Allah her şeyi biliyorsa sınavın amacı ne?

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Bak, senin annen düzgün bir insandır ancak senin düzgün bir insan olduğu kesin midir?
Yani eğer sen Allah mükemmel ise insan neden mükemmel değil dediysem, sorunun cevabı budur.

Ayrıca Allah için benim düzgün bir insan olup olmamam kesindir çünkü beni yaratırken düzgün bir insan olup olmayacağımıda o belirledi.
 
Kusursuz demek istediğim insan diliyle yazılamaz bu. Dediğiniz araplar bunu yazamaz o dönemin en iyi arap şairlerin eserlerine bakarsanız kuran çok daha üst düzey uslüp içerik ve anlam derinliğine sahip.
Hocam Kur'an zaten o dönem direkt düzeltilmedi, yani zamanla değiştirilmiş olması ve düzenlenmiş olması da ihtimali var. Emeviler döneminde yaptıklarına bakarsalar kafalarına göre değiştirmiş olma ihtimalleri de fazla. Çevirisinden olabilir belki ama ben üstün bir kitap anlamı yakalayamadım.
 
Sana göre bana göresi yok dostum din dediğin şey net olacak ve söylendiği şey hakkında tartışma olmayacak yanlış mıyım? Şimdi bir yaratıcı var yaratıcı zaten bu kitabı indirirken ileride kendi yaptığı şeylerin bu tarz tartışmalara yol açacağını bilir herhalde bunu bilmeisne rağmen neden bunu yaptı? Bu Tanrı'nın mükemmelliğini bozmaz mı? Hani Tanrı kusursuzdu kendi yaptığı eser de kusur buluyoruz.
olacağım inşallah.



Bu mesajda özellikle belirttim eser olarak insan demişsen cevabı verdim

Hocam Kur'an zaten o dönem direkt düzeltilmedi, yani zamanla değiştirilmiş olması ve düzenlenmiş olması da ihtimali var. Emeviler döneminde yaptıklarına bakarsalar kafalarına göre değiştirmiş olma ihtimalleri de fazla. Çevirisinden olabilir belki ama ben üstün bir kitap anlamı yakalayamadım.
Arkadaşım tam olarak senin:Kur'an'ı insan yazdı sıfatıda insan verir mesajına cevap yazdım Kur'an on Allah kelâmı olduğunu ispatlayarak.Ha diyorsan bana demedin al şimdi diyorum oku:(kaynak:islamqa)
Şeyh Zindani şöyle anlatıyor:

“Bir keresinde Amerika’nın en büyük bilginlerinden biri ile karşılaştım. İsmi Profesör Marşal Cansın. Ona dedik ki: Kurân’da insanın çeşitli merhalelerde yaratıldığı zikredilmiştir.

Bizim bu sözümüzü duyduğunda oturduğu yerden ayağa kalktı ve şaşırmış bir şekilde: Merhaleler halinde mi? dedi. Biz de ona dedik ki: Bu miladi yedinci yüzyılda idi. Kurân İnsan çeşitli merhalelerde yaratılmıştır demektedir. Profesör: Bu mümkün değil… Mümkün değil… dedi. Biz de ona dedik ki: Neden böyle düşünüyorsun? Kurân diyor ki: Sizi analarınızın karınlarında, bir yaratmadan sonra bir diğer yaratmaya geçerek üç karanlık safhada yaratır. (Zumer: 6) Yine şöyle buyurur Allah Azze ve Celle: "Neden Allah'ın azametinden korkmuyorsunuz? Hâlbuki O sizi çeşitli merhalelerde yaratmıştır." (Nuh: 13-14)

Bunun üzerine Profesör sandalyenin üzerine oturdu. Bir müddet düşündükten sonra şöyle dedi: “Bunun cevabını verebilirim. Bunun üç ihtimali var. Birincisi: Muhammed’in yanında çok büyük mikroskoplar vardı. Bu tür şeyler üzerinde çalıştı ve insanların bilmedikleri şeyleri öğrenerek bu sözü söyledi. İkincisi: Bu, tesadüf eseri, rast gele oldu. Bu da tesadüfen geldi. Üçüncüsü: Muhammed, Allah’ın gönderdiği bir peygamberdir.

