Allah her şeyi biliyorsa sınavın amacı ne?

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Tanrı kavramını da ortaya atan insan ona sıfat verende insan. Yani Tanrı fikrini zaten insan yarattı ondan dolayı çelişkiler olması normal. Din net deseler de değil, kur'anı açıp okumuş biri fark eder ki kitabın birçok kısmı aşırı derecede yoruma açıktır. Din net değildir ve yoruma açıktır, akla yatkın da değildir çünkü mucize gibi kavramlar mantıklı olmak zorunda değildir. Din iman işidir.

Dediğin gibi din inanç iman içtenlik ile hissetmek ile alakalı bir şey. Bilim adamlarına hitap eden bir din de değil zaten. Din tamamen net olsaydı zaten Müslüman sayısı 2 kat da artabilirdi, önemli olan bu halde inanmak sanırım.
 
Dostum eser derken insan demek istediysen,
Sen bir elma aldın onu beğendin,onun tohumunu ektin o kötüde çıkabilir(mitoz/mayoz bölünme ile bu kanıtlı bu arada bunada yanlış deme)

O tam öyle değil, ama neyse.

Dediğin gibi din inanç iman içtenlik ile hissetmek ile alakalı bir şey. Bilim adamlarına hitap eden bir din de değil zaten. Din tamamen net olsaydı zaten Müslüman sayısı 2 kat da artabilirdi, önemli olan bu halde inanmak sanırım.

Evet, imanı sınamak gerek.
 
Dediğin gibi din inanç iman içtenlik ile hissetmek ile alakalı bir şey. Bilim adamlarına hitap eden bir din de değil zaten. Din tamamen net olsaydı zaten Müslüman sayısı 2 kat da artabilirdi, önemli olan bu halde inanmak sanırım.
Haklısınız, ekstradan din kanıtlanabilir olsa imtihanın ne anlamı kalacak ki? Ondan dinler inançtır ve kişinin kendi içinde ne anladığına göre değişir.
 
Tövbe ettim diyorumya ne kadar boş uzadı bu muhabbet. İçerken de Müslüman değildim ayrıca.

Arkadaş senin hala içtiğini düşünmüş olabilir içtiğiniz şey bağımlılık yapan bir şey olduğunu da düşünmüş olabilir bunları göze alaraktan cevaplayabilirsiniz.

Dediğin gibi din inanç iman içtenlik ile hissetmek ile alakalı bir şey. Bilim adamlarına hitap eden bir din de değil zaten. Din tamamen net olsaydı zaten Müslüman sayısı 2 kat da artabilirdi, önemli olan bu halde inanmak sanırım.

Mükemmel Allah yarım yamalak bir din yaratıyor ve benim buna körü körüne inanmamı mı istiyor garipsiniz hocam ne diyeyim bir de az önce ben tartışmayacağım demiştiniz yine konuya girdiniz bir anda.
 
De ki: “Bütün insanlar ve cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler ve bu hususta güçlerini birleştirip birbirlerine yardımcı da olsalar, imkânı yok, asla onun bir benzerini getiremezler.

Gerçekten de çok doğru ayet 1400 sene geçmiş hala gelip yeni anlamlar kazandırabiliyoruz.
 
Şimdi ortaya atan insan demişsin sanırım burda benim Kuran ın Allah tarafından yazıldığını kanıtlamak lazım sana,bir olay vardı onu araştırıp geliyorum bir dakka
KAYNAK:islamqa
Şeyh Zindani şöyle anlatıyor:

“Bir keresinde Amerika’nın en büyük bilginlerinden biri ile karşılaştım. İsmi Profesör Marşal Cansın. Ona dedik ki: Kurân’da insanın çeşitli merhalelerde yaratıldığı zikredilmiştir.

Bizim bu sözümüzü duyduğunda oturduğu yerden ayağa kalktı ve şaşırmış bir şekilde: Merhaleler halinde mi? dedi. Biz de ona dedik ki: Bu miladi yedinci yüzyılda idi. Kurân İnsan çeşitli merhalelerde yaratılmıştır demektedir. Profesör: Bu mümkün değil… Mümkün değil… dedi. Biz de ona dedik ki: Neden böyle düşünüyorsun? Kurân diyor ki: Sizi analarınızın karınlarında, bir yaratmadan sonra bir diğer yaratmaya geçerek üç karanlık safhada yaratır. (Zumer: 6) Yine şöyle buyurur Allah Azze ve Celle: "Neden Allah'ın azametinden korkmuyorsunuz? Hâlbuki O sizi çeşitli merhalelerde yaratmıştır." (Nuh: 13-14)

Bunun üzerine Profesör sandalyenin üzerine oturdu. Bir müddet düşündükten sonra şöyle dedi: “Bunun cevabını verebilirim. Bunun üç ihtimali var. Birincisi: Muhammed’in yanında çok büyük mikroskoplar vardı. Bu tür şeyler üzerinde çalıştı ve insanların bilmedikleri şeyleri öğrenerek bu sözü söyledi. İkincisi: Bu, tesadüf eseri, rast gele oldu. Bu da tesadüfen geldi. Üçüncüsü: Muhammed, Allah’ın gönderdiği bir peygamberdir.

