Atatürk, komünistlerden nefret eder miydi?

kerim12121

Femtopat
Katılım
4 Eylül 2025
Mesajlar
23
Daha fazla  
Cinsiyet
Erkek
Atatürk komünistlerden nefret eder miydi ve nefret etme sebebi neydi? Atatürk ile komünizm arasındaki ilişki hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
 
Atatürk'ün komünizme bakışı aslında kişisel bir nefret meselesinden ziyade tamamen bir devlet adamı gerçekçiliği ve "milli bağımsızlık" hassasiyeti üzerine kuruluydu. O, Türk toplumunun sınıflara bölünerek birbirine düşman edilmesini yeni kurulan devletin birliği için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğü için komünizmin "sınıf çatışması" mantığını hiçbir zaman Türkiye'ye yakıştırmadı.
Milli mücadele yıllarında Sovyetler'den gelen askeri ve Mali yardımı sürdürebilmek adına kendi kontrolünde resmi bir komünist parti kurduracak kadar pragmatik davranmış olsa da, bu ideolojinin dışarıdan ithal bir rejim olarak ülkeye girmesine ve toplumsal yapıyı bozmasına asla müsaade etmedi.
Kısacası Atatürk için komünizm, hem Türk milletinin kültürel dokusuna uymayan hem de Sovyet yayılmacılığının bir aracı olarak görülen, bu yüzden de mesafeli durulması ve kontrol altında tutulması gereken bir sistemdi.
 
Sosyalist değildi ama nefret de etmiyordu. Çıkar ilişkisi esas alındı her zaman. Bazı yerlerde ''görüldüğü yerde başı ezilmelidir'' sözü kendisine ait değildir. Atatürk ne komünistleri ne de emperyalistleri ülkede görmek istemiyordu çünkü o yıllarda milletin bütünleşmesi gerekiyordu içerden ve dışardan çok hainlerle uğraşıldı.
 
Atatürk döneminde Sovyetler silah yardımı yaptı, bu köy enstitüleri kurulmasında başrol onlardaydı ne nefret etmesi. Tam tersine Amerika'nın bir yeri tutuştu Türkiye sola kayıyor diye Adnan Menderes'i getirdiler o yüzden gerisi malum.

Tamamen hatalı bilgi, saçmalamışsınız, tarihsel bağlamdan kopuk ideolojik bir yazı yazmışsınız.

Amerika ile yakınlaşma Sovyet tehiditi kaynaklı Türkiye'nin kendisini güvence altına alması için 1945 sonrası başladı, Adnan Menderes dönemi zirve yaptı(Adnan Menderes Türkiye'yi tamamen ABD'ye bağımlı hale getirdi), köy enstitüleri ile sovyetlerin bir alakası yok tamamen Türkiye'ye özgüdür (sui generis) ve köy enstitülerin başarısı Atatürk, ismet inönü ve Hasan Ali yücele aittir.

Hatta köy enstitüleri fikrinde yardımcı olan Amerikalı'larda vardır(Atatürk taraından bizzat davet edilen John dewey), watson dickerman, kate vixon wofford gibi Amerikalı eğitimciler köy enstitüleri ile ilgili çalışmalar yapıp olumlu ifadelerde bulunmuşlardır.

John dewey 1924 yılında Atatürk tarafından Türkiye'ye davet edildi. kendisinden Türkiye de eğitim nasıl olmalıdır niteliğinde bir rapor hazırlanması istendi, hazırladığı rapor zamanın yöneticileri tarafından incelendi raporları, maarif vekaleti mecmuası, Mart 1925, no. 1. yayınlandı. Türkçe çevirisi birkaç kez 1939'da da yayınlandı.

Fakat bunlara rahmen kapatılmıştır, ilk köy enstitüleri 1946-1947 yıllarında köy enstitüleri kapatılmaya başlanmıştı.

Sovyetler o yardımı kendi çıkarları için yaptı ve bunu Atatürk'te biliyordu bu yüzden sovyetlere pragmatik yaklaştı, yanlarında tamamen britanya güdümlü bir Ermenistan olacaktı, yoksa kars-Ardahan, Batum ve ahıska gibi pek çok konuda sıkıntı yaşanılabileceği kesin olan bir devlete neden yardım etsinler?

Ek olarak adnan medneres kimse tarafından getirilmedi halk kendisi seçti.