Bizler dedik ki: Birinci sözünü ele alalım: O’nun elinde mikroskop ve aletler vardı sözüne gelince. Sen biliyorsun ki mikroskobun merceklere ihtiyacı vardır. Onunda camlara ve fenni bir yeteneğe ve bazı aletlere ihtiyacı vardır. Bu malumatların bazısı elektronik mikroskoplarla gelir ki onun da elektriğe ihtiyacı vardır. Elektriğinde ilme ihtiyacı vardır. Bu ilimler ise ancak bir önceki yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu tür ilimlerin bir anda ortaya çıkması mümkün değildir. Mutlaka bir önceki yüzyılın bununla uğraşması gerekir ki bu ilimler bir sonraki yüzyıla intikal etsin ve bu şekilde devam eder. Ancak bunun tek olması, ne ondan önce, ne ondan sonra, ne yaşadığı topraklarda, ne Romanlar gibi civar ülkelerde olmaması, ne de Farisiler ve Arapların bu cihazlardan habersiz olmaları, bu cihazların sadece O’nda olup kendisinden sonra kimseye vermemesi makul olmayan bir sözdür.

Bunun üzerine Profesör: Bu doğru, böyle bir şey zordur, dedi.

Biz sözümüze şöyle devam ettik: Senin bu tesadüf eseridir, sözüne gelince… Şayet biz desek ki: Kurân bu hakikati sadece bir âyette zikretmedi. Bilakis bu hakikati birçok âyette zikretmiştir. Bunu icmali olarak bir ve birkaç âyette zikretmedi. Bilakis her merhaleyi açıklayarak: Birinci merhalede şu meydana gelir, ikinci merhalede şu şu meydana gelir, üçüncü merhalede… demiştir. Bu hiç tesadüf olabilir mi?

Biz ona bütün merhaleleri ve her merhalede ne olduğunu geniş bir şekilde açıkladığımız zaman o bize: Tesadüf sözü yanlıştı. Bu maksatlı bir ilimdir, dedi. Bunun üzerine bizler: O zaman bunun açıklaması nedir? diye sorduk. Profesör bize şöyle dedi: Bunun yukardan (Allah’tan) bir vahiy olduğundan başka bir açıklaması yoktur.”

Kurân’ın denizlerden haber verdiği bazı meseleler, ancak çok geç zamanlarda ortaya çıkabilmiştir. Onlardan birçoğu da hala bilinmemektedir. Mesela bu hakikate, yüzlerce deniz istasyonu kurulmasından sonra ulaşılabilinmiştir. Bu sözü söyleyen Profesör Şiraydır. Kendisi Batı Almanya’da en büyük deniz bilginlerinden birisidir. O şöyle diyordu: “İlim ilerledikçe muhakkak dinin gerilemesi gerekir.” Fakat o, Kurân’ın âyetlerinin manasını işitince şöyle dedi: “Bunun bir insan sözü olması mümkün değil.”
 
Bir şey yazacağım şimdi öncelikle söylüyorum tesadüf diyecek arkadaşlar okumasın onlara ne anlatsam boş zaten.

Kur’an’da Nuh Suresi’ne bakıyoruz. Kur’an’da Nuh Suresi, 71. sure olarak geçiyor. Nuh Suresi’nin ayet sayısı ise 28’dir. Suredeki ayet sayısını, Kur’an’daki sırasından çıkarıyoruz; cevap 43 çıkar. Bu 43’ü esas alıyoruz.
Şimdi, Nuh Suresi’nden sonra Hz. Nuh’un adının geçmediği 43 sure var. Aynı şekilde, Nuh Suresi’nden önce de Hz. Nuh’un adının geçmediği 43 sure bulunuyor. Hz. Nuh’un adı Kur’an’da 28 defa geçiyor; bu sayı, yukarıdaki Nuh Suresi’ndeki ayet sayısıyla eşit.
Şimdi, surenin sayısıyla ayet sayısını çarpıyoruz: 71 × 28. Cevap 1988 çıkar. Kur’an’daki 1988. ayet ise, “Yemin ederim, bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için insanlar ve cinler bir araya gelip birbirine destek olsa dahi onun benzerini ortaya koyamazlar” ayetidir. Bu ayet isra suresi 88. ayettir. Bunu gördüğüm de baktım sorguladım tek yanlış yok bu bilgilerde şimdi söylüyorum buna inanıp mı Müslüman oldun gibi saçma söylemlere girmeyin.
Noktalama kuralları yapay zekaya düzelttirildi.
 
Bir şey yazacağım şimdi öncelikle söylüyorum tesadüf diyecek arkadaşlar okumasın onlara ne anlatsam boş zaten.

Kur'an'da nuh suresi'ne bakıyoruz. Kur'an'da nuh suresi, 71. sure olarak geçiyor. Nuh Suresi'nin ayet sayısı ise 28'dir. Suredeki ayet sayısını, kur'an'daki sırasından çıkarıyoruz; cevap 43 çıkar. Bu 43'ü esas alıyoruz.
Şimdi, nuh Suresi'nden sonra Hz. Nuh'un adının geçmediği 43 sure var. Aynı şekilde, nuh Suresi'nden önce de Hz. Nuh'un adının geçmediği 43 sure bulunuyor. Hz. Nuh'un adı kur'an'da 28 defa geçiyor; bu sayı, yukarıdaki nuh suresi'ndeki ayet sayısıyla eşit.
Şimdi, surenin sayısıyla ayet sayısını çarpıyoruz: 71 × 28. cevap 1988 çıkar. Kur'an'daki 1988. ayet ise, “yemin ederim, bu kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için insanlar ve cinler bir araya gelip birbirine destek olsa dahi onun benzerini ortaya koyamazlar” ayetidir. Bu ayet isra suresi 88. ayettir. Bunu gördüğüm de baktım sorguladım tek yanlış yok bu bilgilerde şimdi söylüyorum buna inanıp mı Müslüman oldun gibi saçma söylemlere girmeyin.
Noktalama kuralları yapay zekaya düzelttirildi.

Evreni bizleri her şeyi şans eseri oluşmuş olarak görüyorlar, ona da tesadüf dememe imkanları yok.
 
Bir şey yazacağım şimdi öncelikle söylüyorum tesadüf diyecek arkadaşlar okumasın onlara ne anlatsam boş zaten.

Kur'an'da nuh suresi'ne bakıyoruz. Kur'an'da nuh suresi, 71. sure olarak geçiyor. Nuh Suresi'nin ayet sayısı ise 28'dir. Suredeki ayet sayısını, kur'an'daki sırasından çıkarıyoruz; cevap 43 çıkar. Bu 43'ü esas alıyoruz.
Şimdi, nuh Suresi'nden sonra Hz. Nuh'un adının geçmediği 43 sure var. Aynı şekilde, nuh Suresi'nden önce de Hz. Nuh'un adının geçmediği 43 sure bulunuyor. Hz. Nuh'un adı kur'an'da 28 defa geçiyor; bu sayı, yukarıdaki nuh suresi'ndeki ayet sayısıyla eşit.
Şimdi, surenin sayısıyla ayet sayısını çarpıyoruz: 71 × 28. cevap 1988 çıkar. Kur'an'daki 1988. ayet ise, “yemin ederim, bu kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için insanlar ve cinler bir araya gelip birbirine destek olsa dahi onun benzerini ortaya koyamazlar” ayetidir. Bu ayet isra suresi 88. ayettir. Bunu gördüğüm de baktım sorguladım tek yanlış yok bu bilgilerde şimdi söylüyorum buna inanıp mı Müslüman oldun gibi saçma söylemlere girmeyin.
Noktalama kuralları yapay zekaya düzelttirildi.

Böyle bir kafaya ne desek boş inandığınız Allah size ilim verir umarım.
 
1
Bu mesajda özellikle belirttim eser olarak insan demişsen cevabı verdim


Arkadaşım tam olarak senin:Kur'an'ı insan yazdı sıfatıda insan verir mesajına cevap yazdım Kur'an on Allah kelâmı olduğunu ispatlayarak.Ha diyorsan bana demedin al şimdi diyorum oku:(kaynak:islamqa)
Şeyh Zindani şöyle anlatıyor:

“Bir keresinde Amerika’nın en büyük bilginlerinden biri ile karşılaştım. İsmi Profesör Marşal Cansın. Ona dedik ki: Kurân’da insanın çeşitli merhalelerde yaratıldığı zikredilmiştir.

Bizim bu sözümüzü duyduğunda oturduğu yerden ayağa kalktı ve şaşırmış bir şekilde: Merhaleler halinde mi? dedi. Biz de ona dedik ki: Bu miladi yedinci yüzyılda idi. Kurân İnsan çeşitli merhalelerde yaratılmıştır demektedir. Profesör: Bu mümkün değil… Mümkün değil… dedi. Biz de ona dedik ki: Neden böyle düşünüyorsun? Kurân diyor ki: Sizi analarınızın karınlarında, bir yaratmadan sonra bir diğer yaratmaya geçerek üç karanlık safhada yaratır. (Zumer: 6) Yine şöyle buyurur Allah Azze ve Celle: "Neden Allah'ın azametinden korkmuyorsunuz? Hâlbuki O sizi çeşitli merhalelerde yaratmıştır." (Nuh: 13-14)

Bunun üzerine Profesör sandalyenin üzerine oturdu. Bir müddet düşündükten sonra şöyle dedi: “Bunun cevabını verebilirim. Bunun üç ihtimali var. Birincisi: Muhammed’in yanında çok büyük mikroskoplar vardı. Bu tür şeyler üzerinde çalıştı ve insanların bilmedikleri şeyleri öğrenerek bu sözü söyledi. İkincisi: Bu, tesadüf eseri, rast gele oldu. Bu da tesadüfen geldi. Üçüncüsü: Muhammed, Allah’ın gönderdiği bir peygamberdir.

Bizler dedik ki: Birinci sözünü ele alalım: O’nun elinde mikroskop ve aletler vardı sözüne gelince. Sen biliyorsun ki mikroskobun merceklere ihtiyacı vardır. Onunda camlara ve fenni bir yeteneğe ve bazı aletlere ihtiyacı vardır. Bu malumatların bazısı elektronik mikroskoplarla gelir ki onun da elektriğe ihtiyacı vardır. Elektriğinde ilme ihtiyacı vardır. Bu ilimler ise ancak bir önceki yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu tür ilimlerin bir anda ortaya çıkması mümkün değildir. Mutlaka bir önceki yüzyılın bununla uğraşması gerekir ki bu ilimler bir sonraki yüzyıla intikal etsin ve bu şekilde devam eder. Ancak bunun tek olması, ne ondan önce, ne ondan sonra, ne yaşadığı topraklarda, ne Romanlar gibi civar ülkelerde olmaması, ne de Farisiler ve Arapların bu cihazlardan habersiz olmaları, bu cihazların sadece O’nda olup kendisinden sonra kimseye vermemesi makul olmayan bir sözdür.

Bunun üzerine Profesör: Bu doğru, böyle bir şey zordur, dedi.

Biz sözümüze şöyle devam ettik: Senin bu tesadüf eseridir, sözüne gelince… Şayet biz desek ki: Kurân bu hakikati sadece bir âyette zikretmedi. Bilakis bu hakikati birçok âyette zikretmiştir. Bunu icmali olarak bir ve birkaç âyette zikretmedi. Bilakis her merhaleyi açıklayarak: Birinci merhalede şu meydana gelir, ikinci merhalede şu şu meydana gelir, üçüncü merhalede… demiştir. Bu hiç tesadüf olabilir mi?

Biz ona bütün merhaleleri ve her merhalede ne olduğunu geniş bir şekilde açıkladığımız zaman o bize: Tesadüf sözü yanlıştı. Bu maksatlı bir ilimdir, dedi. Bunun üzerine bizler: O zaman bunun açıklaması nedir? diye sorduk. Profesör bize şöyle dedi: Bunun yukardan (Allah’tan) bir vahiy olduğundan başka bir açıklaması yoktur.”

Kurân’ın denizlerden haber verdiği bazı meseleler, ancak çok geç zamanlarda ortaya çıkabilmiştir. Onlardan birçoğu da hala bilinmemektedir. Mesela bu hakikate, yüzlerce deniz istasyonu kurulmasından sonra ulaşılabilinmiştir. Bu sözü söyleyen Profesör Şiraydır. Kendisi Batı Almanya’da en büyük deniz bilginlerinden birisidir. O şöyle diyordu: “İlim ilerledikçe muhakkak dinin gerilemesi gerekir.” Fakat o, Kurân’ın âyetlerinin manasını işitince şöyle dedi: “Bunun bir insan sözü olması mümkün değil.”
Bu örneği zaten verdiler ve dediğim gibi Aristoteles bunu deney yaparak söylemişti ve kitabında da vardı yani Kur'an ilk kez söylemedi. Kur'an sular karışıyor diyor ama karışmıyor demek ki Allah yine yanılmış. Bir Şeyhin yazdığını ciddiye alıp okuduğuma inanamıyorum.
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı