1-Konu içeriğinde ayete verilen anlam yanlış öncelikle, yanlış anlam verip oradan çelişki bulmak ayrı problem o bulunan çelişkiye cevaplar vermeye çalışmak da apayrı problem. Aynı problemi malesef bilimin -görece- yükselişi sebebiyle ayetleri bilimsel yönleriyle ele alıp bir şeyler ispat etmeye çalışanlarda da görüyoruz son yüzyıl içerisinde. Bunun onlarca farklı psikolojik, sosyolojik sebepleri var sayabileceğim ama oraya girmek çok da mantıklı değil şu an.
2-.مرج البحرين يلتقيان
.بينهما برزخ لا يبغيان
.فبأي آلاء ربكما تكذابن
.يخرج منهما اللؤلؤ والمرجان
مرج: salmak, mesela hayvanı çayıra salmak gibi
البحرين: iki deniz ( tuzluluk, tatlılık gibi vasıflar belirtilmemiş, yanı sıfat kullanılmamış. Arapça'da البحرين kelimesi ال ile kullanildiysa yanına nitelemek için bir sıfat gelmesi lazim ki o da başında ال alarak gelmeli, görüldüğü üzere burada öyle bir kelime yok. Yani bahsedildiği gibi tatlılık, tuzluluk söz konusu değil burada.
يلتقيان: burada fiil ikili gelmis, yani iki denizin buluşması, yan yana gelmesi demek zira يلتقي fiili buluşmak, yanyana gelmek anlamlarina geliyor.
برزخ: engel, iki suyun arasındaki toprak parçası, burun gibi anlamlara geliyor.
يبغيان: bu fiil de yine ikili kullanilmis, iki deniz için yani. Zulmetmek, büyüklük taslamak, birinin ötekinin üzerine geçmesi, bir şeyden daha yüksek olmak gibi anlamlara geliyor. Görüldüğü gibi bu fiilde de karışmak gibi bir anlam yok. Ayrıca bu kelimeyle ilgili Kurandaki farklı ayetlere bakılabilir, bu anlamlar dışında karışmak gibi bir anlamda asla kullanılmamış ki az önce açıkladığım gibi kelimenin böyle bir anlamı yok.
.يخرج منهما اللؤلؤ والمرجان: bu ayete gelirsek, ayette "ikisinden inci ve mercan çıkar" deniyor. Bu cümleye bakarak hangisinden incinin ve hangisinden mercanin çıktığını, her ikisinden de inci ve mercan beraber mi çıkıyor yoksa birinden ikisi birlikte otekinden sadece inci veya mercan mi çıkıyor veya birinden sadece mercan ötekinden sadece inci mi çıkıyor anlamamiz mümkün değil. Zira cümle yapısı gereği sadece bu iki denizden bu iki maddenin çıktığıyla ilgili, detay yok. Eğer incinin ve mercanin her iki denizden de çıktığı ifade edilmek istenseydi "...يخرج كل منها" gibi bir ifadeyle gelmesi gerekirdi, buradaki "كل" sözcüğü "her" ikisinden de anlamı katardi cümleye. Oysa ayette böyle bir anlam yok.
Eğer ayeti kendi önkabullerimiz, yanlış bilgilerimiz, geçen yüzyılın eksik bilimsel verileri olmadan okursak: İki denizi kavusmalari icin saldı, aralarında engel, kara parçası, adacık, burun gibi bir şey vardır ki biri diğerinin üzerine gecemez, ötekine üstün olamaz, zulmedemez. Bu ikisinden inci ve mercan çıkar.
Şimdi eğer ben de çıkarım da bulunacak olursam mesela, o dönemde Araplar Kızıldenizi, Basra Körfezini, Umman denizini biliyorlardı. Kendimce ayeti yorumlayacak olsam, Kızıldenizin iki uzantısı ve arasındaki kara parcasindan bahsediliyor diyebilirdim. Basra Körfezi ve Kızıldeniz, aradaki engel de Arap yarimadasidir diyebilirdim. Olayı biraz daha bilimsellestirip her denizin kendine has faunasi, florasi, ekosistemi var belirli noktalarda kesişseler de, birbirlerine suları karissa da netice itibariyle biri ötekinin bütün ozelliklerini yokedip istila edemiyor, her ikisi de varliklarini sürdürüyorlar diyebilirdim. Hem coğrafi konumları itibariyle hem de dökülen nehirler itibariyle bu söylediğim de denizler için uç bir yorum olmazdı üstelik.
Yine de inatla bakan inanmamak için sebepler bulur, inanmak için bakan da inanmak için sebepler bulur.
Not: Arapça biliyorum evet, kelimelerin anlamları için en temel Arapça sözlüklerinden faydalaniyorum, isteyene atabilirim.
Not: Kuran gerçekten herkesin anlayabileceği basitlikte indirilmiş bir kitaptır, uç yorumlara basvurmadan önce basit anlamları düşünmek gerekiyor. 1400 yıl önceki insan anlasın diye inan kitaptan cikaracagimiz ilk anlam 1400 yıl sonraki bilimsel bir gelişmenin sonucu olmamali!
Not: Kuran örnek verirken öncelikli olarak insanların gözünün önünde duran şeylerden örnek verir, zira gördüğümüz, bildiğimiz şeyleri bize düşündürüp içinde duran nimetleri anlamamızı sağlamaktir amacı.
Not: Normalde bilimsel bir çalışmada öne sürülen tez ya çalışmanın neticesinde ya da farklı bir çalışmanın kanıtlanması neticesinde çürütülür. Bilimle Kuran'i karşı karşıya getirip sonra da Kuran'ın tezlerini? çürüten! kişiler çok farklı bir metod uyguluyorlar. Öncelikle Kuran'daki bir ayeti henüz tez aşamasındaki bir olguyla açıklıyorlar, sonra bu tez çürüyünce otomatik olarak ayet de yanlişlanmis oluyor! Halbuki burada boşa düşen iki şey var, birincisi Kuran ayetini bu şekilde yorumlayan kişinin yorumu, ikincisi de ortaya atılan tez.