Bizler dedik ki: Birinci sözünü ele alalım: O’nun elinde mikroskop ve aletler vardı sözüne gelince. Sen biliyorsun ki mikroskobun merceklere ihtiyacı vardır. Onunda camlara ve fenni bir yeteneğe ve bazı aletlere ihtiyacı vardır. Bu malumatların bazısı elektronik mikroskoplarla gelir ki onun da elektriğe ihtiyacı vardır. Elektriğinde ilme ihtiyacı vardır. Bu ilimler ise ancak bir önceki yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu tür ilimlerin bir anda ortaya çıkması mümkün değildir. Mutlaka bir önceki yüzyılın bununla uğraşması gerekir ki bu ilimler bir sonraki yüzyıla intikal etsin ve bu şekilde devam eder. Ancak bunun tek olması, ne ondan önce, ne ondan sonra, ne yaşadığı topraklarda, ne Romanlar gibi civar ülkelerde olmaması, ne de Farisiler ve Arapların bu cihazlardan habersiz olmaları, bu cihazların sadece O’nda olup kendisinden sonra kimseye vermemesi makul olmayan bir sözdür.

Bunun üzerine Profesör: Bu doğru, böyle bir şey zordur, dedi.

Biz sözümüze şöyle devam ettik: Senin bu tesadüf eseridir, sözüne gelince… Şayet biz desek ki: Kurân bu hakikati sadece bir âyette zikretmedi. Bilakis bu hakikati birçok âyette zikretmiştir. Bunu icmali olarak bir ve birkaç âyette zikretmedi. Bilakis her merhaleyi açıklayarak: Birinci merhalede şu meydana gelir, ikinci merhalede şu şu meydana gelir, üçüncü merhalede… demiştir. Bu hiç tesadüf olabilir mi?

Biz ona bütün merhaleleri ve her merhalede ne olduğunu geniş bir şekilde açıkladığımız zaman o bize: Tesadüf sözü yanlıştı. Bu maksatlı bir ilimdir, dedi. Bunun üzerine bizler: O zaman bunun açıklaması nedir? diye sorduk. Profesör bize şöyle dedi: Bunun yukardan (Allah’tan) bir vahiy olduğundan başka bir açıklaması yoktur.”

Kurân’ın denizlerden haber verdiği bazı meseleler, ancak çok geç zamanlarda ortaya çıkabilmiştir. Onlardan birçoğu da hala bilinmemektedir. Mesela bu hakikate, yüzlerce deniz istasyonu kurulmasından sonra ulaşılabilinmiştir. Bu sözü söyleyen Profesör Şiraydır. Kendisi Batı Almanya’da en büyük deniz bilginlerinden birisidir. O şöyle diyordu: “İlim ilerledikçe muhakkak dinin gerilemesi gerekir.” Fakat o, Kurân’ın âyetlerinin manasını işitince şöyle dedi: “Bunun bir insan sözü olması mümkün değil.”
 
Dostum eser derken insan demek istediysen,
Sen bir elma aldın onu beğendin, onun tohumunu ektin o kötüde çıkabilir(mitoz/mayoz bölünme ile bu kanıtlı bu arada bunada yanlış deme)

Kral sen ne demeye çalışıyorsun ya ne anlatıyon sen 2'dir beni haklı çıkarıyorsun yeter artık ya bu yazdığın şeyde demek istediğin şey nedir onu söyle bana.
 
De ki: “Bütün insanlar ve cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler ve bu hususta güçlerini birleştirip birbirlerine yardımcı da olsalar, imkânı yok, asla onun bir benzerini getiremezler.

Gerçekten de çok doğru ayet 1400 sene geçmiş hala gelip yeni anlamlar kazandırabiliyoruz.
Kur'anın bu kadar özel yanı ne bir anlayamadım gitti. Gayette benzeri yazılabilir, döneminde bilinmeyen bir şey içermiyor ve o dönemki araplar zaten edebiyatta gelişmişti ondan dolayı bunu insanda yazmış olabilir. Bilimsel noktalara gelirsekte o dönem bilinmeyen bir şey Kur'anda yazmıyordu, o dönem ticaret noktası olduğundan dolayı ister istemez bilgi alışverişi Mısır, Bizans gibi ülkelerle oluyordu.
 
Kur'anın bu kadar özel yanı ne bir anlayamadım gitti. Gayette benzeri yazılabilir, döneminde bilinmeyen bir şey içermiyor ve o dönemki araplar zaten edebiyatta gelişmişti ondan dolayı bunu insanda yazmış olabilir.
Matematiksel açıdan bile kusursuz düzeyde örneği bulunuyor atayım isterseniz.
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı