Cennette şarap ve huri mi var?

  • Konuyu başlatan lieys
  • Başlangıç Tarihi
  • Mesaj 29
  • Görüntüleme 1.142
Bu nasıl bir bağlantı çözemedim açıkçası. Bir de şunu fark ettim her örneğinizi maddiyat üzerinden veriyorsunuz. İmtihanı maddiyata indirgiyorsunuz resmen. Bahsettiğiniz kadar zengin olmasa da iyi şartlarda yaşayan arkadaşlarım var. Dediğiniz gibi istediği şeyler anında alınıyor. Bu arkadaşımda gözlemlediğim şey 1. olarak sağlığıyla imtihanda, o kadar çok şeye erişimi var ki kendini kaybedip her türlü maddeye erişimi olabiliyor. Ha diyebilirsin ki parasını versin iyileşsin, adam şeker hastası. İyileşme gibi bi şansı yok. Sonrasında istediğim şeyleri yaptım diyerekten bi boşluğa düştüğünü fark ettim. Devamında ahlaki olarak bozulmaya başladı. Dolayısıyla her imtihan maddiyattan ibaret değil. Psikolojisiyle imtihanda olan yok mu mesela?(Aklıma Enes Batur geldi) Bu tabi biraz spesifik bi örnek oldu. Genele hitaben de şöyle diyebilirim. Birileri çabalayarak alıyor birileri kolayca alıyor. Evet dışardan böyle gözüküyor fakat istediği direkt alınan çocuğun babası dedesi bu raddeye gelene kadar çabalamadı mı? Sonuçta örnek verdiğiniz kişilerin zenginliği pat diye bir gecede olmadı.
Unutmayınız İslam'da bu önemli bi noktadır: Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur. Necm 53/62
Maddiyat üzerinden vermemin sebebi dünyadaki nimetlerin maddiyat üzerinden gitmesi. İnsanın eğlence kaynağının çoğu maddi durum gerektiriyor. (Araba/Motor,Oyun,Hobi vs.) Zengin derken sizin dediğiniz ortalama bir aileyi de sayıyorum, onlar ve fakirler olarak 2 taraf yani. Sağlığıyla imtihan biraz karmaşık durum çünkü fakir bir insan sağlığıyla imtihan edilince hem yoksul hem sağlık olarak daha da zor durumda kalıyor. SMA hastası, kalıtsal hastalığı olan çocuklar buna bir örnek. Zengin insan hastalığını minimuma indirebilir. Ama fakir bir insan için öyle bir şans yok. Parası olup düzgün eğitilmiş bir insan zaten maddeye bulaşılmayacağını bilir. Eğer genetik değilse de sağlıklı beslenip şeker hastalığını engelleyebilir. Eğer arkadaşınız ergen ise boşluğa düşmesi normal. Ergenlikte olan bir şey zaten. Psikoloji yine maddiyat ile çözülebilecek bir şey. Zengin bir insan parasını verip psikolog, psikiyatrist ile kendini düzeltebilir. Enes Batur'un psikolojik sorunu sanılanın aksine o kadar büyük değil. Gerçekliği sorgulayan her insan bu psikolojiye düşer. Fakir insan psikolojik olarak daha çok sıkıntı çekiyor bu arada. Bir yandan ay sonu, borç bir yandan ilişki derken iyice içten içe kendini yiyor. Ben burada sadece dini değil sınıf sistemini de eleştiriyorum.

Eğer her şey çaba ile olsaydı fakir her kesin zengin olma şansı vardı. Maalesef işler öyle yürümüyor. Eğer fakir isen sıfırdan yükselme şansın düşük. Her şey şansa bağlanıyor burada çünkü fakir isen müşteriyi bile şansa çekersin (Şu anki tekelleşmeler yüzünden artık fakir insanın önü açılmıyor.) Genelde bunlar illa dedelerden gelme bir miras, destek, sermaye ile bu işleri kuruyor. Durumu olmayan bir insan deden kalma tarla ile nasıl o çocuğun yerine gelebilir ki? Kim ne derse desin adil bir imtihan görmüyoruz. Zengin fakiri bırakıp Gazze, Afrika ülkeleri, Doğu Türkistan gibi ülkelere bakarsak anlayabiliriz. Ne kadar dinsiz ülke varsa ne hikmetse onun vatandaşları daha rahat yaşıyor.
 
