İncelememize hemen başlayalım.
GTA IV, serinin geri kalanından o kadar keskin bir şekilde ayrılıyor ki, onu oynamak bir "özgürlükler şehrine" -burada oyunun geçtiği Libert City'e gönderme yapıyorum- gitmekten ziyade, karanlık ve gerçekçi bir suç dramasına dahil olduğumuzu gayet iyi bir şekilde hissettiriyor.
Ayrıca Rockstar Games’in o dönemki cesaretini sayesinde oyuncuya istediğini veren renkli bir kaos dünyası vermektense, oyuncunun beklemediği bir şeyi, yani gri bir gerçeklik vermesinden anlıyoruz. Tabii oyunun bu kadar "gri" olmasının farklı nedenleri de var ama onları bu incelemeye dahil etmemeyi tercih edeceğim.
Diğer Karakterlerden Kendini Ayıran Adam: Niko Bellic
GTA serisinin genelde "yukarı tırmanma" hırsıyla yanıp tutuşan karakterlerinin aksine, Niko Bellic yorgun bir adam. Onu diğer GTA kahramanlarından ayıran en büyük özellik, Liberty City’ye bir suç imparatorluğu kurma hayaliyle değil, sadece yeni bir başlangıç umuduyla gelmiş olması.
Onu yönetirken sadece bir aksiyon figürünü değil, dünyayı çok sert bir süzgeçten geçiren, sinik ama kendi içinde tutarlı bir adamı hissediyorsunuz.
Özgürlükler Şehri: Liberty City
Liberty City, bu oyunda sadece bir harita değil; sizi yutmaya çalışan canlı, paslı ve kirli bir organizma. GTA V'deki gibi güneşli ve kendine çeken şehir aksine burası her zaman biraz rutubetli, biraz puslu ve her daim gürültülü bir şehir.
Peki atmosferi ve şehrin içerisinde biriktirdiği detaylar nasıl? Kısa bir göz gezdirelim.
- Atmosfer: Şehrin her köşesinde farklı bir doku var. Broker’ın o dar sokaklarından Manhattan'ın devasa gökdelenlerine geçtiğinizde, o sınıfsal farkı sadece görsellikle değil, insanların size yani ana karaktere bakışıyla bile hissediyorsunuz.
- Detay Seviyesi: Sokaktaki çöplerden, gece vuran neon ışıklarının su birikintilerindeki yansımasına kadar her şey, o dünyanın yaşanmışlığına dair sizin düşünmenize neden olabilecek kadar iyi. Bu şehir size bir şey vadetmiyor; sadece orada olduğunuz sürece sizi manevi olarak hırpalıyor.
Oyun Motoru Euphoria ve Oyunun Gerçekçiliği
Kategorize ederek kısa bir şekilde onlara da kısa bir göz gezdirelim.
- Sürüş: Bazen bu oyunda arabalara "gemi" gibi diyesim geliyor, işte bunun nedeni de oyunun gerçekliğinden kaynaklı. Bir köşeyi dönerken arabanın yana yatması, fren yaptığınızda burnunun yere gömülmesi gibi detaylar bu oyunda sürüşü her şeyden bağımsız bir dinamik haline geliyor. Araba sürmek bu oyunda bir "araç" değil, gerçekten dikkat gerektiren eylem. Yoksa Nico'nun ön camdan fırlayıp metrelerce savrulmasını istemeyiz değil mi?
- Harekete karşı tepki ve Hareket: Bir merminin bedene çarptığı andaki o fiziksel tepki veya Niko’nun sarhoşken ayakta durmaya çalışması gibi detaylar gerçekten çok güzel. Euphoria motoru sayesinde animasyonlar önceden hazırlanmış gibi değil de, o anki fiziksel etkileşimle şekilleniyor. Bu da yaptığınız her çatışmayı benzersiz kılıyor. Yani sizin oynayışınızda gördüğünüz bir tepkiyi başka oyuncular hiç görmemiş bile olabilir.
Sosyal Simülasyon Kısmı
GTA IV'de bu kısım sadece görev aldığınız bir kısım değil; Niko’nun Liberty City denilen o devasa, soğuk makineye bağlanmasını sağlayan tek kısım. Belki duymuşsunuzdur o meşhur "Bowling" davetleri aslında oyunun size sunduğu en samimi anları saklıyor. Bir arkadaşınızı evinden alıp bir yere götürürken yolda yaptığınız o uzun, kesintisiz sohbetler, karakterlerin derinliğini asıl anladığınız yerler. (Evet yolda aganızla yaptığınız yürüyüşteki o hissi burada da alabiliyorsunuz) Bu anlar size bir "görev" yapıyormuşsunuz gibi değil de, o an gerçekten o arabada, o kasvetli caddelerde dertleşiyormuşsunuz gibi hissettiriyor.Şehrin ruhu ise sadece insanlarla sınırlı değil; adeta dijital bir ekosistem kurulmuş. Nedir bu ekosistemin parçaları:
- Medya ve Hiciv: Radyoyu açtığınızda çalan müziklerin arasına sızan o keskin, zehir zemberek "Amerikan Rüyası" eleştirileri veya televizyonda izleyebileceğiniz absürt programlar, Rockstar'ın bu kadar detaya nasıl bir bütçe ve emek ortaya koyduğunun kanıtı niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz.
- Yaşayan Sokaklar: İnternet kafelerdeki o sahte ama detaylı web sitelerinde vakit geçirmek veya kaldırımda yürürken yanınızdan geçen bir yabancının telefon konuşmasına kulak misafiri olmak sizden bağımsız yaşayan sokakların olduğunu hissettiriyor.
Kişisel Yorumum: Kimler Oynamalı?
Eğer oyunlarda "hızlı tüketilen bir eğlence" yerine, sizi durup düşündüren, dünyasıyla sizi boğan ama aynı zamanda o ağırlığıyla kendine hayran bırakan bir deneyim arıyorsanız GTA IV bu konuda zirvedir. Bu oyun, her şeyiyle "ağır" bir oyun. Karakteri ağır, fiziği ağır, hikayesi ağır.Son olarak, bu yazıyı okuyup zaman ayırdığınız için teşekkür ederim hocalarım.
Umarım incelememi beğenmişsinizdir.
Keyifli oynamalar dilerim.