@rezdwig atatürkün komünizm hakkında resmi sözleri aynen bu şekildedir.

şurası unutulmamalı ki, bu tarz-ı idare, bir bolşevik sistemi değildir. Çünkü, biz ne bolşeviğiz ne de komünist; ne biri ne de diğeri olabiliriz. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız. Hülasa, bizim şekl-i hükümetimiz tam bir demokrat hükümetidir ve lisanımızda bu hükümet halk hükümeti diye yad edilir.

(22 Kasım 1922, a. G. E, C. 3, 2. baskı, s. 20)

Türkiye'de bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü, Türk hükümeti'nin ilk gayesi halka hürriyet ve saadet verme, askerlerimize olduğu kadar, sivil halkımıza da iyi bakmaktır.

(21 Haziran 1935'a. G. E. C. 3, 2. baskı, s. 99)

Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün uygarlıkları ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını top yekün bir şekilde, dünya devrimi gayesi uğruna, seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik avrupalılar ve amerikalılarca henüz bilinmeyen, yepyeni siyasal yöntemler tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarından bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizmdir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır.

(https://web.archive.org/web/2023072...un-soylev-ve-demecleri/dunyanin-siyasi-durumu)
 
Son düzenleme:
Tamamen hatalı bilgi, saçmalamışsınız, tarihsel bağlamdan kopuk ideolojik bir yazı yazmışsınız.

Amerika ile yakınlaşma Sovyet tehiditi kaynaklı Türkiye'nin kendisini güvence altına alması için 1945 sonrası başladı, Adnan Menderes dönemi zirve yaptı(Adnan Menderes Türkiye'yi tamamen ABD'ye bağımlı hale getirdi), köy enstitüleri ile sovyetlerin bir alakası yok tamamen Türkiye'ye özgüdür (sui generis) ve köy enstitülerin başarısı Atatürk, ismet inönü ve Hasan Ali yücele aittir.

Hatta köy enstitüleri fikrinde yardımcı olan Amerikalı'larda vardır(Atatürk taraından bizzat davet edilen John dewey), watson dickerman, kate vixon wofford gibi Amerikalı eğitimciler köy enstitüleri ile ilgili çalışmalar yapıp olumlu ifadelerde bulunmuşlardır.

John dewey 1924 yılında Atatürk tarafından Türkiye'ye davet edildi. kendisinden Türkiye de eğitim nasıl olmalıdır niteliğinde bir rapor hazırlanması istendi, hazırladığı rapor zamanın yöneticileri tarafından incelendi raporları, maarif vekaleti mecmuası, Mart 1925, no. 1. yayınlandı. Türkçe çevirisi birkaç kez 1939'da da yayınlandı.

Fakat bunlara rahmen kapatılmıştır, ilk köy enstitüleri 1946-1947 yıllarında köy enstitüleri kapatılmaya başlanmıştı.

Sovyetler o yardımı kendi çıkarları için yaptı ve bunu Atatürk'te biliyordu bu yüzden sovyetlere pragmatik yaklaştı, yanlarında tamamen britanya güdümlü bir Ermenistan olacaktı, yoksa kars-Ardahan, Batum ve ahıska gibi pek çok konuda sıkıntı yaşanılabileceği kesin olan bir devlete neden yardım etsinler?

Ek olarak adnan medneres kimse tarafından getirilmedi halk kendisi seçti.

@rezdwig Atatürk'ün komünizm hakkında resmi sözleri aynen bu şekildedir.

şurası unutulmamalı ki, bu tarz-ı idare, bir bolşevik sistemi değildir. Çünkü, biz ne bolşeviğiz ne de komünist; ne biri ne de diğeri olabiliriz. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız. Hülasa, bizim şekl-i hükümetimiz tam bir demokrat hükümetidir ve lisanımızda bu hükümet halk hükümeti diye yad edilir.

(22 Kasım 1922, a. G. E, C. 3, 2. baskı, s. 20)

Türkiye'de bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü, Türk hükümeti'nin ilk gayesi halka hürriyet ve saadet verme, askerlerimize olduğu kadar, sivil halkımıza da iyi bakmaktır.

(21 Haziran 1935'a. G. E. C. 3, 2. baskı, s. 99)

Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün uygarlıkları ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını top yekün bir şekilde, dünya devrimi gayesi uğruna, seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik avrupalılar ve amerikalılarca henüz bilinmeyen, yepyeni siyasal yöntemler tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarından bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizmdir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır.

(https://web.archive.org/web/2023072...un-soylev-ve-demecleri/dunyanin-siyasi-durumu)

Türkiye'ye özgü deniyor hatta Danimarka bile bu yöntem ile taşra planlaması yapıyor da onların temeli işte komün yaşam feslefesinden, herkes her şeyden biraz öğrenecek mantığı. Bu bilgiler vahiylen inmedi lenin felsefesi sentezi/derlemesi ondan başrol dedim. Ruslar gelip kurdu diye bir tabir yok. Neyse menderes dönemi ihanet dönemidir tarikat-cemaat-zırcahil atmosferinin palazlanmasına ön ayak olan ABD'nin Afganistan-İran-Türkiye vs yeşil kuşak projesini bilmeyen yok herhalde.
 
Türkiye'ye özgü deniyor.

Evet Türkiye'ye özgüdür, zaten öyle olduğunu söyledim bunun sovyetlerlerden örnek alınmadığını söyledim.

Onların temeli işte komün yaşam feslefesinden, herkes her şeyden biraz öğrenecek mantığı. Bu bilgiler vahiylen inmedi lenin felsefesi sentezi/derlemesi ondan başrol dedim.

Komün olarak aslında kabul edilemez, temelde Amerika, İsviçre ve Almanya'dan esinlenildi, köy enstitülerinde temelde toplumun niteliğini ve bilgi birikimini geliştirmek içindi. Müzik öğretmek, meslek sahibi yapmak ve uygar vatandaşlık için geliştirildi, burada kopyalamadan daha çok kendine uyarlama ve kendi türünü oluştuma vardı.

Peki neden komün sayılamaz? çünkü amaç mülkiyeti ortadan kaldırmak ve ortak paydada birlikte yaşamak değil, bireyi üretken, bilgili ve vatanına bağlı bir "aydın birey" haline getirmekti.

ABD'nin köy enstitülerini kapatmasını resmi olmasa da istemesinin nedeni mühendislik ve teknik işlerinde Türkiye'yi kendisine bağımlı hale getirmekti yoksa köy enstitüleri komünizmle pek bir bağlantısı yok.

Adnan Menderes kendisi bir toprak ağasıydı ve aydın bir Türk bireyi kendisi için bir tehditti ve köy enstitüsülerini bilerek geri açmadı, bu yaptığı hamle Türkiye'ye çok zarar verdi.
 
Atatürk komünistlerden nefret eder miydi ve nefret etme sebebi neydi? Atatürk ile komünizm arasındaki ilişki hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Atatürk'ün komunizme iyi bakmadığı kesindir. Başlı başına Atatürkçülük, Türk milliyetçiliği üzerine kurulu, ulus merkezli bir toplum hedefler. Komunizm ise milliyetçilik düşmanı ve toplumu ulusal bağlardan koparıp sınıf bazlı bir yapıya dönüştürmeyi hedefler. Atatürk ömrünü ulusal tam bağımsız, egemen Türk devletini kurmaya harcamıştır ki başarmıştır da. Türkiye bir ulus devletidir, anayasada çok açıktır. Komunizm ise buna karşı bir adeta virüs gibidir. Komunizm başlı başına ulus devlet karşıtıdır, ulusların olmadığı tamamen sınıf bazlı, sosyal dayanışma üzerine kurulu, kurucu ideolojiye ters hayalperest bir ideolojidir.
 
Atatürk Komünizm'i sevmez, Cumhuriyeti her daim savunur ve her Türk'ün savunması gerektiğine inanır. Stalin'i de sevmez. Fazla sözü var bukadarı yeterli ama.

"Kayıtsız şartsız Rus tabiiyeti demek olan dahildeki komünizm teşkilatı gaye itibariyle tamamen bizim aleyhimizdedir. Gizli komünizm teşkilatını her surette durdurmak ve tebit etmek mecburiyetindeyiz." Mustafa Kemal Atatürk 16 Eylül 1920
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 9. Cilt,

"Eski Rusya yerine yeni bir Rusya geçti. Eğer yeni Rusya komünistlik safsatasını bırakırsa, çarlıktan daha kuvvetli olacaktır." Mustafa Kemal Atatürk 17 Ocak 1923
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 14. Cilt
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı