogru bır hadıs bılmıyoruz su anda.
%100 doğru olduğunu biliyoruz ve iman ediyoruz. Hadis usulünü okumalısınız. Aktarım yöntemleri ve sıhhat şartlarını bilseniz bunları yazmazdınız. Hadisler düşündüğünüz gibi bir kaynaktan da toplanmıyor. Sahih hadislerin neredeyse çoğu tekrardır. Bazı hadislerin yüzlerce aynı noktaya işaret eden rivayetleri vardır. (Örneğin, Mütevatir hadis: Yalan üzerinde birleşmeleri aklen mümkün olmayan kadar çok ravi tarafından rivayet edilir.)

Hadisler olmadan Müslüman olmanız mümkün değildir. Ayetler ışığında Hz. Muhammed'i (s.a.v.) açıklayıcı olarak kabul zorunludur.

O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirileni kendilerine AÇIKLAMAN için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik. Nahl Suresi (44)

De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah’ın hepinize gönderdiği Resûlüyüm... Öyleyse Allah’a ve Ümmî PEYGAMBERİNE (en-Nebiyyi’l-ümmiyyi) iman edin ve ona (NEBİYE) UYUN Kİ (ittebi'ûhu) doğru yolu bulasınız.(Araf Suresi, 158)
 
%100 doğru olduğunu biliyoruz ve iman ediyoruz. Hadis usulünü okumalısınız. Aktarım yöntemleri ve sıhhat şartlarını bilseniz bunları yazmazdınız. Hadisler düşündüğünüz gibi bir kaynaktan da toplanmıyor. Sahih hadislerin neredeyse çoğu tekrardır. Bazı hadislerin yüzlerce aynı noktaya işaret eden rivayetleri vardır. (örneğin, mütevatir hadis: Yalan üzerinde birleşmeleri aklen mümkün olmayan kadar çok ravi tarafından rivayet edilir.)

Hadisler olmadan Müslüman olmanız mümkün değildir. Ayetler ışığında Hz. Muhammed'i (s. A. V.) Açıklayıcı olarak kabul zorunludur.

O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirileni kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik. Nahl suresi (44)

De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah'ın hepinize gönderdiği resûlüyüm... Öyleyse Allah'a ve ümmî peygamberine (en-nebiyyi'l-ümmiyyi) iman edin ve ona (nebiye) uyun ki (ittebi'ûhu) doğru yolu bulasınız.(araf suresi, 158)

Abı ben mı yanlış goruyorum. Senın yazdıgını okudum kendı dusunup bıldıklerımden yorum yapmadım. Sen dedin nesilden nesile bazıları soylenerek bazıları yazıya geçirilerek diye. Abı Pure gerçek olduguna ınanmıyorum çunku bir söz nesilden nesile bunu bilen 1000 kişi arasında paylaşılarak saf kendı halinde kalamaz. Az once bir kaynağa baktım yanlış olabılır bılmıyorum en eskı yazılı hadıs ornegının 700 yılında bulundugu soylenıyor. Zamanın arabıstanında okuma yazma cok dusuk zaten aktarılması zor. 4000 tane hadis var bunların kesın doğrudur diye teyıt edılenlerı 300-400 abı şımdı sen tum hadıslere doğru gozuylemı bakmayı yeğelersin hepsine yanlış gozuyle bakmayı mı? 10 hadisten sadece 1'i kesin doğru. ve apaçık belirtilenler dışında hangilerinin doğru olduğunu bilmiyorsun
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı