Senin kararlarının ve eylemlerinin sonucu Tanrı tarafından biliniyor olsa bile, bu, senin o kararı verirken kendini özgür hissetme gerçeğini değiştirmez.
Sen, Tanrı'nın ne bildiğine bakarak karar vermezsin. Sen, önündeki seçeneklere, vicdanına ve aklına göre karar verirsin. Senin eylemlerin, senin özgür iradenin ürünüdür.
Tanrı'nın bilmesi, senin eylemine neden olmaz. Sadece o eylemi bilir. Neden/sonuç ilişkisini kuran Tanrı'nın bilmesi değil, senin seçimlerindir.
Allah zamanın dışındadır doğru. Allah için geçmiş, şimdi, gelecek şuan mevcuttur. Bak biz insanız bizim mantığımızla geleceği bilmek müdahale etmektir gibi geliyor. Bir filmin ortasındasın diyelim aynı zamanda sonucuda biliyorsun. Yani film hakkında hem geçmişe hem şimdiye hem gelecek hakkında bilgiye sahipsin. Ama o karakter orada kendi seçimlerini yapıyor ona karışmıyorsun.
Biz insanlar olayları kronolojik bir akış içinde yaşarız: Dün, Bugün, Yarın. Bu, bizim sınırlı algımızdır.
Eğer Allah mutlak güç sahibi ise, O'nun için bu kronolojik kısıtlama geçerli olamaz. Allah, zamanın kendisinin yaratıcısıdır.
Allah, senin 50 yıl sonra vereceğin her kararı, bu kararı verdiğin anda değil, başlangıç anında (zamanı yarattığı noktada) gözlemleyerek bilir. O'nun için "gelecek" diye bir kavram yoktur; her şey "şimdi"dir.
Bunun hakkında mükemmel bir örnek var mesela:
Bir filmi kaydettiğinizi düşünün. Film bittiğinde, siz filmin başından sonuna kadar tüm olayları, karakterlerin tüm seçimlerini biliyorsunuz. Ama filmdeki karakterler, sizin onları izlediğinizi bilmeden, kendi özgür iradeleriyle hareket etmeye devam ederler. Senin cennete mi, cehenneme mi gideceğin bilgisi, Tanrı için izlenmiş bir film gibidir.