susamcocuk
Centipat
- Katılım
- 23 Mayıs 2020
- Mesajlar
- 660
- Makaleler
- 13
- Çözümler
- 2
Daha fazla
- Cinsiyet
- Erkek
- Meslek
- Öğrenci Lise
Doğuştan her insanın barındırdığı korku, mutluluk, üzüntü ve öfke gibi duygulardan öfkenin dışa yansıması olan şiddet, insanlığın doğuşundan beri yer yüzünde görülen ve zaman zaman aşırı boyutlara ulaştığında felaketlerle dizginlenen en kötü reaksiyon. Bu reaksiyon çeşitli şekillerde ve boyutlarda dışarıya çıkabiliyor. İnsanların yaratılan diğer bütün canlılardan farklı olarak beynini kullanabilme yetisi ve dürtülerini kontrol edebilme becerisi ile doğduklarını göz önüne alırsak yaşanan bu kötü gidişatın düzelmesinin aslında her bir bireyin sorumluluğu olduğunu anlayabiliriz. Dolayısı ile şiddet özellikle kadına, erkeğe ya da hayvanlara şiddet olarak kategorize edilen bir konu değil bence.
Kadınlara, erkeklere, çocuklara, hayvanlara, doğaya uygulanan şiddet aslında bir bütün. Her bireyin doğup büyüdüğü aile tarafından şiddete uğrayıp uğramamasıyla, merhamet, sevgi, paylaşımcılık, iyilik ve diğer birçok yapıcı manevi duygunun çocuklara fark ettirilip, geliştirilmemesiyle doğru orantılı. Aile içi şiddete maruz kalan o kadar çok insan var ki, bunların başında da maalesef erkek çocuklar geliyor. Bu erkek çocuklar hem kendileri şiddet görüyor hem de gözlerinin önünde anne ya da kardeşlerinin şiddete maruz kaldığına şahit oluyorlar.
İşte bu minik ama şiddetle büyütülen erkek çocukları büyüdüklerinde çevrelerine dehşet saçan şiddet uygulayan canavarlara dönüşüyorlar. Bu adamlar sadece kadına şiddet uygulamıyorlar. Çocuklarına, arkadaşlarına, iş arkadaşlarına, çalışanlarına, hayvanlara, doğaya her türlü şiddeti uygulayabilecek kadar maneviyattan kopup kendilerini kaybeden kontrolsüz bireylere dönüşüyorlar. İşte bu çocukları teyze amca hala yenge anne baba dediğiniz insanlar büyüttü. Çünkü onları da bu şekilde büyüttüler.
Kadınlara, erkeklere, çocuklara, hayvanlara, doğaya uygulanan şiddet aslında bir bütün. Her bireyin doğup büyüdüğü aile tarafından şiddete uğrayıp uğramamasıyla, merhamet, sevgi, paylaşımcılık, iyilik ve diğer birçok yapıcı manevi duygunun çocuklara fark ettirilip, geliştirilmemesiyle doğru orantılı. Aile içi şiddete maruz kalan o kadar çok insan var ki, bunların başında da maalesef erkek çocuklar geliyor. Bu erkek çocuklar hem kendileri şiddet görüyor hem de gözlerinin önünde anne ya da kardeşlerinin şiddete maruz kaldığına şahit oluyorlar.
İşte bu minik ama şiddetle büyütülen erkek çocukları büyüdüklerinde çevrelerine dehşet saçan şiddet uygulayan canavarlara dönüşüyorlar. Bu adamlar sadece kadına şiddet uygulamıyorlar. Çocuklarına, arkadaşlarına, iş arkadaşlarına, çalışanlarına, hayvanlara, doğaya her türlü şiddeti uygulayabilecek kadar maneviyattan kopup kendilerini kaybeden kontrolsüz bireylere dönüşüyorlar. İşte bu çocukları teyze amca hala yenge anne baba dediğiniz insanlar büyüttü. Çünkü onları da bu şekilde büyüttüler.