Bunların imtihan ile alakası yok, imtihan kendisi zaten başlı başına mantık hataları içeriyor. Zenginin imtihan edildiği falan yok sosyal medyada görülen her şeye inanmayın. Eğer Kur'an'ı sonuna kadar okursanız zenginden istenilen zekatı da öğrenebilirsiniz. Ali Koç gibi bir adamı ele alırsak o zekatı verse bile onun için top parasına denk geliyor. Onun harici namaz da kılsa yine de bolluk bereket için de yaşıyor. Fakire bakarsanız adam yokluk içinde yaşıyor o da namaz kılıyor ibadet ediyor sonuç olarak fakir adam da Ali Koç da imanı dolayısıyla cennete girecek. Burada adaletli bir imtihan olmuyor. Zenginin nimetlerle imtihan edildiği falan yok.
İmtihan Sadece "Acı Çekmek" Değildir. Fakirlik, hastalık, kayıp karşısında beklenen karşılık sabırdır. Zenginlik, sağlık, güç karşısında beklenen karşılık şükür ve infaktır.

Kur'an-ı Kerim'de "Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz" (Enbiya, 35) buyurulur. Varlıkla imtihan, yoklukla imtihandan çok daha zordur. Çünkü fakir insan mecburen Allah'a sığınır, ancak zengin insan (örneğin Karun örneği) gücüne güvenip kibirlenmeye, "ben yaptım" demeye ve yoldan çıkmaya çok daha meyillidir. Dolayısıyla zenginin imtihanı "keyif çatmak" değil, o gücün altında manevi olarak ezilmemeyi başarmaktır.

ğer Kur'an'ı sonuna kadar okursanız zenginden istenilen zekatı da öğrenebilirsiniz. Ali Koç gibi bir adamı ele alırsak o zekatı verse bile onun için top parasına denk geliyor.
Zenginin sadece malının %2.5'ini (zekat) verince sorumluluğunun bittiğini sanmanız da büyük bir hatadır. Büyük bir yanılgıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde; "Zenginler fakirlerden 500 yıl sonra cennete girecektir" buyurmuştur (Tirmizi). Neden? Çünkü fakirin vereceği bir hesap yoktur. "Nereden kazandın?" veya "Nereye harcadın?" sorularına zengin kadar muhatap olmaz.

Ali Koç gibi birinin zekatı evet kendisi için "çerez parası" gibi görünebilir. Ancak İslam hukukuna göre o paranın helal yoldan kazanılıp kazanılmadığı, lüks ve şatafat içinde israf edilip edilmediği, çalıştırdığı işçinin hakkını verip vermediği, o servetin şımarıklığa yol açıp açmadığı sorgulanacaktır. Zengin sadece zekatla değil, malın tamamından sorumludur. O parayı yanlış yolda harcarsa, zekatını vermiş olması onu kurtarmaz.

Burada adaletli bir imtihan olmuyor. Zenginin nimetlerle imtihan edildiği falan yok.
Dünyevi Konfor = Allah'ın Sevgisi değildir. İslam'da dünya ödül yeri değil, ekim yeridir. Firavun da çok zengindi ama helak oldu. Peygamberler (çoğu) fakirlik ve zorluk çekti ama en yüksek mertebedeler. Eğer zenginlik bir "torpil" olsaydı, Allah en sevdiği kulları olan Peygamberlerine saraylar verirdi. Tam tersine, refah bazen "İstidraç" denilen kişinin günahlarını artırması ve azabının çoğalması için verilen bir mühlet/tuzak olabilir.

"Adalet" kavramını "eşitlik" ile karıştırıyorsunuz. Herkesin eşit şartlarda olması adalet değildir, herkesin kendi şartlarına göre yargılanması adalettir. Zenginin hesabının çok daha ağır, fakirin hesabının ise çok hafif olması, terazinin ahirette dengeleneceğinin kanıtıdır.
 
Kaç huriye nikah kıyabildiğimiz de günün sorusu olsun. Velev ki hurilerle evlenmeden ilişkiye girdin. Zinaya girmiş olma ihtimali var. Bu konu üzerinde bilgiye sahip olan hocalarımızın görüşlerini merakla bekliyorum.
 
Kur'an-ı Kerim'de "Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz" (Enbiya, 35) buyurulur. Varlıkla imtihan, yoklukla imtihandan çok daha zordur. Çünkü fakir insan mecburen Allah'a sığınır, ancak zengin insan (örneğin Karun örneği) gücüne güvenip kibirlenmeye, "ben yaptım" demeye ve yoldan çıkmaya çok daha meyillidir. Dolayısıyla zenginin imtihanı "keyif çatmak" değil, o gücün altında manevi olarak ezilmemeyi başarmaktır.
Her zengin kibirli olacak diye bir şey yok verdiğim örnekte dindar bir zengindi zaten. Ayrıca verdiği irade "ben yaptım" iradesi zaten bunu demekte bir şey yok. Allah çok insancıl davranıyor. Varlıkla imtihan gayet de kolay bunu siz de deneyimleyebilirsiniz. Zenginleri dışlayarak fakirleri susturmak gibi bir şey bu. İstediğiniz kadar reddedin. Fakirliğin övülecek hiç bir yanı yok. Fakirlik yüzünden 50 bin insanımız enkaz altında can çekişerek öldü. Japonya'daki ateistlerden ne farkı vardı 50 bin insanın?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde; "Zenginler fakirlerden 500 yıl sonra cennete girecektir" buyurmuştur (Tirmizi). Neden? Çünkü fakirin vereceği bir hesap yoktur. "Nereden kazandın?" veya "Nereye harcadın?" sorularına zengin kadar muhatap olmaz.
Zengin adamın ne suçu var millete açık diye laf atan adamlardan 500 sene sonra giriyor acaba? Ayrıca nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz ki? Allah bu 500 sene boyunca adamın kitabını okuyarak yargıç gibi sorarak mı yargılayacak?
Dünyevi Konfor = Allah'ın Sevgisi değildir. İslam'da dünya ödül yeri değil, ekim yeridir. Firavun da çok zengindi ama helak oldu. Peygamberler (çoğu) fakirlik ve zorluk çekti ama en yüksek mertebedeler. Eğer zenginlik bir "torpil" olsaydı, Allah en sevdiği kulları olan Peygamberlerine saraylar verirdi. Tam tersine, refah bazen "İstidraç" denilen kişinin günahlarını artırması ve azabının çoğalması için verilen bir mühlet/tuzak olabilir.
Firavunun helak olduğu ile ilgili tarihi bulgu yok. Ayrıca peygamberlere verilen mucizelerle zaten dinin varlığı onlara göre %100 kanıtlanmış oluyor. Her türlü cennete gireceği için (peygamberin cehenneme girmesi için hiç bir sebep yok) fakirlikten bıkmasına gerek yok. Ama bize verilmiyor. Hatta Kur'an'da inanmak için mucize mi bekliyorlar diyor.
 
. Varlıkla imtihan gayet de kolay bunu siz de deneyimleyebilirsiniz. Zenginleri dışlayarak fakirleri susturmak gibi bir şey bu. İstediğiniz kadar reddedin. Fakirliğin övülecek hiç bir yanı yok.
Çok sığ yorumluyorsunuz. Mutlak eşitlik, adalet değildir. Zenginin sorumluluğu fakirden çoktur. Sorumluluk külfettir. Zenginliğini şatafata ve israfa sürükleyenin ahireti haraptır.
Zengin adamın ne suçu var millete açık diye laf atan adamlardan 500 sene sonra giriyor acaba? Ayrıca nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz ki? Allah bu 500 sene boyunca adamın kitabını okuyarak yargıç gibi sorarak mı yargılayacak?
Bu söz, Hz. Muhammed'e (s.a.v.) ait olduğundan ve onun Allah'ın resulü olduğuna iman etmem dolayısıyla emin olmam tutarlıdır. Hadisteki kasıt hesabın çokluğu ve ağırlığıdır. Zaman kavramı da görecelidir.

Hz. Ali dünyayı şöyle tarif etmiştir:

"Dünya öyle bir yurttur ki;
Evveli meşakkat (sıkıntı), ahiri fenadır.
Helalinde hesap, haramında azap vardır.
Kim ondan zenginleşirse fitneye düşer (şımarır/imtihan olur),
Kim (dünyalık isteyip de) elde edemezse mahzun olur (üzülür)."

Firavunun helak olduğu ile ilgili tarihi bulgu yok. Ayrıca peygamberlere verilen mucizelerle zaten dinin varlığı onlara göre %100 kanıtlanmış oluyor. Her türlü cennete gireceği için (peygamberin cehenneme girmesi için hiç bir sebep yok) fakirlikten bıkmasına gerek yok. Ama bize verilmiyor. Hatta Kur'an'da inanmak için mucize mi bekliyorlar diyor.
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. (Yunus Suresi 90. Ayet)

Ayrıca Yunus Suresi 92. ayette de "Bugün senin bedenini kurtaracağız ki arkandan gelenlere ibret olasın" denilerek, cesedinin çürümeyeceği ve bulunacağı 1400 yıl önceden bildirilmiştir. Bugün müzelerde sergilenen mumyalar bunun ispatıdır.

Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır. (Bakara Suresi, 214. Ayet)

Ayrıca peygamberlere verilen mucizelerle zaten dinin varlığı onlara göre %100 kanıtlanmış oluyor.
Şeytan (İblis), Allah'ı bizzat gördü, melekleri gördü, cenneti gördü, cehennemi biliyordu. Yani %100 kanıtı vardı, "acaba var mı?" şüphesi sıfırdı ama yine de isyan etti ve kaybetti. Demek ki "Gözle görmek" veya "%100 bilmek" imtihanı kazanmak için yetmiyor. İmtihan sadece "inanmak" değil, "itaat etmek ve nefsi yenmektir." Peygamberler de nefis taşıyordu, onlar da hata yapabilirdi ama onlar o kesin bilgiye rağmen iradeleriyle itaat etmeyi seçtiler.
 
Çok sığ yorumluyorsunuz. Mutlak eşitlik, adalet değildir. Zenginin sorumluluğu fakirden çoktur. Sorumluluk külfettir. Zenginliğini şatafata ve israfa sürükleyenin ahireti haraptır.
Zenginliği geçtim ben neden hala zenginlik üzerinde yorumluyorsunuz?

Ayrıca Yunus Suresi 92. ayette de "Bugün senin bedenini kurtaracağız ki arkandan gelenlere ibret olasın" denilerek, cesedinin çürümeyeceği ve bulunacağı 1400 yıl önceden bildirilmiştir. Bugün müzelerde sergilenen mumyalar bunun ispatıdır.
Bu bir ispat değil. Ölen firavunlar zaten mumyalanıyordu. Firavun Kur'an'dan asırlar önce ölmüştü. 1400 yıl önceden bildirilmesi ve benim şu an bunu söylemem arasında bir fark yok. Kur'an da ben de gelecekten söylüyoruz.
Şeytan (İblis), Allah'ı bizzat gördü, melekleri gördü, cenneti gördü, cehennemi biliyordu. Yani %100 kanıtı vardı, "acaba var mı?" şüphesi sıfırdı ama yine de isyan etti ve kaybetti. Demek ki "Gözle görmek" veya "%100 bilmek" imtihanı kazanmak için yetmiyor. İmtihan sadece "inanmak" değil, "itaat etmek ve nefsi yenmektir." Peygamberler de nefis taşıyordu, onlar da hata yapabilirdi ama onlar o kesin bilgiye rağmen iradeleriyle itaat etmeyi seçtiler.
Şeytan ve insan aklı bir değildir. Eğer öyleyse bir ilaha kaybedeceğini bilmiyor muydu? Bu hikaye de bizzat İslam'a ait değildir zaten. Şeytanın onu yok edebilecek bir ilaha karşı çıkması için zihinsel engelli olması lazım. Sorun zaten itaat etmek gibi insancıl bir ihtiyacın şart kılınması. En önemlisi de kendi dinine inanmayı şart kılması. Bunlar beni tatmin etmiyor maalesef. Tanrı ve şeytan hikayesi tüm semavi dinlerde tartışılan bir şey bu yüzden sizinle tanrı ve şeytan meselesini tartışmayacağım.
 
