Cumhuriyet ile Demokrasi'yi karıştırıyorsunuz. İslam Monarşi ve Cumhuriyet benzeri yönetim biçimlerini serbest bırakır.
Kur’an "herkesin dini kendine" der ifadesi doğrudur fakat bu söz, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) pratiğiyle birlikte okunmadığında eksik ve yanıltıcı olur. Çünkü Peygamber, inancı zorlamamış ama toplumu normsuz da bırakmamıştır.
Hz. Peygamber, Medine’ye hicret ettiğinde Müslümanlarla birlikte Yahudiler ve müşrik kabileler de yaşıyordu. Eğer Kur’an’ın mesajı “Herkes kendi dinini yaşasın, bana ne toplumdan” olsaydı, Medine’de hiçbir ortak düzen kurulmazdı. Oysa Hz. Muhammed, farklı inanç mensuplarıyla Medine Sözleşmesi’ni yaptı. Bu sözleşmede herkes kendi dininde serbestti fakat kan dökülmesi, haksızlık ve ihanet yasaktı. Yani iman alanı özgür, kamu düzeni bağlayıcıydı. Bu, Kur’an’daki şu ilkenin fiilî karşılığıdır:
“Biz peygamberlerimizi delillerle gönderdik… ki insanlar adaleti ayakta tutsun.”
Dikkat edin: “İnansınlar” değil, “adaleti ayakta tutsunlar.”
Hz. Peygamber, hiç kimseyi Müslüman olmaya zorlamadı. Mekke’de yıllarca işkence gördü ama kılıçla iman dayatmadı. Buna rağmen Medine döneminde hukukî yaptırımlar uyguladı. Hırsızlık yapan hakkında hüküm verdi, kısas uyguladı, kamu düzenini bozacak fiillere müdahale etti. Bu da şunu gösterir:
“Dinde zorlama yoktur” ayeti iman içindir. Suç, adalet ve kamu düzeni için değildir.