Bu bir ispat değil. Ölen firavunlar zaten mumyalanıyordu. Firavun Kur'an'dan asırlar önce ölmüştü. 1400 yıl önceden bildirilmesi ve benim şu an bunu söylemem arasında bir fark yok. Kur'an da ben de gelecekten söylüyoruz.
Kur'an'ın indiği 7. yüzyılda Antik Mısır medeniyeti kumlar altındaydı. Hiyeroglifler 19. yüzyılda Rosetta Taşı ile çözüldü. O dönemde kimse Firavunların nasıl öldüğünü, bedenlerinin ne olduğunu bilmiyordu. Bu bilgi tarihten silinmişti. Çölün ortasındaki bir insanın, o gün bilinmeyen Mısır tarihine ait "bedenin korunacağı" detayını, sizin deyiminizle "gelecekten" bilmesi söz konusu olamaz.

Şeytan ve insan aklı bir değildir. Eğer öyleyse bir ilaha kaybedeceğini bilmiyor muydu? Bu hikaye de bizzat İslam'a ait değildir zaten. Şeytanın onu yok edebilecek bir ilaha karşı çıkması için zihinsel engelli olması lazım.
"Bile bile isyan etmek için zihinsel engelli olmak lazım" mantığınız insan doğasına aykırı. Günde 1 paket sigara içen doktor, sigaranın onu öldüreceğini bilmiyor mu? Biliyor ama içiyor. Hırsız yakalanırsa hapse gireceğini bilmiyor mu? Biliyor ama çalıyor. İsyan etmek için "bilmemek" gerekmez. Kibir ve hırs bilginin önüne geçer. Şeytanın olayı aptallık değil, kendi aklını ve egosunu otorite kabul etmesidir.
 
Kur'an'ın indiği 7. yüzyılda Antik Mısır medeniyeti kumlar altındaydı. Hiyeroglifler 19. yüzyılda Rosetta Taşı ile çözüldü. O dönemde kimse Firavunların nasıl öldüğünü, bedenlerinin ne olduğunu bilmiyordu. Bu bilgi tarihten silinmişti. Çölün ortasındaki bir insanın, o gün bilinmeyen Mısır tarihine ait "bedenin korunacağı" detayını, sizin deyiminizle "gelecekten" bilmesi söz konusu olamaz.
Hayır yanlış biliyorsunuz Herodot gibi antik yunan filozofları mumyalanmayı anlatıyor. Yani Kur'an bunu önceden bilmiyordu. Eğer araştırırsanız "Kur'an'ın önceden bildiği şeyler", uzay bilimleri gibi (Örneğin Kur'an'ın atmosferi çok katmanlı olarak tanıtması) bunları da Kur'an'dan önce Aristoteles gibi filozofların bildiğini, kitaplara döktüğünü öğreneceksiniz.

"Bile bile isyan etmek için zihinsel engelli olmak lazım" mantığınız insan doğasına aykırı. Günde 1 paket sigara içen doktor, sigaranın onu öldüreceğini bilmiyor mu? Biliyor ama içiyor.
Sigara ve tanrı aynı şey değil. Doktor ve şeytan da aynı şey değil. Sigara öldürmez. Doktor bunu bilerek içiyor zaten. Zarar verir ama bu da kesin bir şey değil. Eğer öldürmesi kesin olsaydı doktor onu içmezdi.

Hırsız yakalanırsa hapse gireceğini bilmiyor mu? Biliyor ama çalıyor. İsyan etmek için "bilmemek" gerekmez. Kibir ve hırs bilginin önüne geçer. Şeytanın olayı aptallık değil, kendi aklını ve egosunu otorite kabul etmesidir.
Biliyor ama karşısında her şeyi bilen bir tanrı yok. Bu işi profesyonellikle yaparsa yakalanmayacağını da biliyor. Yani Hırsız-Polis, Sigara-Doktor örnekleri Tanrı-Şeytan iddialaşmasına örnek olarak gösterilmez. Aynı şekilde sosyal medyada çok gördüğüm Öğretmen-Öğrenci örneği de ve Tanrı-Kul arasına örnek olarak gösterilmez. Şeytanın karşısında onu direk yok edebilecek tanrı var dolayısıyla ortada ego kalmıyor. Bu hikaye çok tartışılmalı hikaye, çoğu dinde de şeytan böyle anlatılıyor.

@Loyalty571 Ne güzel tartışıyorduk bırakıp gittiniz, kırıldım size. Gayet güzel gidiyordu oysa. Ortada bir konu kalmadı neredeyse ama kapanış yapabilirdik.
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı